En Sıcak Konular

Yavuz Bülent Bakiler
Konuk Yazar-Türkiye
Yavuz Bülent Bakiler
30 Haziran 2009

Ordumuzu Yıpratan Alçaklar



Genelkurmay Başkanımız; “bir kağıt parçasını ele alarak ordumuzu yıpratmaya çalışanlardan” haklı olarak çok şikayetçi. O, alçak kelimesini kullanmadan öfkesini ifade ediyor. Ben de düşünerek, bilerek, inanarak bu kelimeyi kullanıyorum. Çünkü biliyorum ki ordusuz devlet, ordusuz millet, ordusuz vatan olmaz.
Yeni kurulan Türk Cumhuriyetlerine 1980 yılından itibaren 10 defa gidip geldim. Onlarla ilgili olarak 101 TV programı hazırladım ve sundum. Gördüm ki Ruslar bütün Türkistan topraklarına, ellerini kollarını sallayarak girmişler. İnanmayacaksınız ama gerçek, hem de dehşetli bir gerçek: Bir kaç Türkiye büyüklüğünde olan Türkistan topraklarını istila eden Rus ordusu 100 ölü bile vermemiş! Haydi bu rakamı bir de yazı ile belirteyim: (yüz - yüz - yüz) asker kaybıyla Ruslar bütün Türkistan’ı pençelemişlerdi. Gittiğim her Türk Cumhuriyetinde, bu inanılmaz esaretin sebebini sormuştum. Bana hep aynı cevabı vermişlerdi:
- Ordumuz yoktu! Ordumuz yoktu! demişlerdi.
Ordusu yıpranmış, savaş kabiliyetini kaybetmiş bir Türkiye’nin o eski Türk Cumhuriyetlerinden farkı kalmaz. Bir Kerkük horyatında deniliyor ki:
O yar gözün / Kim görmüş o yar gözün?
Arslan gücünden düşse / Karınca oyar gözün!
Ordusu zayıflayan bir Türkiye, kırk devletin esareti altına düşer. Bundan şüphem yok. Yalnız şunu çok iyi bilmeliyiz ki, ordumuz sadece dışardan yapılan hücumlarla, tertiplerle, hilelerle yıpranmaz. Ordumuzu yıpratan, zayıflatan, bölen... en tehlikeli gelişmeler kendi içinde de olur. Mesela: Bâzı kumandanların, bir hükûmet darbesine kalkışmaları kadar, orduyu yıpratan bir hareket düşünemiyorum. Samimiyetle inanıyorum ki, bazı kalabalıkların meydanlara dökülerek; “Ordu! ordu! Çok yaşa! Ordu gençlik el ele!” diye haykırmaları da bilerek veya bilmeyerek ordu düşmanlığıdır.
Ordunun siyasî hayatımıza müdahale etmesi, büyük buhranlar felaketler, bölünmeler meydana getiriyor. Ordu, kayıtsız-şartsız siyasetin dışında kalmalıdır. Ah mümkün olsa da, biz Kara, Deniz ve Hava Harp Okullarında okuyan çocuklarımıza bütün neticeleriyle bir darbeler tarihi okutabilsek.
Mesela: Birtakım delifişek subaylarımız, bir isyan hareketiyle 2. Abdülhamid Han’ı tahtından indirerek siyasete el koyunca 10 yıl gibi kısa bir sürede, koskoca bir İmparatorluğu darmadağın ettiler. Birinci Dünya Savaşına girince iki milyon insanımızı kaybettik.
27 Mayıs isyanıyla, milletimize-devletimize büyük hizmetlerde bulunan Başbakan Adnan Menderes’i ve iki bakanımızı darağaçlarına verdik. Bugün hiç kimse, Menderes’in idamını doğru bulmuyor.
12 Eylül isyanından sonra ne oldu? derseniz cevabı çok açık: 50 kişi asıldı. 171 kişi işkence altında öldü. 650 bin kişi gözaltına alındı. 230 bin dâvâ açıldı. 3.854 öğretmenin 120 üniversite öğretim üyesinin, 47 hâkimin işine son verildi. Ve daha neler, neler, neler.
27 Mayıs isyanına katılan Türkeş’in el yazısıyla bir açıklaması var. Diyor ki; “En iyi bir askerî idare, en kötü bir sivil idareden daha kötüdür.” Darbeciler de, darbe heveslileri de ordumuzu yıpratmaktadırlar. Yeter artık, yeter artık.


 

 



Bu yazı 750 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 30 Mart 2013 Allaha ısmarladık
    • 10 Mart 2013 Anıtkabir'de Kral Abdullah'ın gözyaşı
    • 4 Mart 2013 Hocalı'da Ermeni ve Rus vahşeti
    • 25 Şubat 2013 Ah Enver Ağabey!
    • 24 Şubat 2013 Sinoplu gençleri kim tahrik etti?
    • 18 Şubat 2013 Kemalizmin millet anlayışında dinin yeri yoktur
    • 4 Şubat 2013 Türk Olmak Şereftir
    • 21 Ocak 2013 Nazım Hikmet'e niçin saygı duyayım? -ll-
    • 14 Ocak 2013 A. Menderes'e tekme tokat dayak, Apo'ya renkli televizyon
    • 13 Ocak 2013 Terör biter mi dersiniz?
    • 31 Aralık 2012 Soner Yalçına Açık Mektup
    • 25 Kasım 2012 Turan Yazgan Hoca da...
    • 23 Ekim 2012 Fazıl Say cayırtısı
    • 21 Ekim 2012 MHP Devlet Bahçeli'yle büyümüyor, büyümeyecek!
    • 8 Ekim 2012 Atsız Şaman mıydı?
    • 1 Ekim 2012 Balyoz davasının hakimi ben olsaydım...
    • 9 Haziran 2012 Abdurrahim Karakoç (1932-2012)
    • 9 Nisan 2012 Ordumuzu siyasete bulaştırmamak
    • 1 Nisan 2012 Türk Ocakları 100 yaşında
    • 5 Mart 2012 Hocalı mitinginde bir yanlışımız

    Yazarlar

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    6,070 µs