En Sıcak Konular

Umut Bulut

Umut Günlüğü
Umut Bulut
4 Mart 2010

Kalıbınıza tüküreyim



Devletine sadakati şeref bilen Karadeniz insanı her seferinde öptüğü el tarafından tokatlanmaktadır. İnsan olarak en çok da sevdiklerimizden darbe alınca yaralanırız ya, bu yara kolay kolay kabuk tutmaz. Vergi koyan, asker isteyen ve şehit ol diyen devletimizin her emrine boyun eğip canla başla koşmuş bir topluluğuz Karadenizliler olarak... Ne garip bir durumdur ki aynı samimiyeti, aynı güler yüzü devletimizden görmemekle müteessiriz. Devlet dediğimiz organizasyon bizden ayrı bir şey değildir. Bir yüzü kılıçtan keskin olmakla birlikte, bir yüzü de ipekten yumuşak olmak zorundadır devletin... Devlet bizim nöbet bizim dediğimiz, uğruna can attığımız vefasız sevgili her seferinde bizi hüsrana uğratıyor.

Trabzonumuzun Köprübaşı ilçesi bu günlerde bir hüzün bulutunun altına girmiştir. www.koprubasi.tv internet adresimizden aldığımız bilgiye göre:''1950 Doğumlu İsmail Demirci. Yani 60 Yaşında. Çifteköprü Anacoğullarından kendi halinde bir ağabeyimiz. 7.5 yıl önce jandarma tarafından evinde rus beşlisi diye tabir edilen dededen kalma eski bir mavzer yakalandı. O zamanki Köprübaşı Mahkemesi İsmail amcamıza 4 sene 2 ay ceza verdi. Gerekce silah uzun menzilliymiş. Dosya 6 sene yargıtayda onay bekledi.Ve onaylandı İsmail amcamızda tutuklanarak Cezasını cekmek üzere Araklı Cezaevine konuldu. Tıpkı bir şaka gibi değil mi dostlar. Dağdan inenlere, cuval cuval götürenlere karşı hoşgörülü olan adalet gariban İsmail amcamıza acımadı. Bu karara saygı duymuyoruz.''

Köprübaşı ilçesi dediğimiz yer ilçe dediysek de hiç bir zaman bir ilçenin alması gereken yatırımı ve desteği alamamış bir mahrumiyet bölgesi... Herkesin birbirini yakından tanıdığı büyük bir köy gibi... Adnan Kaveci, Recep Yazıcıoğlu, Sait Yazıcıoğlu, Mustafa Karaalioğlu ve Kerim Balcı gibi Türkiye'de söz söylemiş nice insanı yetiştiren bu mütevazı ilçemiz kendine hak ettiği değerin verilmemesinden de müşteki...

Anaçoğlu namıyla bildiğimiz İsmail Demirci evinde mütevazı imkanlarla kendi kendine yapma silah yapmaktadır. Hani derler ya karadenizliye bir demir ver sana bir tank yapsın diye o türden karadenizlilerden Anaçoğlu ustamız. Dışarıdan bakan bir göz için kanuna karşı gelip yapma silah yapmış olabilir. Bu kanunlar yorumlayan hukuk adamlarımızın bu kararlarını yeniden gözden geçirmeleri gerektiğini düşünüyorum. Bölgemizin mağduriyet şartlarını da dikkate alarak düşündüğümüzde çok daha farklı yargılara varmak mümkündür. Anaçoğlu'nun elindeki tek sanat budur. Bu insanları açlığa sefalete mahkum edenlerin neden silah yapıyorsun deme hakkı yoktur. Başka bir geçinme imkanı olmayan 60 yaşındaki bu karadenizli ustanın bu saatten sonra mahkum edilmesi zorumuza gidiyor.

Anaçoğlu herhangi bir şekilde devlete millete isyan etmemiş, suç örgütü üyesi filan da değil. Tersinden düşünelim Anaçoğlu PKK benzeri bir terör örgütü kurmuş olsa ya da terör örgütlerine silah temin etse ne olurdu? Ya da bu gün Güneydoğu'da elinde silah bulunan, terör örgütünü her fırsatta destekleyen insanların elindeki silahlara ne söyleniyor? Terör örgütü kurup yöneten, adam öldüren mafyaya bulaşan bir sürü Kürt mafyasına hiç ses çıkarmayanlar gariban bir köylü ustadan ne istiyor?

Özür dedileyerek bir espri de yapmak istiyorum. Hani geçenlerde bir çocuk televizyonda valiye karşı ''öğretmenimden ne istiyorsunuz kalıbınıza tüküreyim' dedi ya... Gariban bir silah ustasından ne istiyorsunuz? Suçlular teröristler katiller elini kolunu salayarak gezerken bizim ustamıza yapılan bu muameleyi sineye çekmemizi bekleyenler elbetteki yanılıyorlar. Bu durumu adaletinizin neresine koyacaksınız? Adaleti küçük sineklerin takıldığı, büyük sineklerin delip geçtiği bir örümcek ağına dönüştürmek devlet adamlığı değildir. Bu durum düzeltilmedikçe içimizde derin bir kırıklık taşıyacağımızı hiç kimse aklından çıkarmamalı.

Prof. Dr. İlber Ortaylı'nın ''Açılım maçılım hikaye'' dediği gün durup yeniden düşünmüştüm. Hakikaten de açılım maçılım hikayeymiş... Alın size karadeniz açılımı... Ne diyeceksiniz şimdi? Teröristlerin kahraman gibi karşılandığı bu ülkede, köyünde elde yapma silah yapan bir garip Anaçoğlu'nu mahkum eyiyorlarsa, benim önüme devlet adamı diye çıkanlara sadece güler geçerim. Sokakta çarşıda pazarda rastladıkça yüzüne tükürmesem de münasip bir şekilde fiyakasını bozarım...

Anaçoğlu memlekette herkesin sevip saydığı namuslu adamlardan biri olarak tanınıyor. Kimse kusura bakmasın adaletse herkes için adalet her yerde adalet her zaman adalet istiyoruz. Güneydoğu'da hatta İstanbul'un göbeğinde Amerikan ve Avrupa yapımı silahları toplayamayanların gücü bir garip köy çocuğuna yetiyorsa, buradan güçlü bir itiraz yükselir. Bu itiraz da sonuna kadar haklı bir itirazdır. Yapılan haksızlık sadece bir silah ustasına yapılmış gibi olsa da biz karadenizliler olarak üzerimize alınıyoruz. İsmet Özel'in bir kitabında dediği gibi artık ''Surat asmak hakkımız...''

Bizim surat astığımız yerde ey ricali devlet, siz bir daha düşünün... Mahkeme kadıya mülk değildir ve seçim zamanı gelince bütün bunlar yüzünüze çarpılacak...

 



Bu yazı 1,338 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 8 Ağustos 2016 Fetö/PDY Yahut Dilenci Mafyasının çöküşü
    • 4 Şubat 2015 Cübbeli Yahut Çelik Çekirdek
    • 1 Kasım 2014 Gavura gavur denmeyecek
    • 17 Nisan 2014 Karizmatik Lider Kıtlığı
    • 8 Nisan 2014 İmam Şafii Camii İçin Kitap Bağışı Talebi
    • 5 Aralık 2013 Cemaat: İtibar ve masumiyet aşınması
    • 21 Ekim 2013 F.G:Kutsal Sürgün yahut Cem Sultan Sendromu
    • 25 Mayıs 2013 “Diyanet ayıplı hadisleri ayıkladı!”
    • 12 Nisan 2013 Türk toplumunda Kürt nefreti
    • 16 Haziran 2012 Bir vicdan bayrağı: Bülent Yıldırım
    • 17 Mayıs 2012 Din ve Mehdi Tartışmalarına Mütevazı Bir Katkı
    • 7 Mayıs 2012 Tarihin Yatak Odası
    • 27 Mart 2012 Kurtlar Vadisinde neler oluyor?
    • 26 Şubat 2012 Erbakan hırsız mı?
    • 19 Şubat 2012 Genç imamlar rahatsız
    • 17 Ocak 2012 Baydı artık Şu Hrant muhabbeti
    • 15 Kasım 2011 ''Dünyanın Memesinden Din Bahanesiyle Süt Sağanlar''
    • 21 Ekim 2011 Top sakal bırakmak Firavun adetidir
    • 11 Eylül 2011 ''Erkek'' Bir Şair: Olcay Yazıcı
    • 18 Temmuz 2011 Yerleşmek/ yerlileşmek

    Yazarlar

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    6,217 µs