En Sıcak Konular

Namık Kemal Zeybek
Konuk Yazar-Aygazete
Namık Kemal Zeybek
13 Mayıs 2009

K.T. Bakanı ve Z.M. ve B.E. ve başkaları



K.T. Bakanı E.G. işleriyle değil, ama sözleriyle gündemde... Ondan önceki bakanımız ise başarılı bir bakandı ve iyi bir idareci olarak bakanlıkta iyi işler yapıyordu, ama bilgiye olan merakından sabahlara kadar okuyor; gündüzleri de fırsatını buldukça uyukluyordu. İşler unutuldu, uyuklaması hafızalarda kaldı. Ama bugün anlaşılmış olmalı ki, eski bakanın uyuklaması, yeni bakanın uyanıklığından daha hayırlıymış...
     Sayın E.G.’ye karşı hiçbir kızgınlığım ve kırgınlığım yok. Hatta hapishane arkadaşlığından kaynaklanan bir yakınlık duygum bile var. Ben ülkücülerin eğitim işlerini yürütmekle suçlanıp tutukluyken, o da Dev Yolcu savıyla ve Fatsa olaylarıyla ilişkilendirilerek tutuklanmıştı. Ben aklandım, sanırım o da aklandı... Ama haksız yere ben 33 ay, o bir yıl tutsak kaldık... Çünkü tutuklu olmaktan çok, tutsaktık...
     Bizi tutuklayanlar 12 Eylül’ün kimi savcı ve yargıçlarıydı. İşin başında K.E. vardı... Ona kızmak veya kızmamak bakış açısına bağlı, eleştirmek ve hatta yargılanmasını istemek de mümkün. Ama bir Kültür Bakanı’na, 90’nını geçmiş bir insana hakaret yakışır mı? "Turizm olsa neyse" demiyorum elbette... Ama, şu iki bakanlığın anlamsızca birleştirildiğine artık son verilmeli, diyorum.
     K.T. Bakanımız 12 Eylül dönemini eleştirirken hızını alamamış ve gitmiş anlamsız bir konuşma yapmış: "Nice yapılanlar gördük" demiş... Ne görmüş acaba Bakanımız? 12 Eylül’ün haksız tutuklamalarından, işkencelerden, beslememek için astıklarından, Mamak ve Diyarbakır cezaevlerindeki insanlık dışı uygulamalardan mı söz edecek derken... Bakan ne demiş: "Ben 1 yıl hatırlıyorum. Zeki Müren Türkiye’nin en büyük erkek sanatçısı, Bülent Ersoy ise kadın sanatçısı seçilmişti. Böyle absürt böyle dramatik..."
     Ne anladınız şimdi bu sözlerden?
     B. Ersoy 12 Eylül döneminin yasaklısı değil miydi? Yedi yıl bu yasağı sürmemiş miydi?
     Sonra, kimin erkek olduğuna, kimin kadın olduğuna kim karar verecek?
     Peki absürtlükle, dramatiklikle bu işin ilgisi ne?
     Tepkileri görünce maksadını aşan sözler söylediğini söyleyerek üzüntülerini belirtiyor K.T. Bakanımız. Sık sık da böyle yapıyor.
     12 Eylül döneminde yapılan büyük yanlışlardan biri, yurttaşlarımızın Türkçe dışında konuşmalarını yasaklayan yasaydı. O yasa yanlıştı ve kaldırılması için ben de uğraştım ve kaldırıldı.
     Ama sayın E.G.’nin şu sözleri de yanlıştır:
     "Bu ülkede ölen çocuklara ağlayan annelere, Türkçe ağla diye dipçiklerle vurulduğu yılları hafızalarımızdan çıkarıp..."
     Hayır Sayın E.G. bu dediğiniz olmadı...
     Hatta o saçma yasa uygulanmadı, ama bölücüler işte böyle uydurmalarla o yasayı propaganda aracı yaptılar. Şimdi T.C.’nin K.T.’si de bu propagandaya alet oluyor.
Sayın K.T. Bakanı konuşmasına şöyle başlıyor: "Bu ülkede insanlar ne kadar akılsız olmalı ki..."
     Bu nasıl söz Sayın E.G.? Kimi insanların yaptıklarını ve söylediklerini onaylamayabilirsiniz... Ama görüş söylemeye böyle mi başlanır? "Tartışma kültürü" diye bir kavram yok mudur?
     Sayın E.G. "Bu ülkeye Atatürk’ten sonra devlet adamı gelmemiş" derken; kimlerin alınabileceğini hiç düşündünüz mü?
     Peki, halkımızın gözyaşlarıyla izlediği ölümüyle, bütün siyasi partileri birleştiren Muhsin Başkan’ın çok sevdiği Tacettin Dergahı bahçesindeki mezarlığa konulmasının kararnamesini imzalamama gerekçeniz neydi öyle; "M. Akif’e duyduğum saygıdan ötürü" diye başlamıştınız. Ve imzalayan yüksek memurlar ile bakanları nasıl suçlamış oldunuz?
     Ve sizin yurtdışına gidişiniz beklendi. Vekiliniz kararnameyi imzaladı ve siz bu Bakanlar Kurulu’nda hiçbir şey olmamış gibi oturuyorsunuz? Bu nasıl iş Sayın E.G.?..


Bu yazı 482 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 8 Şubat 2011 Mehmet Akif Arnavut mu?
    • 12 Ocak 2011 Nasıl Bir Türkiye?
    • 3 Ocak 2011 Kürt Sorunu mu? Kürtçe Meselesi mi?
    • 19 Aralık 2010 Yüce Kuran ve Çevirileri
    • 5 Aralık 2010 Kalkanın Ardındaki Planlar
    • 24 Kasım 2010 3997 Kitap Okuyan Adam
    • 19 Kasım 2010 Füze Kalkanı mı? Sakın ha!
    • 10 Kasım 2010 İranla Dost Olmayalım mı?
    • 31 Ekim 2010 TÜSİADın Adı Ne Olacak
    • 25 Ekim 2010 Düşünür ne düşünür yazar ne yazar
    • 19 Ekim 2010 Padişahlığı İsteyen Parti
    • 8 Ekim 2010 Maun Suresinin Anlamı
    • 17 Eylül 2010 Milli Birliğe açılalım
    • 30 Ağustos 2010 İslamda Tarikat
    • 25 Ağustos 2010 İslam Düşmanı,İslam Düşmanı değilmiş
    • 22 Ağustos 2010 Atatürk dindar bir insandı
    • 12 Ağustos 2010 Milli İrade ne ister?
    • 5 Ağustos 2010 Hangi Milliyetçilik?
    • 25 Temmuz 2010 Evet mi? Hayır mı?
    • 11 Haziran 2010 Cihat Kültürü ve İslamda Cihat

    Yazarlar

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    6,614 µs