En Sıcak Konular

Yavuz Bülent Bakiler
Konuk Yazar-Türkiye
Yavuz Bülent Bakiler
17 Ocak 2010

Kürtleri kim “ötekileştiriyor?”



AKP Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik, geçenlerde, garip bir iddiayla konuştu: “Cumhuriyetimizin ilânından sonra, Kürtler ötekileştirildiler” dedi. Doğrusu çok şaşırdım ve bu temelsiz iddiayı, ona kat’iyyen yakıştıramadım. Ötekileştirilmek, siyasi hayatımıza, galiba yeni giren kelimelerden biri. Herhalde: Kendinden saymamak, yabancı bilmek, geri itmek, kabul etmemek... anlamında kullanılıyor.
Cumhuriyetimizin ilânından sonra, Türk devleti, Kürtleri gerçekten farklı bir muameleye mi tâbi tuttu? Onları yabancı mı bildi? Kürtleri devlet ve millet hayatımızdan uzaklaştırmaya mı çalıştı? Bu sorulara, insaf ve idrak sahibi olanlar, evet diye cevap veremezler. Aksine, aksine, aksine... devletimiz, Kürtleri tamamen kendisinden bildi.
Ben, lise ve üniversite tahsilimi yaparken, Türk Tarih Kurumunun ve Türk Dilini Tetkik Cemiyetinin çalışmalarını inceledim. Sunulan tebliğleri dikkatle okudum. Atatürk’ün Türk ırkının özelliklerini ortaya çıkarmak için nasıl büyük bir gayretle çalıştığını gördüm. Tarih kitaplarımıza Brakisefal, Dolikosefal, Mezosefal kafataslarının resimleri, ilk defa Atatürk’ün emriyle girdi. Atatürk zamanında, Ankara’da, 64.000 kişinin kafataslarının ölçüldüğünü de biliyorum. Irkımızın kan gruplarının, saç, tırnak, burun... özelliklerinin incelendiğinden de haberdarım. Doğrusu o çalışmaları, kat’iyyen yadırgamadım, aksine yerinde buldum.
“Allah, birbirimizi tanımamız için, bizi, ayrı kavimler halinde yaratmadı mı?” Yani, yeryüzünde bir Türk ırkı varsa, bu ırkın çeşitli özelliklerini neden bilmeyelim? Yani Türk ırkının özelliklerini bilmek, öğrenmek neden yanlış sayılsın? Kur’an-ı Kerim’de “Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?” denilmiyor mu?
Pekâlâ, Cumhuriyet idaremiz, Türk ırkının özelliklerini araştırdıktan, bildikten sonra ne olmuş, ne yapmış acaba?
Bu araştırmaların Kürt kardeşlerimize ne gibi zararları dokunmuş? Yani devletimiz, Türkiyemizde Türklere ayrı, Kürtlere ayrı kanunlar mı uygulamış? Yani Kürtler, Türkiyemizin herhangi bir bölgesine yerleşmek, orada istedikleri işi tutmak istedikleri zaman, devletimiz onlara: “Hayır olamaz!” diyerek itiraz mı etmiş? Kürtler, istedikleri okullarda okumak, istedikleri siyasi partilere girmek, seçildikten sonra, bakan, başkan ve Cumhurbaşkanı olmak için, ortaya çıktıklarında, devletimiz onlara: “Siz Kürtsünüz! Bakan, Başbakan, Cumhurbaşkanı olamazsınız diyerek karşı mı çıkmış? Kürtler Türk ordusunun hemen her kademesine yükselememişler mi? Kürtler, ordumuzda, Türk arkadaşlarıyla birlikte omuz omuza çalışamamışlar mı, çarpışmamışlar mı? Paşa olamamışlar mı? Kuvvet kumandanlıklarına gelememişler mi?
Hangi akıl ve insaf sahibi, bu sorulara “hayır” diye cevap verebilir? Atatürk’ün Cumhurbaşkanı olduğu yıllarda, onun başbakanı Kürt idi. Atatürk’ün ölümünden sonra da Kürt asıllı başbakanlarımız, cumhurbaşkanlarımız oldu. Peki bu nasıl ötekileştirmektir?
Böyle bir iddiayla konuşmak, ayıptır, yazıktır, günahtır. İşte bu iddia, Kürtleri ötekileştirmektir. Bin yıllık kardeşliğimizi bozmaktır.
 
Türk milletinin hoşgörüsü, asaleti, büyüklüğü... 
 
1976 yılında “Struga Şiir Akşamları”na katılmak üzere Yugoslavya’ya gitmiştim. Orada, benim şiirlerimi Makedon diline çevirerek okuyan bir tiyatro sanatçısıyla tanışmıştım. Çocukluğu Türk mahallelerinde geçen, Türk arkadaşlarından Türkçe’yi çok iyi öğrenen o kişi bana demişti ki: “Türkler bu topraklara 550 yıl hâkim oldular. O süre içinde, her gün bir Sırp, bir Makedon, bir Yunan, bir Bulgar ailesini ortadan kaldırsaydılar, bugün Balkanlar’da bir tek gayri Türk kalmazdı. Ama Türkler böyle bir yola girmediler. Siz, böyle büyük ve asil bir millete mensup olduğunuz için, ne kadar öğünseniz bu sizin hakkınızdır. Biz de bu topraklarda, Türklerle birlikte 550 yıl beraber yaşadığımız için üzgün değiliz!..”
Milletimizin asaletini, büyüklüğünü, kadrini, kıymetini... bir Makedon tiyatro sanatçısı kadar bilmeyen keçeleşmiş beyinler karşısında susanlardan, tarihimizi bilmeyenlerden, bildirmeyenlerden, bize hayır yoktur.
O Makedon tiyatro sanatçısının söylediklerini doğrulayan Fatih Sultan Mehmed Han’ın şu muhteşem fermanına bakınız! Fransa ihtilâlinden 326 yıl önce, Birleşmiş Milletlerin kabul ve ilân ettikleri İnsan Hakları Evrensel Beyannamesinden ise 485 yıl önce, bizim padişahımızın, şu medenî, şu örnek fermanını bütün dünya milletleri önünde, sesimizin en yüksek tonuyla yeniden okumalıyız:
“Ben, Fatih Sultan Han! Bütün dünyaya ilân ediyorum ki, kendilerine, bu padişah fermanı verilen Bosnalı Fransiskenler himayem altındadır ve emrediyorum: Hiç kimse, bu adı geçen insanları ve onların kiliselerini rahatsız etmesin ve zarar vermesin. İmparatorluğumda huzur içinde yaşasınlar.
Hatta bu insanlar, başka ülkelerden, devletime birisini getirirlerse, onlar da aynı haklara sahiptirler.
Bu padişah fermanını ilân ederek burada, yerlerin, göklerin yaratıcısı ve efendisi Allah, Allah’ın elçisi aziz peygamberimiz Muhammed ve 124 bin peygamber ile kuşandığım kılıç adına yemin ediyorum ki, emrime uyarak, bana sadık kaldıkları müddetçe tebaamdan hiç kimse bu fermanda yazılanların aksini yapmayacaktır!..”
Bu fermanın aslı, Bosna Hersek’in Fojnica şehrinde, Fransisken Katolik Kilisesinde bulunmaktadır. Açıkça görüldüğü gibi, Fatih Sultan Mehmed Han, 1463 yılında, Bosna-Hersek bölgesinde yaşayan kimselerin insan haklarına ve dinî inanışlarına, hiç kimsenin zarar vermeyeceğini, Allah’ın ve sevgili peygamberimizin huzurunda, 124 bin peygamberle kuşandığı kılıç adına yemin ederek söz vermektedir. Yalnız, Fatih Sultan Mehmed Han, Fojnica şehrinde yaşayan Fransiskenlerden bir tek şey istemektedir: Devlete sadık kalmalarını, isyan etmemelerini şart koşmaktadır.
Bugün de, bütün medeni devletler, aynı hassasiyet içerisindedirler. Devlete başkaldıranları derhal susturmak, yok etmek yoluna gitmektedirler. Diyebilirim ki, birlikte yaşadıkları azınlıklara ve halklara, bizim kadar merhametle bakan milletler, devletler çok azdır...

 

Not: Yazarın,Türkiye Gazetesi'nde 16 Ocak -17 Ocak  2010 tarihinde yayımlanmış yazıları burada birleştirilmiştir.  
 



Bu yazı 714 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 30 Mart 2013 Allaha ısmarladık
    • 10 Mart 2013 Anıtkabir'de Kral Abdullah'ın gözyaşı
    • 4 Mart 2013 Hocalı'da Ermeni ve Rus vahşeti
    • 25 Şubat 2013 Ah Enver Ağabey!
    • 24 Şubat 2013 Sinoplu gençleri kim tahrik etti?
    • 18 Şubat 2013 Kemalizmin millet anlayışında dinin yeri yoktur
    • 4 Şubat 2013 Türk Olmak Şereftir
    • 21 Ocak 2013 Nazım Hikmet'e niçin saygı duyayım? -ll-
    • 14 Ocak 2013 A. Menderes'e tekme tokat dayak, Apo'ya renkli televizyon
    • 13 Ocak 2013 Terör biter mi dersiniz?
    • 31 Aralık 2012 Soner Yalçına Açık Mektup
    • 25 Kasım 2012 Turan Yazgan Hoca da...
    • 23 Ekim 2012 Fazıl Say cayırtısı
    • 21 Ekim 2012 MHP Devlet Bahçeli'yle büyümüyor, büyümeyecek!
    • 8 Ekim 2012 Atsız Şaman mıydı?
    • 1 Ekim 2012 Balyoz davasının hakimi ben olsaydım...
    • 9 Haziran 2012 Abdurrahim Karakoç (1932-2012)
    • 9 Nisan 2012 Ordumuzu siyasete bulaştırmamak
    • 1 Nisan 2012 Türk Ocakları 100 yaşında
    • 5 Mart 2012 Hocalı mitinginde bir yanlışımız

    Yazarlar

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    9,196 µs