En Sıcak Konular

Ahmet Kabaklı
Şeyhül Muharririn Unutulmayan Yazılar
Ahmet Kabaklı
4 Kasım 2010

Ömer Öztürkmen’den selam



Ömer Öztürkmen kardeşimin yazıları her gün bekleniyor. Seyrek yazması dolayısıyle, okuyucularım bana soruyorlar: “Ömer Bey bu konuda acaba ne düşünüyor? Lütfen bize yazar mısınız?”
Ben de onu seven okuyucularının hasretlerini gidermek için, çok önemli eserlerinden biri olan “BİLİMDEN DAMLALAR” adlı kitabının 143-144. sayfalarından bir makalesini sunuyorum.
Türkiye’nin derin ıstıraplarını şikayetlerle dile getiren şu kaygılı satırlara önemle eğiliniz.

Türkiye’nin bilimsel geleceği
Türkiye’de 30.000 araştırma görevlisi var.
Ancak ilmî literatüre (Citation İndex) geçebilecek araştırma sayısı 300’ü bulmamaktadır. Yani 100 araştırmacıdan yalnız bir tanesi uluslararası bilim çevrelerinde kabul edilebilir bir yayın yapabilmektedir.
Bir başka ifade ile 30.000 araştırmacıdan 29.700’ü bir yıl gibi kısa olmayan bir zaman diliminde randıman verememekte, bilim dünyasının kabul edebileceği bir yayın yapamamaktadır.
Kötümser bir tablo çiziyorum, ama gerçek budur.
Demek ki, sadece araştırma sayısını arttırmakla bilgi üretilemiyor. Bilgi üretmek ayrı bir şey, insanlara araştırmacı sıfatını takmak ayrı şeydir.
İleri teknolojilere sahip gelişmiş ülkelerde 10.000 nüfusa düşen araştırmacı sayısı 60 civarındadır. Bu hesaba göre 55 milyon nüfusu olan Türkiye’nin en az 300.000 araştırmacıya, ama gerçek araştırmacıya sahip olması gerekir.
Oysa gerçek araştırmacı sayımız 300’dür.
Hazin bir tablodur bu.
Siz hiç bilimsel yetersizliğinden ötürü bir öğretim üyesinin işine son verildiğini duydunuz mu?
40 yıllık meslek hayatımızda bir tek öğretim üyesinin işine son verildiğini biz duymadık. Duyan varsa lütfen bildirsin, sözümüzü geri alalım.
Normal bir üniversitede bir yıl geçtiği halde hiçbir çalışması olmayan 29.700 araştırmacının işine son verilir.
Ama Türkiye’de hiçbir iktidar; hiçbir üniversite böyle bir operasyona cesaret edemez. Değil binlerce öğretim üyesinin, iki öğretim üyesinin işine son verilse kıyamet kopar. Üniversitenin özerkliği çiğneniyor diye ayağa kalkarız.
Bizde öyle öğretim üyeleri vardır ki, profesör unvanını aldığı halde yazılı bir tek eseri yoktur.
İlmi kitaplar yayınlanır. Ama bu kitapların dünya bilim literatüründe tek satırla esâmesi okunmaz.
Siz Türkiye’deki üniversitelerin saat 17’den sonra kapılarına kilit vurulduğunu acaba biliyor muydunuz?
Evet Türkiye’de üniversiteler saat 17’de tatile girer. Bütün bir gece kapalı kalır. Tam 16 saat o canım laboratuvarlarda cinler, periler dolaşır.
Üniversitelerin saat 17’den sonra kapatıldığı, öğretim üyelerinin baremle yükseltildiği bir ülkede bilimin geleceği hakkında iyimser tahminlerde bulunmak kolay değil.
Şimdiye kadar 30 üniversite kurulmuş, 30.000 araştırmacı tayin edilmişse, bunları bilimsel kalkınmamızın alt yapısı gibi göstermenin ciddi bir tarafı olamaz. Buna, sayı kalabalığı ile göstermelik işlere başvurmaktan başka bir anlam verilemez.
Dün sona eren Bilim ve Teknoloji Vakfı’nın 3 günlük sempozyumunda bu gerçeklere parmak basılmıştır. Umalım ki, bu gerçeklerin ışığı altında bilimsel çalışmalarımıza daha rasyonel, daha sonuç alıcı bir yön verilebilsin.

 

(25 Haziran 2000 -Türkiye Gazetesi)


 



Bu yazı 930 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 27 Mart 2019 İslamofobi, Terör ve Türkiye
    • 27 Temmuz 2011 Hem suçlu hem güçlü (ABD’yi uyarmak)
    • 5 Mart 2011 Üç hayalperest millet
    • 22 Aralık 2010 Soykırımda dünya birincisi Amerika
    • 9 Kasım 2010 Gösterişsiz Allah adamı
    • 4 Kasım 2010 Ömer Öztürkmen’den selam
    • 20 Haziran 2008 Damda Deve Aranır mı?
    • 3 Nisan 2008 Dünden Bugüne Milliyetçilik
    • 29 Şubat 2008 Atatürk'ü Atatürkçü'lerden kurtarmak
    • 23 Eylül 2007 Atatürk'ün Gerçeğini Bulmak
    • 29 Şubat 2000 Sömürgeci Batı’nın Türk-İslam Düşmanlığı
    • 1 Ocak 1990 IRTICA...

    Yazarlar

    En Çok Okunan Haberler

    Şirket Haberleri ŞİRKET HABERLERİ


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    6,229 µs