En Sıcak Konular

ERBAKAN'IN ARDINDAN SATIRLARA DÜŞEN YAZILAR

2 Mart 2011 11:50 tsi
ERBAKAN'IN ARDINDAN SATIRLARA DÜŞEN YAZILAR Milli Görüş'ün banisi Necmettin Erbakan Hakk'a yürürken,Türk basınının ünlü kalemleri onun için şu ifadeleri kullandılar...

Millî Görüş Lideri Erbakan'ın ardından yazılanlar

Necmettin Erbakan'ı ebediyete uğurlarken Erbakan, 1960 sonrası Türkiye siyasi hayatının en önde gelen, en etkili olmuş kişiliklerinden biridir.

Erbakan'ı anlamadan, günümüz Türkiye'sini anlamak imkânsızdır. Erbakan'ın en büyük hizmeti, Milli Görüş Hareketi'ne öncülük ederek, otoriter laiklik uygulamalarından muazzep olan dindar kesimlerin taleplerini demokratik sürece dâhil etmesidir. Bu durum, elbette tümüyle, onun şahsi eseri değildir. Vesayet altında da olsa Türkiye demokrasisi, denetimli bir şekilde ve hayli gecikmiş olarak da olsa, en azından 1970'lerden itibaren İslamcı akıma, siyasetin kapısını açma basiretini göstermiştir.
 
Şahin Alpay / Zaman
 
Geçmişimizi uğurlarken
 
Erbakan'ı, sanki evimizden biri gibi uğurlayacağız. Uzun bir geçmişin inişlerini çıkışlarını birlikte yaşadığımız bir aile ferdi gibi.
 
Birlikte yaşadıklarımıza, birlikte tükettiklerimize, birlikte aradıklarımıza, onun bir yerde dururken açtığımız yeni sayfalarımıza bir yekûn çizgisi çekeceğiz. Onu uğurlarken kalın bir defterde yüklü bir hesaptan geriye kalanları göreceğiz.
 
Bu dünyadan bir Necmettin Erbakan geçmemiş olsaydı, geçmişte bıraktıklarımız ve önümüzde gördüklerimiz bugünkü gibi olmayacaktı. Her zaman bir kişi bir ülkenin kaderini değiştirebilir. Kimi kelebeğin kanat çırpması ile fırtınalara yol açarak, kimi de elindeki çekiçle granit gibi sert taşlara biçim vererek. Şayet bizim, bugün ayaklanan Arap halklarından farklı bir tarihimiz, farklı bir siyasî tecrübemiz oldu ise Erbakan bu binanın ana mimarlarından biri olduğu içindir.
 
Mümtaz'er Türköne / Zaman
 
İnsan Erbakan
 
O'nu diğerlerinden ayıran fark, inandığı gibi yaşaması ve mücadele azmiydi...
 
Yaşıtlarının, "oynayacak tahta atı" bile olmazken, yurtdışında okumuş, özel otomobil sahibi, şehirli bir hukukçunun oğluydu. Buna karşılık ikili ilişkilerinde de çok nazik ve mütevazıydı. Başbakanlık dönemi dahil, partisinin genel merkezinde oturduğunda, üst kattaki yemekhaneye çıkarken, odada bulunan herkesi yanında yemeğe götürürdü. Masadaki tek ayrıcalığı, kayık bir tabağa itinayla soyularak dizilmiş, muz ve elmalardı...
 
Eşi Nermin Erbakan, hayatının gerçek ve tek aşkıydı.
 
Nermin Hanım'ın evliliğin ilk yıllarında, namaz kılmasını temin etmek için Erbakan'ın sadece, "Seccadeyi açık bıraktığı, bir defa bile 'namaz kıl' demediği" yıllarca parti içinde bir efsane olarak anlatıldı durdu...
 
Meliha Okur / Sabah
 
İslâmi hareket ve meşru zemin
 
Türkiye'deki İslâm anlayışının Arap ülkelerindeki gibi radikalleşmemesinin, uçlara savrulmamasının farklı sebebleri var. 1950'den beri demokrasiyle yönetilmenin ve hiçbir zaman yabancı bir ülkenin sömürgesi olmamanın yanı sıra, Necmettin Erbakan'ın Milli Görüş hareketi.
 
Başka ülkelerin boyunduruğu altına giren Müslüman devletlerde, ister istemez İslâm, ulusal kurtuluş mücadelesi içinde yoğunlaşıyor; Batı düşmanlığı derinleşirken, şiddet gündeme gelebiliyor. Evet Türkiye, tarihinin hiçbir döneminde sömürgeleştirilmedi. Ama, gene de eğer Erbakan, kitleleri meşru demokratik zeminde tutmasaydı, İslâmcılık daha radikal bir çizgiye kayabilirdi.
 
Nazlı Ilıcak / Sabah
 
Hoca'nın ardından
 
Erbakan Hoca, beyefendi, nazik bir kişiliğe sahipti. Konuklarını mutlaka ayakta karşılar, ayakta uğurlar, en iyi şekilde ağırlardı. Her zaman muhataplarına beyefendi ve hanımefendi diye hitap eder; devlet adamlığı terbiyesini hissettirirdi.
 
Hangi gazeteden olursa olsun bütün basın mensuplarına da aynı nezaketi gösterirdi. Muhalif gazeteciler ve yazarları ikna etmek için yemekler düzenlerdi. "Mantı günleri" bu yemeklerin en ünlüsüydü. O yemeklere Uğur Mumcu, Örsan Öymen, Bedri Koraman gibi ünlü yazar ve çizerleri çağırdığı gibi bizim kuşaktan genç muhabirleri de davet ederdi. Yemek boyunca esprili çok hoş sohbetler yapar; "Milli Görüş"ü anlatır, bizleri de ikna etmeye çalışır; yemeklerin çoğu, siyasi simge haline getirdiği bir tepsi -altı da üstü de kızarmış- kadayıfla biterdi.
 
Fikret Bila /  Milliyet
 
Erbakanlı Yıllar
 
1980 darbesinden sonra yasaklandı ve askeri cezaevinde kaldı Erbakan.
 
Serbest bırakıldığı bir gece Ayrancı'daki evinde ziyaretine gitmiştik.
 
Erbakan Hoca'nın gazetecilerle yakın dostluğu vardı; Uğur Mumcu, Uluç Gürkan, Teoman Erel'le birlikte katıldığımız Konya milletvekili Şener Battal aracılığıyla yapılan "mantı" davetlerinde bizlere "MSP-ML" diye takılırdı. MSP'nin "Marksist-Leninist" kolu! Hocayı severdik. Irak işgali üzerine eski Başbakan Ecevit'le "Saddam Röportajları" için Bağdat'a giderken uçakta karşılaşmıştık.Dönüşte Milliyet için bir yazı dizisi hazırladı.
 
28 Şubat sürecinde Milliyet'in yayın yönetmeni olduğum dönemde eski dostlukları korumakta zorlandık. Erbakan medyayı, biz de "Siyasal İslamcı" yönü ağır basan iktidarı eleştirdik.
 
Ölüm haberini duyduğumda üzüldüm. Ecevit ve Özal'dan sonra yakından tanıdığım ve saygı duyduğum bir siyasi lideri daha kaybetmiştik. MSP/Refah'lı dostların, yakınlarının, Türkiye'nin başı sağ olsun.
 
Derya Sazak / Milliyet
 
Hoca ve 28 Şubat'ın cenazesi
 
Ömrümde tanıdığım en zarif, en kibar ve öylesine beyefendiliğiyle karşısındakini silahsızlandıran pek az insan tanıdım, Necmettin Erbakan kadar.
 
Taha Akyol'un kendisine ilişkin şu tespitinde, bu çarpıcı kişilik özelliğinin, muhtemelen, büyük payı vardır:
 
"Erbakan'ın siyasi tarihimizdeki olumlu bir mirası, yükselen İslamcılığı demokratik parlamenter sistem içinde tutmuş ve uzlaştırmış olmasıdır. İslam dünyasında İslamcı akımların yükselişi aynı zamanda radikalleşme anlamına gelirken, Türkiye'de Milli Görüş demokrasiden ayrılmamıştır."
 
Türkiye'de uluslararası İslamcı kabarışa paralel bir biçimde yeni kuşakların ortaya çıktığı ve Pakistan'dan Ebulala Mevdudi'nin, Mısır'dan Seyyid Kutb'un referans alınmaya pek uygun olduğu bir dönemde, Erbakan Hoca, Türkiye İslamcılığını disiplin içine alabilmiş ve demokrasi sahnesine yerleştirmeyi bilmiştir.
 
Cengiz Çandar / Radikal
 
Necmettin Erbakan ile bir dönem kapandı
 
Necmettin Erbakan, Türk milletinin Viyana önlerinde bıraktığı dünyaya nizam verme ideallerini yeniden canlandırmak istiyordu. Türk milletinin sukutunu İslam ümmetinin sukutu olarak görüyordu. Yaklaşık üç yüz yıldır, Türk milletinin Batı'ya benzeyerek, taklit ederek ve uyum sağlayarak ayakta kalma mücadelesine karşıydı. Milletlerin kendi iradesi, değerleri ve kararları üzerinden var olabileceğine inanıyordu. Bu nedenle sık sık "Sultan Fatih ruhu"ndan söz ederdi. Ecdat başardı. Biz de başarabiliriz derdi.
 
Doğu'nun kurtuluşunu Batı'da görenlere de Türkiye'nin kalkınmasını "Ortak Pazar"a girmekten geçenlere de karşıydı. Ortak Pazar'ın Türkiye'ye karşı kurulmuş "ortak tuzak" olabileceğine de dikkat çekiyordu.
 
"Milli ve manevi kalkınma"
 
Kalkınmanın ve var olmanın birbiriyle ilgili iki yüzünün olduğunu söylüyordu. Milli ve manevi kalkınma derken kast ettiği buydu. O, her şeyden önce milliydi. Dilinden milli hamle, milli sanayi, milli kalkınma ve milli görüş söylemi bu nedenle düşmezdi.
 
Teknolojiden ibaret bir modernleşmeye Erbakan'ın itirazları vardı. Ancak Türkiye'nin kalkınması, gelişmesi ve güçlü olmasının da modernleşmeden geçtiğinin bilincindeydi. Ancak O, kalkınmanın özünde bir insan sorunu olduğunu düşünüyordu. Bu nedenle milli kalkınmanın manevi değerlerle teçhiz edilmiş, inançlı kadrolar yoluyla gerçekleştirilmesi gerektiğini düşünüyordu. Ona göre Türkiye'yi ancak dindar kadrolar maddi anlamda kalkındırabilirdi.
 
Geçici, palyatif, uyduruk ve pansuman tedbirler yerine sorunu kökten çözecek "ağır sanayi" nin kurulması gerektiğini savunmuştu. "Makine yapan makine" yi üretmek için ilk harekete geçenlerden birisiydi. O, aynı zamanda "Devrim Otomobili" ni yapan kişiydi.
 
Ülkenin her yanında bugün yükselen fabrika bacalarının temelinde onun harcının olmadığını söylemek hakikatlere aykırı olur.
 
Temel atma, temeli döşeme ve temele dönme gerektiğini söylerdi. Türkiye'nin gücünü ve sınırlarını zorlayan hamleleri de bizzat kendisi yapmıştı.
 
Özcan Yeniçeri / Yeniçağ
 
Erbakan, 'Yeni Devir', Gümüş Motor...
 
Prof. Erbakan Türkiye'de siyaseti belli bir kesimin nüfuz aracı olarak gösteren ideolojik çerçeveyi zorlayarak siyaseti İslami dünya görüşüne sahip kesimlere de açmış, bu yolla da hiç kolay yaşanmayan bir süreçte İslami kesimi sağcılık ve muhafazakârlık çatısının altında daralmaya zorlayan kimlik algılarının değişmesinde önemli bir rol oynamıştır. Ardımızda bıraktığımız yüzyılın son çeyreğinde dünya Müslümanları Hazreti Muhammed'in (s.a.) ibadeti siyaset, siyaseti de ibadet olan bir peygamber olarak anlaşıldığı söylemi iki model üzerinden izlediler: Türkiye'de Erbakan'ın sürdürdüğü demokratik yöntem, İran'da ise Ayetullah Humeyni tarafından sürdürülen ve savaşın ardından değişen toplumsal koşullarda oluşan Yeşil Hareket'in devraldığı devrimci siyaset.
 
Cihan Aktaş / Taraf
 
Erbakan'ı, büyük öncüyü uğurlarken
 
Gözümüzü açtığımızda onu gördük. Onun zihin dünyasına tanık olduk. Çocukluğumuza şekil de verdi. Delikanlılık çağımızda büyük bir derdimiz, davamız olduğunu öğretti.
 
Kendimizin, ülkemizin, tarihimizin ders notlarından farklı olduğunu, bugünümüzü ve geleceğimizi şekillendirdiğini, hiçbir zaman ondan kopamayacağımızı, kopmamamız gerektiğini öğretti. Geçmişi ve geleceği önümüze koydu.
 
Bir bilinç devrimiydi bize önerdiği. Hararetle, büyük bir hasretle sarıldık.
 
Etrafımızı saran duvarların ötesinde bize ait şeyler olduğunu gördük. Bizimle aynı dili konuşan, aynı kaygıyı paylaşan, aynı amaca yönelen milyonları farkettik.
 
Bizi Anadolu'ya hapsedenlere karşı en büyük meydan okumayı yapan oydu. Yirminci yüzyılın başında düştüğümüz yerden dirilmemiz gerektiğini, bizimle birlikte Afrika'nın da, Asya'nın da dirileceğini salık veren oydu.
 
Anadolu'yu çepeçevre kuşatan duvarların ötesinde zihin duvarlarımızı kırmamızı öğütleyen oydu.
 
Malezya'dan, Endonezya'dan Atlantik kıyılarına kadar yüreklerin birlikte titremesini, ortak dili yeniden keşfetmemizi istiyordu.
 
Tarih ve coğrafya önümüze serilmişti. Renkler ve coşkular, acılar ve hüzünler ortaktı.
 
İbrahim Karagül / Yeni Şafak
 
Erbakan Hoca yenilirken yendi!
 
Necmettin Erbakan post-modern bir darbe sonucu başbakanlık koltuğundan uzaklaştırıldığında, aslında siyasi hayatının en büyük başarısına imza atıyordu.
 
Bu, hem muhafazakar kesimde, hem de Türkiye'de değişimin işaret fişeği oldu.
 
Erbakan'ın devrilmesi, muhafazakar kesimde başlayan değişim rüzgarına güç kattı.
 
'Bin yıl sürecek' denilen 28 Şubat süreci, daha Necmettin Erbakan'ın başbakanlıktan istifasıyla sona ermiş oldu aslında. 28 Şubat, Türkiye'nin yakın tarihinde eşi görülmemiş bir ekonomik yağmayla sonuçlanırken bu sürece aktif destek vermiş olan tüm aktörlerin tasfiyesiyle sonuçlandı. İmam-hatip liselerine karşı açılan savaş, bu okulların sadece mezunu olmakla kalmayıp ateşli bir savunucusu ve simgesi haline gelen Tayyip Erdoğan'ı başbakanlık koltuğuna oturttu.
 
28 Şubat, tam hedefinin aksi bir sonuca ulaşıp askerin siyasetteki rolünü azaltırken Türkiye'nin normalleşme sürecine hız verdi. 28 Şubat günü Sabah'ın manşeti 'Paşa Paşa imzaladı' idi. Aradan geçen zaman o zihniyetin 'Paşa paşa tasfiyesi'ne tanıklık etti.
 
Aradan geçen onca yılın ardından, Sabah Gazetesi Necmettin Erbakan'ı gerektiği şekilde uğurluyordu.
 
Erbakan hedefine ulaşmış bir siyasetçi olarak aramızdan ayrıldı.
 
Ergun Babahan / Star
 
Erbakan Hoca
 
Erbakan Hoca Hakk'a yürüdü...
 
O, hepimizin Erbakan Hocası idi. Genel Başkan, Başbakan Yardımcısı, Başbakan olmuştu ama ona hep 'Erbakan Hoca' ya da sadece 'Hoca' derdik.
 
Hoca, 1969'dan beri 42 yıldır Türk siyasi hayatının en başta gelen liderlerinden biri olmuş; ya anahtar rolüyle siyaseti doğrudan etkilemiş ya da seçim kazanarak bilfiil hükûmet kurmuştur. Kurduğu ve kurdurttuğu siyasi partilerde hep son söz sahibi olan Erbakan Hoca'dır.
 
Erbakan Hoca, idealist ve vatanseverdi. Kendisine büyük haksızlıkların yapıldığı, cezaevinde aylarca suçsuz olarak yatırıldığı, partilerinin kapatıldığı darbe dönemlerinde bile, ağzından Türk Silâhlı Kuvvetleri aleyhinde tek kelime çıkmamış; Türk Ordusu'nu daima bir 'Peygamber Ocağı' olarak görmüştür.
 
27 Şubat günü, yani 28 Şubat Darbesi'nin yıldönümünden bir gün önce vefat etmesi, sanki bir tevâfuk gibidir. Onun hakkında iki gündür çok güzel şeyler söylendi ve yazıldı. Ancak, Genelkurmay Başkanı Işık Koşaner Paşa'nın yayınladığı başsağlığı mesajı bizleri çok memnun etti ve milletimizin yaralı gönlüne su serpti.
 
Işık Paşa'nın mesajı şöyle: 'Saadet Partisi Genel Başkanı ve eski başbakanlarımızdan Sayın Prof. Dr. Necmettin Erbakan'ın vefatını büyük bir üzüntüyle öğrenmiş bulunuyorum. Değerli bilim ve siyaset adamı olarak yaptığı büyük hizmetleri daima hatırlanacaktır. Şahsım ve Türk Silahlı Kuvvetleri adına merhuma Tanrı'dan rahmet, kederli ailesine ve ulusumuza başsağlığı dilerim.'
 
Biz bu mesajı, sıradan bir başsağlığı temennisi olarak değil, TSK'nın dindar halkımızla kucaklaşması ve 28 Şubat'ın tasvip edilmediği şeklinde telâkki etmek istiyoruz.
 
H. Celal Güzel / Vatan
 
O yazı: Bugüne armağan
 
Prof. Dr. Necmettin Erbakan, ebediyet alemine göçtü, bugün toprağa veriliyor.
 
Hayat sınavını "siyaset alanında" verdi ve inanırım ki, yüz akı ile göçtü bu dünyadan.
 
Türkiye zor bir ülkeydi, bu ülkede verdi mücadelesini. Kurulu düzenin uğraştığı adam oldu. 4 kere partisi kapatıldı, siyasi hayatının 12 yılında yasaklılık yaşadı, yıkılmadı, ayakta kaldı.
 
1997 zor yıllardan biriydi. Partisi için yine kapatma davası vardı ve o, gelmiş geçmiş tüm dava insanlarını ve mazlumları sembolize edercesine sanık sandalyesinde savunuyordu. İşte o günlerde, 20 Kasım 1997 tarihinde Yeni Şafak'ta yayınlandı o yazım. "Seni Seviyoruz Savunan Adam" başlığı ile. Yüreklerde çok yankı buldu. Onu dar-ı bekaya uğurladığımız bugünlerde hatırlanan o yazıyı, bugün Fatih Camii'nde buluşacak gönüllere armağan olsun diye bir kere daha yayınlamak istedim. Sonsuz rahmet diliyorum, Fatihalar yolluyorum.
 
Ahmet Taşgetiren / Bugün
 
Mücahit Erbakan
 
Siyaset arenasında en çok duyduğumuz sloganlar arasındaydı: "Mücahit Erbakan!" Siyasî karizmasının ve ağırlığının cazibesiyle peşinde sürüklediği milyonların gönlünde taht kurmuştu. Fikir ve söylemleriyle Türk siyaset ve düşünce hayatına farklı bir renk katan, sancılı günlerin tartışmalı ismi Erbakan Hoca; yine tartışmaların odağında olduğu bir dönemde gündeme damgasını vurdu. Garip bir tecelli ile 28 Şubat'ın bir yıldönümünde ondan gelen bir haber, üç günlük dünyanın nelere değip nelere değmeyeceği sorusunu da hatırlatarak, başları öne eğdirdi. "54. Hükümetin Başbakanı, Saadet Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Necmettin Erbakan vefat etmişti."
 
Ahmet Dursun / Yeni Asya
 
Selamet... Fazilet... Saadet... Cennet?
 
Ben, şimdilik beni etkileyen özelliklerini yazayım:
 
41'inde evlendi; 42'sinde baba oldu, 70'inde Başbakan koltuğuna oturdu. Hep geç kaldığı ve dışlandığı halde, her devrilişinde inatla yerden kalkıp en baştan başlamayı bildi.
 
Sapması olmayan, kesintili bir yol çizgisi gibiydi hayatı: Selamet... Fazilet... Saadet... Cennet?
 
Sollayanlar önüne geçip iktidar oldular; istifini bozmadı.
 
Hastanedeki son görüntüsü, siyasetin siyasetçiyi hayata bağlayan bir yaşam ünitesi olduğunu kanıtlıyordu sanki... Konuşmaya mecali yoktu, ama iktidara yürüdüklerini söylüyordu. Siyaset, evvela hayal etmek ve hayaline bizzat iman etmekti.
 
Asıl etkilendiğim, öldüğünde başucunda olan kadroydu. Yan yana sıralanmışlardı:
 
"Recai Kutan, Şevket Kazan, Oğuzhan Asiltürk... vd."
 
Bir mücadeleyi 50 sene aynı kadroyla omuz omuza sürdürebilmek, pek az lidere kısmet oldu.
 
Hele "Bizden kopan iktidar oluyor" görüntüsünün olduğu yerde...
 
Hoca'yı bu özellikleriyle ve galiba en çok da nüktedanlığı ve mizaha tahammülüyle özleyeceğiz.
 
Allah rahmet eylesin!
 
Can Dündar / Milliyet

 

 

Kaynak: MİLLİ GAZETE {http://www.milligazete.com.tr/haber/millî-gorus-lideri-erbakan-in-ardindan-yazilanlar-192522.htm}



Bu haber 950 defa okundu.


Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.




    Yazarlar

    En Çok Okunan Haberler

    Şirket Haberleri ŞİRKET HABERLERİ


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    5,249 µs