En Sıcak Konular

Ersoy Yıldız

Geniş Açı
Ersoy Yıldız
11 Nisan 2015

Chp'nin İki Parmak Solundayız! (1946'lı Yıllar)



Bu söz, Demokrat Parti kurucularından Celal Bayar'a aittir. İlk bakışta bu işte bir terslik olduğunu sanabilirsiniz. Fakat, Demokrat Partinin dört kurucularından biri olan Celal Bayar'ın söylediği doğrudur. Demokrat Parti kurulduktan sonra, gazetecilerin "Demokrat Parti, Chp'nin neresinde bulunacak" sorusuna "Chp'nin İki parmak solundayız" diye cevap vermiş. Pekiştirmek için de eliyle işaret ederek "Sadece iki parmak" demiş. Acaba, sağı solu karıştırdığından mı söylemişti? Hayır, bilinçli söylemiş. Galiba anlatmak istediği daha liberal, daha tabana yayılan bir çizgi izleyeceklerinin işaretini veriyordu.

1946 yılı Türkiye'de gerçek çok partili dönemin başlangıcıdır. Bir önceki yazıda da belirttiğim gibi, Türkiye'de 23-46 arasında tek partili parlamenter sistem vardı. Bu yıllar tek partili dönemdi. Fakat, Chp içinde iktidarı elinde bulunduranlara karşı üstü kapalı muhalefetin devam edip geldiği de olmuştur. Baş aktörlerden biri, Atatürk ile sorunu olmayan; fakat İsmet İnönü ile yıldızı ezelden beri barışmayan Celal Bayar'dır. Hatta, Cumhurbaşkanı Atatürk son dönemlerinde başbakanlığı İsmet İnönü'den alıp Celal Bayar'a verdiği olmuştur. Ancak, Atatürk'ün ölümünden sonra İnönü-Bayar çekişmesi; Bayar'ın Chp'den kopuşu daha hızlanacaktır. İşte, Demokrat Parti'nin kuruluşunun izlerini burada aramak gerekir. Chp'den ayrılan Celal Bayar, Adnan Menderes, Fuat Köprülü ve Refik Koraltan'dan oluşan dörtlü grup Demokrat Partiyi kuruyordu.

Oysa ki, Demokrat Parti'nin kurulması ve çok partili parlamenter sisteme geçişinin ana sebebi bu kadar zayıf değildir. Bunlardan biri "Dörtlü Takrir Meselesi" olarak bilinir. Önergeyi, Chp içinde adı geçen dört milletvekili verdiği için bu ismi almıştır. Önerge, çok partili hayata geçmeyi, serbest seçimlerin yapılmasını, üniversite özerkliği gibi istekleri içeriyordu. Bu gelişme Chp içinde sert muhalefetin su yüzüne çıktığını gösteriyordu. Önergeyi verenlerin eleştirileri hız kesmediğinden; üçü partiden ihraç edilirken; Celal Bayar, Chp'den istifa ediyordu. Bu kişiler birleşerek Demokrat Parti'yi kuruyordu.

Dörtlü Takrir, Demokrat Parti'nin kurulmasının yolunu açmıştı. Fakat, bir de görünmeyen asıl boyut vardı. Konunun uluslararası boyutu bulunuyordu. 1945'te İkinci Dünya Savaşı sonunda dünyadaki tek partili sistemler çökmüş ya da gözden düşmüştü. Dünya'da ABD liderliğinde ve Sovyetler liderliğinde ikili kutuplaşma başlamıştı.

Acaba böyle iki kutuplu bir dünyada Türkiye nerede bulunmalıydı? Türkiye, Sovyetlerin grubunda olamazdı. Çünkü Sovyetlerin Türkiye üzerinde yayılmacı emelleri değişmemişti. Sovyet lideri Stalin, Kars, Ardahan ve Boğazlardan söz ediyordu. Geriye, Türkiye'nin sırtını dayayacağı,  ABD liderliğinde Batılı devletler kalmıştı. Türkiye bu grubun içinde olmaya zaten dünden razıydı.  Ancak, demokratik sistemli Batılı devletler grubuna, Türkiye tek partili sistem ile giremezdi. Gerçi, Sovyetlere gözdağı olsun diye, ABD Missouiri zırhlısını İstanbul'a göndermişti. Bu "biz Türkiye'nin yanındayız" mesajıydı.  Yine de Batı'nın yanlarına almak istedikleri Türkiye, çok partili bir Türkiye olmalıydı. İsmet İnönü de Türkiye'den beklentilerin farkındadır. Bundan dolayı kendi partisine karşı Demokrat Partinin kuruluşunu olumlu karşılamıştır. Dolayısıyla, Chp'nin yanında Demokrat partinin de olduğu çok partili parlamenter sisteme geçiş biraz kolay olmuştur. Demokrat Partinin kuruluşunu biraz da bu yönden değerlendirmek gerekebilir.

-Devamı gelecek yazıda-



Bu yazı 415 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 8 Haziran 2015 Başkanlık Sistemi Tartışması Asıl Şimdi Başlamalıdır
    • 29 Mayıs 2015 Türkiyede Sistem Tartışması Bitmez
    • 19 Mayıs 2015 Demokrasi Yönünden Sistemler Farkı
    • 4 Mayıs 2015 3 Mayıs Türkçülük Bayramıydı
    • 1 Mayıs 2015 Amerikada Niçin Sistem Tartışması Yapılmaz?
    • 25 Nisan 2015 "Develeri Oynatmayın Beyler!"
    • 23 Nisan 2015 Cumhuriyet Mi Demokrasi Mi?
    • 21 Nisan 2015 Ermeni Meselesi Türkiye İçin Aşil Sendromu Olmamalıdır
    • 15 Nisan 2015 Osmanlı'da ve İran'da -Mezhep ve Devlet-
    • 11 Nisan 2015 Chp'nin İki Parmak Solundayız! (1946'lı Yıllar)
    • 10 Nisan 2015 Türkiyenin Siyasal Sistem Dönüşümleri (1923-1946 arası)
    • 8 Nisan 2015 Türkiyenin Siyasal Sistem Dönüşümleri (1)
    • 5 Nisan 2015 Savaşların Değişen Yüzü: Hibrit Savaşlar
    • 1 Nisan 2015 ABD Dünyanın Kontrolünü Kaybediyor Mu?
    • 28 Mart 2015 Yemen Üzerinden İranı Tartışmak
    • 26 Mart 2015 Başkanlık Sistemi mi?
    • 25 Mart 2015 Kumpaslı Mecazlar
    • 21 Mart 2015 Japonlar, Çocuklarına Hiroşima'yı ve Nagazaki'yi Niçin Gezdirir?
    • 19 Mart 2015 'Biz Anafartalara Bir Dar-ül Fünun (Üniversite) Gömdük'
    • 18 Mart 2015 Gençlerden Ecdada Mektup

    Yazarlar

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    7,590 µs