En Sıcak Konular

Yavuz Bülent Bakiler
Konuk Yazar-Türkiye
Yavuz Bülent Bakiler
16 Mayıs 2010

Basınımızdaki müthiş gelişme: Bebek-köpek davasından Baykal olayına



Eğer köpekler dilimden anlasalardı, böyle bir benzetme yaptığım için, önce onlardan özür dilerdim: Bir sokak itinden daha seviyesiz bir adam, CHP Genel Başkanı Deniz Baykal’ın bir yanlışını, bir günahını gizlice tesbit ederek, milyonların önüne koydu.
“Ben Kur’an yolunun yolcusuyum! Hz. Muhammed’in ayağının tozuyum!” diyen Mevlânâ, ışığını tamamen Kur’andan alarak bize, iyi bir insan olmamız için şu öğütlerde bulunuyor: 1- Güler yüzlü olun! 2- Şefkatte güneş gibi olun! 3- Merhamette sular gibi olun! 4- Ayıpları gizlemekte geceler gibi olun! 5- Tevazuda toprak gibi olun! 6- Allaha inanmakta -itirazsız- ölüler gibi olun! 7- Ya olduğunuz gibi görünün, ya göründüğünüz gibi olun!..
İslâm, ayıpları örtmek, ayıpları görmemek için, bize geceler gibi olmayı emreden bir din. Deniz Baykal hadisesinde, yukarıdaki emredici öğütlerin hangisi var Allah aşkına!
Kim ne derse desin: Bütün yanlışlarımız, bütün ayıplarımız, bütün kabalıklarımız ve çirkinliklerimiz İslâm ahlâkından kopmamızdandır. Mükemmel bir Müslüman, Mevlânâ gibi, Yunus gibi mükemmel bir insandır. Veya her mükemmel insanda, İslâmın koyduğu güzel esaslar vardır.
Bu açıklamayı şunun için yapıyorum: Bundan 50 yıl önce, 1960 yılının 27 Mayısında, bir askerî darbe oldu. 1950-1954-1957 yıllarında halkın oylarıyla iktidar olan ve Türkiyemizde, büyük bir kalkınma hamlesi başlatan Demokrat Parti, çeşitli şer ocaklarının yaydıkları binbir türlü yalanla, iftirayla suçlandığı için, ordumuz idareye el koydu. Darbe yapanlar, darbeyi yaptıranlar, kat’iyyen güler yüzlü değillerdi. Merhametleri ve şefkatleri yoktu. Ayıpları gizlemek gibi bir üstün vasıftan yoksundular. Aksine ayıpları, gün ışığına çıkarmaktan vahşi bir zevk duyuyorlardı. Bu bakımdan darbeci subaylar, başta başbakanımız Adnan Menderes’e, Cumhurbaşkanımız Celâl Bayar’a, kabine üyelerine ve DP milletvekillerine büyük hakaretlerin ve zulümlerin yapılmasına göz yumdular.
Yassıada’da, sözüm ona, yüksek bir adalet divanı kurdular. Aylar süren zorlu bir bekleyişten sonra, darbeci subaylar, ilk dâvâyı açtırdılar: Köpek ve Bebek Dâvâsı, bütün dünya milletlerinin önünde ele alındı.
Cumhurbaşkanı Celâl Bayar’a, Afganistan’dan cins bir tazı hediye edilmişti. Bayar, bu tazıyı Hayvanat Bahçesine sattırmış, parasıyla, Umurbey Köyüne bir çeşme yaptırmıştı. Köpek dâvâsının özü buydu.
Başbakan Adnan Menderes ile opera sanatçısı Ayhan Aydan arasında gayrimeşru bir beraberlik olmuş. Ayhan Aydan Menderes’ten hâmile kalmış. Çocuk ölü olarak doğmuş. Yüksek Adalet Divânı, bu çocuğu, Menderes’in öldürttüğü iddiasıyla dâvâ açmış, zafer çığlıkları kopara kopara, bütün dünyayı ayağa kaldırmıştı. Yassıada’ya çağrılan Ayhan Aydan, alenî olarak alınan ifadesinde demişti ki:
-Adnan Menderes’i çoook sevdim. Ondan bir çocuğumun olmasını çok istedim. Fakat çocuk, maalesef ölü doğdu. Onu Menderes öldürtmedi.
Bebek dâvâsı, zaman aşımı dolayısıyla düştü. O dâvâyı açan Yassıada savcısı, zaman aşımından dâvânın düşeceğini elbette biliyordu. Darbeciler ve Yassıada Yüksek Adalet Divanı, ayıpları gizlemekte geceler gibi değildiler. 1960 yılının basını da, Bebek Dâvâsını çiftetelli oynayarak ele almaktan, sağır sultana bile duyurmaktan büyük bir zevk duyuyordu. Deniz Baykal olayı, 1960 yılından 50 yıl sonra meydana çıktı. Şimdi basınımızın hemen hemen her kalemi, bu meseleyi ortaya çıkaranlardan: “Alçaklar, namussuzlar, şerefsizler, reziller...” diye bahsediyor. Ne güzel! Ne güzel! Ne güzel!..

 



Bu yazı 515 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 30 Mart 2013 Allaha ısmarladık
    • 10 Mart 2013 Anıtkabir'de Kral Abdullah'ın gözyaşı
    • 4 Mart 2013 Hocalı'da Ermeni ve Rus vahşeti
    • 25 Şubat 2013 Ah Enver Ağabey!
    • 24 Şubat 2013 Sinoplu gençleri kim tahrik etti?
    • 18 Şubat 2013 Kemalizmin millet anlayışında dinin yeri yoktur
    • 4 Şubat 2013 Türk Olmak Şereftir
    • 21 Ocak 2013 Nazım Hikmet'e niçin saygı duyayım? -ll-
    • 14 Ocak 2013 A. Menderes'e tekme tokat dayak, Apo'ya renkli televizyon
    • 13 Ocak 2013 Terör biter mi dersiniz?
    • 31 Aralık 2012 Soner Yalçına Açık Mektup
    • 25 Kasım 2012 Turan Yazgan Hoca da...
    • 23 Ekim 2012 Fazıl Say cayırtısı
    • 21 Ekim 2012 MHP Devlet Bahçeli'yle büyümüyor, büyümeyecek!
    • 8 Ekim 2012 Atsız Şaman mıydı?
    • 1 Ekim 2012 Balyoz davasının hakimi ben olsaydım...
    • 9 Haziran 2012 Abdurrahim Karakoç (1932-2012)
    • 9 Nisan 2012 Ordumuzu siyasete bulaştırmamak
    • 1 Nisan 2012 Türk Ocakları 100 yaşında
    • 5 Mart 2012 Hocalı mitinginde bir yanlışımız

    Yazarlar

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    6,774 µs