En Sıcak Konular

Aziz Dolu

Atabey
Aziz Dolu
2 Ekim 2012

Deli Gömlekleri



Temeline toprak, duvarına tuğla, çatısına demir, kapısına çelik olmaya gönül verdiğimiz Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin bu yıl seksen üçüncü kuruluş yıldönümü kutlandı. Seksen üç yıllık süre zarfında birçok badireler atlatan, evladım dediklerinden ihanet; dostum dediklerinden kahpelik gören genç cumhuriyetimiz yine de yoluna devam etmektedir.

 

Son yıllarda, sonu 'izm' ile biten çeşitli düşünce akımlarının ikliminde yaşayan bir takım entel-dantel çevreler “Ulus Devletlerin miyâdı doluyor.”, Türkiye bir mozaiktir.”, “Türkiye’nin temel sorunu demokratikleşmedir.” gibi etnik özürlü olmaları ile de ilişkilendirilebilecek görüşler ortaya atmaktadırlar.

 

Gelin şimdi devletin varlığını, ülkenin bütünlüğünü sorgulamaya; milletin huzurunu bozmaya yönelik eylemleri bile 'düşünce özgürlüğünü sonuna kadar kullanmak' olarak tanımlayan bu 'izm'cilerin iyi niyetli olduklarını varsayalım. İyi niyetle yahut kitleleri etkilemek amacıyla söylenmiş olan 'halkların kardeşliği', 'inanç birliği', 'küreselleşen dünya' gibi söylemler yine de izm’lere vitrin süsü olmaktan öteye geçememektedir.

 

Aklı başında bir insanın vitrin süsüne tav olmak gibi bir hataya düşme lüksü yoktur. Asıl olan görüntü değil, özdür. İşin özü, işin aslıdır. Sorarım size, bir Sultan Galiyev vakası vitrinin gerisinde bütün çıplaklığı ile dururken hangi halkların kardeşliğinden bahsedebilirsiniz ki? Ya da Filistin Kurtuluş Örgütü’nün, Bekaa’daki kamplarında PKK’nın (Partiya Kalkaren Kurdiya) yıllarca silahlı eğitim aldığını bile bile hangi İslâm Birliğini kuracaksınız? Dahası bir Lübnan faciası hafızalarınızda canlılığını korurken hangi küreselleşmeden; hangi demokrasiden, ortak değerlerden bahsedeceksiniz?

 

Lübnan demişken, Sayın Bülent Arınç Bey’in, Ermeni Soykırımı safsatasını millî meclislerinde (parlemento) tanıyan ülkelere kınama mektubu gönderdiğini; o ülkelerden birinin de Lübnan olduğunu biliyor musunuz? Ya tanıyan diğer ülkeleri? O ülkelere karşı nasıl bir tepki gösteriyorsunuz? Mesela o ülkelerin ürettiği malları almayarak; o ülkelere karşı, kendi çapınızda ekonomik yaptırım uyguluyor musunuz?

 

Efendiler devlet olmak millet olmaktan geçer. Vitrin önlerinde durup, olmayacak hayallere dalmak akıl kârı değildir. Devlet yönetimi duygusallığı, boş hayalleri kaldırmaz. İşler akıl ve mantıkla yürütülür. Devletler arasında dostluk, kardeşlik masallarından ziyade; ulusal çıkarlar konuşulur. Bunun aksini iddia etmek ise en nazik ifadeyle safdilliktir. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin ise safdillerle değil aklıselimlere ihtiyacı vardır.

 

Toplumbiliminin (sosyoloji) kurucusu İbn-i Haldun, Mukaddime adlı dünyaca ünlü eserinde; aşiret yapısını koruyan ya da kozmopolit (karma, toplama) özellik gösteren toplumların hiçbir zaman güçlü bir devlet, görkemli bir medeniyet kuramayacaklarını, kursalar bile uzun ömürlü olamayacağını belirtmektedir. İbn-i Haldun’a göre gelecek (istikbal), millet olma özelliği kazanmış toplumlarındır.

 

Toplumbiliminin (sosyoloji ) verilerine dayanarak diyebiliriz ki, dünya ne işçi ile işveren arasında ne de papazla kral arasında pay edilmeyi kaldırabilir. Bugün insanlığın karşı karşıya kaldığı birçok sorunun temelinde bu tutarsız pay etme düşüncesinin yattığı da bir gerçektir.   

 

Tek kurşun atmadan, bir gecede ortadan kaybolan (!) Irak ordusu; işgal güçlerini çiçeklerle karşılayan Irak halkı, bizlere on dört asır öncesinden bir uyarıydı belki de. Ama İsrail askerlerine çay-kahve ikramı (service) yapan subayı ile; güneyi yakılıp yıkılırken, eğlence kulüplerinde sabahlayan kuzeyi ile Lübnan bize gösterdi ki masa başında kurulmuş mozaik devletlerin ömrü de gücü de sınırlıdır. İzm’ciler, Türkiye’yi ve Türk Milleti’ni mozaik yapmaya çalışırken bunları da bir düşünmelidir. Ayrıca Türk Milleti mozaik olmadığını Kurtuluş Savaşı ile dünya âleme göstermiştir zaten.

 

Gölgesi yeryüzüne düştüğünden beri şahlık vazifesini üstlenmiş olan Türk Milletini mat etmek için her türlü yola başvuranların son silahları, mal bulmuş Mağribî gibi sarıldıkları demokratikleşme vurgusu olmuştur. Çünkü Türk Devletinin yumuşak karnını keşfettiklerini sanmışlardır. Demokratikleşme adına verilen onca tavize rağmen, ne Avrupalıların ikiyüzlülüğü sona ermiş ne de bölücü terörün önü alınabilmiştir. Hâl böyle olunca, aklıselim insanlar, devlet erkini elinde bulunduranlar kötek faslına geçmeyip, niye tekdirle zaman kaybediyorlar diye sorgular olmuşlardır.

 

Yıllar önce Serik Lisesi’nde öğrenciyken, bir gazetede okuduğumuz, Cumhuriyet rejimiyle ilgili söyleşi (röportaj) dikkatimizi çekmişti. Söyleşide, adını hatırlamadığımız bir şahıs “Cumhuriyetçi olmadan, Cumhuriyete kavuştuk. Bu yüzden belki de değerini bilmiyoruz.” diyordu. Zira o yıllar oyların bir kilo pirince gittiği, insanların kime oy verdiğini bile bilmediği bir dönemdi. Ya bugün dağdaki satılmışlar bir yana, ovadaki şımartılmışlara ne demeli? Bunlar da cumhuriyetin, demokrasinin nimetlerinden faydalanarak, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni yıkmaya, bölmeye çalışmıyorlar mı? İpekli boyun bağları (kravat) ile yetinmeyip, yağlı urganlara susayan bu insanlara ne diyeceksiniz?

 

Cumhuriyetçiyim, Milliyetçiyim, Devletçiyim… diyorsanız, kısacası Atatürkçü iseniz, Türk Milletinin oyunla oynaşla uyuşturulamayacak, gündelik işlerle telâşlandırılamayacak kadar büyük bir millet olduğunu da bilirsiniz. Dün Komünizm, Dadaizm diyenlerin iflâh olmadığını bile bile, bugün de Kapitalizm, Pandaizm (Âcizane Çinciliğe, Çin hayranlığına verdiğimiz addır.) demenin bir anlamanın olamayacağını tahmin edebilirisiniz. Yönünüzü Alpaslan’a, Abdülhamit’e, Atatürk’e dönersiniz. Zira eninde sonunda tarihin görkemli sayfaları geleceğe taşınacak ve dünya yine bu milletin işaret parmağının ucunda dönecektir. Bunun yolu da 'izm' değerlerinden değil, 'bizim' değerlerimizden geçmektedir. Ülkeyi, Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesine çevirmenin bir anlamı ve gereği yoktur canlar. Zira büyük düşünürümüz Cemil Meriç Bey’in de dediği gibi “İzm’ler idrakimize giydirilmiş deli gömlekleridir.” Sizce de öyle değil mi? Serik-Kasım 2006

                                                                                                 

 Aziz Dolu Atabey

http://azizdolu.blogcu.com/ 

 http://www.facebook.com/groups/azizdolu/

 



Bu yazı 562 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 16 Temmuz 2017 Ömer Halisdemir
    • 5 Temmuz 2017 Musul; Nureddin Zengi'nin Yadig
    • 23 Mayıs 2017 Ra, Rab, Tanrı ve Türkler
    • 7 Mart 2017 Türkiyeyi Ve Dünyayı Anlamak
    • 14 Ocak 2017 Rainadan, Radikalizme
    • 1 Ocak 2017 İslam, İslamcılar ve Anarşizm
    • 22 Aralık 2016 Kurt Ulur, Vatan Kurtulur
    • 7 Aralık 2016 Şangay Bilmem Ne Kaçlısı
    • 20 Kasım 2016 Başkanlık Tartışmaları
    • 20 Kasım 2016 Fıratın İki Yakasını Bir Araya Getirmek
    • 7 Ekim 2016 Bir Meşrep Olarak Alevilik
    • 22 Eylül 2016 Piruz Dilenci; Güney Azerbaycanın Özgürlük Ateşini Harlayan Adam
    • 11 Eylül 2016 Bu da oldu; Atatürkün resmine sansür
    • 31 Ağustos 2016 Yüksekova İl Olmalı
    • 18 Ağustos 2016 Yapılandırma Ayarlarına Dönüş
    • 8 Temmuz 2016 Atatürk Türkiyesinden, Humeyninin İranına
    • 2 Temmuz 2016 Akıl ile vicdanın hasbıhali
    • 2 Temmuz 2016 Almanların Maskarası, Çerkezlerin Yüzkarası
    • 29 Mayıs 2016 Bir, Üç, Beş
    • 23 Mayıs 2016 Otizmliler, ille de AKP diyormuş

    Yazarlar

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    6,801 µs