En Sıcak Konular

Ersoy Yıldız

Geniş Açı
Ersoy Yıldız
4 Mayıs 2015

3 Mayıs Türkçülük Bayramıydı



3 Mayıs, kimine göre Türkçülük Günü; kimine göre de Türkçülük Bayramıdır. Peki neden 3 Mayıs? Biraz gerilere gitmek gerekir. 3 Mayıs 1944, başta Nihal Atsız’ın yargılandığı ‘Turancılık Davasının’ tarihidir. O tarihten bu yana davaya gönül verenler her 3 Mayısı “Türkçülük Bayramı” kabul ediyor.

 

Esasında, Turancılık/Türkçülük düşüncesinin başlangıcı çok daha eskilere gider. Kapsamlı ve köklü bir Türkçülük fikrinin ortaya çıkışı, Osmanlının son 20-30 yılına rastlar. Bu fikir üzerine, Ağaoğlu Ahmet, Gaspıralı İsmail ve Yusuf Akçura gibi düşünürler zihin yormaya başlamış. Haliyle Yusuf Akçura diğerlerine göre daha etkili olmuştur. Her üçü de Kafkasya Türklerindendir. İlginçtir ki, Türkçülük fikri Osmanlı İstanbul’unda değil; Çarlık Rusyası hakimiyetindeki Kafkasya’da başlamış. Nasıl ki, İslamcılık fikrinin Cemaleddin Afgani ile Mısır’da başlatıldığı gibi. Fakat, ister İslamcılık fikri olsun, ister Türkçülük fikri olsun, hedefe ulaştırıcı devlet olarak Osmanlı’yı gösterirler. Çünkü o dönemde bu işi başarabilecek olsa olsa Osmanlı devleti kalmıştı.

 

Peki Türkçülük fikrini hazırlayan şartlar nelerdi? Aslında dünyadaki köklü fikir akımları incelenecek olursa, genellikle kriz şartlarında ve ümit ışığının belirdiği zamanlar ortaya atılır. Türkçülük fikrinin doğuşu da Osmanlının çırpındığı döneme rastlar. İşte 1904 yılında Yusuf Akçura, “Üç Tarz-ı Siyaset” isimli makalesinde konuyu ele alır. Makalesinde Osmanlıcılık ve İslamcılık siyasetinin yanında kendisinin ortaya koyduğu Türkçülük siyasetini karşılaştırır. Ona göre Osmanlı’nın üç çıkış yolu bulunuyordu:
1 — Bir Osmanlı milleti meydana getirmek,
2 — İslâmcılığa dayanan bir devlet yapısı kurmak,
3 — Millete dayalı bir Türk siyasal ulusçuluğu meydana getirmek.

 

Bunlardan, ilkini kolay elemeye tutar. Osmanlı ulusu oluşturma çabasının denendiğini ve çöktüğüne işaret eder. Geriye kalan, İslamcılık ve Türkçülük siyaseti üzerinde biraz fazla durur. Fakat, uzun kıyaslamadan sonra, İslamcılık siyasetinin imkansızlığına kanaat getirir.  Akçura’ya göre dönemin şartlarında en makul olanı Türkçülük siyasetidir. Ona göre Osmanlı devleti Türkçülük siyasetinde koçbaşı görevi üstlenmeliydi. Önce Osmanlı içinde Türkçülüğü gerçekleştirmeyi, daha sonra da Asya ve Avrupa kıtasına yayılmış Türklerden oluşan büyük bir kurulmasını önerir.  

Ancak, Türkçülük siyasetinin zor, engebeli ve uzun bir yol olduğunu da belirtir. Mesela ;

Rusya’nın bir Türk birliğinin karşısına dikilebileceğini,

Müslüman ve Türk olmayanların bu birlikten ayrılmak isteyebileceğini,

Müslüman olup da Türk olmayanların da bu birlikten ayrılmak isteyebileceğini sıralar.

 

Yusuf Akçura’nın  “Üç Tarz-ı Siyaset” eseri Türkçülüğün manifestosu gibidir. Yani Türkçülük siyasetinin başucu kitabı oldu, dense yanlış olmaz. Haliyle, Akçura’nın düşünceleri ve eseri sonraki yılları da etkiledi. Mesela, Akçura’nın izlerini Ziya Gökalp’in eserlerinde görmek mümkündür. Hatta, Atatürk’ün de önemli ölçüde Akçura’nın düşüncelerinden etkilendiğini söyleyebiliriz. Mesela, Ziya Gökalp eserinde, Atatürk’ün, önce Türkiye içinde birliği sağlamlaştırmak; sonra Azerbaycan ile; daha sonra diğer Türk devletleri ile birlik oluşturmak fikrinden bahseder.

 

Elbette, Akçura’nın düşüncelerine karşı tenkitler sürekli oldu. Fakat sadece Türkiye’de değil, diğer Türk dünyasında da, Türkçülük siyasetinin önemli bir ağırlığı devam ediyor.




Bu yazı 345 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 8 Haziran 2015 Başkanlık Sistemi Tartışması Asıl Şimdi Başlamalıdır
    • 29 Mayıs 2015 Türkiyede Sistem Tartışması Bitmez
    • 19 Mayıs 2015 Demokrasi Yönünden Sistemler Farkı
    • 4 Mayıs 2015 3 Mayıs Türkçülük Bayramıydı
    • 1 Mayıs 2015 Amerikada Niçin Sistem Tartışması Yapılmaz?
    • 25 Nisan 2015 "Develeri Oynatmayın Beyler!"
    • 23 Nisan 2015 Cumhuriyet Mi Demokrasi Mi?
    • 21 Nisan 2015 Ermeni Meselesi Türkiye İçin Aşil Sendromu Olmamalıdır
    • 15 Nisan 2015 Osmanlı'da ve İran'da -Mezhep ve Devlet-
    • 11 Nisan 2015 Chp'nin İki Parmak Solundayız! (1946'lı Yıllar)
    • 10 Nisan 2015 Türkiyenin Siyasal Sistem Dönüşümleri (1923-1946 arası)
    • 8 Nisan 2015 Türkiyenin Siyasal Sistem Dönüşümleri (1)
    • 5 Nisan 2015 Savaşların Değişen Yüzü: Hibrit Savaşlar
    • 1 Nisan 2015 ABD Dünyanın Kontrolünü Kaybediyor Mu?
    • 28 Mart 2015 Yemen Üzerinden İranı Tartışmak
    • 26 Mart 2015 Başkanlık Sistemi mi?
    • 25 Mart 2015 Kumpaslı Mecazlar
    • 21 Mart 2015 Japonlar, Çocuklarına Hiroşima'yı ve Nagazaki'yi Niçin Gezdirir?
    • 19 Mart 2015 'Biz Anafartalara Bir Dar-ül Fünun (Üniversite) Gömdük'
    • 18 Mart 2015 Gençlerden Ecdada Mektup

    Yazarlar

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    6,253 µs