En Sıcak Konular

Memduh Atalay

Kıvılcım
Memduh Atalay
1 Ocak 1990

Eğri Duruşun Doğrucu Davutları: Yaşar Nuri ve Ahmet Hakan



          Çok sancılarımız, çok eğri yanlarımız var. İçselleştirilmemiş, sancısı çekilmemiş bir fikrin demagogu olduğumuzdan başkalarında göze batmayacak şeyler bizde göze batıyor. Kim bizim kusurlarımızı büyük görüyor, kim” Müslümansınız bu size yakışır mı?” demeye getiriyorsa iki şeyi ifşa ediyor: mesuliyetini taşıyacağın fikrin adamı ol, yanmadan yakmaya kalkışma!

           Söz sahibi aslında bir Müslüman niteliğini, Müslüman duruşunu muhatabında bulamamanın ya da bir şekilde kitaplardan öğrendiği, vicdanen sezdiği; müslümanda olmazsa olmaz saydığı vasıfların dışında bir duruşla karşılaştığında Molla Kasım rolünü üstleniyor. Biz Yunus olmasak da bahtımıza düşen Molla Kasımları anlamak zorundayız.

          Aslında içimizden dışımıza doğru suçluyuz. Beyninin malzemesi insan olan bir toplum vasatında yaşıyoruz. Gösterişçi ve avantajlara endekslenmiş dindarlığımız, salim ve sahih kaynaklardan uzaklaşmış oluşumuz, siyasi duyarlılığı nerdeyse dini duyarlılıkla eş tutan yanılgımız, güzeli çirkinleştirme maharetimiz elbette içimizden dışımıza kaçan/kaçırılan kimseler tarafından görülecektir. Göreni suçlamak, görülenin varlığını ortadan kaldırmıyor. Görülen olumsuzluklar rahatlıkla ve kesin bir tavırla “bizde yok” diyeceğimiz şeyler değil. Bize onur bahşettiğini söyleyen İsmet Özel, hurafelerimizi dillendiren Yaşar Nuri, açık alanlarımızın ressamı Ahmet Hakan bizde var olan bir kompleksi, bir arızayı dile getiriyorlar. Bu dile getirilen olumsuzluklar es geçemeyeceğimiz cinsten olumsuzluklar ne yazık ki.

          Mesuliyetini taşıdığımız fikrin adamı değiliz. Dünyada bu kadar malzemeye, bu kadar haklı sebeplere sahip olup da hakkından bu kadar kolay vaz geçen bir topluluk görülmemiştir.Ebu Zer romanları yazanlarımız, soy damarına dokunulduğunda en ateşli asabiyeci kesilmekte, ekonomik alanda cihat eden çağdaş Ahi Evranlarımız iliklerimizi sömürmekte, hakkımızı hukukumuzu müdafaa etsin diye dokunulmazlık zırhına bürüdüklerimiz lâl kesilmekte, İbrahim Ethem filmleri yayımlayarak dünyayı terk etmemizi isteyen ihlâslı holdinglerimiz garip gurabanın kuruşunu iç etmekte, dindar yayınevimiz hayatında bir Rusça kelime bilmeyen imanlı mütercimlere Tolstoy ya da Dostoyevski tercüme ettirmekte bir sakınca görmeyip bu olumsuzlukları hangi İnsani sapmadan meydana geliyor diye sorgulamak yerine sistem denilen şu meşum ve mevhum varlığa yüklemeyi maharet saydıkça çok kurşun yeriz.

        Zavallı ve kötü yola düşmüş diye acıdığımız örgüt militanları hapishanede başlattıkları ölüm orucunu dışarıda da devam ettirme kalitesine sahipken, bizler benim partim, senin partin,benim anlayışım,senin anlayışın kavgasıyla zalime meyledip zulmüne şerik olmakta bir sakınca görmemekteyiz. Mahalle değişikliğinde bile insan bir tedirginlik yaşar ve bunu bir şekilde yansıtırken, biz İslam kültüründen Batı kültürüne geçişin sancısını dünya çapında işleyen bir romancı, bir sanatçı yetiştirememişiz. Özgün programlar yapan bir televizyoncumuz yoksa Sinemacımız, aktörümüz, yönetmenimiz yerli olanı, milli olanı evrensel bir kalıba dökemiyorsa suç bizde değil de kimdedir?

         Beş vakit namaz kılacak şuurdaki nice insanlar bir şekilde faize, bankaya bulaşmışsa, dindar bir esnaf modern bir hanıma gösterdiği saygılı tavrı çarşaflı bir hanımdan esirgiyorsa elbette bu sistem sancısının ötesinde yönü ve tercihi değişmiş insan tipinin bir sorunudur. Yarın, bu meşum ve mevhum sistem dediğimiz engel ortadan kalkarsa ne yapacağız acaba? karzıhaseni aramızda uygulamamız için sistem bize bir engel mi çıkarıyor, yoksa muhannet mümindense banka daha mı az onur kırıcı? Bir zaman beraber olduklarımız şimdi  “iyi ki dönmüşüm” diyorsa,Sermuharririmiz “ben onların gazetesinde yazmakla onlara onur verdim” diyorsa burada bir sorgu başlatmamız, çuvaldızı kendimize batırmamız gerekmiyor mu? Yoksa Düzmece Mustafa’nın Kanuni’ye dediği gibi olumsuzluklarımızı görmek için “bizden olup da biz olmayan birine mi ihtiyacımız var?”

      Sezai Karakoç gibi bir medeniyet mimarından esirgenen ilgi, günün hükmüne göre İsmet Özel’e fazlasıyla verilirse öykünmeci, bizden bir şey olmazcı tavrı”  biz doğru yoldayız kardeşim bak İsmet Özel gibi bir şair bile bizim gazetemizde yazıyor”  noktasına taşırsak olacağı budur. Şairin bahşettiği onura (!) razı olacaksın! Ahmet Hakan’ın kanal yedi programlarında İslami duyarlılıklı kimselere gösterdiği sevimsiz tavırlarını kanalının reytingi adına görmezden gelirsen şimdiki yerinde söylediklerine kızmayacaksın. Her türlü küfrü kullanmaktan çekinmeyen Hasan Karakaya’yı bizim de “çölaşanımız” olmalı kabilinden tutarsan sıkıntı elbette olacaktır. Alev Alatlı gibi bir düşünürü, Hüseyin Üzmez gibi bir nobranın karşısında incitip bizim yazar diye Üzmez’i Tutarsan söylenenleri hak ediyorsun demektir.

        Ahmet Hakan, Yaşar Nuri ya da İsmet Özel söylediklerini camianın içinde kalarak söyleselerdi narin bir tavır göstermiş olurlardı. İsmet Özel’i dışta tutarak onlara da şunu söylemek isterim: Çok dindar bir doktor sağcı partilerin ayak oyunlarına kızar, CHP’den aday olur. Kazanacağına emindir; çünkü yardım etmediği kimse yoktur. Öyle ki bazı cemaatler yakın buldukları  Partilere doktor beyin adaylığı için ricada bile bulunur ama netice değişmez. Doktor bey çok sevdiği, dost bildiği bir Hacı amcaya sorar adaylığını. Hacı amca şöyle der: Oğul iyi güzel de çökeleğini it derisine basmışsın! Der. Ahmet Hakan, Yaşar Nuri doğruları söylüyorlar, haklılar ama çökelek it derisinde olduğu için en büyük hakkı kaybediyorlar! Keşke eleştirilerini amacıyla, anlayışıyla değerlerimizden uzak zeminlerde yapmasalar. Biz fikrimizin mesuliyetini taşıdığımızda ortada bir sorun kalmayacak. Her Molla Kasım yeni ve doğru bir oluş çizgisinin başlangıcı kabul edilmelidir! 

 



Bu yazı 1,229 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 4 Aralık 2014 Öğretmenin Eğitime Katkısı
    • 1 Mayıs 2010 Türkülerimiz ve Acılarımız Bağlamında Biz
    • 4 Nisan 2010 Üşüyen Değil Davası Olan MUHSİN BAŞKAN
    • 26 Mart 2010 İlahiyatçı Bilgeliğin Dayanılmaz Hafifliği: BAYRAKTAR BAYRAKLI Örneği
    • 15 Aralık 2008 O Ayakkabılardan Öpüyorum Kardeşim
    • 22 Eylül 2008 Ulusalcı Paranoya ya da Vatan Satma Töhmeti
    • 15 Eylül 2008 Hazreti Ali Atatürk Olarak Dönmüş(!)
    • 8 Eylül 2008 Oruç Bizi Nasıl Tutar?
    • 4 Eylül 2008 Yeni Müsteşriklerimiz:Ateist Bilgelerimiz
    • 27 Ağustos 2008 Farklılık mı Aykırılık mı?
    • 26 Haziran 2008 Avrupalı Turistler Niçin “Kırolarla” Evleniyor?
    • 15 Haziran 2008 Bir Zulüm Tapınağı: Banka
    • 5 Haziran 2008 Başörtülü Kızlar Bağlamında Aşk ve Evlilik
    • 25 Mayıs 2008 Eğri Duruşun Doğrucu Davutları: Yaşar Nuri ve Ahmet Hakan
    • 14 Mayıs 2008 SÜKÛTUN SESİ YA DA ÂKİF’İN RESMİ
    • 11 Mayıs 2008 Çağdaşlığın Dayanılmaz Örtüsü
    • 4 Mayıs 2008 Zamane Hokkabazı
    • 27 Nisan 2008 İsmet İnönü’nün Pul Davası Bağlamında Siyasi Kekemelik
    • 24 Nisan 2008 Ukayl bin Ebu Talip Resminden Bugüne Bakış
    • 19 Nisan 2008 23 Nisan Çocuk Bayramı İçin Laik Faşizan Çocuk Aranıyor!

    Yazarlar

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    7,086 µs