En Sıcak Konular

Namık Kemal Zeybek
Konuk Yazar-Aygazete
Namık Kemal Zeybek
1 Ocak 1990

İddianame ilginç



Ergenekon iddianamesinin açıklanmadığı, ama açılıp saçıldığı günlerde beni de gündeme getiren basın-yayın kuruluşları oldu.
     Bir kanal, ana haber bülteninde "Ergenekon"un başbakan adayı olduğumu" söyledi. Daha doğrusu görüntümü de yayınlayarak "söylemiş". Görenler anlattı. Bir yazarımız kurdurulacak yeni partinin genel başkanı olacağımı yazdı.
     Bir muhbir vatandaş, vaktiyle bir hac dönüşü yemeğinde şimdi tutuklanmış olan emekli orgenerali ve Ordu'yu savunduğumu "yazdırdı".
     Bu arada niçin "Ergenekon Davası" sözüne karşı yazı yazmadığımı hatırlatan dostlar oldu. Çünkü "Savcılar ve arkalarındaki siyasetçiler sırf milli bir kavramı yıpratmak için davaya Ergenekon adını vermişlermiş. Ve benim bir milliyetçi olarak buna karşı yazı yazmam gerekirmiş."
     Bu son iddianın karşılığı kolaydı; "Davaya Ergenekon adını veren savcılar değil, var olup olmadığını ve ciddiyetinin boyutları şüpheli örgütü kuranlardı."
     Savcılar düşünce karşılığından ötürü bir ad koymuş olsalar, söz gelimi "kızıl elma" daha uygun olurdu. Binlerce yıl öncesine ait bir destan ile savcıların ya da siyasetçilerin ne alıp veremediği olabilirdi ki?...
     Öteki iddiaların kaynağı ise benim için de merak konusu oldu. Hiçbir ilgim ve ilişkim olmayan insanlar nasıl olmuşlar da beni başbakan olarak düşünmüşlerdi. Ya da genel başkan olarak...
     İddianamenin yayınlanmasından itibaren okumaya başladım. Hem davayı kavramak hem de adımın geçtiği bölümleri öğrenmek için. Vaktiyle "hızlı okuma teknikleri kursu" görmüştüm. Üç günde bu yöntemle okuyup bitirdiğimde davayı az çok kavramıştım, ama adıma rastlamamıştım.
     Ahmet Hakan'ın yazısından Milliyet'in bilgi ağı bölümündeki teknik kolaylığı görünce ondan yararlanmak istedim. Adımı yazıp "getir" sözüne tıkladım. Getirdi... "Aradığınız kelimenin yer aldığı sahife sayısı sıfır..." Bir de N. K. Zeybek'i denedim. Yine sıfır... "Zeybek" olabilir mi dedim. Geldi üç sahife... Üçü de ilgisiz...
     Sarı Zeybek diye bir söz. Benimle ilgisi yok...
     Ahmet Hakan iddianamede adının çok önemsiz yerlerde geçtiğine üzülüyor. Ya ben ne yapmalıyım? Adım hiç geçmiyor.
     "Bu iddianameyi tek söz ile tanımla" derseniz "ilginç" derim.
     Telefonlar "teknik takip" adıyla dinlenilmiş, delil olmuş. Şüphelilerin ev ve işyerlerinde bulunan yazılı kâğıtlar ve CD'ler delil olmuş... İddianameye doluşmuşlar. Ve ifadeler...
     Savcılar, ağı çok geniş tutmuşlar.
     Ne bulmuşlarsa iddianameye koymuşlar.
     Ayıklama işi yargıçlara kalacak.
     Sonunda bu davadan hüküm giyenler de olabilir. Tamamı da aklanıp çıkabilir. Onu yargılama sonunda göreceğiz. Ama sonuç ne olursa olsun; varsa büyük bir örgüt, yoksa küçük küçük örgütler bu davayla ortadan kaldırılmışlardır. Sadece iddianameyi okumaları ve birbirleri hakkındaki sözleri öğrenmeleri bile şüpheliler arasında var olduğu iddia edilen bağlantıları ortadan kaldırmaya yetebilir. Bu da az şey değildir.
     Unutulmaması gereken temel bir gerçek ise yargılanacak olanların "suçlu" değil, "şüpheli" olduklarıdır.
     Sonunda suçlu oldukları anlaşılanlar cezalarını çekeceklerdir. Ama tutuklama cezaya dönüşmemelidir. Ayrıca bu dava "şahsi kinlerinin öcünü almak isteyenlerin" kullanım aracı haline getirilmemelidir.
     Ne mi demek istiyorum?
     Nasıl başlamıştım bu yazıya...

Bu yazı 463 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 8 Şubat 2011 Mehmet Akif Arnavut mu?
    • 12 Ocak 2011 Nasıl Bir Türkiye?
    • 3 Ocak 2011 Kürt Sorunu mu? Kürtçe Meselesi mi?
    • 19 Aralık 2010 Yüce Kuran ve Çevirileri
    • 5 Aralık 2010 Kalkanın Ardındaki Planlar
    • 24 Kasım 2010 3997 Kitap Okuyan Adam
    • 19 Kasım 2010 Füze Kalkanı mı? Sakın ha!
    • 10 Kasım 2010 İranla Dost Olmayalım mı?
    • 31 Ekim 2010 TÜSİADın Adı Ne Olacak
    • 25 Ekim 2010 Düşünür ne düşünür yazar ne yazar
    • 19 Ekim 2010 Padişahlığı İsteyen Parti
    • 8 Ekim 2010 Maun Suresinin Anlamı
    • 17 Eylül 2010 Milli Birliğe açılalım
    • 30 Ağustos 2010 İslamda Tarikat
    • 25 Ağustos 2010 İslam Düşmanı,İslam Düşmanı değilmiş
    • 22 Ağustos 2010 Atatürk dindar bir insandı
    • 12 Ağustos 2010 Milli İrade ne ister?
    • 5 Ağustos 2010 Hangi Milliyetçilik?
    • 25 Temmuz 2010 Evet mi? Hayır mı?
    • 11 Haziran 2010 Cihat Kültürü ve İslamda Cihat

    Yazarlar

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    5,858 µs