En Sıcak Konular

KENELERİN DÜBÜRÜNE KIZGIN İĞNE BATIRMAK

26 Ocak 2014 23:17 tsi
KENELERİN DÜBÜRÜNE KIZGIN İĞNE BATIRMAK Türk milleti, dipdiri bir heyecanla istiklalci bir irade beyanıyla derlenip toparlanarak kendine gelmeli, haline dönüp bir bakmalı ve sırtındaki bütün keneleri atmanın yoluna bakmalıdır.

Kenelerin dübürüne kızgın iğne batırmak

Bir vakit bir yerde bir Yörük Türkmen beyi anlatmıştı. Hayvanlara ya da insana yapışan keneyi çıkarmanın yolu, tutup çekmek değilmiş. Keneyi gövdesinden tutup çekerseniz ağzı deriye yapışık halde kalır, zehrini akıtmaya devam edermiş. Kene, hayvan ya da insan bedeninde uzun süre kalır ve uzun süre kanı emermiş. Kene, hastalığı yapıştığı insana anında bulaştırmazmış. Hastalığın bulaşabilmesi için kenenin en az on 12 saat hayvan ya da insandan kan emmesi gerekiyormuş. Kene, ne kadar uzun süre kan emerse o kadar fazla miktarda virüs verirmiş.  Bu yüzden kenenin fark edilir edilmez hemen bedenden çekip alınması ve yok edilmesi acil tedbir olarak çok önemliymiş. Keneyi canlı bedeninden çekip almanın en etkili ve garantili yolu, kızdırılmış bir iğneyi dübürüne yani gerisine sokmakmış. Böyle yapılırsa kene, yandım Allah deyip ağzını, ayaklarını kendiliğinden bedenden çekip çıkararak can havliyle kendi derdine düşermiş. Böylece bedeni zehirlemesinin önüne geçilirmiş. 
Bu bilgi bizim için, Türk milleti için önemli. Zira özellikle büyük Türk Mustafa Kemal Atatürk'ün vatan–ı asliye irtihalinden sonraki süreçte Türk millet ve vatan gövdesine Amerikalısından, Avrupalısından, oradan buradan iş adamı, tüccar, sanayici, siyasetçi, uzman azman, diplomat, gazeteci, bilim adamı, bilmem ne adları altında iri iri Haçlı Siyonist keneler ve onların çanak yalayıcısı yerli küçük keneler üşüştü ve yapıştı. O zamandan bu zamana Türk milletinin yer altı ve yer üstü bütün ekonomik kaynaklarını, madenlerinden meyvesine sebzesine, börtü böceğinden, ekinine ekmeğine, havasından suyuna, limanından fabrikasına kadar bütün zenginliklerini yani kanımızı emmeye devam ediyorlar.  Keneler iki şey yaparlar: Yapıştıkları bedenin kanını emerler, sonra da içlerindeki zehiri o bedene akıtırlar. Aynen bunun gibi milletlerüstü emperyalist şirketler, her türlü emperyalist kurumlar 1938'den günümüze kadar Türk milletinin ve vatanının kanını emmeye yani bütün zenginliklerimizi para ve politika oyunlarıyla yağmalamaya, talan etmeye, modern hırsızlık yöntemleriyle çalıp çırpmaya devam ediyorlar. Bununla yetinmiyorlar; aynı zamanda kokuşmuş kültür, felsefe, ideoloji ve inançlarından oluşan zehirlerini akıtıyorlar ve bedenimizi zehirliyorlar.  Yüzde ikilik, üçlük, beşlik neyse çok cüzi oranlarla zengin madenlerimizi işletme haklarını alarak, kendi ürünlerini pazarlarımıza yığarak, çok ucuza emeğimizi sömürerek kanımızı emiyorlar. Bunun yanında kültür emperyalizmi programları kapsamında çürütücü, miskinleştirici, uyuşturucu, bencilleştirici, mankurtlaştırıcı, insanımızı insanlığından, Türklüğünden ve Müslümanlığından çıkarıcı filmleri, müzikleri, uyuşturucuları, dergileri, gazeteleri, televizyonları, eğlenceleri, tüketim kültürleri, kolaları, sigaraları, gündelik yaşama biçimleri, sapık felsefeleri ve ideolojileri ile Türk millet bedenini zehirlemeye devam ediyorlar. 
Bugün Türk millet ve vatan bedeninin hem haricî gâsıp emperyalist sömürgenler, hem içerdeki dahilî yardımcıları, işbirlikçileri, hizmetlileri ve köleleri tarafından kanı emilip kurutulmuş, hem de batının bâtıl kültür zehiriyle zehirlenmiştir, zehirlenmeye devam etmektedir. Bu durumda Türk milleti, dipdiri bir heyecanla istiklalci bir irade beyanıyla derlenip toparlanarak kendine gelmeli, haline dönüp bir bakmalı ve sırtındaki bütün keneleri atmanın yoluna bakmalıdır.  Türk milleti, titreyip kendine dönerek dış ve iç kan emici ve zehir akıtıcı keneler tarafından maruz kaldığı her türlü işgal, istila ve kuşatma kumpasından kurtularak özgürlüğüne kavuşabilmek için önce bedenine yapışan bütün emperyalist kenelerin dübürüne kızdırılmış iğneyi batırmalıdır. Asıl sağlam irade budur ve bu kararlılığı cesaretle ortaya koyarak tam istiklalci mücadele buradan başlatılmalıdır. Bu kurtuluş aşamasıdır. Bundan sonra tam bağımsız, millî, yerli ve İslamî temellere dayalı bir kuruluş aşaması gelecektir. Kuruluşun zemini, kurtuluştur. Özgürlüğün temeli özgünlüktür. Sivrilmenin zemini silkinmektir.  


Prof. Dr. Nurullah Çetin- Yeni Mesaj

Kaynak: YENİ MESAJ GAZETESİ http://www.yenimesaj.com.tr/?artikel,12008612/kenelerin-duburune-kizgin-igne-batirmak/prof-dr-nurullah-cetin






Bu haber 796 defa okundu.


Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.




    Yazarlar

    En Çok Okunan Haberler

    Şirket Haberleri ŞİRKET HABERLERİ


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    4,596 µs