En Sıcak Konular

Aziz Dolu

Atabey
Aziz Dolu
27 Aralık 2013

Yolsuzluk.. Yozlaşma ve Soysuzlaşmanın Tezhürü



80'li yıllar Türk toplumunun köklü değişimler geçirdiği bir süreç olmuştur. Batı tarzı tüketim alışkanlıklarına teknoloji vs. unsurların da dâhil olması ile paraya olan talep artmış; bu talep artışı çeşitli sorunları da beraberinde getirmiştir. Misâl bu sorunlardan birisi de, dilimizde 'yolunu bulmak' deyimiyle anlatılan yolsuzluk meselesidir. Millî bünyemizi saran bu habis hastalığın temel nedeni de -bize göre- ''Paranın köpeği olma, o senin köpeğin olsun'' diyen Mevlâna Celâleddin Hazretleri başta olmak üzere kültürümüze yön veren Türk-İslâm büyüklerinin sohbetlerinin, öğütlerinin okunup dinlenmemesi; okunup dinlenmediği için de insanımızın imanının, dimağının, vicdanının, şeref ve haysiyetinin… kısacası faziletinin ve meziyetinin değerini yitirerek 'Çin malı' ucuz oyuncaklara dönmesidir hâliyle. Ucuz, ucuz olduğu kadar da âdî oyuncaklara…

 

Edebiyat diline (literatur) ve millî hafızaya ''Benim memurum işini bilir'' geyiği ile kazınan ve 'hediye' ambalajına sarılmış bir hâlde sunulan (service) rüşvet alma-verme hastalığı cemiyet (social/sosyal) hayatımızı hallaç pamuğu gibi atmıştır. Rüşvet alan soysuzlarla rüşvet veren şuursuzlar millî bünyeyi kanserli hücreler gibi sarmışlar, bünyede büyük hasarlara yol açmışlardır. Demokrasinin gelişmesi, özgürlüklerin genişlemesi ile birlikte rüşvet verme temâyülleri ortadan kalkmaya başlayınca, soysuzlar bu kez bir başka mecraya yönelmeye başlamışlardır. Bu mecranın adı da yolsuzluktur. Elde kaşık-kepçe, aksırıp-tıksıran zevat bu kez de kazanı kaldırıp götürmeye niyetlenmeye başlamıştır. Bu süreçte, edebiyat dilimiz yeni bir geyik lâkırdısı daha kazanmıştır. Türkçemizin ifâde gücünü oluşturan temel unsurlardan biri olan kâfiye uyumu bir yana, büyük ve küçük ünlü uyumlarını da bünyesinde taşıyan bu 'Devlet malı deniz, yemeyen keriz' lâkırdısı ne yazık ki millî ve manevî değerlerle örülü cemiyet (social/sosyal) hayatımızı felç etmiştir. Bizler bu noktada yetim hakkı yiyenlere 'yuh' çeken Selda Bağcan ablamızın türküleri ile büyüdüğü hâlde yetim hakkı yiyenlerin suratlarına tükürülmesi taraftarıyız canlar. En azından suratlarına iğrenerek bakıldığı takdirde onların da kendilerine bir çeki düzen vereceklerini umut ediyoruz.

 

Evet, canlar! Dememiz odur ki Türkiye'deki cemiyet hayatının hastalıklı bir yapı arz ettiği; zararlı börtü-böceklerin (haşerat) millî bünyede pervasızca (korkusuzca) cirit attığı ortadadır. Bu hastalığın reçetesi de cami duvarları arasına hapsedilmeye çalışılan İslâm ve ötekileştirilmeye çalışılan Müslümanlardır bize göre. Müslümanların ufkunu karartan perdelemelerin kaldırılıp atılması, İslâm'ın, cemiyet hayatımıza rücû etmesine (geri dönmek) izin verilmesi gerekmektedir. Gâzi Mustafa Kemal'in de özlemini duyduğu 'fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür' inançlı nesiller yetiştirilebildiği takdirde bünyeyi saran bitler, pireler, keneler yok olup gidecektir. Dahası edebiyat dilimiz yeni bir deyim daha kazanacaktır: Devlet malı namus, yiyen deyyus! Sözümüz meclisten dışarı tabi..   

Serik-04.07.2010

Aziz Dolu Atabey                                                                             

http://azizdolu.blogcu.com/

 

Güzel Ülke

http://www.facebook.com/groups/guzelulke/



Bu yazı 286 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 16 Temmuz 2017 Ömer Halisdemir
    • 5 Temmuz 2017 Musul; Nureddin Zengi'nin Yadig
    • 23 Mayıs 2017 Ra, Rab, Tanrı ve Türkler
    • 7 Mart 2017 Türkiyeyi Ve Dünyayı Anlamak
    • 14 Ocak 2017 Rainadan, Radikalizme
    • 1 Ocak 2017 İslam, İslamcılar ve Anarşizm
    • 22 Aralık 2016 Kurt Ulur, Vatan Kurtulur
    • 7 Aralık 2016 Şangay Bilmem Ne Kaçlısı
    • 20 Kasım 2016 Başkanlık Tartışmaları
    • 20 Kasım 2016 Fıratın İki Yakasını Bir Araya Getirmek
    • 7 Ekim 2016 Bir Meşrep Olarak Alevilik
    • 22 Eylül 2016 Piruz Dilenci; Güney Azerbaycanın Özgürlük Ateşini Harlayan Adam
    • 11 Eylül 2016 Bu da oldu; Atatürkün resmine sansür
    • 31 Ağustos 2016 Yüksekova İl Olmalı
    • 18 Ağustos 2016 Yapılandırma Ayarlarına Dönüş
    • 8 Temmuz 2016 Atatürk Türkiyesinden, Humeyninin İranına
    • 2 Temmuz 2016 Akıl ile vicdanın hasbıhali
    • 2 Temmuz 2016 Almanların Maskarası, Çerkezlerin Yüzkarası
    • 29 Mayıs 2016 Bir, Üç, Beş
    • 23 Mayıs 2016 Otizmliler, ille de AKP diyormuş

    Yazarlar

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    5,843 µs