En Sıcak Konular

CEMİL MERİÇ'İN HAYAT HİKAYESİ

27 Haziran 2011 10:38 tsi
CEMİL MERİÇ'İN HAYAT HİKAYESİ "Meriç" ailesi Balkan Savaşı yıllarında Yunanistan'dan Hatay'a göç eder (1912). Cemil Meriç ise 12 Aralık 1916'da Hatay'ın Reyhanlı Kazasında dünyaya gelir.

Cemil Meriç'in hayat hikâyesi...

"Meriç" ailesi Balkan Savaşı yıllarında Yunanistan'dan Hatay'a göç eder (1912). Cemil Meriç ise 12 Aralık 1916'da Hatay'ın Reyhanlı Kazasında dünyaya gelir. Doğum tarihi geleneğe uyularak Kur'an-ı Kerim'in iç sahifesine kaydedilir. Babasının adı Mahmut Niyazi, annesinin adı Zeynep Ziynet'tir.
 
Dört yaşında okuma yazma öğrenir. Okumaya başlarken dört derece miyop gözlüklerle tanışır.
 
Yedi yaşına kadar Antakya'da yaşar. İlköğrenimine Antakya'daki Habibünneccar İlkokulu'nda başlar. 1923'te tekrar Reyhanlı'ya döner ve Reyhanlı İlkokulu'na devam eder.
 
1928'de ilkokulu bitirip, Antakya'ya gider ve Antakya Sultanisi'nde ortaöğrenimine başlar. Okulun on birinci sınıfında iken bitirme sınavlarında başarılı olur ama mezun olamaz. Çünkü aynı yıl lise on iki sınıf olur ve ikinci bitirme sınavı konur.
 
Liseyi bitiremez ve 1936'da İstanbul'a gelir ve Pertevniyal Lisesi'nin on ikinci sınıfına kaydolur. Hocaları İhsan Kongar, Nurullah Ataç, Keyse İdalı'dır.   İstanbul'da Nazım Hikmet ve Kerim Sadi ile tanışır. Kumkapı talebe yurdunda kalır.
 
İstanbul'da aradığını bulamaz ve 1936 Mayıs'ında tekrar Hatay'a döner. Lise öğrenimini Antakya Sultanisi'nde tamamlar ve 1937'de İskenderun'un Haymeseki Köyü'nde İlkokul öğretmenliğine başlar. Aynı yıl İskenderun Tercüme Bürosu Reis Muavini olur. Bir yıl sonra ise (1938) Hatay'ın Aktepe Kasabası'nda Nahiye Müdürü olarak görev yapar ve 1939'da Nahiye Müdürlüğü görevine son verilmesi üzerine doğum yeri olan Reyhanlı'ya döner ve sırasıyla Ayrancı Köyü'nde öğretmenlik, THK'de sekreterlik, Belediye'de kâtiplik gibi görevlerde bulunur. Aynı yıl tevkif edilir...
 
İdam talebiyle yargılanıp beraat eder, tekrar İstanbul'a gelir (1940). Yabancı Diller Yüksek Okulu'nun sınavını kazanarak yüksek öğrenimine başlar.
 
Yabancı Diller Yüksek Okulu'nu bitirir, mecburi hizmet dolayısıyla Fransızca öğretmeni olarak Elazığ'a tayin edilir (1942). Bu sırada Coğrafya öğretmeni olan Fevziye Menteşeoğlu ile tanışır ve evlenir (1942).
 
Evlenip yalnızlıktan, öğretmen olup açlıktan da kurtulup, Elazığ'da duygu yüklü insanlardan müteşekkil bir çevre edinir. Bu süreçte iki gözündeki yüksek miyop nedeniyle askere alınmaz (1943). Fakat burada da aksilikler, acılar onun yakasını bırakmaz. 1945 Şubatı'nda öğretmenlikten istifa eder. Zira yine kendisi gibi öğretmen olan eşinin tayini Elazığ'a çıkmadığı gibi, eşi Fevziye Hanım Elazığ'da iki de çocuk kaybetmiştir. Ancak İstanbul'da doğum yapabileceğinin anlaşılması üzerine yine birtakım haksızlıklara uğrayarak İstanbul'a döner.
 
İstanbul'a dönüşte bir oğlu olur ve ilk kez babalıkla tanışır (1945). Oğlunun adını Mahmut Ali koyar. Bir yıl sonra ikinci kez babalığı tadar. Kız olan çocuğunun adını ise "Ümit" koyar (1946). Aynı yıl İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi'nde Fransızca okutmanı olarak göreve başlar.
 
Yaşamın albastıları, hafakanları durulmaya başladığı bir süreçte karşısına bu kez de onu en büyük aşkı olan kitaplarından ayıracak bir kaos, bir acı fırtınası çıkar: Gözlerini kaybetmesi...
 
Çocukluğundan itibaren başlayan gözlerindeki rahatsızlık artık bu düşünce adamının harlı okuma biçimine dayanamaz ve yorgun düşer. Gözlerinden birkaç kez ameliyat olur. Sonuç başarısızdır (1954). Mücadeleyi bırakmaz. 1955 yılının başlarında düşünce ekseni olarak telakki ettiği Paris'e gider.  Gözlerinden yine birkaç ameliyat geçirir, ne ki sonuç yine olumsuzdur.
 
Gözlerini kaybetmesiyle birlikte, en büyük aşkı olan kitaplarıyla arasına karanlık ve ağır bir perde iner. Mutsuzdur, ümitsizdir, bedbindir, sürekli olarak ölümü düşler.
 
Gözlerini kaybedenci, karanlık dehlizlerde tutsaklığın, korkunun, ümitsizliğin kıskacında kalır. İçinden kopan canhıraş feryadlar gözlerinden akan pınarlara dönüşür. Her şeyini kaybetmiştir artık o. Çünkü bir entelektüel için gözleri yegâne hazinesi, aşkları olan kitaplarıyla arasındaki bağdır. Dolayısıyla, gözlerini yitirmekle her şeyini yitirmiştir. Bu nedenle ölümü bir kurtarıcı olarak arar; intihar düşüncesi bir ur gibi zihninde odaklanır.
 
"Işık bir vefasız sevgili gibi onu terk etmiş, karanlıklara gömerek veda etmiştir. Hem de ne veda!.. O, karamsar, ürkek zayıf bir insandır artık, kanatları kırılmıştır. Çünkü onun için körlük bir nevi ölümdür..."
 
Böyle bir ahvalde olumsuzluk deveranının kıskacında yol alırken içindeki ışık yanmaya başlar. İşte bu süreçte Hind Edebiyatıyla karşılaşır. Hind düşüncesiyle karşılaşması onun için Asya'nın keşfi olur. Aslında kelimenin tam anlamıyla kendini keşfi... Çünkü Hind'in sihriyle büyülendiği yıllarda, bir Konya yolculuğu onun için bir başka dünyanın kapılarını aralar. İşte bu dünya onun kendini, kendi evrensel kültür ve uygarlığını keşfiyle neticelenir.
 
Artık o yolunu bulmuş "araftaki adamdır". İsyanları, ümitsizlikleri, kaosları bir dua olmuş; inkâr açmazlarına sed çekmiş, inancın dirilticiliği onun" kalb gözlerinin" açılmasına vesile olmuştur.
 
Yürek ülkesinde inanç rüzgârları esen Cemil Meriç, fildişi kuleden düşünce dünyasına aşk demetleri olan eserlerini arka arkaya sunar: "Hind Edebiyatı (1964)"; "Saint Simon (1967)"; "Bu Ülke (1974)"; "Umrandan Uygarlığa (1974)"; "Mağaradakiler (1978)"; "Kırk Ambar (1980)"; "Bir Facianın Hikâyesi (1981)"; "Işık Doğudan Gelir (1984)"...
 
1984 Ağustos'unda beyin kanaması geçirir ve sol tarafına felç gelir.
 
12 Haziran 1987 günü öğleden sonra nefesi daralır. Ve o gece kör olan gözlerini yeni bir dünyaya açmak üzere bu dünyaya kapar.
 
Nâşı, sevenleri tarafından Üsküdar Yeni Camii'nden Karacaahmed Mezarlığı'na kadar omuzlarda taşınarak son yolculuğuna uğurlanır.
 
Bu vesileyle Türk düşüncesinin "araftaki" bu "münzevi yıldız"ına Allah'tan rahmet diliyorum...
 

Akif Edib - Milli Gazete

 

Kaynak: MİLLİ GAZETE {http://www.milligazete.com.tr/makale/cemil-meric-in-hayat-hikâyesi-207415.htm}



Bu haber 4,449 defa okundu.


Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.




    Yazarlar

    En Çok Okunan Haberler

    Şirket Haberleri ŞİRKET HABERLERİ


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    6,617 µs