En Sıcak Konular

VİZYONA 6 YIL SONRA GİREN FİLM: ''BEBEK EKİBİ'' İŞ BAŞINDA

29 Haziran 2011 21:45 tsi
VİZYONA 6 YIL SONRA GİREN FİLM: ''BEBEK EKİBİ'' İŞ BAŞINDA Bebek ekibi teker teker çözülüyor. Çandar, Cemal ve Paker’den sonra devreye giren MİT’çi Köksal, Öcalan’ı muhatap ilan etti...

O DA KONUŞTU

Bebek ekibi teker teker çözülüyor. Çandar, Cemal ve Paker’den sonra devreye giren MİT’çi Köksal, Öcalan’ı muhatap ilan etti...

Hükümete adres gösterdi!
PKK planı için organize çalışan Bebek ekibi, hiçbir boyutu ihmal etmiyor! Kürt raporuyla, saha çalışmasıyla, Kandil’den mesaj taşıyarak dört koldan saldıran ekibin MİT’çi üyesi Sönmez Köksal da ‘İmralı’yı adres gösterdi.

Siyaseten üstlenmek gerek
AKP oylarının meşruiyet sağlamaya yeteceğini savunan Köksal, ‘bu noktadan sonra’ olayın siyaseten üstlenilmesi gerekeceğini ve ‘en önemli aktör’ durumundaki Öcalan’la hükümetin görüşmesi gerektiğini söyledi.
 
Dördüncü de konuştu
Can Paker, Hasan Cemal ve Cengiz Çandar’dan sonra Bebek grubunun 4’üncü ismi Sönmez Köksal da konuştu. 18 Şubat 2005’te, Bebek’teki gizli yemekte buluşan gruptan Soros’un fonladığı TESEV’in Başkanı Can Paker ile gazeteciler Hasan Cemal ve Cengiz Çandar’ın PKK açılımıyla ilgili son çalışmalarından sonra aynı gizli buluşmada yer alan dönemin MİT Başkanı Sönmez Köksal, 2005’te varılan mutabakat çerçevesinde faaliyetlerini sürdürdüğünü açıkladı. Kandil’de röportaj yapan Hasan Cemal, PKK elebaşılarından Murat Karayılan’ın hükümete yaptığı 2. Kürt açılımı mesajlarını Milliyet’te yayımlamaya devam ediyor. Cengiz Çandar hazırladığı Kürt Raporu ile açılım sürecindeki görevini sürdürdü. Soros destekli TESEV’in başkanı Can Paker de Çandar’ın raporunu yayımlattı. 18 Şubatçılardan eski Büyükelçi Sönmez Köksal da, yeni açıklamalarıyla PKK açılımının Türkiye’deki mimarlarından olduğunu bir kez daha gösterdi. Akşam gazetesine röportaj veren Köksal, hükümetin İmralı’yla bizzat görüşmesinden teröristbaşının affına kadar ilginç önerilerde bulundu. AKP’nin seçimlerde aldığı yüzde 50 oyun, İmralı ile direkt görüşmelere meşruiyet kazandırdığını belirten Köksal, “Ben olsam Öcalan’a derdim ki, ’Evet hatalar yapıldı ama konuşarak anlaşalım’ Birlikteliği pekiştirmek için bu şart” şeklinde ifadelerde bulundu. Akşam gazetesinden Burcu Bulut’a röportaj veren Köksal’ın açıklamalarından satırbaşları şöyle

- AKP’nin yüzde 50’ye yakın bir oyla iktidar olması çözüm arayışları açısından büyük bir meşruiyet sağlıyor. Kürt sorunu bir noktaya geldikten sonra bunun siyaseten üstlenilmesi gerekecek. Hep söyledim. ’Devlet herkesle görüşür’ dedim. Bu konuda hiçbir engel olmaz. Ama bir noktadan sonra bunun siyaseten üstlenilmesi gerekecek. Hükümetin bu sorunu ele alması gerekecek.

- Kürt sorununun çözümü için gerçekten bir silah bırakma olmalı ki, eylemsizlik hakikaten yüzde yüz geçerli hale gelebilsin. Sonra örgüte katılmış ama suça karışmamış olan binlerce insanımız var. Onların Türkiye’ye normal bir vatandaş olarak geri dönüşleri bir an önce yapılmalı. Askeri, siyasi, hukuki önlemler paketlerinin birbiriyle ilişkili hale getirilmesi ve bunun üzerinde mutabık kalınması lazım.

- Türk kelimesinin, değişik köklerden gelen ama bu topraklarda yaşayan hepimizi tanımlaması gerekir.

-  Öcalan’a af, ancak büyük çözüm paketinin bir parçası olabilir. İmralı’yla görüşmeler yapılıyor ama devletin karşısında da bir sürü aktör var. Kandil mi, Avrupa mı, BDP mi, İmralı mı? Sadece bir aktörle varılacak bir mutabakat ya diğerleri için uygun olmazsa... Oyunbozanlık yapıp, ’biz bunu kabul etmiyoruz’ dedikleri takdirde ne yapacağız? Onun için bu işin adım adım götürülmesi şart.

- Öcalan’la görüşseydim, “Geçmişte birtakım hatalar yapıldı. Yok farz edildiler. Türk-Kürt ayrımı yapılması toplumun çok önemli bir parçası olan kitleyi incitmiş olabilir. Türkiye’nin sağlam, güçlü bir birlik içinde olabilmesi adına birlikteliği pekiştirelim” derdim. Öcalan’a derdim ki ’Kayıpları tekrar yaşamak istiyorsanız, buyurun yaşayalım. Bedelini her iki taraf da çok ağır öder. Ama emin olun ki Türkiye Cumhuriyeti yine ayakta kalır. Bunun için yöntem değişsin. Konuşarak anlaşalım.

- Kürt kökenli vatandaşlar Öcalan’ı bu mücadelenin lideri olarak tanıyor. Eğer  ’eylemsizlik’ diyor, eylemsizlik oluyorsa, Kandil üzerinde, Avrupa üzerinde hakikaten bir etkisi varsa, bu gerçeği bizim de kabul etmemiz, ona göre davranmamız gerekir.
 
“Hasan abi, çözüme mi çalışıyorsun, gazeteye mi”
Irak’ın kuzeyinde teröristlerin yuvalandığı Kandil’de, PKK’nın elebaşısı Murat Karayılan’la yaptığı görüşmeleri Milliyet’te yayımlamaya devam eden Bebek grubundan Hasan Cemal, yazısının dünkü bölümünde PKK açılımı için görevli olduğunu itiraf etti. Cemal, kendisini kamyonetiyle Erbil’den Kandil’e getiren PKK’lı Zagros’la yolculuk sırasında yaptığı sohbeti aktardı. Zagros’un, “Hasan abi, çözüme mi çalışıyorsun, gazeteye mi?..” diye sorduğunu belirten Cemal, şöyle devam etti: “Duraksadığımı görünce gülüyor. ” Her ikisine de Zagros, her ikisine de! 

Habur talebi Başbakan’dan
Hasan Cemal’in Kandil röportajının dünkü bölümünde bir başka çarpıcı nokta da, Habur’la ilgili. Hasan Cemal’in 2009’daki “birinci açılım” ın neden çıkmaza saplandığı şeklindeki sorusuna Karayılan şöyle cevap verdi: “Erdoğan kendi çalıp kendi oynamak istediği için başarısız oldu birinci açılım. AKP dedi ki, ben yapacağım bu işi. Başkasını muhatap almayacağım. Halbuki tango yapmak için iki kişi gerekmez mi? Kısacası birinci açılım tek ayaklı olduğu için başarısız kaldı. Erdoğan’ın elinde bir yol haritası var mı, yok mu, o da belli değildi birinci açılımda. Habur talebi Başbakan’ın kendisinden geldi. Barış adına somut bir adım diye, bir grup gelsin dedi. Bunu kendi partisine siyasi bir destek olarak da görüyordu sanıyorum. İşte bakın artık dağdan iniyorlar havası... Biz de özenle seçtik Habur’a gidecek olanları... Herhangi bir hukuki problem çıkmasın diye özen gösterdim. Önder Apo’nun bu konuda acaba ters teper mi diye bazı kuşkuları olduğunu da söyleyebilirim. Yaşananlardan sonra Başbakan’ın kendisi kararını değiştirdi, birinci açılım da bitti.”

Daha ne bekliyoruz?
Hasan Cemal, Karayılan’ın seçim sonuçlarıyla ilgili değerlendirmesini de, “AKP ile BDP, bu iki siyasi hareket birbirine sırtını dönerse barış yolu açılamaz. Bu konuda ilk girişim Başbakan’dan gelmeli... Kürt hareketi bugün tek başlı... Önder Apo İmralı’da... Ve eğer devlet bu sorunu çözecekse her şey, tüm koşullar hazır... Erdoğan da yüzde 50 oyu almış durumda... Daha ne bekliyoruz.”
Hasan Cemal, Karayılan’ın “Daha ne bekliyoruz” sözü üzerine kendisi de ekliyor: Evet, daha ne bekliyoruz?
 
Bebek ekibi

Hasan Cemal: “Kimse Kızmasın Kendimi Yazdım” adlı kitabında, Devrim Dergisi Yazıişleri Müdürü olduğu dönemde “darbeyi kışkırtmak” için  Sıhhıye Orduevi’nin önünde bomba patlatılmasını planlayanlardan biri olduğunu yazdı

Cengiz Çandar: 12 Mart Askeri Müdahalesi’nden sonra yurtdışına kaçtı. 1974 yılında Türkiye’ye döndü. 80’li yılların ilk yarısının önemli bir bölümünü Lübnan’da, defalarca gittiği İran ve Orta Doğu’nun diğer merkezlerinde geçirdi. 80’li yılların ikinci yarısında Doğu Avrupa’ya ve eski Sovyetler Birliği’ne yöneldi. 1991 ile 1993 arasında Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın özel danışmanı olarak görev yaptı. Rus ruleti oynarken kazara vurularak öldürülen Mustafa Kuseyri’nin katili Nejat Arun’un olay yerinden kaçarken kanlı el izlerini silenler arasında yer aldı. “Kuseyri’yi Milliyetçiler“ katletti diye gürültü koparıdarbeye zemin hazırlamaya çalıştı.

Sönmez Köksal: Bağdat dahil bir çok yerde diplomatlık yaptı. Eski Fransa Cumhurbaşkanı François Mitterrand’ın eşi Danielle Mitterrand’ın Kürtlerle ilgili çalışmalara başladığında Paris Büyükelçiliği görevinde bulundu. 9 Kasım 1992 ile 11 Şubat 1998 tarihleri arasında Milli İstihbarat Teşkilatı Müsteşarlığı yaptı.

Can Paker: TESEV Başkanı. 2008 yılında Vatan gazetesine verdiği röportajda Soros’dan aldıkları yıllık fon miktarının 2 milyon dolara yaklaştığını açıkladı. Dönemin Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt, 2006’da Türk Silahlı Kuvvetlerini yıpratmaya yönelik rapor hazırlayan TESEV’in arkasında dış güçlerin olduğundan bahsetmişti.

Cem Duna: 1980’li yıllarda Londra Büyükelçiliği müsteşarlığı, Başbakanlık müşavirliği, TRT Genel Müdürlüğü, Avrupa Toplulukları Daimi Temcilciliği gibi pek çok görevlerde bulundu.

Mark Parris: Büyükelçi görünümlü CIA ajanı, ekibin yurtdışı bağlantılarını sağlıyor. 1997 - 2000 yılları arasında ABD’nin Ankara Büyükelçiliği görevini yürüttü. 2002’den bu yana Washington Enstitüsü’ndeki Türk Araştırmaları Programı’nın danışmanı. Türkiye’nin Amerikalı Dostları Derneği’nin Başkanı. Amerikan Türk Konseyi’nin yönetim kurulunda da görevli.(Haber : Salim Yavaşoğlu)

 

Kaynak:


 



Bu haber 1,146 defa okundu.


Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.




    Yazarlar

    En Çok Okunan Haberler

    Şirket Haberleri ŞİRKET HABERLERİ


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    6,642 µs