En Sıcak Konular

BİR KISIM MİLLİYETÇİLER EVET DİYEREK NEYE SEBEP OLDULAR?

23 Eylül 2010 17:17 tsi
BİR KISIM MİLLİYETÇİLER EVET DİYEREK NEYE SEBEP OLDULAR? Cüneyt Ülsever,Referandunda Türk Milliyetçileri'nin tek ses olamamasını tarihi fırsat olarak değerlendirip,bu sayede terörle mücadelede tabu kabul edilen konuların bir bir yıkılabileceğini ileri sürdü.

Hürriyet Gazetesi yazarı Cüneyt Ülsever,son üç yazısında Referandunda Türk Milliyetçileri'nin tek ses olamamasını tarihi fırsat olarak değerlendirip,bu sayede terörle mücadelede tabu kabul edilen konuların bir bir yıkılabileceğini ileri sürdü:

"Yıkılan tabu:
“Terörle pazarlık yapılmaz!”
Yıkan 12 Eylül Referandumu.
Son bir yıldır “Kürt Açılımı”nı yüzüne gözüne bulaştıran AKP iktidarına çok kızan milliyetçi hassasiyeti yüksek kesimler bu kızgınlıklarını güvensizlik oyuna çevirmediler ve AKP politikalarına destek verdiler.
PKK da “eylemsizlik” kararı ile esasında AKP'ye destek verdi.
Ramazanda Mehmetçik ölümleri devam etseydi, hassasiyet bileylenebilirdi.
Tarihi fırsat işte bu!"

Terörle pazarlık yapılmasına destek vermesine rağmen, "Eğer, anadilde eğitim talebinde ısrar edilecekse, boşuna kaynak israfı yapmayalım, boşuna zaman kaybetmeyelim. Hemen bölünelim.Herkes taksın çantasını koluna, gitsin kendi yoluna!" diyerek acı bir gerçeği de itiraf etmek zorunda kalan Ülsever'in o değerlendirmeleri:

Yıllardır sonuç vermeyen bir tabu: ‘Terörle pazarlık yapılmaz!'

12 Eylül Referandumu'nun ardından yaptığım yorumlarda şöyle yazdım.
“Çıkan sonuca göre:
1) BDP-PKK'nın taban desteği yerleşik bir destektir.
2) AKP'nin “Kürt Açılımı” yaparken milliyetçi hassasiyeti yüksek kesimlerden çekinmesi yanlıştır.” (15.09.2010)
* * *
Tıp doktoru hastasının “hastalığı” ile duygusal ilişki kurmaz. Hastalığı ile duygusal ilişki kurma (korku, endişe, üzüntü, kahrolma vb.) hakkı sadece hastada ve onu sevenlerdedir.
Doktorun işi teşhisi doğru koymak, tedaviyi doğru yapmaktır. Örneğin, doktor “kanser hastalığı”na kızamaz, sadece kendini onu yok etmeye memur eder.
“Hastalığa” doktor gözü ile bakarsak şu acı saptamayı yapmak zorundayız:
Maalesef, terör 20. yüzyılın sonlarından itibaren siyasetin bir parçası haline gelmiştir!
Belki terör ile, tıpkı kanser hastalığı gibi, en başında baş edilebilir. Hiçbir zaman tabana inmezse veya tabanını kaybederse yine baş edilebilir. Ama terör, onkoloji dili ile, metastaz yapmış, tabanda yerleşmeye ve yayılmaya başlamışsa artık onunla genel kabul görmüş metotlarla baş etmek nerede ise imkânsızdır.
* * *
30 yıldır PKK terörü ile “Terörle pazarlık yapılmaz” mantığı içinde savaşıyoruz. Ancak, teröre her darbeyi vurduğumuzda metastaz büyüyor!
Mücadele yöntemlerinde çok hatalar yaptık ama bence TSK açısından temel sıkıntı evrensel geçerliliği olan bir sıkıntıdır:
“Nizami harp tekniği” uygulayarak “gayrinizami harp tekniği” uygulayanlar ile baş edilemiyor!
Devlet 1990'larda gayrinizami harp tekniğini uyguladı. Kısmen netice de aldı. Ancak, hukuk devleti ayaklar altına alındı. Faili meçhuller aldı başını yürüdü. Devlet içinde çeteler oluştu. Kısacası, başka bir kanser türü başa bela oldu. Terör kanseri ise metastazını hızlandırdı.
Anlaşıldı ki, devlet kendi koyduğu kuralları kendi yıkarsa ortaya sadece kaos, devlet terörü ve çeteleşme çıkıyor.
Çetelerin bir kısmı bugün Ergenekon Davası içine sıkıştırılmış embedded davalarda yargılanıyor.
* * *
12 Eylül 2010 tarihi milletin verdiği dersler arasına çok önemli bir ders eklemiştir:
12 Eylül'de millet “Terörle pazarlık yapılmaz” önkabulünü artık çok ciddiye almadığını göstermiştir!
Hatırlayın, 1 sene önce AKP Hükümeti “Kürt Açılımı” başlığı ile artık anaların ağlamamasının yolunu açtığını iddia etti. Ancak, çok korkak ve hazırlıksız olduğu için açılımı yüzüne gözüne bulaştırdı. Açılım sadece Kürt milliyetçilerinin şımarma ve imkânsızı talep etme sürecini başlattı. Bu pervasızlık Türkleri kızdırdı, yer yer çığrından çıkardı. Nerede ise kendisini Türk olarak tarif eden herkes tepki verdi.
Ekim 2009'da “Habur Kapısı Rezaleti” yaşanınca tepki ayyuka çıktı.
AKP Hükümeti bu rezaletten beter korktu ve “Kürt Açılımı”nda iyice pasifleşti.
TBMM'de temsil edilen DTP (BDP) ile görüşmekten bile kaçtı.
Ekim 2009'dan sonra terör azgınlaşınca muhalefet AKP'ye veryansın etmeye başladı.
Özellikle, MHP referandum propagandasını AKP'yi terörle pazarlık yapma suçlaması üzerine oturttu.
Ancak, 12 Eylül günü gösterdi ki millet teröre ateş püskürüyor, “Kürt Açılımı”na inanmıyor ama bunu da AKP'ye güvensizlik oyuna çevirmiyor!
MHP bile “Hayır”ı kendi tabanına tam benimsetemedi.
Bence ortaya tarihi bir fırsat çıktı![1]

Bir tabunun önlenemez yıkılışı: Tarihi fırsat

DÜN yazdım. Yıkılan tabu:
“Terörle pazarlık yapılmaz!”
Yıkan 12 Eylül Referandumu.
Son bir yıldır “Kürt Açılımı”nı yüzüne gözüne bulaştıran AKP iktidarına çok kızan milliyetçi hassasiyeti yüksek kesimler bu kızgınlıklarını güvensizlik oyuna çevirmediler ve AKP politikalarına destek verdiler.
PKK da “eylemsizlik” kararı ile esasında AKP'ye destek verdi.
Ramazanda Mehmetçik ölümleri devam etseydi, hassasiyet bileylenebilirdi.
Tarihi fırsat işte bu!
Kürt meselesi ile ilgili “tarihi fırsat” sözünü ilk kez Cumhurbaşkanı Abdullah Gül kullandı ama onun kastettiği: i) uluslararası konjonktür ve belki de ii) TSK'nın ilgili politikalarının Hükümet'e yaklaşması idi.
Bence gerçek tarihi fırsat şimdi yaşanıyor. Zira fırsatı taban, doğrudan Türk halkı tanıyor.
Dilerim, Hükümet bu sefer ıskalamaz!
* * *
Bana öyle geliyor ki, Hükümet bu kez daha cesur davranacak. İpuçları var. Hain Hakkâri saldırısı yaşanmasaydı, Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek ve Adalet Bakanı Sadullah Ergin'le BDP eşbaşkanları Selahattin Demirtaş ve Gültan Kışanak bir araya geleceklerdi. MİT Başkanı “konu”yu görüşmek üzere ABD'de. Belli ki devlet yetkilileri, tabii ki Hükümet'in bilgisi ve yönlendirmesi dahilinde, PKK ile görüşüyorlar.
* * *
Ancak, bu noktada kritik bir dönemeç var. Bu görüşmelerden “birileri” rahatsız. Bunlar PKK'nın bir hizbi olabileceği gibi, “dost ülkeler” bile olabilir.
İlk gün yapıldığı gibi TSK'yı olay yerinde bulunan çanta nedeni ile suçlamak ise tam bir zırva. Saldırıyı kendi yapıp veya taşerona yaptırıp, PKK üzerine atmaya yeltenenlerin kendi kartvizitlerini olay yerinde bırakacağını düşünmek TSK'yı da kendileri kadar geri zekâlı saymaya eşit.
Ancak, aşikâr ki ortada bir provokasyon var. Provokatörler, taraflarca gizli tutulacağı zannedilen Hükümet-BDP görüşmesini önden haber de almışlar. Ya BDP, ya da Hükümet içinde köstebekleri var.
* * *
Bu noktada Hükümet'e bir uyarım var.
Provokosyanla ilgili verilecek en iyi mücadele provokosyonu boşa çıkarmaktır!
Tamam, Hükümet-BDP görüşmesi hain saldırının yapıldığı gün yapılamazdı ama karabulutlar dağıldıktan hemen sonra yapılmalıydı.
Provokosyana kim yeltendi ise amacına ulaşamayacağı gözler önüne serilmeliydi.
Hükümet BDP ile, sivil-asker devlet yetkilileri PKK ile görüşmelidir ve herhangi bir provokosyon buna engel olamamalıdır.
PKK içinde farklı liderlikler olduğu aşikâr. Apo ve çevresi ile yapılacak görüşmeler belki diğerlerini azdıracaktır ama aynı zamanda tecrit edecektir.
* * *
Bu (inşallah) yeni dönemde Başbakan'dan da özel bir ricam var. Muhalefet liderlerini, tabii ki kayda alınarak, içeriği kamuya açıklanmayacak toplantılarda özel
bilgilendirsin. Onay alsın demiyorum ama bilgilendirsin.
Meseleyi hükümet politikalarının üzerine çıkarmaya çalışsın. Muhalefet de bu toplantılara katılsın ve verilen bilgilere devlet adamı sorumluluğu içinde yaklaşsın! [2]

Bir tabunun önlenemez yıkılışı: Anadil eğitimi

İKİ gündür bir tabunun yıkılışını irdeliyorum:
“Terörle pazarlık yapılmaz.”
Ancak, bu köşeyi okuyanlar hatırlar. Ben ortaya “Kürt Açılımı” kavramı atıldığı andan itibaren “Anaların ağlamaması için eline silah alanı silahı bırakmaya ikna etmen gerekir” diye yazıyorum. Bunun için de “mangal gibi yürek” sahibi olmak şarttır diye vurguluyorum.
Son yazılarımla ilave amacım 12 Eylül Referandumu sonuçları ile ortaya gerçek bir tarihi fırsat çıktığını vurgulamaktır.
* * *
Bugün Kürt siyasetçilere bir uyarıda bulunmak istiyorum.
Son bir yıldır “Kürt Açılımı” adı altında oluşturulan bazı talepler adeta imkânsızı istemeye dönüştü.
İmkânsızı isteyen esasında anlaşmak istemeyendir.
Bir arada yaşayacaksak:
Türkler tabii ki Kürtlerin hassasiyetlerine duyarlı olmalıdır.
Ama, Kürtler de aynı şekilde Türklerin hassasiyetlerine karşı duyarlı kalmak zorundadır.
Ülkenin dibine konan esas kara mayın son bir yıl içinde “devlet-PKK” çatışmasının “Türk-Kürt” çatışmasına doğru tırmanmasıdır.
* * *
Bugün “anadil eğitimi” konusunu ele alacağım.
Ancak önce, belki de amaçlı olarak birbirine karıştırılan, bir ayrım yapmak istiyorum:
1) Anadil eğitimi,
2) Anadil(de) eğitim.
Demokratik bir ülkede, eğer anadili resmi dilden farklı ise, anadilini öğrenmek herkesin hakkıdır.
Bunun için, yeteri kadar talebin oluştuğu okullarda anadili öğreten seçmeli dersleri okutmak devletin görevi, özel okulların hakkı olmalıdır.
Ancak, anadilde eğitim müfredatta okutulan tüm derslerin (tarih, edebiyat, matematik vb.) anadilde okutulması anlamına gelir.
İşte bu talep bölünmenin bizzat kendisidir.
Zira, eğitim sadece dilin doğru öğrenilmesi, bazı bilgilerin kazanılması değildir.
Eğitim aynı zamanda ortak kültürün, değerlerin, örflerin, inançların, ülkülerin, tasaların; kısacası bir toplumu bir arada tutan tüm öğelerin tartışıldığı ve hazmedildiği süreçtir.
Eğer, hep birlikte Türkiye Cumhuriyeti şemsiyesi altında yaşayacaksak bu öğelere ortak sahip olmamız gerekir!
* * *
Çocuklarımız ayrı okullarda, ayrı dillerde eğitim alırsa sadece birbirinin dilini değil, birbirinin kültürünü, değerlerini, örflerini, inançlarını, ülkülerini, tasalarını vb. tanımayan nesiller yetiştiririz.
Artık onları kimse ortak paydada bir arada tutamaz. Süreç içinde ayrılık kendiliğinden ve doğal olarak gelişir.
* * *
Eğer, anadilde eğitim talebinde ısrar edilecekse, boşuna kaynak israfı yapmayalım, boşuna zaman kaybetmeyelim.
Hemen bölünelim.
Herkes taksın çantasını koluna, gitsin kendi yoluna! [3]

Cüneyt ÜLSEVER-Hürriyet

Kaynak: HÜRRİYET GAZETESİ
[1].http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/haber.aspx?id=15829693&yazarid=3
[2].http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/haber.aspx?id=15838371&yazarid=3
[3].http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/15845433.asp?yazarid=3



Bu haber 661 defa okundu.


Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.




    Yazarlar

    En Çok Okunan Haberler

    Şirket Haberleri ŞİRKET HABERLERİ


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    6,138 µs