En Sıcak Konular

Namık Kemal Zeybek
Konuk Yazar-Aygazete
Namık Kemal Zeybek
15 Şubat 2010

Ordu Düşmanlığı



           Kendilerine emanet edilen silahları ve askerleri şahsi ihtirasları veya fikri saplantıları yüzünden Millete ve Milletin tercihine karşı kullananlar Ordumuza büyük kötülük yapmışlardır. 27 Mayıs, 12 Mart, 12 Eylül, 28 Şubat bu kötülüklerin tarihleridir.

            Bunları çok çok söylüyorum… Ordumuzun içine sızmış bu habis ruhtan kurtulunması gerektiğini de… Bu yolda atılmış adımları ve bugünkü komuta kademelerinin bu konudaki kararlı tutumunu da alkışlıyorum.

            Ancak!..

          Darbe karşıtlığının Ordu düşmanlığına dönüştürülmesini de son derece tehlikeli buluyorum.

            Bu Ordu, Milletin Ordusudur. Milletimizin bağımsızlığının güvencesidir.

            Her kurum içinden yanlış yapanlar çıkabilir. Çıkmıştır ve çıkmaktadır. Bunlardan ötürü kurumları karalamak ne kadar yanlışsa darbeciler yüzünden Ordumuza saldırmak da o kadar yanlıştır.

            Ne yazık… Yanlışlık artık ölçüleri kaçıracak durumlara düşmüştür.

            Son günlerde okuduğum bir yazarın sözlerine bir bakınız:

            “bundan 10 yıl önce bir Genel Kurmay Başkanı darbe planı yapmadıklarının kanıtı olarak düşmanın üzerine ‘Allah Allah diye yürüyen’ bir ordu söylemine tenezzül etmezdi sanırım.”

            Düşman üzerine Allah Allah diyerek saldırmanın Ordu’nun mevzuatında yazılı olduğunu bilip bilmediği yazısından anlaşılmıyor yazarın… Ama nasıl bir kızgınlık içinde olduğunu anlamak için yazısının sonlarındaki ifadelere de bir bakalım:

            “Diyeceğim o ki; görünen o ki, Artık heybetli, kudretli, erkli, dirlikli, erinçli, aynı zamanda gözbebeğimiz ordumuzun ‘höt zöt’ dönemi bitmiştir. Biz de dindarız denilen ama toplu yemek duasında Allah lafzına tahammül edemeyip daha çok politeistik inançlarda telaffuz edilen, genel bir yaratıcı fikri olarak “Tanrı” ifadesinin kullanıldığı…”

            Sayın yazarın ağır ve yazısının üstünde basılan resminde görülen yüz görüntüsüne yakışmayan başka ifadelerini bir yana bırakalım da şu son sözlerine bakalım.

            “Düşmanın üzerine Allah Allah diye yürümeyi talimatname maddesine koyan ordu, demek ki bu söze tahammül edemediğinden yemek duasına “Tanrımıza hamdolsun” diye başlıyormuş…” Ne kadar tutarlı bir mantık böyle?

            Tanrı sözüne karşı ortaya sürülen ifade ise ne kadar yanlış ve yakışıksız. Ne yazık ki yaygınlaşan bir anlayış. Rahmi Turan’da Pazartesi yazısında kendisine bir cümlesinde “Tanrım” sözünü kullandığı için saldırıldığını söylüyordu ve ekliyordu “Allah da derim Tanrı da…”

            Kendilerini din kuralı koyucu sayan bir takım bilgisi ve kavrayışı kıt insanlar bu saçmalıkları yaygınlaştırıyor ve sonra da hükümler çıkarıyorlar.

            “Tanrı” sözü politeistik inançlarda telaffuz ediliyormuş… Bak… Bak…

             Mesela?

            Söz gelimi, diyelim ve Yunus Emre’den örnekler verelim: “Tanla duran taate… Tanrı evine gider… Başka: Ey Tanrı’yı bir bilenler… Can Hakk’a kurban kılanlar… Başka? O kadar çok ki… Yunusun şiirlerinde Çalap sözü de kullanılır Allah sözü de…”

            Mevlana da Hoda der şiirlerinde, Farsçadır ve Allah demektir. Dili Farsça olanlar ayrılırken “Hoda Hafız” derler Allah Saklasın… Osmanlı Türkçesinde de Huda diye kullanıldı.

           Peki siz, Peygamber, Namaz, Oruç, Abdest sözlerinin de aslında Farsça olduğunu bilmez misiniz?  Ya Namaz kelimesinin aslında İranlıların İslam’dan önceki ibadetlerinin adı olduğunu!

 



Bu yazı 558 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 8 Şubat 2011 Mehmet Akif Arnavut mu?
    • 12 Ocak 2011 Nasıl Bir Türkiye?
    • 3 Ocak 2011 Kürt Sorunu mu? Kürtçe Meselesi mi?
    • 19 Aralık 2010 Yüce Kuran ve Çevirileri
    • 5 Aralık 2010 Kalkanın Ardındaki Planlar
    • 24 Kasım 2010 3997 Kitap Okuyan Adam
    • 19 Kasım 2010 Füze Kalkanı mı? Sakın ha!
    • 10 Kasım 2010 İranla Dost Olmayalım mı?
    • 31 Ekim 2010 TÜSİADın Adı Ne Olacak
    • 25 Ekim 2010 Düşünür ne düşünür yazar ne yazar
    • 19 Ekim 2010 Padişahlığı İsteyen Parti
    • 8 Ekim 2010 Maun Suresinin Anlamı
    • 17 Eylül 2010 Milli Birliğe açılalım
    • 30 Ağustos 2010 İslamda Tarikat
    • 25 Ağustos 2010 İslam Düşmanı,İslam Düşmanı değilmiş
    • 22 Ağustos 2010 Atatürk dindar bir insandı
    • 12 Ağustos 2010 Milli İrade ne ister?
    • 5 Ağustos 2010 Hangi Milliyetçilik?
    • 25 Temmuz 2010 Evet mi? Hayır mı?
    • 11 Haziran 2010 Cihat Kültürü ve İslamda Cihat

    Yazarlar

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    6,143 µs