En Sıcak Konular

Namık Kemal Zeybek
Konuk Yazar-Aygazete
Namık Kemal Zeybek
1 Ocak 1990

Hayır, ulusalcı değilim



Kelimelerin sözlük anlamları ile kullanım anlamları arasında ayrımlar olabilir. Çok defa da olur.
     Sözgelimi "ulusalcılık" diye son zamanlarda yaygınlaşan bir kelime var; "milliyetçilik" yerine kullanılıyor.
     Geçen bir yazımda söylemiştim. Ulus kelimesi mongolca ülke demektir. Sözgelimi Moğolistan dediğimiz ülkenin bugünkü resmi adı: "Mongol-ulus"tur.
     Dünya Türklüğü içinde ulus sözünü çok az yerlerde Kazaklar kullanır.
     "Ulusun Ulu Günü" derken "nevruz"dan söz etmiş olurlar.
     Türkiye de "Bozulus Tabanlı" adıyla bir boy vardır.
     Ulus belki Mongollarla ortak bir sözdür. Ama Türkçede varlığını koruyamamıştır. Budun sözü gibi...
     Orkun Kitabeleri´nde vardır, ama hiçbir Türk halkı bugün bu sözü kullanmıyor.
     Millet sözü ise Müslüman olan Türklerin tamamının bildiği bir kelimedir.
     Dil devriminin coşkulu günlerinde Arapça "millet" yerine Türkçe sayılan "ulus" sözü alınmış ve yaygınlaştırılmıştır. Parti gazetesinin ve Ankara’daki meydanın adı "Ulus" yapılmıştır.
     "Sal, sel, al, el" ekleri ise gülünç olmaktan öte Türkçenin akıcılığını bozan ve öteki Türklerle aramıza "sel"ler, "sal"lar koyan uydurmalardı. "Kumsal ve kutsal"daki iki "sal"a koskoca bir dil bindirilmiş ve "sel"lere salınmıştır.
     Halbuki Türkçemizde bu eklerin yerine kullanılabilecek "lık-luk", "cil-cul" ekleri de vardır. Sözgelimi Kazak ve Kırgızlar düşünür için "Oycul adam" derler. "Oy" fikir, düşünce demektir. "İlmi" demek istemiyorsak "Bilimlik" deriz olur biter. Bilimsel de ne?..
     "Siyaset" sözü Arapça iken, uydurmaca "sal" ekinden Türkçe diyerek "siyasal"ı; "para"nın sonuna "sal" koyarak "parasal"ı uydurmak doğrusu çok ince bir zekâ ve beceri ürünü olmuştur.
     Milliyetçilik kullanılan bilinen, tutunan, kavramı benimseyenlerin de eleştirenlerin de anladıkları bir kelime iken neden ulusalcılık.
     Ulusalcılığı tercüme edersek milliyetçilik değil, "millicilik" olurdu.
     Anlaşıldığı kadarıyla "ulusalcılık" özel anlamlar yüklenen bir tür milliyetçilik.
     Türk milliyetçiliği tarihin derinliklerinden akıp gelen Türk’ün kendisini var eden değerlerini ve çıkarlarını korumasını amaçlayan bir duygu ve düşünce akımı. Çıkışında ve özünde saldırgan değil, savunmacı ve korumacı. Onu doğduğu alandan çıkarıp taşkınlaştıranlar Avrupa’daki azgın milliyetçiliklerin etkisinde kalanlardır.
     Ulusalcılık ise tarihi gelişmeleri yok sayan ve yoktan varolmuş bir ulusun milliyetçiliği gibi görünüyor. Zamanda ve mekânda kıstırılmış, yoğunlaştırılmış ve sertleştirilmiş bir tür milliyetçilik...
     Tarihi bir yüzyılı bile bulmayan bir millet... Misak-ı Milli sınırlarına sıkıştırılmış ve herkesi o milletten olmak zorunda bırakan bir anlayış. Nasıl yaşayacağına, nasıl düşüneceğine, nasıl giyinip kuşanacağına, nasıl konuşacağına ve hatta nasıl düşüneceğine birilerinin karar vermesi gerektiğini içine sindirmişlerin davası...
     Hayır bu Atatürk milliyetçiliği değildir.
     Atatürk diğer milletlerin de milli haklarına ve insan haklarına saygılı bir milliyetçiliği savundu ve uyguladı.
     Atatürk’ün Türk’ü, tarihin binlerce yıl derinliklerinde uygarlığı başlatan bir halktı. Elbette Atatürk’ün Türklük anlayışı milli kültüre, bilgiye ve bilinci temel alan bir anlayıştır. Kendisini Türk hisseden herkes Türk’tür.
     Hissetmeyen?
     Ne hissediyorsa odur. İnsanı insan yapan bilinci değil midir?..
     Kendisini ulusalcı hissedenler de ulusalcı olur, ona da saygı duyulmalıdır.
     Bana gelince ben milliyetçiyim... Hem de kendimi demokrat hissediyorum... İnsana karşı da sevgi ve saygı duyuyorum... Bütün varlığa da...
     Diyorum ki, o kadar çok kimliğimiz var ki? Bütün bunların bileşimidir bize kimliğimizi kazandıran... "Beni katagorize etme" bir şarkı sözü müydü? "Evet beni de" diyorum...

Bu yazı 646 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 8 Şubat 2011 Mehmet Akif Arnavut mu?
    • 12 Ocak 2011 Nasıl Bir Türkiye?
    • 3 Ocak 2011 Kürt Sorunu mu? Kürtçe Meselesi mi?
    • 19 Aralık 2010 Yüce Kuran ve Çevirileri
    • 5 Aralık 2010 Kalkanın Ardındaki Planlar
    • 24 Kasım 2010 3997 Kitap Okuyan Adam
    • 19 Kasım 2010 Füze Kalkanı mı? Sakın ha!
    • 10 Kasım 2010 İranla Dost Olmayalım mı?
    • 31 Ekim 2010 TÜSİADın Adı Ne Olacak
    • 25 Ekim 2010 Düşünür ne düşünür yazar ne yazar
    • 19 Ekim 2010 Padişahlığı İsteyen Parti
    • 8 Ekim 2010 Maun Suresinin Anlamı
    • 17 Eylül 2010 Milli Birliğe açılalım
    • 30 Ağustos 2010 İslamda Tarikat
    • 25 Ağustos 2010 İslam Düşmanı,İslam Düşmanı değilmiş
    • 22 Ağustos 2010 Atatürk dindar bir insandı
    • 12 Ağustos 2010 Milli İrade ne ister?
    • 5 Ağustos 2010 Hangi Milliyetçilik?
    • 25 Temmuz 2010 Evet mi? Hayır mı?
    • 11 Haziran 2010 Cihat Kültürü ve İslamda Cihat

    Yazarlar

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    6,793 µs