En Sıcak Konular

Ergun Göze
Konuk Yazar-Sanatalemi.net
Ergun Göze
1 Ocak 1990

En Büyük Suç, Düşünce Suçudur



“Düşünce en büyük kuvvettir.Onu hiçbir kuvvet yenemez. Ama düşünce diye her önüne gelenin her ağzına geleni söylediği yerde, kuvvet her şeyi ezip geçer”

Her suç’un öncesinde bir düşünce bir niyet vardır. Bu düşünce veya niyet de ya iyidir, ya kötüdür, ya zararlıdır ya faydalıdır. Bazen de işleyen için faydalı fakat toplum için zararlıdır. Bu durumda kalkıp da “Ben her düşünceyi savunurum bu benim hakkım” diyerek bütün düşünceleri “mâsum” kabul edip eşitlemek, düşünce şerefine ve insanoğlunun binlerce yıl düşünce yolunda kat ettiği mesafeye ve sarfettiği emeğe hakaret ve ihanettir.

İnsanlığın, iyiyi, doğruyu, güzeli aramak uğrunda girdiği fedakârlıklar ve bu günkü geldiğimiz nokta sözümüzün isbatıdır.
Her düşünce, insanlığın yüzlerce asırlık tecrübelerine aykırı olmamak yani düşünce asaletine lâyık olmak kaydıyla ve o miktarda hürriyete sahibidir. Başı boş, isbatsız, kaynaksız, sırf bencillikten doğan benim de düşüncem var demekten ibaret olan sözler velevki yanlış da olmasalar insanlığın düşünce tarihinde kilometre taşı olmuş düşüncelerle ayni hakka sahip olabilir mi?

Elbette bu husus önceden belli olmayacağı için herkese sustuğu müddetçe ağzını açmak hakkı verilmiştir. Fakat konuşmaya başladığı andan itibaren “malayani” yahut bin kerre söylenmiş sözleri sıralayanlara verilen hak hemen geri alınmalıdır. Çünkü bunlara”Chronofage” denir: ZAMAN YİYEN, VAKİT ÖLDÜREN. Bunlar insanın, ailenin, toplumun, milletin ve insanlığın ömrünü yiyen güve’lerdir.

Hele suça teşvik mahiyetinde ve klasik ahlakı bozmaya yönelik sözlere, mevcut siyasi ve hukuki düzeni, hiçbir selahiyeti olmadan karalamaya kalkanlara bu hak asla verilmemelidir. Dolmuş motoruna bile parasını almadan adamı bindirmezler, ilkokul diploması olmayı kapıcı bile yapmazlar. Bizde ise her mikrofonu ele geçiren, her kalemi alan, aklına gelen en ters sözden işe koyuluyor. Çünkü maksadı, gerçeği ve doğruyu aramak değil, bu tarz konuşmanın dikkatleri çekeceği hesabındadır.

Buraya kadar olan sözlerim hukuk öncesine aittir. Biliyorum şimdi soracaklardır, Hukukta buna cevaz var mıdır. Evet vardır, cevaz olduğu yerler vardır. Kabaca anlatmak istersem, fevri şekilde adam öldürmek başka, bunu düşünüp, planlayıp öldürmek başkadır ve bu sonuncusunun cezası daha ağırdır. Kanun burada suç öncesi düşünceyi cezalandırmıştır.
Peki bir insanı öldürmeyi düşünmek cezalandırılıyor da bir milleti ve bir vatanı öldürmek isteyen düşünceler cezalandırılmaz mı?

Bu konuda örnek tehlike suçları vardır. Bunda da kanun doğruyu düşünmemeyi cezalandırmıştır. Vatana ihanet suçları, son zamanlarda bazı trafik suçları gibi.

Esasen hiçbir hususta yüzde yüzü aramamak gerektir. Hukukta istisna hatta istisnanın istisnası vardır. Olaylar öyle insan müfekkiresinin içine sığacak küçük veyahut insan müfekkiresi her şeyi kapsayacak kadar büyük değildir.

Düşünce hürriyetinden istifade etmemesi gereken fikirler iki türlüdür. Birincisi bilimsel kılık giydirilmiş propaganda, diğeri, seviyesiz, ağızlarda sakız olmuş sözler.

Bunların ne zararı var denecek?

Bir düşünsenize on yılı aşkın televizyonlarda, radyolarda akademik unvanlı veya kerameti kendinden menkul kişiler İlahiyattan siyasiyata kadar her şeyde neler söylediler, birbirleri ile nasıl uğraştılar. Ne fetvalar verdiler. Ne düşünceler ileri sürdüler? Netice ne oldu? Ülkemiz, on yıldır düşünce bakımından seviye kaybetti.

Yukarıya aldığım hikmetli sözün sahibinin ismini unuttum.Ama ne kadar gerçek olduğunu unutmadım. Çünkü ülkemde son yıllarda Medyada, Siyaset meydanında bu faciaya şahit olmanın ıstırabını yaşadım.

Düşünce başka, yaygara başkadır… Yaygaraya prim vermek, has düşünce sahibine yakışmaz. Düşüncenin mübarek şemsiyesi altına sığınmak isteyen kötü düşüncelerin hepsini elbette hukuk yoluyla susturmak mümkün değildir.Ama bir ülkeden, iyiyi kötüden ayıran kişilerin miktarını çoğaltmak kafidir. Bunun da yolu, hiç olmazsa saçmalıkları ve kötü niyetleri belli olan kişilerin elinden mikrofonların. Kürsülerin, sütunların usuletle ve suhuletle, yani bunlar, tezyif edilerek, dinlenmeyerek, barış yoluyla susturulmalarıdır.

Öyle olmalı ki, insanın şerefi olan düşünce güneşi parlasın.

 21.02.2008



Bu yazı 629 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 16 Eylül 2008 Affet Beni Şerif
    • 28 Temmuz 2008 PKK Savaşı
    • 30 Haziran 2008 Selâm! Selâm!
    • 19 Nisan 2008 Sarkozy’nin Irkçılığı
    • 13 Nisan 2008 En Büyük Suç, Düşünce Suçudur
    • 16 Mart 2008 Lapulapu
    • 11 Mart 2008 Sıvas Metropoliti
    • 16 Şubat 2008 Bayan filozofun çıplak resmi

    Yazarlar

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    6,747 µs