En Sıcak Konular

Yavuz Bülent Bakiler
Konuk Yazar-Türkiye
Yavuz Bülent Bakiler
25 Temmuz 2010

Bülent Arınç mı doğru söylüyor Oktay Ekşi mi?



Geçenlerde Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın bir açıklaması oldu. Dedi ki: “Hiçbir CHP’li, 27 Mayısla ilgili olumsuz tek cümle konuşmaz. Çünkü 27 Mayısın doğrudan şeriki (ortağı) olan CHP’nin o darbedeki rolünü, herkes çok iyi bilir!“
Bülent Arınç’ın bu beyanına, CHP’den önce Oktay Ekşi’den itiraz geldi. Hürriyet’in başyazarı Oktay Ekşi, “Gerçi CHP’nin geçmişinin hesabını vermek bize düşmez“ diyerek alelacele kaleme sarıldı: “Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, anlaşılan o tarihlerde Türkiye’de değilmiş. Aksi halde dün “CHP, 27 Mayısın doğrudan doğruya ortağıdır“ demez 12 Eylülden söz ederken de, CHP’nin 12 Eylülden önceki olayların sorumlusu olarak bilinmesine rağmen (...) yargılanmadığını“ iddia etmek gibi bir yanlış yapmazdı...” diye yazdı. Breh! Breh! Breh!
Oktay Ekşi, soy-sop bakımından çok koyu bir CHP’li olduğu için partisine ima yoluyla olsun bir tarizde bulunulmasına tahammül edemiyor.
27 Mayıs, bayağı bir hükûmet darbesiydi ve o darbeyi CHP’nin teşvikiyle, ordu içindeki CHP zihniyetli subaylar yapmışlardı. 27 Mayıs darbesi yapıldığında, ben Ankara Hukuk Fakültesi’nin son sınıfında idim. Mısır’daki sağır sultan gibi, ben de görüyor, duyuyor ve biliyordum ki, halkın oylarıyla iktidara gelemeyen CHP, kendi zihniyetindeki subayları binbir türlü yalanla, dolanla, iftirayla... kandırarak iktidara taşınmayı plânlamaktadır. Çünkü 1950 yılında yapılan seçimlerde DP meclise 487 milletvekiliyle girmişti. CHP 63 milletvekilinde kalmıştı. 1954 seçimlerinde DP’nin 503, CHP’nin 31 milletvekili vardı. 1957 seçimlerinde ise DP: 428, CHP 178 milletvekilliği kazanmıştı.
Kabul ederim ki, bu neticelerin alınmasında, seçim kanununda yapılan değişikliğin çok büyük tesiri oldu. Çünkü, 1946 yılına kadar seçimler, açık oy gizli tasnif esasına göre yapılıyordu. Seçimler bittikten sonra, 3-5 kişi bir odada bir araya gelerek oyları sayıyor sonra da o sandıkta herkesin CHP’ye oy kullandığı ilân ediliyordu. 1950 yılında sistem değişti. Eğer 1950-1954-1957 yıllarında yapılan seçimlerde de “açık oy gizli tasnif” sistemi uygulansaydı CHP rahatlıkla iktidar olur, 27 Mayıs felâketi de yaşanmazdı.
27 Mayıs darbesini yapan subayların bir kısmıyla, daha sonraki yıllarda çok yakın görüşmelerim oldu. Mesela A.Türkeş, benim nikâh şahidimdir. Aynı kürsülerde Muzaffer Özdağ’la birlikte çok konuştuk.
Bir gün ona sordum: “27 Mayıstan önce İnönü’nün tasvibini aldınız mı?” Cevabı kelimesi kelimesine şöyle oldu:
“-Buna hiç gerek duymadık. Çünkü İsmet İnönü, bütün konuşmalarıyla askerî bir hareketten yana olduğunu ortaya koyuyordu!”
Hindistan’dan döndükten sonra A.Türkeş’i, Gaziosmanpaşa’daki evinde Metal-İş Federasyonu Genel Başkanı Kaya Özdemiroğlu’yla ziyaret ettik. Bize dedi ki:
“- 27 Mayıs sabahı, radyodaki bildiriyi okuduktan sonra, doğru Et-Balık Kurumuna gittim. CHP iddia ediyordu ki: DP iktidarı üniversite öğrencilerini Et-Balık Kurumunda yem haline getiriyor. Depoları birer birer açtırdım. Bir tek üniversiteli cesedi bile bulamadım. O zaman anladım ki biz CHP’nin ve komonistlerin yalanlarına uyarak darbe yapmışız! Bizim 13 Kasımda, 14’ler olarak MBK’dan koparılışımızın başında, CHP’li olmayışımız geliyor!”
Oktay Ekşi, âdeta bir din haline getirdiği CHP zihniyetini bir tarafa bıraksa da, namusluca bize açıklasa: 27 Mayıstan önce bütün insaf duygularımızı patlatan yalanları, iftiraları kimler uyduruyordu? Ve duvarlara yazılan, oradan gazete sütunlarına geçen CHP+Gençlik+Ordu=İktidar formülü kimlerin marifetiydi?


 



Bu yazı 459 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 30 Mart 2013 Allaha ısmarladık
    • 10 Mart 2013 Anıtkabir'de Kral Abdullah'ın gözyaşı
    • 4 Mart 2013 Hocalı'da Ermeni ve Rus vahşeti
    • 25 Şubat 2013 Ah Enver Ağabey!
    • 24 Şubat 2013 Sinoplu gençleri kim tahrik etti?
    • 18 Şubat 2013 Kemalizmin millet anlayışında dinin yeri yoktur
    • 4 Şubat 2013 Türk Olmak Şereftir
    • 21 Ocak 2013 Nazım Hikmet'e niçin saygı duyayım? -ll-
    • 14 Ocak 2013 A. Menderes'e tekme tokat dayak, Apo'ya renkli televizyon
    • 13 Ocak 2013 Terör biter mi dersiniz?
    • 31 Aralık 2012 Soner Yalçına Açık Mektup
    • 25 Kasım 2012 Turan Yazgan Hoca da...
    • 23 Ekim 2012 Fazıl Say cayırtısı
    • 21 Ekim 2012 MHP Devlet Bahçeli'yle büyümüyor, büyümeyecek!
    • 8 Ekim 2012 Atsız Şaman mıydı?
    • 1 Ekim 2012 Balyoz davasının hakimi ben olsaydım...
    • 9 Haziran 2012 Abdurrahim Karakoç (1932-2012)
    • 9 Nisan 2012 Ordumuzu siyasete bulaştırmamak
    • 1 Nisan 2012 Türk Ocakları 100 yaşında
    • 5 Mart 2012 Hocalı mitinginde bir yanlışımız

    Yazarlar

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    7,491 µs