En Sıcak Konular

Yavuz Bülent Bakiler
Konuk Yazar-Türkiye
Yavuz Bülent Bakiler
9 Kasım 2010

Kültür bakanımıza şikayet dilekçemdir



Sayın Bakan! Siz, Nâzım Hikmet’i çok seviyorsunuz. Birkaç toplantıda, ondan, ezbere şiirler okuduğunuza da şahit oldum. Yanılmıyorsam bir konuşmanızda; “Boğaz’a Nâzım Hikmet’in bir heykelini dikmek lâzım!” demiştiniz.
Nâzım’ı çok iyi inceleyen ve onun Sovyetlerdeki yaşayışını en yakın dostlarının kalemlerinden, hâtıralarından okuyan bir kimse olarak inanıyorum ki, dünyanın en büyük, en kara sevdalı komünistlerinden biri de Nâzım Hikmet’tir. Eğer o, Marksizmin kendiliğinden, gümbür gümbür yıkılıp gittiğini görseydi, ya bir kalp sektesinden ölüp gider veya Lenin’in heykeli karşısında intihar ederdi.
İlgi alanıma girdiği için, Nâzım’ın bütün şiir kitaplarını dikkatle okudum. Romanlarını, Bulgaristan’dan getirterek gözden geçirdim. Ve bir gece, samimi kanaatimi Hulki Cevizoğlu’nun Cevizkabuğu programında, milyonların önünde açıkladım: Nâzım Hikmet’in nesrine ve Türkçesine on üzerinden on veriyorum. Ama Nâzım, bizim en büyük şairimiz, en büyük nâsirimiz değildir. Nâzım çok kötü bir koca, çok kötü bir baba, çok kötü bir vatandaş ve çok kötü bir insan olduğu için, ben onu kat’iyyen sevmiyorum. Sizin onu çok sevmeniz, ne kadar tabii hakkınızsa; onu sevmemem de, benim o kadar tabii hakkımdır.
Biliyorum ki siz onu, Moskova ve Marksizm hayranlığı dolayısıyla sevmiyorsunuz. Sizin sevginiz, onun şiirlerinden ve nesrinden doğuyor.
Anatole France diyor ki: “Millet, edebiyatı olan topluluktur.” Siz, devletimizin Kültür Bakanı olarak, şiirimizin ve nesrimizin en az, Nâzım Hikmet kadar, hatta, ondan daha güçlü kalemlerine de ilgi duymak, onları kucaklamak, eserlerine bakanlık olarak sahip çıkmak mecburiyetindesiniz. Buna mahkûmsunuz da.
Şimdi ben Türkçe’nin, şiirin, nesrin ne demek olduğunu bilen milyonların önünde iddiamı isbata hazırım: Nâzım Hikmet’in Türkçesine ve nesrine, on numara verdiğimi açıklamıştım. Ama bizim Ârif Nihat Asya isimli bir edibimiz var ki, nesri âdeta mensur şiirdir. On üzerinden on defa yıldızlı on kıymetindedir. Ve şiiri de Nâzım’ın şiirinden kat’iyyen geride değildir.
Arif Nihat Asya, şiirde aruz, hece ve serbest vezinleri, çok başarıyla kullanan şairlerimizin başında geliyor. Rübaide rekor, onun elindedir. Ve yurdumuza bitmez-tükenmez güzellemeler yazmakta da birinci sıradadır. Ben, ömrümün yirmi yılını onun yakınında geçirdim. Şiirimde ve nesrimde onun tesirlerini görmek mümkün. Bununla da iftihar ediyorum. Kendisinden dinlediklerimi: ÂRİF NİHAT ASYA İHTİŞAMI isimli 460 sayfalık bir kitapta topladım. Ve bu kitabın satın alınması için Kültür Bakanlığımıza da başvurdum. Millî Kütüphane müdürünüz Tuncel Doğan, bahsettiğim kitaptan sadece yedi tane satın alınacağını bildirdi. Cumhuriyet devri edebiyatımızın en önemli isimlerinden biri olan ve Bayrak Şairimiz olarak bilinen Ârif Nihat Asya’ya, bu Tuncel Doğan isimli memurunuzun takındığı tavır bir çirkinliktir, insafsızlıktır!
Kimdir bu Tuncel Doğan? Millî kütüphanemizi babasının evi gibi gören bu adamın yazılmış kaç makalesi, basılmış kaç kitabı vardır? “Millet edebiyatı olan bir büyük topluluk” ise, bu adam, edebiyatımızın yüz akı isimlerinden biri olan Arif Nihat Asya’ya karşı, nasıl böyle düşmanca davranır? O, bu cesareti kimden alıyor? Lütfen çağırın ve sorun kendisine: Milli Kütüphanemize Nâzım Hikmet’ten veya onun çizgisinde olanlardan kaç kitap almıştır ve Arif Nihat’tan kaç kitap istemiştir? Yani bizim edebiyatçılarımızın, Tuncel Doğan‘a göre makbul sayılabilmeleri için, Marksizme boyanmaları, Moskova’nın yolunu tutmaları mı gerekiyor? Yazacaklarım bitmedi... 

Kültür bakanımıza şikâyetimdir II
 
Sayın Bakan!
Bu, size ikinci şikâyet dilekçem. Yalnız, özellikle belirtmeliyim ki, bu şikâyetlerimin şahsî bir tarafı yok. Üzüntüm, şaşkınlığım hatta öfkem, tamamen millî çıkarlarımıza, millî kaygılarımıza dayanıyor. Yani, Millî Kütüphane Müdürünüz Tuncel Acar, benim ÂRİF NİHAT ASYA İHTİŞAMI isimli kitabımdan 7 yerine 177 kitap isteseydi, bir elim yağda, bir elim balda mı olacaktı?
Veya onun, millî mes’elelerimize karşı takındığı şu çok yanlış, şu çok zararlı tavır yüzünden benim bir geçim sıkıntım mı var? Aç mı kalıyorum; çıplak mı yaşıyorum? Milyon kere hayır!
Sayın Bakan, elim 57 yıldan beri kalem tutuyor. Yayınlanmış 20 kitabım var. Bu kitapların toplam satış miktarı bir milyon eşiğine çoktan dayandı. Sadece şiir kitabım olan HARMAN, 96 bin kişinin elinde bulunuyor. Hem devlet, hem de özel radyo ve televizyonlardan bizzat hazırlayıp sunduğum programların sayısı yüzlercedir. 81 vilayetimizin 71’inden davet alarak konferanslar verdim. Bu çalışmalarımı, yurt içinden ve yurt dışından 38 ödülle değerlendirenler oldu. Bütün bunları yazmak mecburiyetinde kaldığım için gerçekten üzgünüm. Bilmelisiniz ki, ben bir kültür adamıyım. Millet hayatımızda kültürün ne demek olduğunu bilen kimselerdenim.
Atatürk diyor ki: “Türkiye Cumhuriyetinin temeli kültürdür!” Fransız yazarlarından Balzac‘ın millet tarifi de çok doğru: “Millet, edebiyatı olan topluluktur!” -Eğer kuruluş gayesi değişmediyse- Kültür Bakanlığımız da kültür köklerimizi araştırmak, bulmak, korumak, yaşatmak ve yaymakla vazifelidir.
Komünizm kültür dünyamızın en büyük düşmanlarından biridir. Komünizm Türkiye’ye işçi hareketleriyle gelmedi. Komünizm edebiyatla, şiirle, resimle, hikâyeyle, romanla, tiyatroyla aramıza sokuldu. Ben, başta Sovyet Rusya olmak üzere, komünizmin uygulandığı çeşitli ülkeleri gören, oralarda halkı, aydınları dinleyen bir kimse olarak yazıyorum: Komünizm çağın gerisinde kalan geri bir kanlı uygulamadır. Şimdi Kültür Bakanlığımız, Komünizmi yine edebiyat vasıtasıyla milletimize bulaştırmak isteyen yoldaşların eserlerine kucak açar da, Arif Nihat Asya gibi, tamamen millî, aynı zamanda şiirde ve nesirde çok kuvvetli ediplerimize karşı neden ilgisiz kalıyor.
Türkiye’nin, yeni kurulan Türk cumhuriyetleriyle siyasî, iktisadî ve kültür münasebetleri içerisinde bulunmasının sayılamayacak kadar büyük faydaları var. Ben, yeni Türk Cumhuriyetleri üzerine 101 TV programı hazırladım. Bu programların 66’sı devlet televizyonumuzdan yayınlandı.
ÜSKÜP’TEN KOSOVA’YA ile TÜRKİSTAN TÜRKİSTAN isimli kitaplarım, bütün üniversitelerimize YÖK tarafından tavsiye edildi. Yeni hazırladığım AZERBAYCAN YÜREĞİMDE BİR ŞAHDAMARDIR kitabım için Millî Kütüphaneye başvurdum. Tuncel Acar isimli mensubunuz, bu kitaptan sadece yirmi adet alınıp dağıtılacağını söyledi. Biz bu kafa ile mi yeni Türk cumhuriyetleriyle dostluklar kuracağız Ayıptır! Ayıptır! Ayıptır! Tuncel Acar, bizim bir şahdamarımızı kesmek istiyor. Diyeceksiniz ki: “Sizin kitabınızı almayarak mı?” Ben de tevazuyu bir tarafa bırakarak “evet” diyorum. Benim kitabımı da almayarak yanlışlarına yanlış ekliyor. Lütfen gösterin bana, Türkiye’de Türkistan ve Azerbaycan üzerine yazılan bizim kaç kitabımız var? Kürtür Bakanlığının bu tavrını, bu Tuncel Acar kafasını daha kırk yere şikâyet edeceğimi göreceksiniz. Kendi vatanımızda vatansızlar gibi mi yaşayacağız Sayın Bakan?

 

Not: Yazarın 07-13 Kasım 2010'da Türkiye Gazetesi'nde yayımlanan yazıları burada birleştirilmiştir.

  



Bu yazı 970 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 30 Mart 2013 Allaha ısmarladık
    • 10 Mart 2013 Anıtkabir'de Kral Abdullah'ın gözyaşı
    • 4 Mart 2013 Hocalı'da Ermeni ve Rus vahşeti
    • 25 Şubat 2013 Ah Enver Ağabey!
    • 24 Şubat 2013 Sinoplu gençleri kim tahrik etti?
    • 18 Şubat 2013 Kemalizmin millet anlayışında dinin yeri yoktur
    • 4 Şubat 2013 Türk Olmak Şereftir
    • 21 Ocak 2013 Nazım Hikmet'e niçin saygı duyayım? -ll-
    • 14 Ocak 2013 A. Menderes'e tekme tokat dayak, Apo'ya renkli televizyon
    • 13 Ocak 2013 Terör biter mi dersiniz?
    • 31 Aralık 2012 Soner Yalçına Açık Mektup
    • 25 Kasım 2012 Turan Yazgan Hoca da...
    • 23 Ekim 2012 Fazıl Say cayırtısı
    • 21 Ekim 2012 MHP Devlet Bahçeli'yle büyümüyor, büyümeyecek!
    • 8 Ekim 2012 Atsız Şaman mıydı?
    • 1 Ekim 2012 Balyoz davasının hakimi ben olsaydım...
    • 9 Haziran 2012 Abdurrahim Karakoç (1932-2012)
    • 9 Nisan 2012 Ordumuzu siyasete bulaştırmamak
    • 1 Nisan 2012 Türk Ocakları 100 yaşında
    • 5 Mart 2012 Hocalı mitinginde bir yanlışımız

    Yazarlar

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    7,212 µs