En Sıcak Konular

Ersoy Yıldız

Geniş Açı
Ersoy Yıldız
8 Mart 2015

Dünden Bugüne, Türkiye'de Kadınların Siyasal Katılımı (I)



"Eğer bizi bu toplantılara almazsanız biz de Batılı kadınlar gibi gösteri yaparız!"

Bu cümle, 1908'de Meclis-i Mebusan toplantısını izlemek isteyen Osmanlı kadınlarına aittir. Bu demektir ki, artık Osmanlı kadını da siyasete ilgi duymaya başlıyor. Dolayısıyla, kadınların siyasete katılma mücadelesi, 1908'de İkinci Meşrutiyet ile başladı diyebiliriz. O yıllardan sonra, hepsi siyasal amaçlı olmasa da çok sayıda kadın örgütleri de oluşuyor.

İlk olarak 1913 yılında, kadınlara kamu kurumlarında çalışma hakkı tanınır. Kadınlar, devlet memurluğu, öğretmenlik, hemşirelik gibi mesleklerde çalışabilecekti. Devam eden süreçte artık siyasal amaçlı cemiyetlerin de oluştuğu görülüyor. Mesela bazıları;
Osmanlı Kadınları Terakkiperver Cemiyeti, 
İttihat ve Terakki Kadınlar Şubesi, 
Teali-i Nisvan Cemiyeti, 
Osmanlı Kadınları Şefkat Cemiyet-i Hayriyesi, 
Osmanlı Cemiyet-i Hayriye-i Nisvaniye, 
Teali-i Vatani Osmani Hanımlar Cemiyeti, 
Müdafaa-i Hukuk-ı Nisvan Cemiyeti gibidir.

Bu gelişmelerin yanı sıra, I.Dünya Savaşı ve Kurtuluş Savaşı, kadınlar için bir dönüm noktası da oldu. Çünkü savaş yıllarında kadınların ülke savunmasına hem katkı sağladığı; hem de ülke savunmasına yönelik örgütlenmelerde bulunduğu görülür. Gelişmeler, kadınlara siyasal faaliyetlerde söz sahibi olma fırsatını da getirdi.

Gelişmelerin ilki 1923 yılında Kadınlar Fırkası'nın kurulmasıyla başlar. Partinin amaçları arasında, "kadınların sosyal, siyasal ve ekonomik alanlarda gelişmesini sağlamak…" gibi ifadeler bulunuyordu. Fakat, önemli iki sorun vardı: Birincisi, kadınların seçme ve seçilme hakkı yoktu. İkincisi ise, fırkanın(partinin) faaliyette bulunması için valilikten izin alması gerekiyordu. Valiliğin cevabı "Seçme ve seçilme hakkı olmayan kadınlara siyaset yapma izni verilmez." olur.  Partiyi kuranların verdiği karşılık ise, "Biz şimdilik siyasi haklarımızı talep etmekten vazgeçtik ama zamanı gelince bunları isteyeceğiz. Bunlardan tamamen vazgeçmiş değiliz." şeklindedir. Yani mücadelenin devam edeceğinin beyanıydı.

Cumhuriyet ilan edilmişti edilmesine de; fakat, ne 1921 Anayasası'nda ne 1924 Anayasası'nda kadınlara yönelik bir ifade içermiyordu. 1924 Anayasası'na göre, seçmen olmak ya da mebus olmanın temel şartlarında biri erkek olmaktı. Yani erkeklerin sahip olduğu siyasal haklara, kadınların da sahip olması henüz kabul görmemişti.

Yine 1924 yılında kadınlar açısından önemli bir gelişme daha yaşanır. Aynı yıl, "Türk Kadınlar Birliği" kurulur. Birliğin programları arasına, "kadınların düşünsel ve toplumsal alanlarda düzeylerini yükselterek, onları siyasal haklarını kullanacak sorumluluk ve bilince ulaştırmak…" gibi ifadeler serpiştirilir. "Türk kadınlar Birliği'nin" 1927 İstanbul Kongresi'nde bu programlar bir daha vurgulanır. En başta gelen taleplerden biri, ilk aşamada yerel seçimlerde oy hakkı olmuştu. Talepler etkili olmuş ki; 1930'da kadınlara yerel seçimlerde seçme ve seçilme hakkı tanınıyordu. Elbette, bu hakların kazanılmasında, hem dünyadaki gelişmeleri hem Cumhuriyeti kuranların olumlu düşüncelerini de unutmamak gerekir.
-Devamı gelecek yazıda-

 



Bu yazı 366 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 8 Haziran 2015 Başkanlık Sistemi Tartışması Asıl Şimdi Başlamalıdır
    • 29 Mayıs 2015 Türkiyede Sistem Tartışması Bitmez
    • 19 Mayıs 2015 Demokrasi Yönünden Sistemler Farkı
    • 4 Mayıs 2015 3 Mayıs Türkçülük Bayramıydı
    • 1 Mayıs 2015 Amerikada Niçin Sistem Tartışması Yapılmaz?
    • 25 Nisan 2015 "Develeri Oynatmayın Beyler!"
    • 23 Nisan 2015 Cumhuriyet Mi Demokrasi Mi?
    • 21 Nisan 2015 Ermeni Meselesi Türkiye İçin Aşil Sendromu Olmamalıdır
    • 15 Nisan 2015 Osmanlı'da ve İran'da -Mezhep ve Devlet-
    • 11 Nisan 2015 Chp'nin İki Parmak Solundayız! (1946'lı Yıllar)
    • 10 Nisan 2015 Türkiyenin Siyasal Sistem Dönüşümleri (1923-1946 arası)
    • 8 Nisan 2015 Türkiyenin Siyasal Sistem Dönüşümleri (1)
    • 5 Nisan 2015 Savaşların Değişen Yüzü: Hibrit Savaşlar
    • 1 Nisan 2015 ABD Dünyanın Kontrolünü Kaybediyor Mu?
    • 28 Mart 2015 Yemen Üzerinden İranı Tartışmak
    • 26 Mart 2015 Başkanlık Sistemi mi?
    • 25 Mart 2015 Kumpaslı Mecazlar
    • 21 Mart 2015 Japonlar, Çocuklarına Hiroşima'yı ve Nagazaki'yi Niçin Gezdirir?
    • 19 Mart 2015 'Biz Anafartalara Bir Dar-ül Fünun (Üniversite) Gömdük'
    • 18 Mart 2015 Gençlerden Ecdada Mektup

    Yazarlar

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    7,037 µs