En Sıcak Konular

Namık Kemal Zeybek
Konuk Yazar-Aygazete
Namık Kemal Zeybek
7 Mart 2010

28 Şubatın sırları



Üstten bakışlarla ve basite indirgeyerek söyleniyor yazılıyor… Ne olmuş 28 Şubat Sürecinde?

            Necmettin Erbakan’ın Başbakanlığında kurulan 54. Hükümetle “irticai faaliyetler” tırmanışa geçmiş…

            Laiklik konusunda duyarlı kuruluşlar ve de basın-yayın dünyamız bu durumun üzerine gitmiş… Duyarlılığı sivriltilen Milli Güvenlik Kurulu da “muhtıra” niteliğinde “irtica ile mücadele eylem planını” yürürlüğe koymuş… Hükümet baskılara dayanamamış ve dağılmış… Yerine laiklik konusunda duyarlı bir hükümet gelmiş ve Türkiye kurtulmuş.

            Öyle mi?

            Hayır öyle değil!..

            Gerçek sahnede görünenden çok, çok, çok farklıdır.

            “irticai tırmanış” sürecin sebebi değil uydurulmuş bahanesidir.

            Gerçekte olan 54. Hükümetin milli ve mahalli temelli bir siyaset uygulamasıdır. Milli Kaynak Paketinin başarılı uygulamasıyla dıştan borç ve hibe olmadan da Türkiye’nin yönetilebileceği ispat edilmiştir. Paketin içindeki havuz sistemi ise “devletin parasını devlete satarak” havadan çok kar eden bankacılık sistemini çok üzmüştür. D-8’ler denilen İslam Dünyasına açılım ise birçoklarını daha da üzmüştür.

            Çok, çok üzülenler 54. Hükümeti düşürmeye karar vermişler ve irtica tiyatrosunu, Sincan’daki Filistin oyunu temelinde sahnelemişlerdir. Bu arada ortalığın irtica ile kaynaması, oyunu sahneleyenlerin düşünmediği bir başka gelişmeyi getirmiştir.

            İşte işin asıl sırrı da buradadır: O dönemde, Ordu içinde kümelenmiş bir cunta vardır. İslam’a düşman, baasçı sosyalist bir takim subayların oluşturduğu bu cunta 28 Şubat sürecine kadar güçsüzdür. Kendilerine hep kuşku ile bakılır. Ordunun yaygın ortamında laiklik duyarlılığı egemendir ama dinsizlikten de hoşlanılmaz. 28 Şubat’ın karanlık ortamı bu cuntaya güç kazandırır… Darbe için gün sayılmaya başlanır.

            Darbe kanlı olacak ve kalıcı bir askeri diktatörlük kurulacaktır.

            İşte, 28 Şubat müdahalesi bir taşla iki kuş vurmuş; hem 54. Hükümet ortadan kaldırılmış hem de darbeci cunta’nın bahanesi yok edilmiştir.

            28 Şubat sürecinde Türkiye cuntanın darbesinden kurtulmuşsa da ikinci büyük sadmenin kalıcı etkileri sürüp gitmektedir.

            Sözgelimi dini duyarlılıktan güç alıp, milli siyaset yürüten önemli bir kadro bölünmüş ve bir kısmı laikçilerin şerrinden batıya sığınma yolunu seçmişlerdir.

            Halk birikimlerini yatırıma yönlendiren bir takım iktisadi oluşumlar “yeşil sermaye” safsatasıyla çökertilmiştir.

            Ülkemiz Global kapitalizmin oyunlarının kolayca oynandığı bir alan durumuna düşürülmüştür. Bu arada belirtmeliyiz ki, olaylara sığ mantıkla bakanlar sandığı gibi 9. Cumhurbaşkanı 28 Şubat sürecinin destekleyicisi değil; darbeci cuntanın oyunlarını bozup büyük felaketten kurtarıcı olmuştur.

            Belirtmeliyiz ki o darbeci cuntanın kalıntılarından kurtulmak Ordu’muzun gücüne güç katacak ve Millet-Ordu kaynaşmasını daha da yükseklere çıkaracaktır.

            Diyorum ki; cuntacılara, müdahalecilere karşı olmak aynı zamanda Türk Ordusu’nu sevmek demektir.



Bu yazı 555 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 8 Şubat 2011 Mehmet Akif Arnavut mu?
    • 12 Ocak 2011 Nasıl Bir Türkiye?
    • 3 Ocak 2011 Kürt Sorunu mu? Kürtçe Meselesi mi?
    • 19 Aralık 2010 Yüce Kuran ve Çevirileri
    • 5 Aralık 2010 Kalkanın Ardındaki Planlar
    • 24 Kasım 2010 3997 Kitap Okuyan Adam
    • 19 Kasım 2010 Füze Kalkanı mı? Sakın ha!
    • 10 Kasım 2010 İranla Dost Olmayalım mı?
    • 31 Ekim 2010 TÜSİADın Adı Ne Olacak
    • 25 Ekim 2010 Düşünür ne düşünür yazar ne yazar
    • 19 Ekim 2010 Padişahlığı İsteyen Parti
    • 8 Ekim 2010 Maun Suresinin Anlamı
    • 17 Eylül 2010 Milli Birliğe açılalım
    • 30 Ağustos 2010 İslamda Tarikat
    • 25 Ağustos 2010 İslam Düşmanı,İslam Düşmanı değilmiş
    • 22 Ağustos 2010 Atatürk dindar bir insandı
    • 12 Ağustos 2010 Milli İrade ne ister?
    • 5 Ağustos 2010 Hangi Milliyetçilik?
    • 25 Temmuz 2010 Evet mi? Hayır mı?
    • 11 Haziran 2010 Cihat Kültürü ve İslamda Cihat

    Yazarlar

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    9,542 µs