En Sıcak Konular

Umut Bulut

Umut Günlüğü
Umut Bulut
6 Ekim 2010

Milli Gazete Safra Atıyor



Her tekke her adama yaramazmış, birileri gelir birileri gider ve bundan çok daha normal ne olabilir ki? Bir gazetenin düşünce sayfasından birkaç yaprak döküldü diye bunu bir yaprak dökümü gibi sunmanın alemi yok.  Kaldı ki birkaç nefer düşmekle bayrak yere düşmez…  Hem hayata başka bir yerden bakıp hem orada durmak asıl anlamsız olan şey budur. İnsanlar belli tercihlerde bulunur ve bu tercihler doğrultusunda hareket ederler.

‘Bakın haa ben gidiyorum’ deyip durmak da neyin nesi oluyor gidecek olan gider kalacak olan kalır kimsenin koluna yapışan da yok. Hiç kimse de belli yerlere yapışık değil, isteyen çekilir ve taze bir nefesle yola devam edilir.

Taraf tutmak belli bedelleri de göze almaktır. Giderken edebi veda yazıları kaleme alan gazete yazarlarına baktıkça ne kadar da iyi birer yazar olduklarını ispat etmek istercesine yazılar döşeniyorlar. Hepsinin ortak bir özelliğini aramaya da gerek yok hep başkalarından alıntılarla veda yazılarını renklendirmeye çalışıyorlar. Gideceksen arkana bakmadan sessizce sessiz bir dağ gibi gidersin ortalığı ayağa kaldırmanın bağıra bağıra gitmenin mantığı ne ola ki?

Savaşa savaşa çekileceğiz diyorlarsa karşılarında bir muhatap da yok ne bu telaş ne bu öfke anlayabilmiş değilim. Zaten kimsenin de aman aman okuyup takip ettiği yazarlar değiller hiç biri, ısrarla bakın ben yazarım demeye çalışsalar da gidecekleri yerlerde eskisi kadar rahat ve pervasız olamayacaklar, gidebilecekleri çok da bir yer yok hani…

Artı kovulacağını anlayan Kemal Sunal gibi siz bizi kovmadınız bir kendimiz istifa ediyoruz demek için bu acele kararları alıyorlar. Yolunuz açık olsun da hesabı ödemeden nereye bu telaşlı kaçar gibi gidiyorsunuz. İpleri başkasının elinde kendi kendine bir aşiret gibi çöreklendiğiniz gazete köşelerinden atıp esip savurduğunuz günlerin hatırına bir nefis muhasebesi de yapmak gerekmiyor mu?

Davulu başkasının sırtına verip kafanıza göre tokmak salladınız şimdi de ben kaçıyorum diyorsunuz. Olsun bir itirazımız yok çeki taşı gibi durduğunuz yerlerde gençlerin önü açılıyor bu da az kar değil. Ne yaptığınızın bir dökümünü verseydiniz çok daha iyi olurdu ya neyse… Mesela ahbap çavuş ilişkileri içinde sevdiklerinize prestij edip sevmediklerinize sükut suikastı yaptınız. Kendi çevrenizden olmayanları görmezden gelip size boyun büküp elpençe divan duranları gözettiniz. Körler sağırlar birbirini ağırla misali arkadaş gurup ilişkilerinizi başarıyla götürdünüz.

Gazetenin içinde bile mahalle dedikodularından eksik kalmadınız en yakın arkadaşlarınızı arkadan hançerleyip durdunuz. Arkadan gıybetini yaptığınız adamlara yüzlerine gelince yalakalığın dik alasını yaptınız. Kusura bakmayın çok büyük bir kayıp değilsiniz yani…

Milli Gazete, bir yaprak dökümü yaşamıyor bana göre,  aksine safralarını atıyor…

Kaliteyi, ideali ve estetiği değil, yalakalığı, ikiyüzlülüğü ve omurgasızlığı ödüllendirdiniz. Herkese tepeden bakıp sizin putlarınıza selam vermeyenleri dışta bıraktınız. Yazarlık adına özgün üretimleri değil klişe kalıplaşmış yandaş çevre ilişkileri ile oluşturdunuz her şeyi. Şimdi de biz gidiyoruz diyorsunuz e hadi daha neyi bekliyorsunuz ağlayalım mı peşinizden?

Gazetenin tirajı ortada okuyucunuz çevreniz yaptıklarınız ortada etiniz budunuz belli neyin hesabını yapıyorsunuz her rüzgarda savrulup her denizde batan adamı kim ne etsin? Kaldı ki deniz dalgalandığında kepçenin hesabı olmaz…

 



Bu yazı 1,195 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 8 Ağustos 2016 Fetö/PDY Yahut Dilenci Mafyasının çöküşü
    • 4 Şubat 2015 Cübbeli Yahut Çelik Çekirdek
    • 1 Kasım 2014 Gavura gavur denmeyecek
    • 17 Nisan 2014 Karizmatik Lider Kıtlığı
    • 8 Nisan 2014 İmam Şafii Camii İçin Kitap Bağışı Talebi
    • 5 Aralık 2013 Cemaat: İtibar ve masumiyet aşınması
    • 21 Ekim 2013 F.G:Kutsal Sürgün yahut Cem Sultan Sendromu
    • 25 Mayıs 2013 “Diyanet ayıplı hadisleri ayıkladı!”
    • 12 Nisan 2013 Türk toplumunda Kürt nefreti
    • 16 Haziran 2012 Bir vicdan bayrağı: Bülent Yıldırım
    • 17 Mayıs 2012 Din ve Mehdi Tartışmalarına Mütevazı Bir Katkı
    • 7 Mayıs 2012 Tarihin Yatak Odası
    • 27 Mart 2012 Kurtlar Vadisinde neler oluyor?
    • 26 Şubat 2012 Erbakan hırsız mı?
    • 19 Şubat 2012 Genç imamlar rahatsız
    • 17 Ocak 2012 Baydı artık Şu Hrant muhabbeti
    • 15 Kasım 2011 ''Dünyanın Memesinden Din Bahanesiyle Süt Sağanlar''
    • 21 Ekim 2011 Top sakal bırakmak Firavun adetidir
    • 11 Eylül 2011 ''Erkek'' Bir Şair: Olcay Yazıcı
    • 18 Temmuz 2011 Yerleşmek/ yerlileşmek

    Yazarlar

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    6,716 µs