En Sıcak Konular

Namık Kemal Zeybek
Konuk Yazar-Aygazete
Namık Kemal Zeybek
18 Şubat 2009

Nuru tamam olsun



Varlık dergisinde bir yazar, "Bizim eski edebiyatımızı ve bu arada Fuzuli’yi, Nesimi’yi karalayan bir yazı yazmıştı..." Yıl 1972 Ağustos ayı...
     Azerbaycan’dan bir şair ona karşılık yazdı. Yazının başlığı: "Yel Kayadan Ne Aparır?"
     Bu yazı Varlık dergisinin 1973 Şubat sayısında yayınlandı. Sonu şöyle bitiyordu:
     "Bu satırları yazarken bana öyle geldi ki, Nesimi ve Fuzuli yüksek bir kayanın zirvesinde durup Eyüboğlu’nun hücumuna, benim de kendilerini müdafaama gülüyor. Zira bu şahsiyetlerin Eyüboğlu gibilerin hücumundan korkusu yoktur, benim gibilerin de müdafaasına ihtiyacı yoktur... O ki kaldı aşağıdan yukarı kayanın zirvesine yapılan hücumlar...
     Bu hususta halk güzel söylemiş: Yel kayadan ne aparır."

     Bu satırların yazarı şimdi artık Nesimi ve Fuzuli’nin meclisine karışmış olan Bahtiyar Vahapzade’dir.
     Uzaklarda bir yerlerde, demir perdenin arkasında Bahtiyar Bey’in varlığını duyardık. Bu yazıyı okuduk ve uzakların o kadar da uzak olmadığını anladık.
     1989’da Kültür Bakanıydım. Bahtiyar Bey’in, yanında dostlarıyla beni ziyarete geleceklerini söylediklerinde ne kadar heyecanlanmıştım... Kapıda bekledim... Kucaklaştık ve ilk soruyu sordum: "Bahtiyar Muallim, yel kayadan ne aparır?" Anında karşılık verdi: "Heç nerse aparabilmez!.."
     O yazıyı yazan yazarın adını kim hatırlar? Fuzuli, Nesimi ve Bahtiyar hep hatırlanacak... O yüksek kayanın başında şimdi Bahtiyar bana bakıyor ve benim kendisi hakkında yazı yazmama gülüyor mu, acaba?..
     İlk karşılaşmamızdan sonra çok görüştük. Bakü’ye her gidişimde Bahtiyar Bey´e uğradım ve sofrasına oturdum.
     O ne zengin sofraydı öyle... Şiir, Edebiyat, Türlük bilgisi ve Varlık bilgisi...
     Bakü’ye ilk gidişim 1990... Rüyaların gerçek olduğu o ilk gezi... "Koz mürebbe" ile de tanıştık. Güzel bir tat...
     Çok beğendim. Yanımdakiler benim için birkaç kavanoz almak istediler. Yok... Bahtiyar Bey kalktı, gitti ve kucağında "ceviz reçeli" kavanozlarıyla döndü... Onun için, Bakü’de olan bir nesne yok yoktu... O, caddede yürürken insanlar iki yana açılır selamlardı... O, alışveriş etse kimse para almak istemezdi. O, Azerbaycan’ın sevgilisiydi, sevdiğiydi, sesiydi, vicdanıydı.
     Yıllar sonra bir gidişimde Kültür Bakanı dostum Polat Bülbüloğlu, "Bahtiyar’ın yeni bir eseri var birlikte izleyelim" dedi. Sevinçle... Tiyatroda bir yanımda Bahtiyar Bey, öteki yanımda Haydar Aliyev... Ve; "Özümüzü Kesen Kılıç."
     İlerleyen dakikalarda gözlerimden akan yaşları silmek için mendil çıkarırken baktım Haydar Aliyev de gözyaşlarını siliyor...
     Bu eseri Karabağ kökenli değerli şair Yavuz Bülent Bakiler Türkiye Türkçesine aktardı; Kazak Türkçesine de aktarttık. Ahmet Yesevi Üniversitesi’nin değerli yöneticisi Raimbek Seytahmet Türkistani sahneye koydu. Yardımcısı Saye Kasımbek ve oynayanlar çoğunlukla Kazak Türk’ü gençler... Onlarca defa izledim. Ve hep etkilendim. İzleyen herkes etkilendi. Türkiye’nin birkaç şehrinde Türkiye Türkçesi ile Kazakistan’da Kazak Türkçesiyle sahnelendi.
     Bir seferinde Nursultan Nazarbayev, Türkistan şehrine gelmişti. Bu eserden söz edildi. "Onbeş dakikalığına görmek istedi, ama sonuna kadar ayrılamadı..."
     Bahtiyar Bey bir köşe yazısı boyutlarında nasıl anlatılabilir ki?.. Gül bahçesini gör de baharı anla diyelim.
     Bence o yaşayan en büyük şairimizdi ve yazarımız ve düşünürümüz.
     Gelmiş geçmiş en büyük şairimiz Yunus Emre hakkında yazdığı şiiri ile bu yazıyı tamamlayalım:

     Bir yerde öldü nasıl bin yerde doğdu?
     Şiirindeki hikmetli satırlarda doğdu
     Bir yerde öldü nasıl bin yerde mezarı
     Kazılır çünkü her gün gönüllerde mezarı
     Otlarda çiçeklerde ve güllerde mezarı
     Efsane mi, gerçek mi bu insan nasıl insan?
     VARLIK SESİDİR O, KOPMUŞ TÜRK’ÜN KOPUZUNDAN...

     Işıktan âlemlerde ışıklar içinde ışık olsun onlar.
     Nurları tamam olsun...



Bu yazı 679 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 8 Şubat 2011 Mehmet Akif Arnavut mu?
    • 12 Ocak 2011 Nasıl Bir Türkiye?
    • 3 Ocak 2011 Kürt Sorunu mu? Kürtçe Meselesi mi?
    • 19 Aralık 2010 Yüce Kuran ve Çevirileri
    • 5 Aralık 2010 Kalkanın Ardındaki Planlar
    • 24 Kasım 2010 3997 Kitap Okuyan Adam
    • 19 Kasım 2010 Füze Kalkanı mı? Sakın ha!
    • 10 Kasım 2010 İranla Dost Olmayalım mı?
    • 31 Ekim 2010 TÜSİADın Adı Ne Olacak
    • 25 Ekim 2010 Düşünür ne düşünür yazar ne yazar
    • 19 Ekim 2010 Padişahlığı İsteyen Parti
    • 8 Ekim 2010 Maun Suresinin Anlamı
    • 17 Eylül 2010 Milli Birliğe açılalım
    • 30 Ağustos 2010 İslamda Tarikat
    • 25 Ağustos 2010 İslam Düşmanı,İslam Düşmanı değilmiş
    • 22 Ağustos 2010 Atatürk dindar bir insandı
    • 12 Ağustos 2010 Milli İrade ne ister?
    • 5 Ağustos 2010 Hangi Milliyetçilik?
    • 25 Temmuz 2010 Evet mi? Hayır mı?
    • 11 Haziran 2010 Cihat Kültürü ve İslamda Cihat

    Yazarlar

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    7,095 µs