En Sıcak Konular

Yavuz Bülent Bakiler
Konuk Yazar-Türkiye
Yavuz Bülent Bakiler
4 Nisan 2010

TRT Genel Müdürüne derim ki



Sayın Genel Müdür
TRT İstanbul Televizyonu, Nevruz Bayramı dolayısıyla, 21 Martta hazırladığı programa, konuşmacı olarak beni de davet etti. Söze başlarken dedim ki:
-Ben Türk Cumhuriyetlerine on defa gidip geldim. Türk Cumhuriyetlerini anlatan yüz bir TV programı hazırladım. O programların altmış altısı devlet televizyonumuzdan yayınlandı.
Türkiye’de, Nevruz üzerine yapılan ilk programı, arkadaşım Mehmet Ali Özpolat’la birlikte hazırladık. Nevruz, bütün Türk cumhuriyetlerinin ortak bayramı.
Nevruz, milletimizin 3500 yıllık en eski bayramlarından biri. Nevruz’un Farsça bir kelime olduğu doğru. Benim Bülent ismim de Farsça’dır. Ama ben Fars değilim, Türk’üm. Biz, Türkiye Türkleri olarak Nevruz kelimesini kullanıyoruz. Ama Türkistan’daki soydaşlarımız ona: Yengi Kün, veya Ulustın uluv künü, Uluv kün, Cılbaşı, Gılbaşı, Cılgayak diyorlar. Yalnız Azerbaycan ve Balkan Türkleri, ağızlarını bizim gibi açıyorlar.
Anadolu’da, Selçuklu ve Osmanlı asırlarında da, Nevruz şenlikleri yapıldı. Nevruziyeler yazıldı. Padişahlarımıza, devlet büyüklerimize, baş harfleri (s) olan yedi çeşit yiyecek macunlar sunuldu. (su-süt-susam-salep-safran-sarımsak-simit gibi yiyeceklerden)
Selçukluda, Osmanlıda, Cumhuriyette, 21 Mart, mâlî yılın başlangıcı idi. Cumhuriyet devrimizde, 1926 yılına kadar Nevruz Şenlikleri resmen kutlanıyordu. Hâkimiyet-i Milliye, İkdam, Yeni Gün gazetelerinde Nevruz şenlikleriyle ilgili haberler ve resimler var. Ancak, çok yanlış bir Batılılaşmak anlayışı yüzünden Nevruz Şenlikleri yerine 1 Mayıs Bahar Bayramları kondu.
Sarı-kırmızı-yeşil renkli bayraklar da, Selçuklu ve Osmanlı bayraklarıdır. Asılları Topkapı sarayındadır. Prof. Osman Turan, Selçuklu tarihinde, 100 bin kişilik ordularının sarı-kırmızı-yeşil bayraklarla yürüdüklerini yazmaktadır.
Prof. Reşat Genç de, Prof. Sadık Kemal Tural da, sarı-kırmızı-yeşil renkli bayrakların, eski Selçuklu ve Osmanlı bayrakları olduğunu (resimleriyle birlikte) kitaplarında göstermişlerdir.
Sayın Genel Müdür, ben, bu tespitlerimi 21 Martta, İstanbul Televizyonunun canlı yayınında söyleyince konuşmamı derhal kestiler. Araya çeşitli reklamlar sokarak beni yayından çıkardılar. Halbuki, daha söyleyeceklerim vardı.
TRT programcılarının bu tavrı, dehşet verici bir cehaletin ve gafletin ifadesidir. Bir milletin devlet televizyonunda çalışanlar bile, kendi tarihinden, geleneklerinden, göreneklerinden kopmuşsa, tehlike kapıda demektir. Anlaşılıyor ki, Türkiye’de, önce Türk açılımı yapmak lazımdır. Çünkü Türk’ün dünü ve bugünü, Türk’ün fazileti ve çilesi... bütün özellikleriyle ortaya konulmazsa, Türk’ün güzellikleri yaşatılmazsa, diğer açılımlar, yüzümüzü güldürmeyecektir. Türk’ün ruh kökünden kopan ve başka topluluklar karşısında apışıp kalan kimseler, bütün cehaletleri ve ayıpları utandıracak ölçüde yeni cehaletler ve ayıplar kumkumasıdır. Yazıklar olsun!
 



Bu yazı 1,261 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 30 Mart 2013 Allaha ısmarladık
    • 10 Mart 2013 Anıtkabir'de Kral Abdullah'ın gözyaşı
    • 4 Mart 2013 Hocalı'da Ermeni ve Rus vahşeti
    • 25 Şubat 2013 Ah Enver Ağabey!
    • 24 Şubat 2013 Sinoplu gençleri kim tahrik etti?
    • 18 Şubat 2013 Kemalizmin millet anlayışında dinin yeri yoktur
    • 4 Şubat 2013 Türk Olmak Şereftir
    • 21 Ocak 2013 Nazım Hikmet'e niçin saygı duyayım? -ll-
    • 14 Ocak 2013 A. Menderes'e tekme tokat dayak, Apo'ya renkli televizyon
    • 13 Ocak 2013 Terör biter mi dersiniz?
    • 31 Aralık 2012 Soner Yalçına Açık Mektup
    • 25 Kasım 2012 Turan Yazgan Hoca da...
    • 23 Ekim 2012 Fazıl Say cayırtısı
    • 21 Ekim 2012 MHP Devlet Bahçeli'yle büyümüyor, büyümeyecek!
    • 8 Ekim 2012 Atsız Şaman mıydı?
    • 1 Ekim 2012 Balyoz davasının hakimi ben olsaydım...
    • 9 Haziran 2012 Abdurrahim Karakoç (1932-2012)
    • 9 Nisan 2012 Ordumuzu siyasete bulaştırmamak
    • 1 Nisan 2012 Türk Ocakları 100 yaşında
    • 5 Mart 2012 Hocalı mitinginde bir yanlışımız

    Yazarlar

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    5,991 µs