En Sıcak Konular

Namık Kemal Zeybek
Konuk Yazar-Aygazete
Namık Kemal Zeybek
1 Ocak 1990

Davalar



Sovyetler Birliği’ne birlik dağılmadan önce gitmiştim. Konuştuğumuz aydınlar ilginç olaylar anlatırlardı. İşte onlardan birisi:
     Stalin döneminde sistemin propagandası için iç düşmanlara gerek duyulurmuş. Her bölgeden de halk düşmanları, karşı devrimciler ve casuslar toplanır, yargılanır, halka teşhir edilirmiş. Şehirlerden birinde uzun yıllar hiçbir hain çıkmayınca üstten uyarı gelmiş. Yetkililer hain bulmak ihtiyacıyla bir eşek arabacısını gözlerine kestirmişler. Japon casusu olduğunu kendisine kabul ettirmişler, inandırmışlar ve yargı önüne çıkacak duruma getirmişler. Yöntemleri mi?
     Onu hiç anlatmayalım...
     Mahkemede itiraf etmiş;
     - Evet ben suçluyum. Japon casusuyum.
     - Peki nasıl yapıyorsun?
     - Eşeğimle sabah erkenden çıkıp haberleri topluyorum. Öğleden sonra Japonya’ya gidip onlara anlatıyor, akşam evime dönüyorum.
     Yargıç ne mi yapmış?
     Sanığı da, görevlileri de kovmuş ve sonuç aklanma olmuş. Ne yapacaktı ki yargıç!..
     Ama olan görevini tam yapamayan yetkililere olmuş...
     Sovyetler Birliği bir totaliter diktatörlük idi. Orada böyle şeyler olur, ama bizde demokrasi var. Böyle şeyler olmaz (mı?)
     Olsa olsa darbe dönemlerinde olur ve çok da olmuştur.
     12 Eylül’den sonra tutuklandığımda Selimiye’de benzeri bir olaya tanık olmuştum: Görevli astsubay yoklama alıyordu. Esas duruşta dizilmiş ve adlarımız okundukça "Burada" diye bağırıyorduk. Yanımdaki genç "Burada" deyince astsubay sordu;
     - Ya Bülent sen daha önce de gelmemiş miydin?
     - O zaman Dev-Sol’dan gelmiştim komutanım... Şimdi MHP’den geldim.
     Astsubay gülüp gitti. Ben meraklandım sordum: Bülent at arabacısıymış. Samuray adında bir atı varmış ve arabayla yük taşırmış. Bir gün Dev-Solcular duvara yazı yazarken Bülent arabasını durdurmuş ve okumaya başlamış. Okuması zayıf olduğundan bitiremeden polisler yakalamış ve Dev-Solcu olarak beş ay yattıktan sonra çıkmış.
     11 Eylül 1980 günü Eyüp’e yük getirmiş. Bir arkadaşı geç olduğunu söyleyerek yatacak yer göstermiş. Neresi dersiniz? Eyüp MHP ilçe binası... Gece baskında yakalanmış ve doğru MHP davasının içine... Zavallının ne solculuğu vardı. Ne ülkücülüğü. O bir Samuraycı idi...
     Boynunu bükmüş dava açılmasını bekliyordu.
     İlk duruşmada çıkıp gitmiştir, ama çektiklerini de yanına alarak...
     Bir başka tutuklu ise siyasi sanılarak tutuklanmasından dert yanıyordu. Benim yanıma gelmiş içini döküyordu:
     - Abiciğim ben gayrimeşru yol çocuğuyum. Benim siyasi ayağım yok. Ne işim var benim siyasetçilerin içinde...
     Kendisinin adi suçlulardan olduğunu çevresine anlatıp asılmaktan kurtulmaya çalışan bir hapishane kuşu ile karşı karşıya idik.
     Bugünkü yazıyı yine bir hatıra ile bitirelim: Aklanıp çıkınca girdiğim "iş"te balıkçılıkla da uğraştım. Bir de balıkçı teknesi yaptırıp balığa çıktım. Gırgır teknesiydi.
     Gırgır teknesinde bir motor ağa en büyük dairesini çizdirir. Sonra da motor ağı çeker.
     Ne gelmişse bahtınıza...
     Bugünlerde iki büyük davanın biri açıklanan, diğeri açılıp saçılan iddianamelerini görünce aklıma hep o gırgır tekneleri geliyor.
     Ama zaten iddianame budur. Belirtileri toplayıp iddia eder. Yargıçlar ise delilleri değerlendirir.
     AKP’nin kapatılması davasının iddianamesi ortada. Bu iddialarla parti kapatmanın doğru ve adil olmadığını yazmıştım.
     Öteki davanın ise gerçek iddianamesi bir çıksın bakalım diyorum...

Bu yazı 538 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 8 Şubat 2011 Mehmet Akif Arnavut mu?
    • 12 Ocak 2011 Nasıl Bir Türkiye?
    • 3 Ocak 2011 Kürt Sorunu mu? Kürtçe Meselesi mi?
    • 19 Aralık 2010 Yüce Kuran ve Çevirileri
    • 5 Aralık 2010 Kalkanın Ardındaki Planlar
    • 24 Kasım 2010 3997 Kitap Okuyan Adam
    • 19 Kasım 2010 Füze Kalkanı mı? Sakın ha!
    • 10 Kasım 2010 İranla Dost Olmayalım mı?
    • 31 Ekim 2010 TÜSİADın Adı Ne Olacak
    • 25 Ekim 2010 Düşünür ne düşünür yazar ne yazar
    • 19 Ekim 2010 Padişahlığı İsteyen Parti
    • 8 Ekim 2010 Maun Suresinin Anlamı
    • 17 Eylül 2010 Milli Birliğe açılalım
    • 30 Ağustos 2010 İslamda Tarikat
    • 25 Ağustos 2010 İslam Düşmanı,İslam Düşmanı değilmiş
    • 22 Ağustos 2010 Atatürk dindar bir insandı
    • 12 Ağustos 2010 Milli İrade ne ister?
    • 5 Ağustos 2010 Hangi Milliyetçilik?
    • 25 Temmuz 2010 Evet mi? Hayır mı?
    • 11 Haziran 2010 Cihat Kültürü ve İslamda Cihat

    Yazarlar

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    6,778 µs