En Sıcak Konular

Namık Kemal Zeybek
Konuk Yazar-Aygazete
Namık Kemal Zeybek
1 Nisan 2009

Muhsin Yazıcıoğlu Dedikleri...



Muhsin Yazıcıoğlu’nun ve hepimizin avukatı Şerafettin Yılmaz aradı ve anlattı:
     "Muhsin beyle ilgili belgelerin okunması bitmiş ve suçsuz olduğu artık belli olmuştu. Kendisiyle görüştüm ve tahliyesi için talepte bulunacağımızı söyledim."
     Muhsin Bey´in avukatına verdiği cevabın değerini ancak bir gün bile olsa tutuklananlar iyi anlar. Ama özgürlüğün anlamını bilen herkes de anlamalıdır.
     İşte Merhum’un cevabı:
     "Hayır tahliye talebinde bulunmayın. Arkadaşlarımın içeride dayanma gücü biraz da benim aralarında bulunmamdan geliyor. Ben tahliye olursam ve onlar içeride kalırlarsa yıkılırlar."
     İşte Muhsin Yazıcıoğlu budur.
     Ve ölümüyle bütün ülkeyi birleştirmesinin derin anlamı da bu gönül yüceliğinde bulunabilir.
     Bir gün makam odasında el telefonuyla konuşuyordu. Karşısındaki kişiye "Anacığım... Anacığım..." diye sesleniyordu. Konuşmayı "Tamam anacığım her ay ..... lira göndereceğiz" diye bitirdi. Acaba öz annesiyle mi konuşuyor diye merak ettim, sordum. Hayır! Konuştuğu bir şehit annesiydi. Ve kendisini, ulaşabildiği ve kendisine ulaşabilen bütün şehit yakınlarına hizmetle yükümlü sayıyordu.
     İşte Muhsin Yazıcıoğlu’nun bir başka yönü!..
     Parası çok muydu? Hayır yoktu. Makam odası bir parti ilçe başkanının odası gibidir. Arabası da... Genel Merkez´in aylık kirasını yetiştirmek için bizzat uğraştığına tanık oldum...
     Para ile ilişkisi çok ilginç idi... 1980 öncesinde Hergün gazetesi kadrosundan maaş alarak fedakârlık ve feragatle çalışan ÜLKÜCÜ EĞİTİMCİLER vardı. Aldıkları para zorlukla geçinebilecekleri bir miktardaydı. Muhsin Yazıcıoğlu o parayı da almadı. Çok ısrar ettik, ama nafile... "Babamın gönderdiği bana yetiyor..." diyordu.
     Muhsin Yazıcıoğlu, maneviyatçılık ve demokratik temelleri üzerinde yükselen Türk milliyetçiliği davasının dava adamıydı.
     Muhsin Yazıcıoğlu, ilkelerinden ödün vermektense başını vermeye hazır bir ilke adamıydı...
     Muhsin Yazıcıoğlu, gerçek anlamıyla bir insancıl adamdı...
     Evet!... Cemil Çiçek dostumuz dosdoğru söyledi:
     ADAM GİBİ ADAMDI...
     Konuların ve kişilerin gerçeğini bilmeyen ve öğrenmeye de niyet etmeyen sabit fikirliler ne derlerse desinler Muhsin Yazıcıoğlu gerçeği böyledir.
     Kazayı öğrendiğimde Türkistan’daydım. İlk haberleri duyunca rahatladım. Hayatında eksik olmayan bir kaza yaşamış ve hastaneye kaldırılmıştı. Ama Heyhat!.. Sonra kaza yerinin bulunamadığı haberleri geldi. Bulabildiğim ilk yolla Türkiye’ye hareket ettim. Sekiz saatlik Türkistan-Çimkent-Taraz-Bişkek Havaalanı yolunda dilimin ucuna onun sözleri geliyordu:
     EY SONSUZLUĞUN SAHİBİ SANA ULAŞMAK İSTİYORUM...
     Ve şiirin son dizesi ÜŞÜYORUM...
     "Üşüyor musun kardeşim?" diye soruyordum... Hayır üşümüyordu! O, özlediği sonsuzluğun sahibine ulaşmıştı... Orada ne üşümek vardı, ne acı, ne keder... Orası baştan başa mutluluk diyarıydı.
     O, inançları uğruna yaşamış, işkencelere, eziyetlere, yokluklara katlanmış ve o uğurda şehit olmuştur.
     Artık üşümüyordu.
     Kamu kurumları ve kamu yöneticileri ve devletin imkânları seferber olmuştu; Muhsin Yazıcıoğlu´nu ve arkadaşlarının yerini bulmak için... Ama kim buldu biliyor musunuz? Muhsin Yazıcıoğlu’nun bayrağı altında toplanan BÜYÜK BİRLİKÇİLER... BÜYÜK BİRLİK PARTİSİ Döngel Köyü temsilcisi ve arkadaşları korucu mu?.. Evet gönüllü korucu!.. Maaşlı değil... Göksun’dan yola çıktılar ve buldular. Değerli dost Ahmet ŞANVERDİ’de olaydan 4 saat sonra oradaydı...
     BÜYÜK BİRLİK PARTİSİ Genel Sekreteri Yalçın Topçu, Başkanlık Divanı üyeleri bu tehlikeli ve her türlü kışkırtıcı eyleme açık dönemi, üstün vatanseverlik, soğukkanlılık ve akılcılıkla düzgün yönettiler. Onları kutlamak gerekiyor. Onlar gözyaşlarını engelleyemediler; hep ağladılar, ama asla aklın ve vicdanın gösterdiği yoldan sapmadılar.
     Sivas’a gelince... Sivas "Yiğit Sivas" olduğunu bir kere daha ispat etti. Bu evliya tabiatlı oğlunu bağrına bastı ve ona son görevini anlamlı bir şekilde yerine getirdi.
     Baki kalan bu kubbede bir hoş sada imiş.
     Muhsin Yazıcıoğlu, nesiller boyu sadası yaşayacaklar arasına katıldı. RUHUN ŞAD OLSUN KARDEŞİM... Yolculuğa birlikte çıktıklarının da...

 



Bu yazı 1,145 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 8 Şubat 2011 Mehmet Akif Arnavut mu?
    • 12 Ocak 2011 Nasıl Bir Türkiye?
    • 3 Ocak 2011 Kürt Sorunu mu? Kürtçe Meselesi mi?
    • 19 Aralık 2010 Yüce Kuran ve Çevirileri
    • 5 Aralık 2010 Kalkanın Ardındaki Planlar
    • 24 Kasım 2010 3997 Kitap Okuyan Adam
    • 19 Kasım 2010 Füze Kalkanı mı? Sakın ha!
    • 10 Kasım 2010 İranla Dost Olmayalım mı?
    • 31 Ekim 2010 TÜSİADın Adı Ne Olacak
    • 25 Ekim 2010 Düşünür ne düşünür yazar ne yazar
    • 19 Ekim 2010 Padişahlığı İsteyen Parti
    • 8 Ekim 2010 Maun Suresinin Anlamı
    • 17 Eylül 2010 Milli Birliğe açılalım
    • 30 Ağustos 2010 İslamda Tarikat
    • 25 Ağustos 2010 İslam Düşmanı,İslam Düşmanı değilmiş
    • 22 Ağustos 2010 Atatürk dindar bir insandı
    • 12 Ağustos 2010 Milli İrade ne ister?
    • 5 Ağustos 2010 Hangi Milliyetçilik?
    • 25 Temmuz 2010 Evet mi? Hayır mı?
    • 11 Haziran 2010 Cihat Kültürü ve İslamda Cihat

    Yazarlar

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    6,312 µs