En Sıcak Konular

Ersoy Yıldız

Geniş Açı
Ersoy Yıldız
28 Mart 2015

Yemen Üzerinden İranı Tartışmak



Yemen'de Şii Husiler'den oluşan hareketin başkent Aden'i ele geçirmesi ve Suudi Arabistan'ın Yemen'e hava saldırısı ardından Ortadoğu yine karıştı. Yemen nüfusunun yarıya yakının Şii mezhebinden olduğu biliniyor. Şii Husiler'in, İran güdümünde ve desteğinde bu hareketi başlattığını tahmin etmek zor değildir. Suudilerin tedirginliğini de anlamak zor değildir. Çünkü yanı başında İran güdümlü bir Şii yönetim istemiyor. Ayrıca bu kıvılcımın kendi Şii nüfusuna ve emirliklere sıçramasından korkuyor. Suudi Arabistan'ın müdahaleyi ABD'nin onayıyla yaptığı da biliniyor. Böyle bilinse de ABD'nin, Suudilere sonsuz destek verip vermeyeceğini zaman gösterecektir.  

Yeri gelmişken, bu ve benzer gelişmelerde konunun başka yönüne dikkat çekmek isterim. Ortadoğu'daki gelişmeler genellikle ABD ve İran döngüsünde devam eder. İşin esasını söylemek gerekirse Ortadoğu üzerinde en çok öne çıkan aktörler bu iki devlettir. Önce ABD'den başlayalım: ABD'nin bölgeye ilgisi 1950'li yıllardan sonra başlar. Bu ilginin arkasında kendisine gore üç önemli hedefi vardı:

  • En başta gelen hedeflerinden biri İsrail'in kurulmasıydı. Haliyle İsrail'in Arap devletleri kıskacında kalmasını istemiyordu.
  • Diğer bir hedefi ise, İkinci Dünya Savaşı sonrası bölgeden çekilmeye başlayan İngiltere'nin bıraktığı boşluğu doldurmak istiyordu.
  • Üçüncü hedefi ise, ortaya koyduğu Eisenhower Doktrini ile Sovyetlerin bölgeye sızmasını engellemek istiyordu.

1990'lı yıllara kadar İsrail ile ilgili hedeflerinde başarılı sayılır. Diğer hedeflerinde ise tam istediği gibi olmadı. Oysa ki; Irak'a müdahale etmesiyle, Ortadoğu'ya demokrasi gelecek derken hesapta olmayan durumlar çıktı. Irak fiilen parçalanırken, diğer ulus devletler önemli ölçüde sarsıldı. Bu defa karşısında artık Sovyetler yoktu. Fakat kendisiyle satranç oynayacak başka bir rakip çıktı karşısına: O da İran'dı.  

Aslında İran'ın Ortadoğu ülkelerine ilgisi yüzyıllar öncesine dayanır. Ortadoğu ülkeleri Osmanlı hakimiyetinde iken İran çok etkili olamadı. Osmanlı bölgeden çekildikten sonra da İran istediği gibi etkili olamadı. Çünkü, Ortadoğu devletleri yapay devletlerdi yapa olmasına da. Fakat, ya arkalarında büyük devlet bulunuyor; ya da İran'a engel olabilecek durumdaydılar. Mesela, İran, 80'li yıllarda yaşanmış İran-Irak savaşında önemli kayıplar verdi. 90'lı yıllar sonrasında ABD'nin Irak'a müdahalesi tam da İran'ın beklentisine de uydu. Çünkü İran'a karşı koyabilecek otoriter devlet yapılanmaları önemli ölçüde sarsıldı. Gelişmeler sonrasında İran'ın adı daha çok duyulur oldu. Son olarak da Yemendeki gelişmelerde İran'ın etkisinden söz ediliyor. Büyük ihtimalle Yemen sonrası benzer gelişmelerde de adı duyulacak.

Peki, İran'ın söz sahibi olma gücü nereden geliyor? Aslına bakılırsa ekonomik ve askeri yönden İran'ın çok güçlü olduğu söylenemez. Fakat, bu unsurlardan daha üstün bir gücü var: İran, Ortadoğu politikasına Şia mezhebi gözlüğü ile bakıyor. Yani, Şia ideolojisine dönüştürüyor. Bu durum şu bakımdan önemlidir: Şia mezhebindeki din-devlet ilişkisi Sünni mezhebe benzemez. Şia mezhebinde devlet yöneticilerinden öte Ayetullahlar denilen dini liderlere bağlılık daha güçlüdür. İran'daki ulema ve dini liderlerden oluşan Velayet-i Fakih sistemi, tüm dünyadaki Şiiliğin de siyaset merkezidir. Bu bakımdan, Şia mezhebinin yaygın olduğu her coğrafyada ayrıca bir de İran vardır. İşin tabiatı gereği böyledir.  




Bu yazı 336 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 8 Haziran 2015 Başkanlık Sistemi Tartışması Asıl Şimdi Başlamalıdır
    • 29 Mayıs 2015 Türkiyede Sistem Tartışması Bitmez
    • 19 Mayıs 2015 Demokrasi Yönünden Sistemler Farkı
    • 4 Mayıs 2015 3 Mayıs Türkçülük Bayramıydı
    • 1 Mayıs 2015 Amerikada Niçin Sistem Tartışması Yapılmaz?
    • 25 Nisan 2015 "Develeri Oynatmayın Beyler!"
    • 23 Nisan 2015 Cumhuriyet Mi Demokrasi Mi?
    • 21 Nisan 2015 Ermeni Meselesi Türkiye İçin Aşil Sendromu Olmamalıdır
    • 15 Nisan 2015 Osmanlı'da ve İran'da -Mezhep ve Devlet-
    • 11 Nisan 2015 Chp'nin İki Parmak Solundayız! (1946'lı Yıllar)
    • 10 Nisan 2015 Türkiyenin Siyasal Sistem Dönüşümleri (1923-1946 arası)
    • 8 Nisan 2015 Türkiyenin Siyasal Sistem Dönüşümleri (1)
    • 5 Nisan 2015 Savaşların Değişen Yüzü: Hibrit Savaşlar
    • 1 Nisan 2015 ABD Dünyanın Kontrolünü Kaybediyor Mu?
    • 28 Mart 2015 Yemen Üzerinden İranı Tartışmak
    • 26 Mart 2015 Başkanlık Sistemi mi?
    • 25 Mart 2015 Kumpaslı Mecazlar
    • 21 Mart 2015 Japonlar, Çocuklarına Hiroşima'yı ve Nagazaki'yi Niçin Gezdirir?
    • 19 Mart 2015 'Biz Anafartalara Bir Dar-ül Fünun (Üniversite) Gömdük'
    • 18 Mart 2015 Gençlerden Ecdada Mektup

    Yazarlar

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    6,636 µs