En Sıcak Konular

Yakup Musa

Hakikat
Yakup Musa
4 Mart 2015

28 ŞUBAT BELGESİ



28 ŞUBAT toplantısını özetlersek şu şekilde geçmiştir:

 

Askeri kanattan; Gnkur.Bşk. Org. Hakkı KARADAYI, K.K.K.nı Org. Hikmet KÖKSAL, Dz.K.K.nı Ora. Güven ERKAYA, Hv.K.K.nı Org. Ahmet ÇÖREKÇİ, J.Gn.K.nı Org. Teoman KOMAN katılmış, Toplantının tek özel gündem maddesini “İrticai Akımlar” oluşturuyordu. Toplantıya; Genelkurmay, İçişleri Bakanlığı, ve MİT tarafından hazırlık yapılmıştı. Bu bölümde ise bürokratlar toplantı salonundan ayrılacak, sadece kurul üyeleri kalacaktı. Milli Güvenlik Konseyi (MGK) Toplantısı Cumhurbaşkanı Süleyman DEMİREL başkanlığında toplanacak, Başbakan Prof.Dr. Necmettin ERBAKAN, Başbakan Yardımcısı Prof.Dr. Tansu ÇİLLER, Milli Savunma Bakanı Turhan TAYAN ve İçişleri Bakanı Meral AKŞENER’in katılımıyla yapılacaktı. Daha önceki toplantılarda Refah Partisi (RP) ve irticai bağlantısı daha önce kurul gündemine getirilmemişti. 12 EYLÜL Darbesinin ardından  MGK irticai konuları daima gündeme getirmiş, işlemiştir.

 

28 ŞUBAT MGK Toplantısında yapılan sunumlar ve müteakibinde irtica özel bölümüne geçildi. Bu önemli konuda Genelkurmay, İçişleri Bakanlığı ve MİT tarafından hazırlık yapılmıştı. MİT’in sunumunda; İBDA-C, Hizbullah örgütleri, Refah Partisi Milli Gençlik Vakfı da geçmekteydi. Genelkurmay sunumunda ise, irticai akımların okullar ve vakıflar ile nasıl büyüyüp tehlike teşkil ettiğine açıklama getirildi. Refah Partisi’nin bu toplantı/sunumda ilk defa adı bizzat geçti. Parti milletvekillerinin propaganda konuşmaları dile getirildi. Toplantıda ele alınacak konular daha önce kurul üyelerine gönderilmesine rağmen Gnkur.Bşk.lığı toplantıda bir daha hazırladığı raporu üyelere dağıttı. Rapor; İrticai akımların finans kaynakları örneklerle anlatılmakta, İmam Hatip Okullarına dikkat çekiliyordu. Yine irticai kurumların finans kaynakları açıklandı, dile getirildi. Sunumların takdim edilmesinden sonra salonda kurul üyesi olanların dışında kimse kalmamış, Cumhurbaşkanı DEMİREL geleneğe uyarak komutanlara ilk söz hakkını vermiş, ilk önce Org. Teoman KOMAN, ikinci olarak Hv.K.K.nı Org. ÇÖREKÇİ değerlendirmelerini sundu. Dz.K.K.nı Ora. Güven ERKAYA beraberinde getirdiği gazetenin kesilmiş kupürleri çıkararak değerlendirmesini yapmıştır. Kupürlerin konusunu Sincan’da yılbaşı için hindi satışının yasaklandığı konusunu içeren haberi gündeme taşıdı. Sırayla kuvvet komutanları ve J.Gn.K.nı irticai konularda azami şekilde rahatsızlıklarını dile getirdiler. Bu toplantı ilk defa komutanların irtica konularında konuştukları, tüm kaygı ve endişelerini dile getirdikleri MGK toplantısıdır diyebiliriz. Son söz Gnkur.Bşk. Org. Hakkı KARADAYI söz almış, komutanların konuşmalarını toparlamış, ülkede ortaya çıkan inanan ve inanmayan diye insanların ikiye ayrılmasını/adeta kamplaşması konusunda endişelerini dile getirmiş, TSK.nın dinsiz diye lanse edilmesinden duymuş olduğu rahatsızlığı TSK. adına toplantıya taşımıştır. RP milletvekilleri Hasan Hüseyin CEYLAN ve Şevki YILMAZ’ın tavır ve konuşmalarını bu rahatsızlığına örnek olarak göstermiştir. Siyasilere Cumhurbaşkanı söz verince ilk sözü İçişleri Bakanı Meral AKŞENER almış, konuyu polisiye tedbirlerle önlenmesinin mümkün olamayacağını, detaylı olarak konunun incelenmesini ve gerçek inananlarla mürtecilerin kesinlikle birbirlerinden ayrılması, ayırt edilmesi yönünde görüş belirtti. Milli Savunma Bakanı TAYAN ise komutanların tespitlerine aynen katılmakta, irtica ile mutlaka mücadele edilmesini, hukuki kanunlarla bunun üzerine gidilmesinin gerekliliğini dile getirdi. ÇİLLER’in konuşması uzun sürmüş, laiklikten kesinlikle taviz verilmeyeceği yönünde tavrını koymuş, devletin yasadışı oluşum ve faaliyetlerin üzerine gidilmesi özetinde görüşlerini sundu. Başbakan ERBAKAN’a söz sırası geldiğinde gayet sakin olarak ülkenin ekonomik yönünde müspet ilerlemeler kaydettiğini yanında getirdiği grafiklerle açıklamaya çalışmış, yapılan başarılı ekonomik politikaları anlatmış, konuşmasına Dz.K.K.nı Ora. Güven ERKAYA anlatılanlarla irticai düzlem konusunda gerçekleşen toplantı ile alakasının bulunmadığı yönünde getirdiği eleştiri toplantı havasının soğumasına, gerginleşmesine neden olmuştur.  

 

MGK Toplantısında ERBAKAN sessiz kalmayı tercih etmiş, komutanlara gayet nazik davranmış, hitap etmiş, denilenin aksine sert bir konuşma yapmamış, yalnız Dz.K.K.nı Ora. ERKAYA’nın toplantıda; “Sayın Başbakan nedense ağzına hiç Türk kelimesini almıyor, parti milletvekilleri de öyle” diye yaklaşımı Başbakan ERBAKAN tarafından sert bir şekilde Ben Kozanoğullarındanım, öz ve öz Türküm” diye haklı çıkışının dışında kendisinden toplantı boyunca tavır, sert bir eleştiri, savunma görülmemiştir.

 

ERBAKAN, toplantıdan çıkıldıktan sonra kararları imzalamak istememiş, komutanların baskısına dayanamayarak MGK Bildirisini imzalamak zorunda kalmıştır. Kendisi toplantıda yalnız kalmış, Cumhurbaşkanı dahil karşısında önemli bir muhalif grubun bulunması, yapmayı düşündüğü itirazları yapamamasına neden olmuştur.

 

MGK’nın ülke genelinde ses getiren bildirisi, Refah Partisi tarafından kurul kararlarını imzalamadığı, direndiği dillendirilmiş, yani RP çevresine göre kararlar ERBAKAN’ca imzalanmamıştı. Ama basına sızdırılan MKG Kararlarında Başbakan ERBAKAN’ın da imzasının bulunduğunu görüyoruz.

 

            Başbakan 28 ŞUBAT tarihinde 18 maddelik 28 ŞUBAT Milli Güvenlik Kurulu Kararlarını 13 MART 1997 tarihinde Bakanlar Kurulu’na getirmiştir. Kararların özeti, irtica ile etkin bir biçimde mücadele yapılması konusunu teşkil etmekteydi.

 

Dokuz saat süren toplantıyla ilgili MGK Genel Sekreterliği’nin yayınladığı 4 maddelik basın bildirisinde esas ağırlık dördüncü maddeye verilmişti. Dördüncü madde diğer maddeler ile bağıntılı olduğundan o ilk üç maddeyi de belirtmekte fayda vardır.

Maddeleri açıklarsak:  

1.         Milli Güvenlik Kurulu 28 ŞUBAT 1997 günü Sayın Cumhurbaşkanı Başkanlığında Başbakan, Genelkurmay Başkanı, Dışişleri Bakanı ve Kuvvet Komutanları, Jandarma Genel Komutanı ve Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreteri'nin iştirakleri ile aylık olağan toplantısını yapmıştır.

2.         Kurulun bu toplantısında, esasları ve nitelikleri Anayasada belirlenmiş, ATATÜRK milliyetçiliğine bağlı, demokratik, laik ve sosyal hukuk devletimizi ve Cumhuriyet rejimimizi yıkmak, onun yerine bir siyasal dini düzen kurmak amacıyla yürütülen yıkıcı faaliyetler ve yapılan beyanlar ile bunların oluşturduğu tehdit ve tehlikeler gözden geçirilerek değerlendirilmiştir.

3.         Yapılan bu değerlendirmeler sonucunda ;

a.         Ülkemizde şeriat hukukuna dayalı bir İslam Cumhuriyeti kurmayı hedefleyen grupların, Anayasanın tanımadığı demokratik laik ve sosyal devletimize karşı çok yönlü bir tehdit oluşturduğu,

b.         Cumhuriyet ve rejim aleyhtarı aşırı dinci grupların laik ve anti laik ayrımı ile demokratik, laik ve sosyal hukuk devletini güçsüzleştirmeye yeltendikleri,

c.         TÜRKİYE'de laikliğin sadece rejimin değil, aynı zamanda demokrasinin ve toplum huzurunun da teminatı ve bir yaşam tarzı olduğu,

d.         Devletin yapısal özünü oluşturan sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleri anlayışından vazgeçilemeyeceği, yasalar göz ardı edilerek yapılan çağ dışı uygulamaların takipsiz kalmasının hukukun üstünlüğü ilkesiyle bağdaşmayacağı hususlarında
görüş birliğine varılmıştır.

4.         Bu görüş ve değerlendirmeler sonucunda;

a.         TÜRKİYE'de Şeriat Hukukuna dayalı bir İslam Cumhuriyeti kurmayı amaçlayan aşırı dinci grupların Demokratik laik ve sosyal hukuk devleti olan TÜRKİYE Cumhuriyetimize karşı oluşturdukları çok yönlü tehdidin önlenmesi amacıyla EK-A'da ki tedbirlerin kısa, orta ve uzun vade içerisinde alınmasının Bakanlar Kuruluna bildirilmesine

b.         2945 sayılı MGK ve MGK Genel Sekreterliği Kanununun 9 ncu maddesine uygun olarak MGK Genel Sekreterliği tarafından Ek'te belirtilen tedbirlere ilişkin Bakanlar Kurulu Kararları ile Bakanlar Kurulu Kararı haline getirilemeyen uygulamaların sonuçları hakkında belli süreler içerisinde Başbakan, Cumhurbaşkanı ve MGK'na bilgi verilmesi kararlaştırılmıştır.

Bu konuda alınacak ve alınması gereken tedbirler uygun bulunarak bu tedbirlerin Bakanlar Kurulu’na bildirilmesine karar verilmiştir.

MGK Toplantısında, kurulun Askeri kanadı, Başbakan ERBAKAN’ın önüne 18 maddelik bir ‘muhtıra’ koymuş, bunun imzalanması istenmiştir.

ERBAKAN bu 18 maddelik metnin antidemokratik, insan haklarına ve Anayasaya aykırı olduğunu belirterek MGK Kararları olarak imzalamayacağını belirtmiş, ısrar ve dayatmalara dayanamayarak ‘muhtıraya’ beş gün dayanabilmiş sonunda imzalamak zorunda bırakılmıştır. Ama dönemin Adalet Bakanı Şevket KAZAN’ın sonradan yaptığı açıklama ile MGK Bildirisi’nin 18 değil 4 maddeden müteşekkil olduğudur.

28 ŞUBAT 1997 MGK Toplantısından sonra dönemin en güçlü generallerinden olan Tümg. Erol ÖZKASNAK’ın “Postmodern Darbe” diye adlandırdığı süreç Başbakan ERBAKAN’ın HAZİRAN 1997 tarihinde devrilmesine kadar sürecekti.

28 ŞUBAT MGK Toplantısı ile ilgili gerçekleri yansıttığı için ünlü analizci ABD’li Yahudi yazar Dr. Daniel PİPES’in yorumları yürütülen operasyonun iç yüzünü deşifre etmektedir. Yorum şöyledir:

“ERBAKAN ve onun Refah Partisi TEMMUZ 1996’da iktidara geldiğinde, Türk askeriyesi, köktendincilerle olan geniş kapsamlı anlaşmazlıklarını göstermek için, “İsrail konusunu birçok temel konunun odağına yerleştirmeyi seçtiler. Türk askeriyesi İsrail’le mevcut bağların korunmasıyla yetinmeyip, bu bağların daha da artırılmasında ısrarcı oldular.”

Yorumu açıklarsak: sorunun, anlaşmazlığın temelinde İsrail konusunun yattığını bizlere göstermektedir. Asıl amacın, İsrail ile olan bağların daha genişletilmesiydi ki, ERBAKAN bunun karşısında büyük engel teşkil etmekteydi.

Gerçekleştirilen operasyonun açıkçabir İsrail operasyonu olduğu” görülmektedir.

28 ŞUBAT darbesi gerçekleştiğinde devletin üst makamlarında; Cumhurbaşkanı Süleyman DEMİREL, Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Tansu ÇİLLER, Genelkurmay Başkanı Org. İsmail Hakkı KARADAYI ve Genelkurmay İkinci Başkanı     Org. Çevik BİR bulunmaktaydı. Bu isimlerin ortak özelliği Siyonist İsrail’e oldukça yakın durmalarıyla bilinmektedir.

AKP Hükümeti 14 senedir iktidarda bulunmaktadır. 28 ŞUBAT Darbesi bunca yıldan sonra hatırlanmış, “ERBAKAN hocanın vefatından sonra soruşturmaya başlanmıştır.” ERBAKAN hocanın sağlığında böyle bir soruşturma açılamamsının nedeni,28 ŞUBAT kararlarında sorumlu TSK. değildir, kararların altında benimde imzam var diye açıklama getirseydi eminim soruşturma başlamadan sona ererdi.

Dönemin Refahyol Hükümetinin İçişleri Bakanı Meral AKŞENER’e göre 28 ŞUBAT’ın kısa, orta ve uzun vadeli hedefleri vardı. Kısa ve orta vadeli hedefler gerçekleştirildi. Peki ya uzun vadeli hedef neydi?

 

28 ŞUBAT  sürecinin birinci kısa dönemli hedefi; Refahyol’u yıkmaktı. İkinci orta vadeli hedefi; raporlar çıkmıştı, işte 2015 yılında şu kadar insan imam hatip lisesi mezunu olacak vesaire diye projeksiyonlar vardı. Bu öngörülen seçmen tipinin iradesini kırmak, orta vadeli hedefiydi. Uzun vadeli hedefte ise; bu kitlenin öngörüldüğü biçimde sevk ve idare edilmesinin, manipüle edilmesinin sağlanmasıydı. Siyasi cenahın orada çok ciddi bir iradesizliği oldu. 28 ŞUBAT  Toplantısında öngörülen 18 madde bir iddiaya göre de 4 madde bir süre imzalanmadı. Daha sonra hükümette şöyle bir duygu oluştu; yani imzalayalım, gerilimi düşürelim, ondan sonra da uygulamayalım.

 

O dönem NİSAN ayında Emniyet İstihbarat Dairesi’nin getirdiği dosya içinde bir belge, herkesin fişlendiği bir talimatname ile bütün siyasi partilerin il başkanları, ilçe yöneticileri, yani ilçeden başlayarak ile kadar bütün sivil toplum örgütlerinin başkanları, yöneticileri,  valiler, kaymakamlara kadar içerdiğini ihtiva etmektedir. Herkesin fişlendiğini içeren bu belgeyi Başbakana iletilmek üzere Adalet Bakanı Şevket KAZAN’a veren AKŞENER, vatana ihanetle suçlanmış, sürecin sonunda siyasete MHP’den devam etmiştir. 

 

Şimdi 28 ŞUBAT dahil tüm darbelere karşı çıkan isimlerin 28 ŞUBAT Post Modern Darbesinde neler yaptıklarını şöyle özetleyebiliriz:

Cemil ÇİÇEK : Refahyol Hükümeti için verilen gensoruda hükümet yıkılsın diye oy kullanmıştır.

Fethullah GÜLEN : Kanal D’de bizzat kendisi ERBAKAN’a “istifa et” demiş ve 28 ŞUBAT Darbesine geçit vermiştir.

Aydın MENDERES : Tansu ÇİLLER’e ısrarla hükümeti bozması için mesaj göndermiştir.

Hasan CEMAL : 28 ŞUBAT Darbecilerini destekleyici yazılar yazmıştır.

Salih MEMECAN : ERBAKAN’ı adeta yerin dibine sokan karikatürler çizmiştir.

Yasemin ÇONGAR : Refahyol hükümetinin yıkılması için WASHİNGTON’dan haberler yapmıştır.

Oral ÇALIŞLAR : ERBAKAN’ı ve Refah Partilileri topa tutmuştur.

Ergun BABAHAN : O dönem Sabah’ta yayınlanan ERBAKAN’ı yerici manşetler hep onun eseridir.

Ertuğrul KÜRKÇÜ : Darbeyi yapanların en büyük destekçilerindendi.

Murat BİRSEL : O da ERBAKAN’nı en büyük eleştirenlerden biriydi.

28 ŞUBAT Darbesi, bizzat ABD, İsrail, AB, İMF’ye karşı milli siyaset/ekonomi izleyen, uygulayan ve bu politikalarından rahatsızlık duyan rantçıların, ABD, İsrail, AB işbirlikçisi kesimin işine gelmemiş, aynı şekilde uygulanan bu politikaları emperyalist/Siyonist siyasetlerine aykırı, tehlikeli bulan ABD (İsrail) eliyle uygulanmış Siyonist operasyondur.

Prof.Dr. Esad COŞAN’ın bir açıklamasında:

28 ŞUBAT’ın arkasında İsrail ve ABD varsözleri bizlere şimdiye kadar 28 ŞUBAT dahil tüm darbelerin arkasında ABD (İsrail) olduğu tespitimizi doğrulamaktadır.

28 ŞUBAT post modern darbesi; anti Amerikancı ve anti emperyalist karakterdeki esas Siyasal İslam'ın dönüştürülmesi amacıyla, ABD (İsrail) kontrolünde gerçekleştirildiği, yeni İslam olarak da cihattan, müspet ilimlerden yoksun “Ilımlı İslam” projesi getirilmiş, genelde İslami kesimlerde kabul görmüş, uygulanmaya başlanmıştır.

Postmodern darbenin ardından 28 ŞUBAT ruhunu sürdürmeye çalışan TSK., AKP'nin iktidara gelmesinin ardından, karşısında ABD'yi buldu. TSK. içinde ilk kez ABD'nin onaylamayacağı bir yapılanmanın başlaması, ordu içinde yeşeren ulusalcılık, Avrasya’da TÜRKİYE’nin geleceğinin olduğu akımı, emperyalist ABD çıkarlarıyla tamamen ters düşmekteydi. Yine  TÜRKİYE'nin RUSYA, İRAN, ÇİN ile yakınlaşması gerektiği görüşü en üst düzey askeri yetkililer tarafından dile getirilmekte, esas iç yüzünün deşifre olduğu Siyonist İsrail projesi olan Büyük Ortadoğu Projesi (BOP)ne karşı çıkılıyordu. Bu karşı çıkışın neticesi bilindiği üzere Atlantik ötesi, İsrail destekli operasyonları başlatmış, başta Deniz Kuvvetleri olmak üzere tüm TSK.’yı hedef almıştır.

28 ŞUBAT’ın ERBAKAN’ın milli, antisiyonist/antiemperyalist siyasetinden oldukça rahatsız olan “ABD (İsrail), İNGİLTERE’nin kendi Siyonist, emperyalist siyasetlerine engel, bir sorun teşkil etmeyecek, bilakis destekleyecek bir oluşum sonucu AKP projesinin üretildiği ve yönetime getirilme operasyonunun 28 ŞUBAT olduğu” akla gelmektedir.  Antisiyonist/antiemperyalist siyasetçi ERBAKAN Hükümetinin önünü kesmek için ABD, ileride AKP’yi oluşturacak siyasetçilere şu teklifleri yaptığı söylenmektedir.

 

Teklifleri sıralarsak:

 

1.         Sizi iktidara getireceğiz, iktidar yapacağız,

 

2.         Siz iktidarda olduğunuzda size sorun çıkaracak/çıkarabilecek olanları  tasfiye edeceğiz, susturacağız(!)          

 

3.         Sizlere oldukça maddi yardımda bulunacağız, maddi sorununuzu çözecek, sizleri finans edeceğiz.

 

Bu isteklere mukabil işbirlikçilikten dolayı şunları istemektedirler:

 

1.         İsrail’in güvenliğini sağlayacaksınız, emellerini (BOP Projesi) gerçekleştireceksiniz,

 

2.         BOP Projesi’ne yardımcı olacak, hayata geçirilmesinde elinden geleni yapacaksınız,

 

3.         “Ilımlı İslam” (Bir Vatikan/Tel Aviv projesi olup, İslam’da cihat emrine muhalefettir, uymamaktadır Y.M.) projesine destek olacak, dünya İslam Devletlerinde yerleşmesiniz sağlayacaksınız.

           

Emperyalist ABD’nin bu şer plan/projesinin ABD’nin istek ve direktifleri doğrultusunda başta TÜRKİYE olmak zere tüm Ortadoğu’da mevcut hükümetlerce  başarıyla uygulandığını, Siyonist siyasetin Ortadoğu İslam ülke siyasetlerine de yerleştirilmeye çalışıldığını, BOP ve Medeniyetler İttifakı Eş Başkanlığının başarıyla yürütüldüğünü görmekteyiz.

 

Şamil TAYYAR'ın Star Gazetesindeki yazısının halen güncelliğini koruması,

28 ŞUBAT Darbesine açıklık getirmesi nedeniyle ilgili kısmını sizlere sunuyorum:

Meclis Genel Kurulu’nda bütçe görüşmelerinin başladığı pazartesi günü Saadet Partisi Genel Başkanı Necmettin ERBAKAN’ın davetindeydim. CHP Genel Başkanı Kemal KILIÇDAROĞLU kürsüye çıkmadan görüşmeyi tamamlayıp meclise döndüm. Hocayla uzun bir sohbete koyulduk.

Laf dönüp dolaşıp 28 ŞUBAT post modern darbeye geldi. Darbezede bir başbakan olarak söyleyecekleri vardı. Siyonistlerin dar anlamda ABD ve İsrail’in darbe planına, 50 civarındaki iktidar mensubu korkak milletvekili yüzünden yenik düştüklerini anlattı.

Sonra 30 EKİM 1996 tarihli tercüme edilmiş gizli belgeyi arşivden çıkardı. Belge, Wikileaks Yayınları gibi ANKARA’dan WASHİNGTON’a gönderilen ve dedikodulara dayalı ham istihbarat notu değil, WASHİNGTON’da karara dönüştürülmüş Ulusal Güvenlik Belgesiydi.

Bu belge darbe kriptosu niteliğindedir.

Belgede dönemin ABD Dışişleri Bakanı Warren CRİSTOPHER’in imzası var. ANKARA Büyükelçiliğine gönderilmiş. Bilgi olarak ATİNA, BEYRUT, MOSKOVA, SOFYA Elçilikleri ile GENOVA, NATO ve BM Amerikan misyonlarına da ulaştırılmış.

Refahyol Hükümetiyle ilgili değerlendirme ve iktidardan düşürme yöntemine yer verilen belgede, ilk yorum koalisyonun büyük ortağı RP ile ilgili olarak yapılıyor:

“Türk Hükümetinin milli eğilimlerinden ve Başbakan ERBAKAN’ın ideolojisinden ilham alarak dış politikayı batıdan ayırıp Arap ve Müslüman dünyasına doğru yeniden yönlendirilmesinden dolayı derin endişe içerisindedir. Kanaatimizce TÜRKİYE’nin İRAN, IRAK, LİBYA, NİJERYA ve SUDAN ile bağlarını kuvvetlendirmek konusundaki mevcut tutumu, bizim milli menfaatlerimize aykırıdır, düşmancadır.”

İkinci yorum, koalisyonun küçük ortağı DYP ile ilgili bulunmaktadır.

“DYP, ERBAKAN’ın radikal İslami söylemlerini ılımlaştırmada başarılı olamadığına göre, kendisinin RP ile koalisyonu verimsiz görünmektedir. Biz inanıyoruz ki, Tansu ÇİLLER’in koalisyondan çekilmesi ERBAKAN’ı düşürür ve ülkeyi genel seçimlere götürür. Sonuç kesin olmamakla birlikte RP büyük ihtimalle seçimlerden eskisinden daha güçlü olarak çıkacaktır.”

Özetle denmek isteniyor ki: RP batıdan kopmakta, yeni bir ittifak arayışı içinde olduğu DYP’nin ise bunu durdurabilecek güce sahip bulunmadığı, seçimin de çare olmayacağıdır. Seçime gidilse RP’nin oy oranını artırarak tekrar iktidar olacağı kesindir. O halde ABD ve batıdan uzaklaşmaya başlamış TÜRKİYE’yi hizaya çekebilmek için hükümetin yıpratılması, halkın gözünden düşürülmesi ve güçsüz kaldığı ortamda seçimlere gidilmesi, demokratik yoldan(!) iktidardan uzaklaştırılması lazımdır. Fakat bu yıpratmayı, gözden düşürmeyi kim yapacaktır? Belgeden okuyalım:

“TÜRKİYE, Birleşik Devletlerin anahtar stratejik ortağı olarak kalmak mecburiyetindedir ve onun bu pozisyonunu gerçekleştirip sürdürmedeki başarımız, bizim milli menfaatlerimizi doğrudan etkileyecektir. Türk askeriyesi, bu sonucu elde etmeye doğru daha büyük çaba sarf etmesi için harekete geçmeye zorlanmalıdır. Bu konudaki aksiyon planlarınızı ve yorumlarınızı bekliyorum.”

Anlaşılıyor ki, ABD 15 EKİM 1996 tarihinde post modern darbe için düğmeye basmış, TSK.’ya da görev vermiştir.

Bu iddiayı, ilk olarak eski Başbakanlık Müsteşarı Yaşar YAZICIOĞLU, 11 ŞUBAT 2007 tarihli Vakit Gazetesi’ne yaptığı açıklamada dile getirmiş, “28 ŞUBAT’ın startı ABD Dışişleri Bakanlığı’nın gönderdiği çok gizli bir yazıyla verilmiştir” demişti. Ancak belge sırdı.

ERBAKAN’ın masasında ilk defa gördüğümüz bu belge, 28 ŞUBAT’ın nasıl tezgahlandığını göstermesi bakımından çok önemlidir. Bir yerde darbe emrinin belgesidir. Üstelik Wikileaks dedikodusu değildir.

Görüldüğü üzere 28 ŞUBAT’ın amaçları ve getirileri başarıya ulaşmış, neticede TÜRKİYE  tekrar ABD (İsrail)nin emperyalist/Siyonist çizgisine çekilmiştir. Bu durum ileride de eğer TÜRKİYE, Türk Ordusu İsrail çizgisinden çıkarsa tekrar 28 ŞUBAT’a benzer operasyonla  yine istenilen çizgiye  çekileceğinden şüphe duyulmamalıdır. Bu söylemimizin en önemli kanıtı, Büyük İsrail kuruluncaya kadar BOP Projesi’nin güncellenerek sürekli işlerliğini korumasıdır. TÜRKİYE’nin Cumhuriyet başlangıcından itibaren aynı operasyon, izlenen siyasetin sürekli gündemde/güncel olduğu, 27 MAYIS Darbesi, 12 MART Muhtırası, 12 EYLÜL Darbesi, 28 ŞUBAT Post Modern Darbesi bu savımızın doğruluğunun kanıtıdır. Halen son, “esas Deniz Kuvvetlerimizi hedef alan” TSK. başta olmak üzere Türk aydın, vatansever, ulusalcı kesime karşı yürütülen operasyonların yukarıda yazdığımız Siyonist kökenli operasyonların devam ettiğinin, sürekli hazır ve duruma müdahil olarak bekletildiğinin önemli bir kanıtı, savımızı doğrular niteliktedir. 

 

Neticede, 28 ŞUBAT olayı; ABD’nin onayı ve yönlendirmesiyle yapılmış bir İsrail operasyonudur.

28 ŞUBAT yukarıda yazılanlar doğrultusunda gerçekleşmiştir.  28 ŞUBAT’ın mimarının ABD (İsrail) olduğu açıkça anlaşılmaktadır. Siyonizm; ABD, İsrail karşıtı ERBAKAN’a bunu reva görmüştür.

Selam ve saygılarımla.

Yakup MUSA

04.03.2015

 

 



Bu yazı 600 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 28 Ekim 2015 TÜRKİYE'DE BAŞKANLIK SİSTEMİ
    • 16 Ekim 2015 BALYOZ DAVASI BİLİRKİŞİ RAPORLARI (3)
    • 2 Ekim 2015 TCG MUAVENET FACİASI!
    • 17 Ağustos 2015 AMERİKAN ÇOCUKLARI ÇUVALDA
    • 6 Haziran 2015 TÜRKİYE'DE BAŞKANLIK SİSTEMİ
    • 24 Mayıs 2015 BALYOZ DAVASI BİLİRKİŞİ RAPORLARI (2)
    • 19 Mayıs 2015 KÜRECİK RADARI İSRAİL İÇİN ÇALIŞIYOR!
    • 11 Mayıs 2015 BALYOZ DAVASI BİLİRKİŞİ RAPORLARI
    • 26 Nisan 2015 100. YILINDA ÇANAKKALE SAVAŞLARI
    • 13 Nisan 2015 İCRA VE İFLAS KANUNUNUN KABÜLÜ
    • 1 Nisan 2015 31 MART VAK’ASI
    • 18 Mart 2015 18 MART ÇANAKKALE ZAFERİ
    • 4 Mart 2015 28 ŞUBAT BELGESİ
    • 31 Ocak 2015 SOYKIRIM İFTİRASI
    • 28 Aralık 2014 EHLİ KÜFÜRE BENZEMEKTEN KAÇINMAK!
    • 22 Aralık 2014 DÜNYA HABERLERİNİ CIA YAPTIRIYOR!
    • 20 Kasım 2014 TCG. MUAVENET FACİASI
    • 15 Eylül 2014 27 MAYIS VE 12 EYLÜL DARBESİ
    • 10 Haziran 2014 27 MAYIS DARBESİ VE MASONLAR
    • 1 Haziran 2014 27 MAYIS DARBESİ GERÇEKLERİ

    Yazarlar

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    9,446 µs