En Sıcak Konular

İŞE YASAMA KURUMUNU SORGULAMAYLA BAŞLAMAK

3 Mart 2014 22:24 tsi
İŞE YASAMA KURUMUNU SORGULAMAYLA BAŞLAMAK Kâğıt üzerindeki yazıya göre demokrasi nizamını benimseyen Türkiye Cumhuriyeti Devleti, kuvvetler ayrılığı ilkesine göre yasama, yürütme ve yargı organları tarafından yönetilir.

İşe Yasama kurumunu sorgulamayla başlamak

Kâğıt üzerindeki yazıya göre demokrasi nizamını benimseyen Türkiye Cumhuriyeti Devleti, kuvvetler ayrılığı ilkesine göre yasama, yürütme ve yargı organları tarafından yönetilir. Bu üç temel kurumun görev ve yetkileri bellidir ve üçü de bağımsızdır, hürdür, ayrıdır. 
Yasama, kanun yapma anlamına geliyor. Kanunları da hangi partiden olursa olsun TBMM'nde bulunan bütün milletvekilleri yapar. Demek ki Türk milletinin özgür iradeleriyle temsilci olarak seçtikleri milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinde bir araya gelecekler ve milletin ihtiyaçları doğrultusunda müzakere edip gerekli kanunları çıkaracaklar. Bu konunun İslamî temelleri de vardır. 
Nitekim Kur'an-ı Kerim'de "Onların işleri de kendi aralarında bir istişare iledir." (Şura,38) diyerek Müslümanların meselelerini kendi aralarında danışarak, istişare ederek çözecekleri vurgulanıyor ki bunun kurumsal şekli millet meclisidir. Ancak bugün İslamcı olduğunu iddia eden ve öyle bir görüntü pompalayan Amerika ve Barzani vesayetçisi birtakım siyaset esnafı, Kur'an'ın da emri olan istişareyi, hür fikir beyan etme yeri olan meclisi görünüşte koruyup esasta yok sayarak tamamen tek adam iradesini hâkim kılmaya çalışıyorlar ki buna da milleti aptal yerine koyarak tam bir cerbeze anaforu içinde "ileri demokrasi" diyorlar. 
Nitekim bu İslamcı görünümlü siyaset esnafı partinin kendi mebusları bile "biz sadece el kaldırıyoruz, kabul etmemiz istenen kanunun mahiyetini bile bilmiyoruz. Bağımsız irademiz yok" diyorlar. Demek ki ileri demokraside tek adam iradesi hâkim. O ne derse o. Meclis filan hikâye. 
1982 Anayasası'nın 7'nci maddesi, "Yasama yetkisi Türk Milleti adına Türkiye Büyük Millet Meclisi'nindir. Bu yetki devredilemez."diyor. Ancak bugün seçim kanunu gereğince yasama yetkisini ve görevini yapacak olan milletvekilleri Türk milleti adına değil, kendi parti başkanları adına kanun yapmaktadırlar. Çünkü onları milletvekili adayı yapan, listede istediği yere koyan irade Türk milletinin değil, parti başkanının iradesidir. 
Milletvekili adayları, kendi bölgelerinin partili üyeleri ve seçmenleri tarafından değil, tamamen parti başkanları tarafından belirleniyor. Bu durumda milletvekili, Türk milleti adına kanun çıkarmadığı gibi, Türk milletine hesap verme durumunda da değil. Parti başkanı adına kanun yapıyor ve parti başkanına hesap veriyor. Mevcut durumdaki uygulamada milletvekili denilen kişi, görünüşte ve kâğıt üzerinde milletin ama gerçekte ve fiiliyatta başkanının vekili durumundadır. 
Öbür taraftan yasada "Milletvekilleri tüm milleti temsil ederler." Denir. Ama Mecliste kanunlar, büyük ölçüde Türk milleti adına değil, Avrupa Birliği ve Amerika adına yapılmaktadır. Milletvekilleri, Türk milletinin değil, Avrupa Birliği ve Amerika'nın temsilcisi gibidir. Avrupa Birliği'ne giriş sürecinde Avrupa Birliği, sürekli ev ödevleriyle Yasama kurumuna kanun dayatmaktadır. Yine bir çok kanun da Türk milletinin kendi ihtiyaçları için değil, Amerika'nın, büyük şirketlerin, etkili nüfuz gruplarının, menfaat şebekelerinin ya da Oslo ve İmralı anlaşmaları paralelinde PKK gibi eşkıya örgütlerinin keyfi için çıkmaktadır. Dolayısıyla Türkiye'de yasama kurumu bağımsız ve özgür değildir, istiklali yoktur. Orada hür ve bağımsız millî irade tecelli etmemektedir. 
Ayrıca mevcut anayasada yasama yetkisi Türk milleti adına meclisindir deniyor, ama mevcut sistemde meclis, Türk milletinin tamamını temsil etmemektedir. Zira yüzde 10 barajı sebebiyle Türk milletinin büyük bir kitlesinin oyları çöpe atılmaktadır. Buna küçük partilere oy verecekken, nasıl olsa oyum boşa gidecek diye istemeye istemeye iri partilere oy verenlerin oyları da eklenince aslında Türk milletinin yarıdan fazlasının oyu Meclise yansımamaktadır. 
Dolayısıyla Anayasa'nın 7'nci maddesinde yer alan, "Yasama yetkisi Türk Milleti adına Türkiye Büyük Millet Meclisi'nindir. Bu yetki devredilemez." ifadesinin bugünkü Türkiye siyasetinde (zira ortada "Türk siyaseti" yok; kendisini Türk kabul etmeyenlerin "Türkiye siyaseti" var maalesef.) gerçekçi bir karşılığı yoktur. 
Zira saydığımız sebeplerden dolayı yasama yetkisi Türk milleti adına olamamakta, tamamen parti genel başkanı ya da başka odaklar adına olmaktadır. Parti başkanları da Türk milleti adına değil de Avrupa Birliği ve Amerika adına iş görmeyi ince siyasetçilik olarak pazarlamaktadırlar. Meclisin yetkisi devredilemez deniyor ama Meclis, Türk milletinin tamamını temsil etmediği için bu yetki, dolaylı olarak sadece yüzde 10 barajını geçen iri partilerin genel başkanlarına devredilmiş oluyor. 
Yasama kurumuyla ilgili bir başka sorun da şudur. Mevzuatta "seçimler, serbest, eşit, gizli, tek dereceli, genel oy, açık sayım ve döküm esaslarına göre, yargı organlarının genel yönetim ve denetimi altında yapılır." Denilmesine rağmen seçimlerde partilere veya bağımsız adaylara tanınan imkânlar serbest ve eşit değildir. İktidar partisi, muhalif partilerin serbestçe seçim çalışmalarını kılıfına uydurarak engellemekte, vergi takibatı ya da ilan almasının imkânsız hale getirilmesi gibi sebeplerle baskı altında olan basın yayın organları, bazı partilere hiç yer verememektedir. Partilere sağlanan devlet yardımı hiç eşit ve adil değildir. Bazı partiler, temsil ettikleri sosyal tabanlarının yoğunluğuna göre ya hiç para yardımı alamamakta ya da adaletsiz bir paya razı edilmektedir. 
İslamî, insanî ve hukukî temellerden yoksun olan Türkiye yasama kurumu, sıhhatli bir kurumsal yapıya dönüştürülmeden, millî olmayan mevcut keyfî yönetim, başlıca sorunumuz olmaya devam edecektir. 


Prof. Dr. Nurullah Çetin- Yeni Mesaj

 

Kaynak: YENİ MESAJ GAZETESİ http://www.yenimesaj.com.tr/?artikel,12009030/ise-yasama-kurumunu-sorgulamayla-baslamak/prof-dr-nurullah-cetin





Bu haber 667 defa okundu.


Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.




    Yazarlar

    En Çok Okunan Haberler

    Şirket Haberleri ŞİRKET HABERLERİ


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    6,077 µs