En Sıcak Konular

Ahmet Kabaklı
Şeyhül Muharririn Unutulmayan Yazılar
Ahmet Kabaklı
1 Ocak 1990

Atatürk'ü Atatürkçü'lerden kurtarmak



Temellerin Duruşması"na ikinci cilt olarak, inşallah, gelecek yıl, "Atatürk ve Atatürkçüler" kitabımda, bunların Gazi Mustafa Kemal Paşa'yı ne hale getirdiklerini yazacagim. Hala ne kadar çok kusur, çıkarcılık ve hatalar varsa, onu "Atatürkçülük" pasaportu ile geçiriyorlar. Millete her türlü zülüm ve soygun, bu Milli Mücadele basbuğunun adı kullanılarak yapılıyor.

En son gelişmelerden birisi : Atatürk'ün bagımsızlık ve kurtulus prensibinin adı olan "Misak-i milli" kendilerini "Atatürk Cumhuriyeti"ni kurdu diye afişleyen ve "Atatürk tarafindan kurul-duğu" bilinen CHP tarafindan inkar ediliyor. Yurdun bölünmez bütünlüğü için şehit olan asker ve polis evlatlarımız, CHP'li bakanlar tarafindan "Yargısız infaz" yani kaatillik yapiyor diyerek onursuzca suçlanıyor.

Laikliğin cılkını çıkardıktan sonra Atatürk'e mal ediyorlar. İSKİ hırsızlarının, Doğu'da devlet malını PKK'ya hortumlayan aşağılık kaçakçıların... PKK'nın ve terörün varliğından milyarlar vuran haşarat ve hezele'nin hepsi Atatürkçü rolüne soyunarak, hırsızlık ve katilliklerini fiilen meşru (yasal) hale koyuyorlar. Onun için tekrar tekrar söylüyorum.

Atatürk'ü "Atatürkçü"lerden kurtarmak gerektir. Zira, bölücülere, hayinlere, sömiürgeci usaği yazarlara, bakanlara, yöneticilere, partizanlara karşı yine de en büyük gürzün Atatürk olduğunu düşünebiliriz.

O'nu haksız yere sahiplenmeğe kalkan soyguncu takımımın maskesini o zaman daha kolay yırtanz.

Müsaadenizle, yeni Atatürkçülük örnekleri verecektim. Ama, en sunturlu bir tanesi, O'nu istismar eden grubun, tıynet ve seviyesini göstermeğe yeter. Onu bir "resmi put" haline getirerek laikliğine ve insanlığına da nasil gölge diüşürdükleri buradan anlaşılır. Geçen gün, bir gazetenin manşetinde görülmüştür:

Efendim, MGK mudur, DG Mahkemesi midir, iste öyle bir binanın karşısıns elli milyara mi neye mal olan bir Atatürk heykeli yapmışlar. Gel gör ki "Atatürkçüler" onu da beğenmeyip tepinerek iki defa değistirmişler. Birinde, "Atatürk'ün avucu yukarıya açıkmış."Aman! Atatürk dua ediyor sanırlar" diye kıyamet koparmışlar. Başka bir sefer "eli boş" kalmış da: "Hiç Atatürk'ün eli boş kalır mıymış" diye kızmıslar. Herhalde son, duruşunun "yarım sola dönük" kalmasında fayda görmüşler. Her defasında milyarlar ve kayırılan kişiler...

Ama, yine de geçen zamana şükür ve maşaallahlı demokrasiye merhaba ! Çünkü, bildiginiz gibi 1971-80'lerin modasi: "Ata"nın üçte iki boy heykelini, denizden alırlardı.Beş on subay, onu kol ve bacaklarından tutarak,"Samsun'a çıktığı yerden" meydanda bekleyen vali ve komutanlara kadar taşırlardı. Bu sefer, heykeli bu yüksek erkan devralır selam üzre taşırlardı. Ben o yıllardaki bir çok yazımda, Atatürk'ü ve onu taşıyanları gülünç etmeğe kalkan bu densizlikleri, "Büst gezdirme ayini" diye yazardım. Küplere binerlerdi.

Boyle yapa yapa Ata'yı bilmem kaçıncı Cumhuriyetçi'lerin diline düşürdüler. Anlı şanlı Prof'lar, Particiler, sanki bir "yatır"mış gibi laikliğine toz kondurmadıkları Atatürk'ün kabrini şikayet ve sığınma "sandukası" gibi kullandılar. Her sahtekarlıklarını, onu kullanarak yaptılar. "Bunları yapmayın, etmeyin, yazıktır, Atatürk'ü, gençlerin ve milletin gözünden düşürüyorsunuz" diye yazdıkça da, bize diş bilerlerdi. O darbe yıllarında bizi askerlere gammazlar, mahkeme mahkeme gezdirirlerdi.

Okuduğuma göre: "Millli Eğitim'de Atatürkçülük reformu" yapılacakmış.Ne demek o? Atatürk'ün hayatı, her sınıfta uçer defa ezberletilmeyecekmiş... Fizik derslerinde de artık onun "yaşam öyküsü" değil de "ilkeleri" okutulacakmış.. Sakın bu reformu (!) da "heykelin eli" macerasına döndürmesinler ! Asil reform onu "Atatürkçü yobazlardan" kurtarmakla olur. Akıl yolunda çağdaş bir devlete kavuşmak isteyenler bıraksınlar Ata'nın yakasını.

19 Ağustos 1995,Türkiye Gazetesi



Bu yazı 1,858 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 27 Mart 2019 İslamofobi, Terör ve Türkiye
    • 27 Temmuz 2011 Hem suçlu hem güçlü (ABD’yi uyarmak)
    • 5 Mart 2011 Üç hayalperest millet
    • 22 Aralık 2010 Soykırımda dünya birincisi Amerika
    • 9 Kasım 2010 Gösterişsiz Allah adamı
    • 4 Kasım 2010 Ömer Öztürkmen’den selam
    • 20 Haziran 2008 Damda Deve Aranır mı?
    • 3 Nisan 2008 Dünden Bugüne Milliyetçilik
    • 29 Şubat 2008 Atatürk'ü Atatürkçü'lerden kurtarmak
    • 23 Eylül 2007 Atatürk'ün Gerçeğini Bulmak
    • 29 Şubat 2000 Sömürgeci Batı’nın Türk-İslam Düşmanlığı
    • 1 Ocak 1990 IRTICA...

    Yazarlar

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    10,105 µs