En Sıcak Konular

Yavuz Bülent Bakiler
Konuk Yazar-Türkiye
Yavuz Bülent Bakiler
4 Temmuz 2010

Diyarbakır’dan, Batman’dan Şanlıurfa’dan, Mardin’den yükselen mübarek sesler



Yıllardan beri bir ses bekliyordum. İsrafil’in sûru gibi, bizi kendimize getirecek, ayağa kaldıracak bir ses! “Yeter artık!“ diyecek “Bu sokak, çıkmaz sokak!“ diye haykıracak, “Oyuna geliyoruz! Cehlin, gafletin kurbanı oluyoruz!“ diye söze başlayacak bir yiğit ses bekliyordum.
Lise ve üniversite yıllarımda çok yakın Kürt asıllı arkadaşlarım oldu. Bana kardeşim kadar yakındılar. Bu vatanın, bu milletin, bu bayrağın birlikte sevdalılarıydık. Devletimizi, ordumuzu ve bütün mukaddeslerimizi sevmekte, yüceltmekte, korumakta... birbirimizden hiçbir farkımız yoktu. Hep atbaşı koşan küheylanlar gibiydik. Onlardan bir ses bekledim. Gelmedi.
Devlet hayatımızda yıllarca aşkla-şevkle çalışan Kürt asıllı bürokratlar biliyordum. Memuriyet hayatımızın hemen her kademesinde çalışan, devlet hayatımızda milletvekili, bakan, başbakan, Cumhurbaşkanı olarak hizmet veren Kürt asıllı siyasîlerimiz oldu. Onlardan, onların çocuklarından, akrabalarından bir ses bekledim ama hüsrana uğradım.
İş hayatımızın hemen her kademesinde büyük işletmeler kuran, Doğu Anadolu’dan çok Batı Anadolu’muzun en güzel şehirlerinde, sayfiye merkezlerinde sultanlar gibi, hükümdarlar gibi yaşayan Kürt asıllı iş adamlarımızdan bir yiğit ses bekledim çıt çıkmadı.
Bindiğimiz dalı, ayan-beyan kestiğimiz ortadaydı. Bir büyük, bir kanlı felakete doğru kaydığımız doğruydu. Ben hep bu gaflet ve ihanet uykusundan bizi uyandıracak bir ses bekliyordum. İsrafil’in sûru gibi bizi silkeleyecek, kendimize getirecek bir ses!
Beklediğim ses nihayet Diyarbakır’dan yükseldi... Diyarbakır deyince, nedense benim aklıma ilk önce Süleyman Nazif geliyor. Edebiyat dünyamızda, ona, kelimelerin serdarı diyorlardı. Türkçe’mizdeki kelimeleri bir kılıç gibi kullanan, mükemmel bir edip, ama müthiş bir vatansever, müthiş bir karakter, müthiş bir asalet örneğiydi. İstanbul 1918 tarihinde, Fransız kuvvetleri tarafından işgal edildiğinde, şehre bir beyaz at üzerinde giren generale ve onun şahsında bütün müstevli güçlerin ordularına Kara Bir Gün başlıklı yazıyı Diyarbakırlı Süleyman Nazif yazdı. Kelimeleri kurşundan farksızdı. Süleyman Nazif’in Batarya ile Ateş kitabı bulunup okunmalıdır.
Diyarbakır’da, geçen pazartesi, 99 sivil toplum kuruluşu, Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası önünde toplanarak, Süleyman Nazif asaleti ve kahramanlığıyla bir açıklamada bulundu. DTSO Başkanı Galib Ensarioğlu‘nun okuduğu bildiride denildi ki: “Hiç kimseden korkumuz yok. Operasyonlar dursun. PKK hemen eylemsizlik kararı alsın!“
Bana göre bu açıklamanın Kara Bir Gün yazısından hiçbir farkı yok. Süleyman Nazif ne kadar yiğit, asil, vatansever bir kişi ise Galib Ensarioğlu da o kadar yiğit, asil ve vatansever bir başkandır. Onu ve Diyarbakır’ın 99 sivil toplum kuruluşunu bütün gönlümle alkışlıyorum. Diyarbakır’dan sonra Batman’dan 83, Şanlıurfa’dan 45, Mardin’den de 45 sivil kuruluşumuz Diyarbakır’ın bu yiğit haykırışına katıldı. Batman’daki, Şanlıurfa’daki, Mardin’deki sivil kuruluşlarımızı da, onların yiğit temsilcilerini de yeni Süleyman Nazif’ler olarak biliyor ve alkışlıyorum.
 

 



Bu yazı 528 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 30 Mart 2013 Allaha ısmarladık
    • 10 Mart 2013 Anıtkabir'de Kral Abdullah'ın gözyaşı
    • 4 Mart 2013 Hocalı'da Ermeni ve Rus vahşeti
    • 25 Şubat 2013 Ah Enver Ağabey!
    • 24 Şubat 2013 Sinoplu gençleri kim tahrik etti?
    • 18 Şubat 2013 Kemalizmin millet anlayışında dinin yeri yoktur
    • 4 Şubat 2013 Türk Olmak Şereftir
    • 21 Ocak 2013 Nazım Hikmet'e niçin saygı duyayım? -ll-
    • 14 Ocak 2013 A. Menderes'e tekme tokat dayak, Apo'ya renkli televizyon
    • 13 Ocak 2013 Terör biter mi dersiniz?
    • 31 Aralık 2012 Soner Yalçına Açık Mektup
    • 25 Kasım 2012 Turan Yazgan Hoca da...
    • 23 Ekim 2012 Fazıl Say cayırtısı
    • 21 Ekim 2012 MHP Devlet Bahçeli'yle büyümüyor, büyümeyecek!
    • 8 Ekim 2012 Atsız Şaman mıydı?
    • 1 Ekim 2012 Balyoz davasının hakimi ben olsaydım...
    • 9 Haziran 2012 Abdurrahim Karakoç (1932-2012)
    • 9 Nisan 2012 Ordumuzu siyasete bulaştırmamak
    • 1 Nisan 2012 Türk Ocakları 100 yaşında
    • 5 Mart 2012 Hocalı mitinginde bir yanlışımız

    Yazarlar

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    6,930 µs