En Sıcak Konular

Namık Kemal Zeybek
Konuk Yazar-Aygazete
Namık Kemal Zeybek
1 Ocak 1990

Şu malum davalar hakkında



     12 Eylül sonrasını bugünlerde sık sık hatırlıyorum. Askeri darbeleri özleyenler de bilsin istiyorum. Yüzlerce insan evlerinden alındı ve kimisi aylar, kimisi yıllar sonra evlerine dönebildiler. Aklandılar, ama onlara bu zulmü uygun görenler de aklandılar mı dersiniz?
     Ankara’da bizim davanın bir başsavcısı vardı. Tutuklanan milliyetçi gençlere sorulan sorulardan birisi de; “Sizi kim eğitiyordu?” Bilenler, yani onları kimin eğittiğini bilenler de ilk akıllarına gelen adı söylüyorlar: “N. Kemal Zeybek.” “Ne anlatıyordu?” sorusuna da ilk akıllarına gelen konuyu söylüyorlarmış:
     “Hoca Ahmet Yesevi.”
     Başsavcımız da etrafına buyruğu vermiş:
     “İkisini de tutuklayın!”
     Neyse ki yardımcılarından birisi bilgiliymiş, başsavcıyı uyarmış: “Efendim birisi sağ değil.” “Hangisi?” Beklenen soru... “Hoca Ahmet Yesevi merhumdur” deyince de; “Öyleyse ötekini tutuklayın!”
     Nükte mi sandınız? Hayır, aynen böyle olmuş. Kaynağımı sormayın. Gazeteciyim ya...
     Bizim ders notları, eğitim çalışmaları bilgileri okundukça yargıçlarımız da şaşırıyordu. Dağ gibi savlar, ama doğan bir tavşan bile yok. Silah eğitimi yok, “İnsanlarla münakaşa bile etmeyin” tavsiyesi var... Okunacak kitapların dizinlerine önce şifre anlamları yüklenmeye çalışıldı, ama o da iflas etti. “Dündar Taşer’in Büyük Türkiyesi” şu tabanca imiş de, falan kitap da öteki silahmış gibi masallar.
     “Politikada Şiddet” adında bir kitap yazan ve şiddete “şiddetle” karşı çıkan Taha Akyol bile uzun zaman yattıktan sonra çıkabildi. Niye?
     Çünkü o da eğitimcilere ders verenlerdendi... Tarih ve toplumbilim anlatıyordu...
     Sonuç: Beraat.
     Peki içeride suçsuz yere, haksızlığa kurban yatanların çektiği acıların hesabı ne oldu?
     Hadi onları geçelim... Ya ailelerin çektikleri... Babasını kaymakam olarak tanımış, müsteşar olarak görmüş kız çocuklarının, babalarının televizyonlardan terörist olarak ilan edilmeleri karşısında kendini yerden yere vurmalarının sorumlularından da kimse hesap soracak mı?
     Beraat edince bir avukat arkadaşım aradı ve dava açabileceğimi; yüklüce tazminat alabileceğimi söyledi. Vekâlet vermemi istiyordu. Ücretini davayı kazandıktan sonra alacaktı. Kimden alacaktık tazminatı? Hazine’den...
     Peki o haksız gözaltı kararı veren savcıdan?.. Tutuklayan yargıçtan?.. Her şey ortaya çıktığı halde yıllarca tutukluluk halimizin sürmesinde ısrar eden yargıçlardan?..
     Peki Mamak tutukevini cehenneme çevirenlerden? Peki C-5 de işkence yapanlardan! Peki sorgu yerlerindeki zalimlerden...
     Peki bize kim tazminat ödeyecek? Yurttaşların vergilerinden oluşan Hazine mi? “Hayır onu istemiyorum!” dedim ve dava falan açmadım.
     Şimdi insanlar arka arkaya tutuklanınca üzülüyorum.
     Kapatma davasının iddianamesini okudum ve görüşümü açıkladım. Bu iddianameyle parti kapatmanın doğru, akılcı ve hukuka uygun olmadığını yazdım.
     Öteki davayı bilmiyorum. İddianame ortada yok... Bir çıksın bakalım ne var ne yok...
     Elbette savcılarımız işlerini bilir de benim de öteden beri bildiğim bir gerçek vardır. Gözaltına alınmadan ve tutuklanmadan da insanların ifadeleri alınabilir. İnsan hayatı çok değerli ve tutukluluk o hayatın bir bölümünü kesmek demektir.
     Yani o kadar kolay olmamalı... İnsan ömrünün bir kısmını kesmek ve hatta eksi yaşamaya mahkûm etmek...
     Şu iddianame çıksın bakalım ne çıkacak...
     Ama artık çıksın şu iddianame...

Bu yazı 462 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 8 Şubat 2011 Mehmet Akif Arnavut mu?
    • 12 Ocak 2011 Nasıl Bir Türkiye?
    • 3 Ocak 2011 Kürt Sorunu mu? Kürtçe Meselesi mi?
    • 19 Aralık 2010 Yüce Kuran ve Çevirileri
    • 5 Aralık 2010 Kalkanın Ardındaki Planlar
    • 24 Kasım 2010 3997 Kitap Okuyan Adam
    • 19 Kasım 2010 Füze Kalkanı mı? Sakın ha!
    • 10 Kasım 2010 İranla Dost Olmayalım mı?
    • 31 Ekim 2010 TÜSİADın Adı Ne Olacak
    • 25 Ekim 2010 Düşünür ne düşünür yazar ne yazar
    • 19 Ekim 2010 Padişahlığı İsteyen Parti
    • 8 Ekim 2010 Maun Suresinin Anlamı
    • 17 Eylül 2010 Milli Birliğe açılalım
    • 30 Ağustos 2010 İslamda Tarikat
    • 25 Ağustos 2010 İslam Düşmanı,İslam Düşmanı değilmiş
    • 22 Ağustos 2010 Atatürk dindar bir insandı
    • 12 Ağustos 2010 Milli İrade ne ister?
    • 5 Ağustos 2010 Hangi Milliyetçilik?
    • 25 Temmuz 2010 Evet mi? Hayır mı?
    • 11 Haziran 2010 Cihat Kültürü ve İslamda Cihat

    Yazarlar

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    6,427 µs