En Sıcak Konular

CHP’DEN SU STRESİ RAPORU

22 Mart 2020 16:01 tsi
CHP’DEN SU STRESİ RAPORU CHP Doğa Haklarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Denizli Milletvekili Gülizar Biçer Karaca: “Halen, bu soruna çözüm getirecek Su Kanunumuzun olmaması, büyük bir eksiklik” dedi.

CHP’DEN SU STRESİ RAPORU:

DÜNYA SU GÜNÜNDE, YAŞAM VE SU STRESİNDEYİZ : SU KANUNU ÇIKARILMALI 

CHP Doğa Haklarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Denizli Milletvekili Gülizar Biçer Karaca: “Susuzluk stresiyle baş edebilmek için erişilebilir, adil ve katılımcı su yönetimi politikaları geliştirmemiz gerekiyor. Halen, bu soruna çözüm getirecek Su Kanunumuzun olmaması, büyük bir eksiklik” dedi.

CHP Doğa Hakları Genel Başkan Yardımcılığı tarafından, 22 Mart Dünya Su Günü nedeniyle

“DÜNYA SU GÜNÜNDE, YAŞAM VE SU STRESİNDEYİZ : SU KANUNU ÇIKARILMALI” başlıklı rapor yayınlandı. 

Raporu Dünya Su Günü’nün anlamına ithafen günümüzdeki su stresine ve su güvenliğine dikkat çekmek amacıyla yayınladıklarını dile getiren CHP Doğa Haklarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Denizli Milletvekili Gülizar Biçer Karaca, Dünya Su Günü’nün ilan edilmesini öneren 1992 tarihli uluslararası konferanstan günümüze kadar herhangi bir somut adım atılmadığını, aksine su kaynaklarının azaldığını, iklim krizi ve kuraklık sorununun günümüzün önemli sorun başlığı olarak karşımızda durduğunu vurguladı. 

Uluslararası kuruluşların hazırladığı raporlar ile DSİ, TÜİK, Tarım ve Orman Bakanlığı’na ait verilerin birlikte karşılaştırılarak sunulduğu raporda, gerekli önlemler alınmazsa Türkiye’nin su fakirliğini ve su stresini aşamayacağı uyarısında bulunularak, SU KANUNU’nun mutlaka çıkarılması gerektiğinin altı çizildi.

CHP Doğa Hakları’nın 2019 yılının Kasım ayında yayınladığı Doğa Hakları Manifestosu’ndaki “7 İlke 7 Bölge” arasında yer alan “ERİŞİLEBİLİR, ADİL VE KATILIMCI SU YÖNETİMİ POLİTİKASI, KURAKLIĞI YENECEKTİR” bölümüne de yer verilen raporda, 

a.) Ayrım gözetmeksizin tüm yurttaşların ücretsiz ve güvenilir içme suyuna erişebilmeleri sağlanmalı, kişi başına düşen kullanılabilir su oranındaki eşitsizlikleri gidermeye yönelik uygulamalar geliştirilmelidir.

b.) Su politikası şeffaf ve güncel verilere dayanılarak hazırlanmalı; su havzalarını, sulak alanları koruyan ve varlığını sürdürmesini sağlayan bir yaklaşımla düzenlenecek Su Kanunu acilen yürürlüğe konulmalıdır.

c.) Türkiye’deki bölgeler arasında yaşanan su sıkıntıları, kişi başına düşen kullanım suyu oranları tespit edilerek, iklim değişikliği, nüfus artışı gibi etkenler de gözetilerek acil eylem planları oluşturulmalıdır.

Önerilerinde bulunuldu.

İşte o raporun tamamı:     

DÜNYA SU GÜNÜNDE, YAŞAM VE SU STRESİNDEYİZ :

SU KANUNU ÇIKARILMALI

1993 tarihli Birleşmiş Milletler Genel Kurulu kararıyla 22 Mart tarihi “Dünya Su Günü” olarak

ilan edilmiştir. BM Genel Kurulunun bu kararı, 1992 yılında BM Çevre ve Kalkınma

Konferansı’nda, dünyada giderek artan temiz su soruna çözüm getirme, içilebilir su

kaynaklarının korunması için somut adımlar atılması için dikkat çekme amacıyla geliştirilen

öneriye dayanmaktadır.

2020 yılında Dünya Su Günü’nde, dünyadaki susuzluk ve temiz-içilebilir su kaynaklarına

erişeme sorunuyla birlikte, suyun ticarileştirilmesi, ambalajlanması gibi uygulamalardan

kaynaklı oluşan sağlık, atık sorunlarını da yaşadığımızı, 1992’deki konferanstan bugüne

kadar her hangi bir somut adım atılmadığını, aksine iklim değişikliği ve kuraklık sorununun

önemli bir sorun başlığı olarak karşımızda olduğunu görüyoruz.

Birleşmiş Milletler ve UNESCO gibi kuruluşları raporlarına göre, iklim değişikliği, kuraklık,

nüfus artışları nedeniyle suya duyulan ihtiyacın artmakta, tatlı su kaynakları azalmaktadır.

Dünya Kaynakları Enstitüsü’nün 2019 yılı Ağustos ayında yayınladığı rapordaki verilere göre,

dünya nüfusunun neredeyse dörtte birinin su kıtlığı riski ile karşı karşıya. Rapora göre, su

kıtlığı riskinin en fazla olduğu 17 ülkede tatlı su kaynaklarının %80’i tüketilmiş durumda.

Rapordaki, “su kıtlığı riski listesinde” Türkiye 164 ülke arasında 32. Sırada yer alıyor.

 

SU GÜVENLİĞİ

Su güvenliği,Birleşmiş Milletler tarafından, “bir toplumun barış ve siyasi istikrar ortamında

ekosistemleri koruyarak, su kaynaklı kirlilik ve hastalıklara karşı korunaklı olarak, nüfusun

yaşam kalitesini ve sosyo-ekonomik kalkınmasını sürdürebilmek için kabul edilebilir kalitede

ve yeterli miktarda suya sürdürülebilir erişimini sağlayabilme kapasitesi” olarak

tanımlanmaktadır (http://www.unwater.org). (1)


Suya erişim oranları ve kişi başına düşen yıllık su miktarları arasındaki eşitsizlik su

güvenliğinin önemli bir başlığıdır. “Su”yun ekonomik bir değere sahip olan bir meta olarak

tanımlanması, bir yatırım ve kazanç alanı olarak ele alınması durumu; farklı sınıfsal ve

toplumsal kesimler arasında yaşanan bir kriz olduğu gibi, ülkeler arasında da bir çatışmaya

zemin hazırlamaktadır. Yurttaş topluluklarını, devletlerle, yerel ve/veya çok uluslu su

şirketleriyle karşı karşıya getirmiştir. Uzun yıllardır yaşanılan HES mücadeleleri (2), 2019

yılında gerçekleşen Kazdağları, Munzur Dağıt, Murat Dağı alanlarda su kaynaklarını tehdit eden

maden faaliyeti projelerine gösterilen toplumsal tepkileri buradan okuyabiliriz.

Öte yandan Türkiye’de bölgeler arası eşitsizlik nedeniyle de oluşan su güvenliği sorunu

bulunmaktadır. Ülkemizdeki toplam nüfusun yüzde 28’i Marmara Bölgesi’nde yaşarken,

buradaki havzalar toplam su akışının sadece yüzde 4’lük kısmını topluyor. Meriç, Ergene,

Gediz, Büyük Menderes, Burdur Gölü, Akarçay, Konya ve Asi Nehri havzalarında yüzey ve

yeraltı suyu kullanımı, su kaynaklarının kendini yenileyebilme kapasitesini aşmış durumda.

Bu durum havzalar üzerindeki baskıyı arttırarak, doğal ekosistemler için büyük bir tehdit

oluşturuyor. (3)

 

SU FAKİRLİĞİ

DSİ verilerinde, Türkiye’de kişi başına düşen yıllık su miktarı 1.519 m3 civarında olduğu,

Türkiye’nin su azlığı yaşayan ülke konumunda olduğu, TÜİK’in 2030 yılında ülke nüfusunun

100 Milyon olacağı öngörüsüyle birlikte kişi başına düşen kullanma suyu oranın daha da

düşeceği söylenmektedir. (4)

Tarım ve Orman Bakanlığı Ulusal Su Planı (2019-2023)’da yer alan verilerde, DSİ’nin

verilerinde 1519 m3 civarında gösterilen yıllık kullanılabilir su miktarı 1400 m3 civarı olarak

gösterilmiştir. (5)


Avrupa Çevre Ajansı verilerine göre, içme suyu talebinin mevcut miktarı aşması halinde su

kıtlığı oluşuyor. Yıllık su rezervleri kişi başına bin 700 metreküpün altına düştüğünde bölgenin

su kıtlığı yaşadığı kabul ediliyor. (6)

Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum, su fakiri olduğumuza dair yaptığı açıklamasında “ Su

kaynaklarımız çok verimli kullanarak, arıtmalarımızdan elde ettiğimiz geri dönüşüm ile

kullanma oranlarımızı yüzde 1'den 5'e çıkararak ki şu an itibarı ile baktığınızda kişi başına

1500 metreküp su kullanan bir ülkeyiz ve su fakiriyiz bu anlamda. 2030 yılı versiyonuna

baktığımızda istatistiklere göre 1200 metreküpe kullanma suyu oranımız düşecek, düşmek

zorunda kalacak ki eğer tedbir almazsak su kıtlığı yaşayamaya başlayacağız. 2050'li yıllarda

dünyada su savaşlarının çıkacağı bile öngörülüyor” demiştir. (7)

Türkiye’deki 25 su havzasından her biri ayrı bir soruna sahip. Büyük Menderes ve Ergene

havzalarında kirlilik sorunu, Konya Kapalı Havzası’nda tarımda aşırı su kullanımı veya

havzalar arası su transferi nedeniyle kuraklık sorunu yaşanıyor. Ancak, Türkiye’nin Nehir

Havza Yönetim Planları (NHYP) henüz tamamlanmamıştır. (8)

 

SU STRESİ

Dünya Kaynaklar Enstitüsü (WRİ)’nün raporuna göre dünya nüfusunun dörtte birinin yaşadığı

17 ülke, tatlı su kaynaklarının %80’ini tüketmiş olduğu için, son derece yüksek su stresiyle

karşı karşıya. Rapordaki su kıtlığı listesinde 164 ülke arasında 32. Sırada yer alan Türkiye,

yüksek derece su stresi yaşayan ülkeler arasında yer alıyor. (9)

Türkiye’de, son 50 yılda, Van Gölü’nün 3 katı büyüklüğünde (1,3 Milyon hektar) sulak alan yok

olduğu tahmin ediliyor. (10)

Dünya Kaynaklar Enstitüsü su stresini azaltmanın en basit üç yol olarak

a. Tarımsal verimliliğin artırılmak:

b. Gri ve yeşil altyapıya yatırım yapmak

c. Arıtmak, tekrar kullanmak ve geri dönüştürmek yöntemlerini öneriyor.

ERİŞİLEBİLİR, ADİL VE KATILIMCI SU YÖNETİMİ POLİTİKASI, KURAKLIĞI YENECEKTİR

Demografik istatistik ve öngörülere göre Türkiye nüfusunun 2040 yılında 100 milyonu

aşacağı tahmin edilmektedir. Sanıldığının aksine, su azlığı yaşayan ülkemiz, su yönetimi etkin

ve doğru şekilde sağlanmazsa önümüzdeki 10 yılda “su fakiri” “su fakiri” ülke konumuna düşecektir. u fakiri”

Suyun eşit, adil ve erişilebilir dağıtımı vatandaşlarımızın en temel haklarındandır. Dağıtımda

yaşanan sorunların gelişmiş ülkeler seviyesine çekilmesi önceliklendirilmelidir. Suyun iklim

ve kuraklık açısından olduğu kadar stratejik açıdan da uluslararası sorunların başat öznesi 

olduğu bilinciyle doğru su yönetimi planlaması CHP tarafından etkileri göze alınarak

değerlendirilmektedir. Yetersiz mevzuattan kaynaklı sorunların çözümü için kapsayıcı su

yönetimi içeren “Su Yasası” “Su Yasası” “Su Yasası” çalışmaları ve uygulamaları, sivil

inisiyatiflerin ve iklimkonusunda çalışan yaşam savunucularının talepleri göz önünde

bulundurularak partimizce takip edilecektir.

Suyun aynı zamanda enerji kaynağı görülmesinden kaynaklı sorunlara dikkat çekmek,

yapılacak projelerde akarsu sistemlerinin ve derelerin varlıklarının yok edilmesine sebep

olacak HES projelerinin dikkatle izlenmesi elzemdir. Su en temel haklardandır. Hiç kimsenin

fiziki, ekonomik ya da başka özelliklerinden dolayı suya erişimi engellenemez. Dezavantajlı

bölgelerde yaşayan vatandaşlarımızın suya erişim hakkının gözetilmesi yerel politikalara da

yön veren husus olmalıdır. Su hakkını hem doğa hem insan hakları açısından ele alan CHP,

kar amaçlı değil yaşamsal amaçlı hakça ve katılımcı su yönetimi politikası geliştirmeyi, su

kirliliğine kalıcı çözümler üretmeyi taahhüt eder.

 

Bu bağlamda,

a.) Ayrım gözetmeksizin tüm yurttaşların ücretsiz ve güvenilir içme suyuna erişebilmeleri

sağlanmalı, kişi başına düşen kullanılabilir su oranındaki eşitsizlikleri gidermeye yönelik

uygulamalar geliştirilmelidir.

b.) Su politikası şeffaf ve güncel verilere dayanılarak hazırlanmalı; su havzalarını, sulak

alanları koruyan ve varlığını sürdürmesini sağlayan bir yaklaşımla düzenlenecek Su Kanunu

acilen yürürlüğe konulmalıdır.

c.) Türkiye’deki bölgeler arasında yaşanan su sıkıntıları, kişi başına düşen kullanım suyu

oranları tespit edilerek, iklim değişikliği, nüfus artışı gibi etkenler de gözetilerek acil eylem

planları oluşturulmalıdır.

 

Dip Notlar

1  Türkiye’de Yerel Su Güvenliği, Hasibe Körbalta Güvenlik Bilimleri Dergisi, Mayıs 2019,Cilt:8 Sayı:1, 55-84 

2  DSİ’nin istatistiklerine göre 1924-2003 yılları arasında özel sektör tarafından 84, DSİ tarafından da inşa edilmiştoplam 134 HES olduğu görülüyor. 2003 yılından itibaren 2015 yılına kadar inşa edilen toplam HES sayısı da 444. 2016 yılı sonu itibariyle de, işletmede bulunan lisanslı ve lisanssız toplam 597 adet HES var.(https://www.dogrulukpayi.com/bulten/turkiye-su-fakiri-bir-ulkeolmayolundailerliyorgclid=CjwKCAjwsMzzBRACEiwAx4lLG1

swkH7lF8W_hj1FeWWMnnj

YlVi7nlVExo8KhLshPzAn7JAo1cysBoC9usQAvD_BwE) (Haber yayın tarihi: 22 Mart 2018 )

3  https://www.wwf.org.tr/calismalarimiz/tatli_su/
4  http://www.dsi.gov.tr/toprak-ve-su-kaynaklari

5  https://www.tarimorman.gov.tr/SYGM/Belgeler/NHYP%20DEN%C4%B0Z/

ULUSAL%20SU%20PLANI.pdf

6  https://www.austrotherm.com.tr/bilgi-servisi/haberler/duenyada-ve-tuerkiyede-su-kaynaklari-azaliyor  

7  https://www.hurriyet.com.tr/ekonomi/bakan-kurum-eger-tedbir-almazsak-su-kitligi-yasayamaya-baslayacagiz41385713

8  Tarım ve Orman Bakanlığı Ulusal Su Planı (2019-2023)

https://www.tarimorman.gov.tr/SYGM/Belgeler/NHYP%20DEN%C4%B0Z/ULUSAL

%20SU%20PLANI.pdf

9  https://www.wri.org/blog/2019/08/17-countries-home-one-quarter-world-population-face-extremely-high-waterstress

10 https://www.wwf.org.tr/basin_bultenleri/basin_bultenleri/?8420/iklimdegikligisulakalanlar 



Bu haber 174 defa okundu.


Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.




    Yazarlar


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    9,653 µs