En Sıcak Konular

Yavuz Bülent Bakiler
Konuk Yazar-Türkiye
Yavuz Bülent Bakiler
2 Şubat 2009

Vera: “Nazım Hikmet’i Ruslar zehirleyerek öldürdüler”



2001 yılında, Aydınlar Ocağından bir heyet halinde Üsküp’e gittik. Orada, Üsküp Tiyatroları eski genel müdürlerinden İlhami Emin bize müthiş bir haber verdi. Prof. Dr. Mustafa Erkal’ın, Bekir Sıtkı Erdoğan’ın, Doç. Emin Işık’ın, Beşir Ayvazoğlu’nun Dr. Nefi Demirci’nin ve Em. Alb. Şadi Polat’ın, yanında, Moskova’da yaşadığı bir olayı bize şöyle anlattı: “Nâzım Hikmet’in ölümünden bir süre sonra, Üsküp’ten birkaç arkadaşla Moskova’ya gittik. Baş sağlığı dilemek için Vera’nın evine de uğradık. Bir ara Vera, yanımızdan kalkıp dışarı çıktı. Sonra elinde bir defterle tekrar aramıza döndü. Bize dedi ki: “Nâzım, eceliyle ölmedi. Onu bizimkiler zehirlediler. Bu bir zan değil gerçektir. Öldüğü günün akşamı Nâzım’ı bir yemeğe davet ettiler. Böyle toplantılara birlikte giderdik. Nitekim Nâzım bana: ‘Kalk hazırlan’ dedi, fakat gelen adamlar, benim gitmemi istemediler. Sadece Nâzım’ı götüreceklerini söylediler, sonra birlikte çıkıp gittiler. Döndüğünde ben uyuyordum. Nâzım’ın öğürtüsüne uyandım. Banyo lavabosuna kusuyordu. ‘Çok fenayım! Midem ağzımdan çıkacak!’ diyordu. Onu yatağına yatırdım. Biraz sonra, şiddetli öğürtülerle tekrar kusmaya başladı. Midesi isyan halindeydi. Bir ara ben dalmışım. Sabahleyin uyandığımda, onu banyoda gördüm, ölmüştü. Halbuki hiçbir rahatsızlığı yoktu. Nâzım’ı zehirlediklerine samimiyetle inanıyorum. Otopsi yapmadılar. Ben bildiklerimi olduğu gibi bu deftere yazdım. Moskova’nın onu niçin öldürmek istediğini uzun uzun açıkladım. Alın bu defteri götürün!”
İlhami Emin devamla dedi ki: “Ben Vera’nın o defterini almak istedim. Fakat bizim eski bakanımız Fahri Kaya şiddetle itiraz etti ‘Sakın alma’ dedi. Gümrükte Rus Polisi bu defteri üzerimizde yakalarsa başımıza binbir türlü belâ gelir. Ben de korktum ve almadım. Sonradan öğrendiğime göre, Vera o defteri Türkiye’den gelen başkalarına vermiş. Onlar da Vera’nın yazdıkları Rusya‘ya, Sosyalizme ve Nâzım’a zarar verebilir düşüncesiyle defteri alıp yok etmişler. Yani yakmışlar!”
İlhami Emin de, anlattıklarını dinleyenler de hep hayattadırlar. Bizim Türkiyeli komünistlerimiz sövüp saymadan önce bu konuyu araştırmalıdırlar!
İddia ediyorum: Nâzım Hikmet’in Rusya’da beş paralık bir itibarı yoktu.
Moskova onu, âdeta bir paspas gibi kullandı ve öldürdü.
Nâzım’ın komünist arkadaşlarından Zekeriya Sertel, NAZIM HİKMET’İN SON YILLARI isimli eserinin 141-142. sayfalarında diyor ki:
-(Nazım) Bak şu partinin başında bulunan arkadaşlara derdi. Hiçbirinin ciğeri beş para etmez, kafaları işlemez. Ama boyun eğmesini becerdikleri için, partide şerefli mevkilere geçerler. Bana bunu çok görürler” Zekeriya Sertel diyor ki: “Nazım’ı parti eylemlerinin dışında tutuyorlardı. Onu toplantılara çağırmıyor, hiçbir meselede oyunu almıyor, ona aralarında yer vermiyorlardı.”
Nazım, Moskova’nın bu tavrına “gık” bile diyemeden öldü. Bu mu çok itibarlı kişi? Bu adam mı Türkiye’ye itibar kazandıracak?


Bu yazı 827 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 30 Mart 2013 Allaha ısmarladık
    • 10 Mart 2013 Anıtkabir'de Kral Abdullah'ın gözyaşı
    • 4 Mart 2013 Hocalı'da Ermeni ve Rus vahşeti
    • 25 Şubat 2013 Ah Enver Ağabey!
    • 24 Şubat 2013 Sinoplu gençleri kim tahrik etti?
    • 18 Şubat 2013 Kemalizmin millet anlayışında dinin yeri yoktur
    • 4 Şubat 2013 Türk Olmak Şereftir
    • 21 Ocak 2013 Nazım Hikmet'e niçin saygı duyayım? -ll-
    • 14 Ocak 2013 A. Menderes'e tekme tokat dayak, Apo'ya renkli televizyon
    • 13 Ocak 2013 Terör biter mi dersiniz?
    • 31 Aralık 2012 Soner Yalçına Açık Mektup
    • 25 Kasım 2012 Turan Yazgan Hoca da...
    • 23 Ekim 2012 Fazıl Say cayırtısı
    • 21 Ekim 2012 MHP Devlet Bahçeli'yle büyümüyor, büyümeyecek!
    • 8 Ekim 2012 Atsız Şaman mıydı?
    • 1 Ekim 2012 Balyoz davasının hakimi ben olsaydım...
    • 9 Haziran 2012 Abdurrahim Karakoç (1932-2012)
    • 9 Nisan 2012 Ordumuzu siyasete bulaştırmamak
    • 1 Nisan 2012 Türk Ocakları 100 yaşında
    • 5 Mart 2012 Hocalı mitinginde bir yanlışımız

    Yazarlar

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    6,645 µs