En Sıcak Konular

Namık Kemal Zeybek
Konuk Yazar-Aygazete
Namık Kemal Zeybek
18 Nisan 2010

Gregoryan Kıpçakken Ermeni olanlar hakkında



Ermeniler niye korktular?

Ermenistan’da halkın genetik tarihçesini çıkarmak için başlatılan proje krize dönüşmüş. Projenin Sorumlu Müdürü Prof. Levon Yepiskoposyan “ya ataları Türk çıkarsa korkusuyla kimse, bize kan örneği vermek istemiyor” demiş…

Böyle yazdı gazeteler…

Eskilerde milletleri kafatası ve kan türüne göre ayırdetmek vardı. Rasist yani ırkçı görüşe inananlar için bu işler önemliydi. Irkçılığı kabul etmeyen milliyetçilere kafatasçı demek ise bilgisizlikten kaynaklanır. Değilse “ayıp”tır.

Şimdilerin modası “gen ve DNA” temelinde milletleri tespit… Bu bilimler yeni olduğundan bu yeni ırkçıları kimse kınamıyor.

Sanırım milletleri “gen ve DNA”ya göre tespit etmek işinin de “kan ve kafatası” kadar abes olduğu anlaşıldığında, bu işleri karıştıranlar da bu kadar cesur olamayacaklar.

Baştaki konuya dönelim…

Bugünkü Ermenistan’da ya da dışarıda yaşayan Ermenilerin önemli bir kısmının atalarının “Gregoryan Türkler” olduğu bilinen bir konudur.

Doğu Anadolu’da ve Kafkaslarda yaşayan ve zamanla Gregoryan Mezhebine bağlanan daha çok Kıpçak Türklerinin bir kısmı Ermeniliğe bağlılık duymuş, Ermeni olmuş ve anadilleri sandıkları Ermeniceyi öğrenmişlerdir. Ana dillerini unutanlar da vardır; evlerinde bugün bile Türkçe konuşanlar da…

Elbette Müslüman olan kimi Ermeniler de bu yolla Türklüğe bağlılık duymuşlar ve Türk olmuşlardır… İçlerinde bugün de Ermenilik duygusu taşıyanlar da olabilir.

Yani bu işler karışık işlerdir. Millet gerçeğinin kendisi de karmaşık bir konudur. Bazen dil, bazen din, hatta mezhep, bazen ortak tarih bilinci, bazen ortak vatan, bazen ortak çıkar milletlerin oluşmasında birincil etken olmuşlardır. Yine de “dil” ve “dilin taşıdığı kültür” gerçeğinin önceliği vardır.

Türkiye Cumhuriyetinin “Türk Milleti” tanımında din temel, dil hedef olarak alınmıştır. Osmanlı Coğrafyasında kalan veya kopup gelen Müslümanlar Türk sayılmış ve İstanbul Türkçesinde ortak bilinç alanı oluşması amaçlanmıştır. Cumhuriyetin bu amacına çok büyük oranlarda ulaşılmıştır. Güneydoğudaki durum daha çok dışarıdan desteklenerek oluşturulmuş bir düğümdür. Kürt halklarının büyük çoğunluğu Türk sözünü kullansa da kullanmasa da kendisini Türkiye Türklüğünün mensubu olarak görür.

Kürt adı altında toplanmaya çalışılan ama birbirleriyle ilgisi anadili Türkçe olanlarla ilgileri kadar olan Kırmanç ve Zaza topluluklarının önemli bir kısmının da ana dillerini yitirmiş Türkler olduğu bir gerçektir.

Kırmançların ve Zazaların çok eskilerden Türkçe konuşan ama Farsçanın yoğun etkisiyle dilleri değişen Türkler oldukları iddiası sanıldığı kadar temelsiz değildir. “Kart-Kurt” edebiyatını tersinden kullananlara ters gelse de…

Tarihin derinliklerinde ne olmuşsa olmuştur. Bugün için ayrı anlaşma dilleri olarak Kırmançca ve Zazaca’nın varlığı yok sayılamaz. Yok edilmesi de doğru olmaz. En doğrusu Türkiye halkının İstanbul Türkçesi denilen edebi dilde buluşmasıdır. Herkes için doğru ve yararlı olan budur.

Bu gerçekler Dünya Türklüğünün her parçası için de geçerlidir. Onların da yeniden oluşmalarında kazandıkları ve kaybettikleri halklar vardır.

Dolayısıyla Ermenistan halkından ataları Türk olanların korkmalarına gerek yok. Ataları Türk olsa da onlar artık Ermeni… Atalarının mensup olduğu millete küçük bir sevgi duysalar ve ötekilere de bu sevgilerini ulaştırsalar kime ne zararı olurdu ki?

Diyorum ki Millet bir ırk meselesi değil, bilinç meselesidir. Millet bir kültür ortamında birbirine bağlılık duyan insanların birikimidir. Bu köklü ortamın oluşmasında ortak dil ve dinin önemi bir gerçektir… Ana dili veya dini farklı olanlar bile o Kültür Ortamının içindedirler…
 
Gregoryan Kıpçakken Ermeni olanlar hakkında 

Gelelim delillere… Dr. Erdoğan Altınkaynak´ın "GREGORYAN KIPÇAK DİL YADİGARLARI" adlı eserinden başlayalım. (IQ Kültür Sanat Yayınları. Cağaloğlu İstanbul 0212 520 91 12)

{Gregoryanlık, bir mezhebe verilen addır. Bu mezhep İznik konsülünden sonra oluşturulmuştu. Ermenilerin milli mezhebidir. 1850´lere kadar Gregoryanlık bir cemaatken Türk, Fars, Arap ile Hayk kavminden insanlar da bu cemaatin içinde yer almıştı. Ermeni kelimesi yukarılarda, yükseklerde yaşayan, dağlı anlamında kullanılmaktadır. 1850´li yıllardan sonra bu cemaat siyasi bir kimliğe büründürülüp Gregoryanlık ve Hayklık birleştirilir. Son çalışmalara göre de Anadolu´daki isyancı grupların içinde Türk soylular da vardır. Örnek olarak Karabağ ve Ermenistan Ermenilerinin antropolojilerinin birbirinden farklılığı gösterilebilir.

II.Katerina döneminde Kırım´dan çeşitli vaatlerle çıkarılan Hıristiyanlar arasında Ermeniler de vardı ve bunlarda Hayk dilini pek bilmiyorlardı. İbadet dilleri Türkçe idi. Kırım´dan 12.492 Gregoryan kadın ve erkek ayrılmıştı. Büyük göçe katılmayanların da büyük çoğunluğu, Gregoryan mezhebinden olanlardı ve bunlar tüccar, esnaf ve sanatkar sınıfından toplan 228 kişi idi.

Bugünkü manada Ermeni kültürü içinde yoğun bir Türk kültür birikimine rastlamamız da görüşlerimizi doğrular. Ermeniler, doğrudan doğruya Gregoryanlık mezhebine giren Türkler tarafından Türk kültürü ile tanışmışlardır. Taş işçiliğinde kullanılan motifler ve mimari üslup ile "Aşuh/Aşık"lık geleneği de bunların içinde sayılabilir.

Lübnan Ermenilerinin anadillerinin Türkçe olması da bizi aynı noktaya götürür. Bunlara Müslüman Türklerin "Galagavurları" (Kale Kafirleri) adını vermeleri de Anadolu Müslüman Türklerinin kendi ırkından gelse de Müslüman olmayanların topunu birden yabancı sayması, dışlaması neticesinde onların hatası olarak ortada durmaktadır.

A. Garkavets´e göre Ukrayna´da bulunan Ermenilerin Türkçe konuşanları XI. yüzyılın ortalarında Hıristiyanlığı kabul eden ve yabancı isimler alan putperest Kıpçak halkıdır. Kıpçaklar, Gregoryan Hıristiyanlığı kabul ettiler ve Ermenilerle karıştılar.

Gregoryanlar arasında 12 hayvanlı Türk takviminin kullanılması ve Karay-Kırımçaklarda olduğu gibi İslam öncesi gün adlarından bazılarının kullanılması dikkat çekicidir. Palkanov´a göre insanlar herşeyi değiştirebilirler ancak takvimlerini çok zor değiştirirler.

Sıçhan yılı, Buğa yılı, Bars yılı, Koyan (tavşan) yılı, Balık yılı, Yılan yılı, At yılı, Koy (koyun) yılı, Maymun yılı, Tavuk yılı, İt yılı, Tonguz yılı, Gregoryanların kullandığı takvimin yıllarıydı. Haftanın, Kiçiaynakün, Aynakün, Şabatkün, Bayramkün, Ayaskün, Kankün, Çubuhvurşgankün, gibi günlerinin olması da Gregoryanların Kıpçak Türkçesini sonradan değil, en eskiden beri bildiklerini göstermektedir.

Gregoryan Kıpçak Türkçesi metinlerini ilk defa ilim alemine tanıtan, edebiyata ve sanata meraklı Ukraynalı bir aileden gelen 1871 doğumlu Ağatangel Efim Krımskiy olmuştur.

Krımskiy´den sonra onun öğrencisi Timofey İvanoviç, Grunin Gregoryan Kıpçak yadigarları üzerinde çalışmış ve Kıpçak, Urum, Kırım-Tatar, Kırımçak ve Karaim Türkçeleri ile Gregoryan Kıpçak dilinin benzerliklerini tez olarak takdim etmiştir. Grunin, Gregoryan Kıpçak Numunelerinin, 1559-1567 yılları arasında tutululan 298 adet el yazmasını neşretmiştir. Ona göre Gregoryan dinine giren Kıpçaklar da vardır. Ermenistan´ın Şirak vilayetinde, şimdiki Arıç köyünün eski adı Kıpçak´tır ve XII. Yüzyılda bu köyde Kıpçakvank Manastırı inşa edilmiş ki o manastır bugün dahi durmaktadır.}

Kıpçak Gregoryanların dili ile 40 kitap yazılmış: 3´ü kaybolmuş, 37´si çeşitli kütüphanelerde. Viyana nüshasından bir dil örneği vererek bu yazıyı bitirelim. "Töre Bitiği, Men Agop baron Butak oğlu Biy Tengrinin yazıklı (günahlı) kulu, yazdım bu yazuvnu kendi kolum bile..."

İşte böyle... Başka deliller gerek mi?
 



Bu yazı 2,864 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 8 Şubat 2011 Mehmet Akif Arnavut mu?
    • 12 Ocak 2011 Nasıl Bir Türkiye?
    • 3 Ocak 2011 Kürt Sorunu mu? Kürtçe Meselesi mi?
    • 19 Aralık 2010 Yüce Kuran ve Çevirileri
    • 5 Aralık 2010 Kalkanın Ardındaki Planlar
    • 24 Kasım 2010 3997 Kitap Okuyan Adam
    • 19 Kasım 2010 Füze Kalkanı mı? Sakın ha!
    • 10 Kasım 2010 İranla Dost Olmayalım mı?
    • 31 Ekim 2010 TÜSİADın Adı Ne Olacak
    • 25 Ekim 2010 Düşünür ne düşünür yazar ne yazar
    • 19 Ekim 2010 Padişahlığı İsteyen Parti
    • 8 Ekim 2010 Maun Suresinin Anlamı
    • 17 Eylül 2010 Milli Birliğe açılalım
    • 30 Ağustos 2010 İslamda Tarikat
    • 25 Ağustos 2010 İslam Düşmanı,İslam Düşmanı değilmiş
    • 22 Ağustos 2010 Atatürk dindar bir insandı
    • 12 Ağustos 2010 Milli İrade ne ister?
    • 5 Ağustos 2010 Hangi Milliyetçilik?
    • 25 Temmuz 2010 Evet mi? Hayır mı?
    • 11 Haziran 2010 Cihat Kültürü ve İslamda Cihat

    Yazarlar

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    6,776 µs