En Sıcak Konular

''MAVİ MARMARA'' ŞEHİTLERİNİN KANI YERDE KALDI

12 Haziran 2011 16:20 tsi
''MAVİ MARMARA'' ŞEHİTLERİNİN KANI YERDE KALDI Dünya tarihindeki ender korsanlıklardan birinin yaşandığı o gün, şehidlerin kanları Gazze'ye ulaştı.

İsrail'den ne hesap soruldu, ne özür dilettirildi, ne tazminat alındı, ne de dava açıldı

Kanları yerde mi kalacak?

31 Mayıs 2010 gecesi birçok ülkeden bir araya gelen insan hakları aktivistlerini taşıyan "Mavi Marmara" gemisine İsrail askerleri uluslar arası sularda saldırdı. Savunmasız ve silahsız insanlara açılan ateş sonucu 8 Türkiye ve 1 Amerikan vatandaşı 9 Türk hayatını kaybetti ve 56 kişi de yaralandı.

Gemiler ve yolcuları silah zoruyla Ashdod Limanına götürüldü. Dünya tarihindeki ender korsanlıklardan birinin yaşandığı o gün, şehidlerin kanları Gazze'ye ulaştı. İşte o vahşi saldırıda şehid olanların kısa öyküleri.

Cevdet Kılıçlar
Filoya katılanların doldurduğu iletişim formunda yardım edebileceğiniz alanlarla ilgili kısmı "ne iş olsa yaparım" diye doldurmuştu en son. İnsanlık uğruna ne iş olsa yapmak üzere yola çıktı. Cevdet Kılıçlar, insani yardım görevlisi. Gazze'deki ambargoyu kaldırmak ve insani yardım götürmek için düzenlenen filonun içindeki Mavi Marmara gemisinde basın odasında çalışıyordu. Geminin güvertesinde, elinde fotoğraf makinesi ile insanlık düşmanlarının fotoğraflarını çekerken şehit edildi.

1972 Kayseri doğumlu olan Kılıçlar evli ve iki çocuk babasıydı. Yüksek lisansını yapmak üzere Almanya'ya gitti, dönüşünde yine gazetecilik yaptı. 2008 yılında İHH'da çalışmaya başladı. Gönüllü olarak çeşitli ülkelere gitti, pek çok İslam coğrafyasını gözlemledi ve izlenimlerini elinden hiç bırakmadığı fotoğraf makinesinden bizlere aktardı.

Allah rızası için...
Çok istemesine rağmen işlerin yoğunluğu nedeniyle 2009 yılında Gazze'ye giden konvoya katılamayan Kılıçlar, Gazze ambargosunu kaldırmak ve insani yardım götürmek için organize edilen filoya büyük bir istekle katıldı. 31 Mayıs 2010 Pazartesi günü sabah namazı vaktinde insani yardım götüren Mavi Marmara gemisine İsrail tarafından düzenlenen korsan saldırıda fotoğraf çekerken şehit edildi. Yanında olanlar Kılıçlar'ın "Allah rızası için boş bırakmayalım" diyerek güverteye koştuğunu ifade ettiler. Kendisi görev alanını boş bırakmadı. Saldırıyı görüntülemek üzere fotoğraf çekerken alnından vuruldu.

Gemideki Yunan aktivist Dimitris Plionis, "Mavi Marmara, elektronik savaşa rağmen, bir Türk gönüllünün kullandığı son model cihazlarla saldırıdan yarım saat sonraya dek görüntü gönderdi." diyor. O İsrail'in kural tanımaz baskınını tüm dünyaya gösterebilmek için son anlarına kadar uğraştı.

Necdet Yıldırım
Bugün, Edirnekapı'daki şehitlikte Cevdet Kılıçlar ile yan yana yatan Necdet Yıldırım da, Mavi Marmara gemisine yapılan terörist saldırıda şehit olan isimlerden birisi. 31 Mayıs 2010 Pazartesi günü sabah 04.00 sularında, uluslararası sularda iken saldırıya uğrayan geminin güvertesinde, bir İHH yardım gönüllüsü daha vardı.

Necdet Yıldırım, saldırıya uğrayan arkadaşlarına yardım etmek için geminin üst güvertesine çıktı. Ancak, İsrailli canilerin insani yardım gemisini durdurmak için kullandığı gerçek mermilerin hedefi olarak şehit edildi.

1978 yılında İstanbul'da doğan, aslen Malatyalı olan Yıldırım, şehadet şerbetini içtiğinde henüz 32 yaşındaydı.

Sabır abidesiydi
2005 yılında İHH İnsani Yardım Vakfı'nın Eczane Bölümü'nde çalışmaya başlayan Yıldrırım, evli ve 2 yaşında Melek adını verdikleri bir kız çocuğu sahibiydi.

Başakşehir'deki iki buçuk yıllık komşuları Necdet Yıldırım'dan "her zaman güler yüzlü, sakin, sabırlı ve çok merhametli biri" olarak söz ediyordu. Ailesi tarafından da merhametli, güler yüzlü ve bir sabır abidesi olarak tanımlanan Necdet Yıldırım, iş arkadaşları tarafından da çok seviliyordu.

İşi gereği Çorlu'ya taşınan Yıldırım, evini barkını toplayıp Gazze ambargosunu kaldırmaya yönelik yardım konvoyuna gönüllü olarak katıldı. Ve o seferden şehid olarak döndü.

İbrahim Bilgen
1949 doğumlu İbrahim Bilgen, Gazze'ye insani yardım götürecek olan filoya Siirt'ten katıldı. Filoya katılacak gönüllülerin doldurması için hazırlanan formdaki, "Bu organizasyona herhangi bir kurum ya da grubu temsilen mi katılıyorsunuz?" sorusuna "bireysel" cevabını yazmıştı. Gönüllü bir birey olarak, insani yardım götürecek geminin içinde yer alıyordu sadece. İnsani yardım filosuna gönlüyle dahil olmuştu. Bilgen doldurduğu formda gemide ihtiyaç duyulduğunda başvurulabilecek yetenekleri kısmında da 'elektrik ve tesisat işlerinde yardımcı olabileceğini' belirtmişti.

Hayır duanız yeter
Ömrünü hayır işlerine adayan Bilgen, fakir evlerinin elektrik tesisatlarında yardım için ilk kapısı çalınanlardandı. Ücret tekliflerini "hayır duanız yeter" diyerek kabul etmezdi. Her nerede insanlık adına bir etkinlik olsa İbrahim Bilgen varlığıyla oradaydı.

Ömrünü hayır işlerine adayan Bilgen, Gazze'ye vardığında evlerinde elektriği, suyu olmayan insanlara faydasının dokunacağını düşünmüştü. Formun, "Filoya neden katılmak istiyorsunuz, en fazla 200 kelimede belirtiniz" kısmını ise, sadece iki kelimeyle doldurmuştu İbrahim Bilgen: İnsani Yardım. O da, bütün ulvi duyguları yüklenerek çıktığı seferden şehid olarak dönen isimlerden birisi oldu.

Furkan Doğan
Filistin'de zorluklar içinde yaşayan insanlara yardım götüren Mavi Marmara gemsine İsrail askerinin saldırısı sırasında ateş seslerini duyan Furkan, önündeki kâğıda şöyle yazmıştı: "Şahadet şerbetine son saatler. Var mı daha güzel şey? Varsa o da sadece annemdir."

Furkan Doğan, 1991 yılında New York'ta doğdu. Lise son sınıf öğrencisiydi. Filistin'e yardım filosuna Kayseri'den katıldı. Furkan, tamamen sivillerin yer aldığı İnsani Yardım filosunda sivillerin yer aldığı Mavi Marmara gemisinde İsrail askerleri tarafından vurularak 19 yaşında şehadet şerbetini içti. 1,5 metreden dört kurşun yüzüne bir kurşun da göğsüne isabet ettirilmişti. Furkan, genç yaşta kendi varlığının hayırlara vesile olması için çıkmıştı bu yolculuğa. Babası acısını yüreğine gömerek "Pişmanlığımız, keşkemiz yok. Çocuğumuz güzel bir yolda şehit oldu. Biz de şehit babası olduk. Hayırlı gelişmelere vesile olacak." diyerek anlamlandırıyor oğlunun vefatını.

Tek silahı kalem-kağıttı!
Ağabeyi Mustafa Doğan, şehid Furkan için "Kardeşim Filistinliler için şehit oldu. Onlar için canımız feda olsun. Furkan şimdi İstanbul'da; İstanbul'un fethine katılan şehitlerle birlikte dua ediyorlar." diyerek belirtiyordu duygularını. Filistin'de yaşayan ve acı çeken insanlara yardım götüren Mavi Marmara gemsine İsrail askerlerinin saldırısı sırasında ateş seslerini duyan Furkan, en üst güvertede, ilk şehit olan isimdi. Bir anda kendisini onlarca İsrailli teröristin ortasında buldu. İsrail, elindeki tek silahı bir kalem ve bir kâğıt olan 19 yaşındaki masum bir çocuğu, Furkan'ı hedef aldı.

Fahri Yaldız
1967 yılında Adıyaman'ın Besni ilçesi Başlı köyünde doğan Fahri Yaldız beş erkek kardeşin en büyüğü idi. Yaldız, yardımcı olabileceği alanları, elektrik, arama-kurtarma, itfaiye olarak belirtmişti. Fahri Yaldız yolculuğa çıkmadan önce sevenleriyle, yakın dost ve akrabalarıyla görüşmüş ve onlardan helallik istemişti. Küçük yaşta babasını kaybeden Yaldız ailesinin sorumluluğunu üstlenerek küçük yaşlardan itibaren çalışıp annesine ve kardeşlerine baktı. Yetim olarak büyüyen Yaldız, Filistin'deki yetimlere yardım götürmek için Filistin'e yardım filosuna katıldı. Ailesiyle çektirdiği aile fotoğrafı son fotoğrafı oldu. Adıyaman'dan Antalya'ya uğurlanırken otobüse binmeden önce annesinden kendisine sıkıca sarılmasını istemiş ve "Hakkını helal et!" diyerek ayrılmıştı.

Gelirini hayır işlerinde kullanıyordu
Fahri Yaldız küçük bir kadayıf ve yufka imalathanesi sahibiydi. İmalathanesinden elde ettiği gelirin bir kısmını hayır işleri için kullanan Yaldız, İHH'nın organize ettiği "Rotamız Filistin Yükümüz İnsani Yardım" kampanyasına destek olmak için Adıyaman'da bir kermes düzenlemiş ve hayırsever vatandaşların yardımlarını toplayarak filoya katılmıştı.

İsrail'in insani yardım filosunda yer alan Mavi Marmara gemisine düzenlediği saldırıda hayatını kaybeden Fahri Yaldız geride dört erkek evlat bıraktı.

Çetin Topçuoğlu
1956 yılında Adana'da doğan Çetin Topçuoğlu 1998 yılında emekli oldu. İki yıl Adana Demir Spor'da amatör olarak futbol oynadı. 1973 yılında tekvandoya başlayan Topçuoğlu birçok defa dünya şampiyonu oldu ve ödül aldı. 1992 ve 1998 yıllarında yılın hakemi seçildi. İHH ve Adana İnsani Yardım Derneği'nde gönüllü olarak çalıştı. İnsani yardım çalışmalarına aktif bir şekilde katılan Topçuoğlu, her daim mağdurun ve mazlumun yanında yer aldı. Adana İnsani Yardım Derneği'nde eğitim, kültür ve gençlik komisyonunda gençlere yönelik yapılan tüm çalışmalarda eşi Çiğdem Topçuoğlu ile birlikte çalıştı.

Sıra Ahiret şampiyonluğunda
Filistin'e yardım filosuna katılım için hazırlanan formda yer alan "Bu kampanyaya ne kadar destek verebilirsiniz?" sorusunu "Gücümüzün yettiği yere kadar" yazarak cevaplamıştı Çetin Topçuoğlu. Filoya neden katılmak istediği sorusunu ise "Topal karınca misali safımızın belli olması için" diyerek yanıtlamıştı. "Filistin'e Yol Açık" konvoyuna da katılan Topçuoğlu, "Rotamız Filistin Yükümüz İnsani Yardım" filosuna eşi Çiğdem Hanım ile birlikte iştirak etmişti. Dostlarıyla vedalaşırken son sözleri şöyle oldu, "Tekvandoda dünya şampiyonu olduk, şimdi sıra ahiret şampiyonluğunda inşallah."

Cengiz Songür
Cengiz Songür, Rotamız Filistin Yükümüz İnsani Yardım filosuna İzmir'den katıldı. Ailesine Gazze'ye insani yardım götürmek için yola çıkacağını söylediğinde altı kızından biri bir mektup sıkıştırmış cebine. Cengiz Songür gemide fark etmiş cebindeki mektubu. "Korkuyorum baba. Kardeşlerimin gözlerindeki hüznü annemin yüzündeki endişeyi gördükçe korkuyorum. Ama seni sonunda kaybetmek de olsa git baba... Bir yetimin gülümsemesi için, bir annenin duası için git baba... Geriye bir tek adın da dönse git... Senin kızın olmak çok ama çok güzel baba..." diyor kızlarından biri. Yedi çocuklu 47 yaşındaki baba gururla gösteriyor gemideki yolculara mektubu.

Çocukluktan ağlıyorum
Saldırıda cebindeki mektupla şehit ediliyor Cengiz Songür. Şehadet haberinin duyulmasından sonra kızları duygularını yine mektuba döküyor: "Bir yıldızın ışıltısı sanmıştım önce gözlerindeki pırıltıyı. Yüzündeki tebessüm, ayrılığın buruk acısıdır demiştim. Oysaki kurşunlar yağıyormuş üzerine ve tebessümün, şahadete kavuşabilmenin hevesiymiş. Gözlerimin nemine bakma babam, sadece çocukluktan ağlıyorum. Filistinli çocukların ellerinden özgürlük tutacak. Senin en güzel ikramın özgürlük olacak. Artık eminim babam, sen özgürsün, biz özgürüz, Gazze özgür babam."

Cengiz Akyüz
Her sabah evden çıkarken gördüğü yakın arkadaşına "Heyben doluysa (sevgi, neşe, umut, selam yüklüysen) haydi bismillah, çıkalım ve insanlara dağıtalım..." diyen Cengiz Akyüz, her daim güler yüzüyle hatırlanıyor.

1969'da Mardin Midyat'ta doğan Cengiz Akyüz, iki kız ve bir erkek çocuğu babasıydı.

Filoya katılım formuna "inşaat işleri"ne yardımcı olabileceğini belirterek katılmıştıGazze'de yaşayan evsizler için bir şeyler yapmak isteyen Akyüz, "neden katıldınız" sorusunu "Allah için." diyerek özetlemişti yüreğindeki duyguları. Herkesin yardımına Akyüz, çevresinde muhabbetli, latif şakalarıyla insanlara mutluluk dağıtan ve çocuklarla iyi anlaşan bir insan olarak tanınıyordu.

Şehadet türküleri...
Çevresindeki herkesin düğününe, cenazesine katılır ve güzel sesiyle ilahiler, ezgiler söyler, bendir çalarmış. Cengiz Akyüz'ün en sevdiği türküler şehadet türküleriydi. Gazze için yola çıkmadan önce arkadaşlarıyla vedalaşırken "Artık benim için de bir şehadet türküsü yazarsınız." demiş. Bu yolculuğa çıktığında Cengiz Akyüz'ün en çok istediği şey Gazze'de yapılacak hastanenin malzemelerini buradaki kardeşlerine ulaştırmaktı. Gemiye binmeden önce hanımına son sözleri "Çocuklara iyi bak, okumaya önem versinler ve namazlarını mutlaka kılsınlar..." olmuştu.

Ali Haydar Bengi
11 Eylül 1971 tarihinde Diyarbakır'da doğdu Ali Haydar Bengi. El-Ezher İslam ve Arap Dili Araştırmaları Fakültesi'ni 1997 yılında başarıyla bitirdi. Güzel ahlakı ve yaşantısıyla herkes tarafından sevilen Bengi Diyarbakır'ın kanaat önderlerinden biri oldu. İlmi çalışmalarında ve verdiği derslerinde, dinin doğru anlaşılması, Müslümanlar arasında birliğin sağlanması ve Kudüs'ün özgürleştirilmesi konularına önem verdi. Başkanı olduğu Aydınlık Yarınlar İçin Hak ve Özgürlükler, Eğitim, Kültür ve Yardımlaşma Derneği çatısı altında çalışmalarda bulundu.

Şehidler kervanı...
Ali Haydar Bengi'nin Mehanur, Semanur, Senanur ve Muhammed Mustafa isminde dört çocuğu vardı. Eşini ve çocuklarını geride bırakarak çıktı bir kutlu yolculuğa.

Üç yılı aşkın bir süredir abluka altında yaşayan Gazze'ye yardım götürmek için hazırlanan filoya katılmak için başvuran Bengi, tercümanlık ve iletişim alanlarında yardımcı olabileceğini belirtmişti. Ve o da, 31 Mayıs 2010 günü Gazze'ye insani yardım götüren Mavi Marmara gemisine düzenlenen İsrail saldırısında şehidler kervanına katıldı.

{http://www.milligazete.com.tr/haber/kanlari-yerde-mi-kalacak-205537.htm}



Bu haber 876 defa okundu.


Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.




    Yazarlar

    En Çok Okunan Haberler

    Şirket Haberleri ŞİRKET HABERLERİ


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    9,316 µs