En Sıcak Konular

Namık Kemal Zeybek
Konuk Yazar-Aygazete
Namık Kemal Zeybek
2 Ağustos 2009

Tarikat, cemaat, camia, mezhep ve şeriat



Basın-yayınımızda yazıp konuşanların sık sık yaptıkları yanlışlardan biri de dini kavramlarla ilgili... "Kuran’da bir hadis var..."  gibi uç yanlışlardan değil; "Nurculuk tarikatı..." diye başlayanlardan söz ediyorum.
     "Nurculuk" diye bir akım vardır elbette... Kurucusu Bediüzzaman Said Nursi’dir. "Zaman tarikat zamanı değil, iman kurtarma zamanıdır" cümlesi de onundur. "Zaman" derken bu sözü söylediği zamanı anlayalım ve geçelim... Geçelim ama nurculuğun tarikat değil, Saidi Nursi’nin yazdığı "Nur Risaleleri" denilen kitapları toplayıp okuyanların oluşturduğu bir "cemaat" olduğunu da bilelim. Başlangıcı Nurculuk olan ve Işık Evleri denilen yerlerde geliştirilen ve şimdilerde "Gülencilik" diye adlandırılan "hareketin" ise artık cemaat boyutlarını ve niteliklerini aştığını ve "camia" kavramının kapsamı içine girdiğini de ekleyelim.
     Peki tarikat ne?
     "Tarikat" İslam tasavvuf yollarına verilen addır. Yesevilik, Bektaşilik, Kadirilik, Rufailik, Mevlevilik, Nakşibendilik, Halvetilik, Cerrahilik, Bayramilik, Melamilik tarikat kavramı içindeki akımlardır.
     Melamilik ayrıca "halkın dindar diye nitelendirmesinden korkmak" anlamında bütün tarikatların içinde var olan bir anlayıştır.
     "Ben melamet hırkasını kendim giydim eynime
     Ar ve namus şişesini taşa çaldım kime ne."
     Nesiminin bu sözlerini bu anlamda anlamalı...
     Ya mezhep?
     "Mezhep" İslam fıkhında çözümler ortaya koyan bilginlerin görüşlerinde birleşenlerin yoludur. İslam âleminde bugün bellibaşlı mezhepler şunlardır:
     Sünniler: Hanefilik, Şafilik, Malikilik, Hanbelilik.
     Şiiler: Caferilik, Zeydilik.
     Aradaki ayrımlar mı?
     Söz gelimi: Malikiler ve Caferiler namazda ayakta dururken ellerini yanlarına salıverirler, diğerleri önlerinde bağlarlar.
     Ya da; kan akınca Şafilikte abdest bozulmaz da, Hanefilikte bozulur.
     Hangisi doğru... Hepsi doğru elbette... Öyle de olur, böyle de...
     Şeriata gelince: İşte fıkıhçıların anlattığı İslam’ın şekil şartlarının toplamının adı "şeriat"tır. Bu anlamda bir mümin Müslüman’ın şeriata karşı olması mümkün değildir. Ahmet Yesevi’nin, Hacı Bektaş Veli’nin söylediği dört kapıdan ilki şeriattır, ikincisi tarikat, üçüncüsü marifet, dördüncüsü hakikat...
     Şeriat sözü bir de "İslam Hukuk Düzeni"nin adı olarak kullanılıyor. Bu anlamda laikliğe bağlı olanlar bu hukuk düzeninin uygulanmasını istememek anlamında "şeriat"a karşı olduklarını söylüyorlar.
     İslam Hukuk Düzeni’nin temelinde Kuran-ı Kerim ve Hadisi Şerifler olmakla birlikte yorumlar, içtihatlar, eklemelerle dini niteliğinin yanına tarihi niteliği de katılmış bir yapısı vardı. Bu bakımdan bu anlamda şeriata karşı olan birçok mümin-Müslüman da vardır. Ve olabilir.
     Ancak, İslam Hukuk Düzeni´ni toptan karalamaya kalkışmak ve birkaç hükmünü alıp o hükümleri dengeleyen başka hükümleri göz önüne almadan değerlendirmeler yapmak doğru değildir.
     Elbette her konu tartışılabilir ve tartışılmalıdır. Ama önce kelimelere verilen anlamlarda anlaşarak... Sonra da karalamalara kalkışmadan, bilimlik yaklaşımlı görüşler ortaya koyarak. İşte o zaman "gerçeğin ışığı" parıldar. Aksi halde toz duman ortalığı kaplar...

 



Bu yazı 1,096 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 8 Şubat 2011 Mehmet Akif Arnavut mu?
    • 12 Ocak 2011 Nasıl Bir Türkiye?
    • 3 Ocak 2011 Kürt Sorunu mu? Kürtçe Meselesi mi?
    • 19 Aralık 2010 Yüce Kuran ve Çevirileri
    • 5 Aralık 2010 Kalkanın Ardındaki Planlar
    • 24 Kasım 2010 3997 Kitap Okuyan Adam
    • 19 Kasım 2010 Füze Kalkanı mı? Sakın ha!
    • 10 Kasım 2010 İranla Dost Olmayalım mı?
    • 31 Ekim 2010 TÜSİADın Adı Ne Olacak
    • 25 Ekim 2010 Düşünür ne düşünür yazar ne yazar
    • 19 Ekim 2010 Padişahlığı İsteyen Parti
    • 8 Ekim 2010 Maun Suresinin Anlamı
    • 17 Eylül 2010 Milli Birliğe açılalım
    • 30 Ağustos 2010 İslamda Tarikat
    • 25 Ağustos 2010 İslam Düşmanı,İslam Düşmanı değilmiş
    • 22 Ağustos 2010 Atatürk dindar bir insandı
    • 12 Ağustos 2010 Milli İrade ne ister?
    • 5 Ağustos 2010 Hangi Milliyetçilik?
    • 25 Temmuz 2010 Evet mi? Hayır mı?
    • 11 Haziran 2010 Cihat Kültürü ve İslamda Cihat

    Yazarlar

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    7,038 µs