En Sıcak Konular

Yavuz Bülent Bakiler
Konuk Yazar-Türkiye
Yavuz Bülent Bakiler
25 Nisan 2010

Bunlar mı bizim aydınlarımız?



Gazetelerimizden okuduklarım doğru ise, hem İnsan Hakları Derneği, hem de bir kısım aydınlar 24 nisanda, Haydarpaşa Garı girişinde ve Taksim’de toplanarak 24 Nisan 1915 tarihinde ölen, öldürülen Ermenilerin yasını tutacaklarmış.
“Bu yas hepimizin diyerek mum yakacak, düdük çalacaklarmış. Irkçılığa ve milliyetçiliğe dur de girişiminde bulunacaklarmış. Ermeniler arkadaşlarımızdılar. Kapı komşularımız, dert ortaklarımızdılar. Artık yoklar. Bu büyük acıyı yüreklerinde hisseden bütün Türkiyelileri, 1915 kurbanlarının önünde saygıyla eğilmeye çağırıyoruz” diyerek dövüneceklermiş.
Benim, Ermenilere karşı hiçbir düşmanlığım yok. Sivas’ta Ziya Gökalp İlkokulunda Vahan Seyran’la 3 yıl aynı sırada yan yana oturduk.
Bizim ve onların evinde, en az yüz defa aynı sofrada yemek yediğimiz de oldu. Ama ben 24 Nisan 1915 göçüne Ermenilerin sebep olduklarını, hem büyüklerimden kırk defa dinledim hem de çeşitli kaynaklardan okudum. Bizim İHD mensuplarımız ve bir kısım aydınlarımız, hem gerçekleri bilmiyorlar, hem de Türkleri insan olarak kabul etmiyorlar. Çünkü onlara biz, Türklerin de insan olduklarını anlatabilseydik ve o faciaya önce Ermenilerin en vahşiyane davranışlarla yol açtıklarını gösterebilseydik inanıyorum ki bu kadar ruhsuz ve köksüz ölçülerle Türk’ü suçlamayacaklardı. Ben bu insanlık hayranlarına KAHRAMAN isimli bir halk şairimizin şiirinden 6-7 kıta okutmak istiyorum.
Ey ağalar nasıl diyem derdimiz
Vardı zulmün sonu arşa dayandı
Ermeni İslâmı kırdı, taladı
Mazlumlar amanı arşa dayandı
Kalo’nun köyünü bastı, cenk açtı
Mitralyöz tüfekle hep ateş saçtı
Ana evlat attı dağlara kaçtı
Sabiler şivanı arşa dayandı
Bir cenaze gördüm kan olmuş yüzü
Portlamış kenara sıçramış gözü
Üç yüz altmış canın sönmemiş közü
Yanan can dumanı arşa dayandı
Bir yiğidi vurmuş, yolda koymuşlar
Can teslim etmeden deri soymuşlar
Cep cep edip yanlarını oymuşlar
El cepte, figanı arşa dayandı
Bir gelini gördüm ayağa kalkmış
Sandım ki canı var yüzüme bakmış
Kafir mısmar ile direğe çakmış
Mısmar, çivi, önü arşa dayandı
Bir hamile kadın davranmış kaça
Ermeni eylemiş hep parça parça
Kılıç ile vurmuş, bölünmüş kalça
Akan kızıl kanı arşa dayandı
Altı yüz altmış can, battı kırıldı
Çoğu yandı, geri kalan vuruldu
Bu köyün defteri artık dürüldü
Hâlinin yamanı, arşa dayandı
.....
“Ah zâlim Türkler! Ah 1915 yılında mazlum, sessiz, sakin Ermeni komşularımızı katleden gaddar Türkler ah!” diye dövünenlere daha söyleyeceklerim var...
 
Ya çok cahildirler, ya Türk değildirler ya da Marksizmin yeniçerileridirler 
 
Bizim bazı aydınlarımız (!) 1915 yılında Ermeniler-Türkler-Kürtler arasında yaşanan hazin olaylara gözyaşı döküyorlar. Milletimizi, devletimizi suçlayan beyanlarda bulunuyorlar. Önce şunu belirtmek istiyorum: Zerre kadar aklı olan bir kimse, suçsuz insanların, değil öldürülmelerini, burunlarının bile kanamasını istemez. Ve yine, zerre kadar aklı, vicdanı, mantığı olan bir kimse, bir olayı araştırmadan tarafları dinlemeden bir karar veremez. Ama bizim bazı yazar çizer takımımız sadece Ermenileri dinleyerek 1915 faciası üzerine karar veriyorlar. Bu kişiler, ya ciddi olarak hiçbir araştırma yapmayan kimselerdir, ya Türk olmadıkları, şu veya bu sebepten Türk’e düşmanlık duyan Türkiyelilerdir veya Türk olmalarına rağmen Marksizmin yeminli yeniçerileridirler. Çünkü mercimek kadar beyni olanlar düşüneceklerdir ve kendilerine diyeceklerdir ki: “Yahu! Bu Türkler, 1071 Malazgirt zaferinden beri, Ermenilerle yan yana, iç içedirler. O kadar ki, Osmanlı devrinde Maraş ve Malatya asıllı iki Ermeni’yi sadrazamlık, yani başbakanlık koltuğuna oturtmuşlardır. Ayrıca, Meşrutiyetin ilânından sonra Ermenilere 29 paşalık, 12 bakanlık, 30 milletvekilliği, 7 büyükelçilik, 11 konsolosluk, 11 üniversite öğretim üyeliği vermişler. Agop Kazazyan, Garabet Andon, Oskan Mardingyan, Bedros Hallaçyan, Kirkor Sınapyan, Mikael Portakalyan, Sakız Ohannes Paşa gibi Ermeniler çeşitli Türk bakanları olarak çalışmışlar. Hatta Balkan Savaşları başladığında Türkiye’nin Dışişleri Bakanının Gabriyel Noradungyan olduğu iddia ediliyor. Acaba bu iddialar doğru mudur?
Peki sonra ne olmuştur da Türklerle Ermenilerin arası açılmıştır? Hiçbir Genelkurmay Başkanlığı, bir savaşın en zor, en kanlı günlerinde asker, para ve araba ayırarak 432 bin Ermeni vatandaşını vatanının bir bölgesinden başka bir bölgesine taşımaz. Peki Türkler neden böyle zor bir işe giriştiler?
Yine bu Türkler diyorlar ki: 1877-78 Osmanlı Rus Savaşından sonra Ermeniler, Rusya’nın da desteğiyle Doğu Anadolu’da bir Ermeni devleti kurmak istediler. 2. Abdülhamid Han’a bir suikast düzenlediler. Sadrazam Halil Rıfat Paşa’ya kurşun sıktılar. Biz, 1. Dünya Harbine girdiğimizde Ermeniler silahlanarak ordumuza arkadan saldırdılar. Van şehrini 2 yıl 10 ay 13 gün işgal ettiler. Taş üstünde taş bırakmadılar. Binlerce Türk’ü, Kürt’ü öldürdüler. Erzurum’da, Erzincan’da, Elazığ’da, Kars’ta, Siirt’te, Maraş’ta, Adana’da, Diyarbakır’da... Kürtleri ve Türkleri diri diri kuyulara gömdüler, sulara attılar, camilere doldurup yaktılar.”
Acaba bu iddialar doğru mu? Yine Türkler diyorlar ki:
“Ermeniler, Ruslarla çarpışan Türk ordusuna arkadan bindirdikleri, Kürt ve Türk köylerini basıp büyük katliamlara giriştikleri için onları, Doğu Anadolu’dan alıp Suriye’ye indirmek mecburiyetinde kaldık. Ermeniler o en zor günlerimizde bize ihanet etmeselerdi biz de aklımızı peynir ekmekle yemediğimiz için hiçbir Ermeni’nin kılına dokunmazdık.”
Evet! Türkler böyle söylüyorlar. Bizim de Türkiye’de yaşayan Türkiyeliler olarak bu iddiaları araştırmamız lazım. Acaba bu iddialar doğru mu?
Bir kısım aydınlarımız böyle düşünmüyor. Çünkü onlar ya çok cahildirler, ya Türk soyundan olmadıkları için Türk’e düşmandırlar veya Marksizmin kapı-kulu uşaklarıdırlar. Vay bize! Vaylar bize!


 



Bu yazı 762 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 30 Mart 2013 Allaha ısmarladık
    • 10 Mart 2013 Anıtkabir'de Kral Abdullah'ın gözyaşı
    • 4 Mart 2013 Hocalı'da Ermeni ve Rus vahşeti
    • 25 Şubat 2013 Ah Enver Ağabey!
    • 24 Şubat 2013 Sinoplu gençleri kim tahrik etti?
    • 18 Şubat 2013 Kemalizmin millet anlayışında dinin yeri yoktur
    • 4 Şubat 2013 Türk Olmak Şereftir
    • 21 Ocak 2013 Nazım Hikmet'e niçin saygı duyayım? -ll-
    • 14 Ocak 2013 A. Menderes'e tekme tokat dayak, Apo'ya renkli televizyon
    • 13 Ocak 2013 Terör biter mi dersiniz?
    • 31 Aralık 2012 Soner Yalçına Açık Mektup
    • 25 Kasım 2012 Turan Yazgan Hoca da...
    • 23 Ekim 2012 Fazıl Say cayırtısı
    • 21 Ekim 2012 MHP Devlet Bahçeli'yle büyümüyor, büyümeyecek!
    • 8 Ekim 2012 Atsız Şaman mıydı?
    • 1 Ekim 2012 Balyoz davasının hakimi ben olsaydım...
    • 9 Haziran 2012 Abdurrahim Karakoç (1932-2012)
    • 9 Nisan 2012 Ordumuzu siyasete bulaştırmamak
    • 1 Nisan 2012 Türk Ocakları 100 yaşında
    • 5 Mart 2012 Hocalı mitinginde bir yanlışımız

    Yazarlar

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    6,728 µs