En Sıcak Konular

Aziz Dolu

Atabey
Aziz Dolu
26 Ağustos 2015

İsviçredeki Hesap Çarşıya Uymaz



Bir süre önce, ulusal basında çıkan haberlerde İsviçre’de, Türklere ait 3105 gizli hesap olduğu ve bunlardan 2711’inin AKP döneminde açıldığı yazılıp çizildi malûmunuz. Seçim sürecindeki bir ülkede birilerinin, -yangından mal kaçırır gibi- yurt dışındaki bankalarda hesap açtırma yarışına girmesini biz de her bilinçli yurttaş gibi tuhaf karşıladık. Bu durum, genel seçimlerde AKP’ye ne getirir; AKP’den ne götürür dahası halkın tercihi, teveccühü ne yönde olur bilinmez. Ama biz, koyu bir Beşiktaşlı olarak “İsviçre’deki hesap, Çarşı’ya uymaz” diyoruz!.

 

Bir ülkenin iktisadının gücü, güvenilirliği o ülkede faaliyet gösteren bankalarının müşterilerine açtığı hesap sayıları ile ve tabi işlem hacmi (ciro) ile doğru orantılıdır. Ülkenin emisyon hacmi yani piyasadaki para sürümü -bankacılık sisteminin sağlamlığı ile de desteklenmek suretiyle- istikrar unsuru olması açısından daha bir önem kazanır. Bu nedenledir ki, yukarıdaki haber -bize kalırsa- ülke iktisadının (economi) iyiye gitmediğinin bir işaretidir. Niye mi? İyiye gitseydi, bu hesaplar Halk Bankasının bir İstanbul şubesinde misal (sözgelimi) Kasımpaşa'da açılırdı da ondan!. Ha bu arada, yurtdışına çıkan paraların kaynağı meçhulse yani rüşvet, hırsızlık, yolsuzluk gibi kalemlerden elde edilmiş bir haksız kazanç amiyane tabirle kara para durumu söz konusu ise o zaman işin rengi değişir tabi!.

 

Atatürk’ün oldukça ibretlik (ironik) bir sözü vardır malûmunuz. “Beni Türk hekimlerine emanet ediniz!.” demiştir. Belki de içine bir şeyler doğmuştur, kim bilir? Sezgilerinin çok güçlü olduğu söylenir rahmetlinin. Onun bu sözünü iktisada (economi) da uyarlayabiliriz. Misal ‘mevduatınızı (birikim) Türk bankalarına emanet ediniz’ diyebiliriz.  Bu uyarlama sonucunda da birileri, yerli bankaların müdürlerinden özür dilemek zorundadır. En başta da Halk Bankası Genel Müdüründen!.. Zira her akşam, evine, kutular dolusu iş götüren Halk Bankasının dürüst, çalışkan, akça pakça müdürcüğü dururken birilerinin gidip, elin meymenetsiz bankalarının, kefere müdürlerine prim+kariyer yaptırması hiç de hoş bir durum değildir. Çok ayıp edilmiştir adamcığa, çook!..

 

Olaya AKP’liler, AKP’li, geçinenler ve de AKP’den geçinenler açısından bakacak olursak, ülke iktisadı uzay mekiği yahut turbo jet gibi hızla yedi kat semaya doğru doğru yol almaktadır. Türkiye’nin 17. büyük iktisatken, 19.’luğa gerilemiş olması -olsa olsa- kerameti RTE’den menkul; dolardaki hızlı yükselişe benzer taktiksel bir manevradır. Çünkü Suriye’ye tırlar dolusu silah; İran’a, uçaklar dolusu altın ihraç eden bir ülke olduğumuz dilden dile dolaşırken, yerli bankalardaki kasalarının ağzına kadar dolup taşması kaçınılmazdır. Hatta kasalarda yer kalmayınca ülkede ne kadar ayakkabı kutusu varsa onları da kullanan AKP’liler ve muhipleri son bir çare olarak İsviçre bankalarına hücum etmişlerdir. Siz, Zeki Alaysa-Metin Akpınar ikilisinin -evlerinin bahçesinde işlenmiş (rafine) benzin sergisi açan- iki avanağı canlandırdıkları “Petrol Kralları” adlı fil(i)mi hiç mi izlemediniz? Olay, bu filimde anlatılanların tıpkısının, aynısıdır. Öküzün altında buzağı aramaya gerek yoktur. Buzağı varsa bile anasının nikâhı, ebesinin örekesi tastamamdır. Hem Müslümanlar arasında hediyeleşmek sünnet olup; münafıklar -affedersiniz- müminler arasında gidip gelen kol saati, tatil paketi vs. trafiği ne kadar yoğun olursa, göle çalınan yoğurt -tekrar affedersiniz- millî birlik ve kardeşlik projesi de bir o kadar tutar.

 

Vallahi cancağızlar, biz, uzay mekiği yahut turbo jet gibi gittiği iddia edilen iktisadımızdaki irtifa kaybını taktiksel bir manevra olarak görmüyor, göremiyoruz. Biraz iktisattan anlayan dahası biraz vatansever olan Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı bir Allah’ın kulunun da çıkıp, bunun aksini söyleyebileceğine inanmıyoruz. Çünkü iktisadımızdaki bu irtifa kaybının sebebi, yakıt tankının boşalmaya başlamasıyla alâkalı bir durumdur. Evde ne var ne yok satıp-savarak depoyu dolduran (buna bir de full’lemek demiyorlar mı?!.) AKP’liler tatile çıkmış; biraz fazla açılınca da ibre kırmızıyı göstermeye başlamıştır. Mirasyedi veletler gibi davranan, elde-avuçta satacak bir şey bırakmayan AKP’lilerin hesapsız-kitapsız harcamalarına dağ olsa dayanmayacağı açıktır. Velhâsıl (kısacası) elinde THY, Ziraat Bankası gibi bir iki çanak-çömlek kalan AKP’lilerin yakın bir gelecekte “düşüyoruz” nidalarını duyarsanız, şaşırmayın.

 

Şimdi, anlamadığımız husus şu: Dolar 1,30‘lardan, -neredeyse- 3,00 TL bandına dayanmışken hâlâ iktisadımızı, istikrar abidesi gibi göstermeye çalışan; G-20 ülkeleri arasında 17.’likten, 19.’luğa gerilemiş olmamızı görmezden gelen; cari açığı son 13 yılda devamlı surette arttırmak suretiyle, üst üste Cumhuriyet tarihinin rekorlarının kırılmasına yol açan AKP’lilerin çay yerine, ne içtiklerini; tespih yerine, ne çektiklerini gerçekten merak ediyoruz!.. Özallı yıllar, birlik (coalition) hükümeti yılları ve nihayetinde AKP’li yıllar olarak kabaca bir tasnif yaparak, 12’şer yıllık iktisadî verileri incelediğimizde 1979-1990 yılları arasında 14.446 milyar dolar, 1991-2002 yılları arasında 17.651 milyar dolar, 2003-2014 yılları arasında 444.909 milyar dolar cari açığın gerçekleştiğini görüyoruz. Yine yıllara göre dağılımın 2009 yılında 2.33 milyar dolar, 2010 yılında 6.58 milyar dolar, 2011 yılında 9.82 milyar dolar diye gittiği görülüyor. AKP’nin iktidara geldiği 2002 yılında cari açığın millî gelire oranı % 0,27 iken şimdilerde bu rakam -neredeyse- % 10 seviyelerine dayanmış bulunuyor. Bütün bu rakamların Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasına ait resmî veriler olduğunu dahası kredi kartları ve tüketici kredileri ile pohpohlanan ‘üretmeden’, tüketmeye dönük bir iktisadî büyümeyi mucize olarak yutturmaya çalışan AKP’lilere, Dünya Bankasının 1960’dan bu yana yayınladığı ilerleme raporları kaynak (reference) alındığında Türkiye’nin zaten her yıl ortalama % 4,5 büyüdüğünü, AKP döneminde ortalamaya yansıyan % 0,5’lik, bilemediniz % 1’lik artışın ise -yapılan onca özelleştirmeye rağmen- devede kulak olduğunu belirtelim.

 

Ha bir de liderinizin meşhur double yolları, bizim tabirle çift yolları vardı değil mi? Türkiye’de 18 milyondan fazla motorlu taşıt olduğunu; bunların yıllık bakımını, harcını-küreğini, depolarına konan yakıttan alınan fahiş orandaki vergileri üst üste koyup hesapladığınızda zaten yolların da halkın sırtına vurulduğu ortaya çıkacaktır. Velhâsıl İnönü’nün, milletin eline kazma-kürek verip zorla yol yaptırması ile sizin, milletin cebini boşaltarak yolsuzluk -affedersiniz- yol yapmanız arasında pek de bir farkın olmadığı ortadadır. Yolların kamulaştırma bedellerinin de -ekseriyetle- Demokrat Fırka (party) zamanında ödendiğini biliyorsunuzdur sanırım!.. Durun, hakkınızı yemeyelim şimdi!.. AKP döneminde de epeyce bir ödeme yapılmış. Söz gelimi Hz. Muhammed’e (Allah’ın selamı üzerine olsun) bağlılığından (sadakat) dolayı sıddîk diye anılan Hz. Ebu Bekir’den (Allah ondan razı olsun) ilhâmla adı konmuş; RTE’ye olan bağlılığı ve dahi hukuk ilmine vâkıflığı ile göz kamaştıran bir bakanınızın Yozgat’ın Akdağmadeni taraflarındaki akrabalarının yaşadığı birkaç köye epeyce bir meblağ ödenmiş. Hatta malûm bakanınız bir önceki genel seçimler sırasında kahvehaneleri dolaşırken, Akdağmadenili yaşlı bir amcamızın, hem de milletin içinde  “Ula Bekiir, beri baah hele!.. Angara’dan gelen hızlı tiren Gırıggale’den dosdooru geçeyo. Yozgad’dan, Sorgun’dan da dosdooru geçeyo. Akdaa’a geliincik n’öörüyo da sizin köylere sapıveereyo? Köyüüzün öküzleri baahsın diye mi heeri?!.” gibilerinden bir sorusuyla karşılaşınca topuğunun üzerinde geri dönüp, uygunsuz adımlarla kahvehaneden kaçtığı da Sorgun’dan, Sivas’a kadar herkesin dilinde olup; biz, anlatanların yalancısıyız.

 

Hükümetin iktisattan, hazineden bilumum devlet yönetiminden sorumlu bakanları, müsteşarlar, müdürleri ağız birliği etmişçesine pembe tablolar çizedursunlar; Türkiye’nin iktisadî durumunun öyle günlük gülistanlık olmadığını söylemek zorundayız. Bunca olumsuz göstergeye rağmen iktisadî buhran (economic crisis) söz konusu bile olamaz derken; olası bir iktisadî buhrandan bahsedenlere lanet okurken bakar -affedersiniz- Bakan Bey ve avenesi haklı... Zira ‘eski teknoloji ürünü’ yuvarlak ampul aşırı yüklemeye dayanamayıp, son seçimde patladığından beri loş ışıkta yaşadıkları için yüzleri kızarmış-kızarmamış çok da önemli değil. Malûm, loş ışık yüzsüzlüğe iyi geliyor!.

 

Aziz Dolu Atabey

Serik–23.08.2015

https://twitter.com/azizdolu

 



Bu yazı 247 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 16 Temmuz 2017 Ömer Halisdemir
    • 5 Temmuz 2017 Musul; Nureddin Zengi'nin Yadig
    • 23 Mayıs 2017 Ra, Rab, Tanrı ve Türkler
    • 7 Mart 2017 Türkiyeyi Ve Dünyayı Anlamak
    • 14 Ocak 2017 Rainadan, Radikalizme
    • 1 Ocak 2017 İslam, İslamcılar ve Anarşizm
    • 22 Aralık 2016 Kurt Ulur, Vatan Kurtulur
    • 7 Aralık 2016 Şangay Bilmem Ne Kaçlısı
    • 20 Kasım 2016 Başkanlık Tartışmaları
    • 20 Kasım 2016 Fıratın İki Yakasını Bir Araya Getirmek
    • 7 Ekim 2016 Bir Meşrep Olarak Alevilik
    • 22 Eylül 2016 Piruz Dilenci; Güney Azerbaycanın Özgürlük Ateşini Harlayan Adam
    • 11 Eylül 2016 Bu da oldu; Atatürkün resmine sansür
    • 31 Ağustos 2016 Yüksekova İl Olmalı
    • 18 Ağustos 2016 Yapılandırma Ayarlarına Dönüş
    • 8 Temmuz 2016 Atatürk Türkiyesinden, Humeyninin İranına
    • 2 Temmuz 2016 Akıl ile vicdanın hasbıhali
    • 2 Temmuz 2016 Almanların Maskarası, Çerkezlerin Yüzkarası
    • 29 Mayıs 2016 Bir, Üç, Beş
    • 23 Mayıs 2016 Otizmliler, ille de AKP diyormuş

    Yazarlar

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    10,561 µs