En Sıcak Konular

Ersoy Yıldız

Geniş Açı
Ersoy Yıldız
25 Nisan 2015

"Develeri Oynatmayın Beyler!"



Erzurum'da 1914'te anlatılmış bir hikaye aktarmak isterim.  Erzurum'da o tarihte Dünya 8.Ermeni Kongresi  toplanıyor. Dünyanın önde gelen Ermeni temsilcileri ile Taşnak temsilcileri, Ermeni mebus Karakin Pastırmacıyan gibileri de var. Kongrede, Kafkasya'dan tutun da Adana'ya kadar alanda kurulacak Ermenistanı konuşuyorlar. Aslında bu hayalleri, 1878 yılından beri var ama, 1914'te artık an meselesi sayılır. Özellikle Sarıkamış'a kadar gelmiş Rusların verdikleri söze güveniyorlar. Hem kurulacak bir Ermenistan devletine, İngiliz ve Fransızlar da olumlu bakıyor çünkü. Zaten bu iki devlet de Osmanlı ile savaş halindeydi.

Osmanlı devleti olup biten her şeyin farkındadır. Yine de Ermenileri bağımsız devlet düşüncesinden vazgeçirmek için kongreye bir heyet gönderiyor. Heyet içinde İttihat Terakkinin önde gelen isimleri,  Azeri ve Gürcü temsilciler de var. Osmanlı heyeti tamam diyor; Erivan, Kars, Ardahan, Ağrı, Doğu Beyazıt'ın idaresi sizin olsun;  geriye kalan Van, Bitlis, Erzurum'da da ortak bir şeyler yapalım. Yani beraber yaşayalım ama böyle yarı özerk bir yönetim gibi bir şey olsun. Siz Ruslara inanmayın, diyorlar. Bütün bu teklifleri Ermeni temsilciler geri çeviriyor. Çünkü dünya gidişatının kendi taraflarına döndüğünü görüyorlar. Rus Ermenileri ile Tiflis'te ortak toplantı yapmaya ve büyük bir Ermenistan kurmakta kararlılar.

 Anlatıldığına göre, toplantıları sessizce izleyen, Erzurum ahalisinden Mevlüt Ağa diye biri daha vardır. Heyetten biri, 'Mevlüt Ağa sen hiç konuşmadın', gibi bir soru yöneltir. Mevlüt Ağa, "ben okuma yazma bilmem, buradaki beyler gibi mekteplerin altını üstüne getirmedim ama ben size bir hikaye anlatayım" der.  Hikayesini şöyle anlatır:

 Çamurlu bir ilkbahar günü büyük bir kervan, çıngıraklarını çalarak, zillerini öttürerek gelip çamurlu ve dik bir yokuşu çıkmaya başlar. Biri deve biri de eşek iki hayvan hariç, diğerleri yüklerini tepeye çıkarabilirler. Yalnız bu iki hayvan, yürümem de yürümem der, çamurlara gömüldükçe gömülürler. Kervancılar yüklerini alırlar, deve ile eşeği bırakıp giderler. Bu iki hayvan yerler, içerler keyifleri yerine gelir. Hoplamaya zıplamaya başlarlar. Eskisinden daha kuvvetli bir hale gelirler.

Başka bir gün gene attan, deveden, katırdan ve eşekten ibaret bir büyük kervan yokuşu çıkmaya başlar. Çıngırak sesleri, at kişnemeleri ve eşek anırmaları bizim deve ile eşeğin kulaklarına kadar gelir. Eşek deveye sokulur, 'Deve kardeş, benim keyfim yerine geldi, anıracağım'  der.  Deve 'Aman kardeş sen deli misin, zorun ne? Bak istediğimiz gibi yiyip içiyor, hoplayıp zıplıyoruz."  Deve bir türlü sözünü geçiremiyor eşeğe.

Kervancılar, eşek sesini duyduklarında gelip bakarlar ki; iki semiz hayvan. Eşek ile deveyi yakalayıp yüklerini bunlara yüklemişler. Fakat, eşek yokuşu çıkarken yine yorulmuş. Kervancı bunun yükünü alıp deveye yüklemiş. Fakat eşek gene yürümemiş. Kervancı gösterişli eşeği de devenin üstüne yüklemiş. Zavallı devenin tahammülü kalmamış, artık burnundan soluyor. Kervan uçurumun kenarına geldiğinde, eşeğe boynunu uzatarak  'eşek kardeş, benim canım biraz oynamak istedi' demiş. Eşek, 'Aman deve kardeş,  ben zaten sırtında zaten zor duruyorum. Sen oynarsan ben uçuruma düşer parçalanırım. Aman ha!'  Demişse de, deve oynamaya karar vermiş bir kere.  Deve zıplamaya başlar ve eşek uçurumdan düşüp parçalanır."

Mevlüt Ağa, Ermeni sözcülerine dönerek:  "Bu tufandan birbirimizi boğazına atılarak değil, birbirimize dostça sarılarak kurtulmanın çaresini arayalım. Ecnebi devletler, kendi menfaatlerine hizmet edecek uşak arıyorlar. Ne bizim ne de sizin elinizden dostça tutacak değiller. Bu adamların gösterdikleri doğru yoldan ayrılırsanız vallahi billahi paramparça olursunuz. Develeri oynatmayın Beyler!" der. Fakat, ikna olmazlar. Rusların isteğiyle Tiflis toplantısına katılırlar.

İşte ne olduysa ondan sonra olur. Erzurum'daki Ermeni Kongresine kadar birlikte yaşama fırsatı hala duruyordu. Sonrasında, Ermeniler ile Türkler arasında çatlak derinleşir. Kabul etmek gerekir ki; Ermeniler, Osmanlının millet-i sadıkasıydı. İyi komşulardı, güvenilir insanlardı. Fakat, büyük devletlerin özellikle Rusların kışkırtmalarına gelmeye başlamışlardı. Ermeni isyanları hemen her yerde şimdi daha da şiddetleniyordu. Bir tarafta İskenderun'a kadar inmeye hazırlanan Rus ordusu; bir tarafta Osmanlı ordusunu arkadan vuracak Ermeni isyancıları.

İşte Ermenilerin zorunlu göç ettirilmesi, yani Ermeni tehciri düşüncesi o tarihten sonra başlar. 



Bu yazı 326 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 8 Haziran 2015 Başkanlık Sistemi Tartışması Asıl Şimdi Başlamalıdır
    • 29 Mayıs 2015 Türkiyede Sistem Tartışması Bitmez
    • 19 Mayıs 2015 Demokrasi Yönünden Sistemler Farkı
    • 4 Mayıs 2015 3 Mayıs Türkçülük Bayramıydı
    • 1 Mayıs 2015 Amerikada Niçin Sistem Tartışması Yapılmaz?
    • 25 Nisan 2015 "Develeri Oynatmayın Beyler!"
    • 23 Nisan 2015 Cumhuriyet Mi Demokrasi Mi?
    • 21 Nisan 2015 Ermeni Meselesi Türkiye İçin Aşil Sendromu Olmamalıdır
    • 15 Nisan 2015 Osmanlı'da ve İran'da -Mezhep ve Devlet-
    • 11 Nisan 2015 Chp'nin İki Parmak Solundayız! (1946'lı Yıllar)
    • 10 Nisan 2015 Türkiyenin Siyasal Sistem Dönüşümleri (1923-1946 arası)
    • 8 Nisan 2015 Türkiyenin Siyasal Sistem Dönüşümleri (1)
    • 5 Nisan 2015 Savaşların Değişen Yüzü: Hibrit Savaşlar
    • 1 Nisan 2015 ABD Dünyanın Kontrolünü Kaybediyor Mu?
    • 28 Mart 2015 Yemen Üzerinden İranı Tartışmak
    • 26 Mart 2015 Başkanlık Sistemi mi?
    • 25 Mart 2015 Kumpaslı Mecazlar
    • 21 Mart 2015 Japonlar, Çocuklarına Hiroşima'yı ve Nagazaki'yi Niçin Gezdirir?
    • 19 Mart 2015 'Biz Anafartalara Bir Dar-ül Fünun (Üniversite) Gömdük'
    • 18 Mart 2015 Gençlerden Ecdada Mektup

    Yazarlar

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    8,819 µs