En Sıcak Konular

Üzeyir Lokman Çaycı

Varoluş Üçgeni
Üzeyir Lokman Çaycı
16 Temmuz 2012

Ödül alma sebepleri



Hak edilmeyen ödül, küçük düşürülmenin ve aşağılanmanın bir işaretidir !
 
Burada onlara verilen birkaç ödülden bahsedeceğim.
¤  Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Crans Montana Forumu'nun layık gördüğü Barış Ödülü'nü Belçika Prensesi Astrid'in elinden aldı. (27.06.2009)
¤ Recep Tayyip Erdoğan'a « Kral Faysal Uluslar Arası Ödülü » verildi (09.03.2010)
¤ Lübnan Başbakanı Refik Hariri adına konan « Birleşmiş Milletler Habitat Ödülü » bu yıl Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a verildi (02.03.2010)
¤ Abdullah Gül'e Chatham House barış ödülü verildi (19.03.2010)
¤ Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a, "Kaddafi İnsan Hakları" Ödülü verildi. Erdoğan, Radison Sas Oteli'nde gerçekleştirilen ödül töreninde yaptığı konuşmada, "Kaddafi İnsan Hakları Ödülü"nü almaktan büyük memnuniyet duyduğu ifade etti. 1989 yılından bu yana her sene dünyanın dört bir yanından çeşitli şahsiyet, grup ve kuruluşlara verilen "Kaddafi İnsan Hakları Ödülü"ne bu yıl kendisinin layık görülmüş olmasından dolayı Uluslararası Komiteye de şükranlarını sunan Başbakan Erdoğan, şunları söyledi: "Şahsımdan ziyade, ülkem ve milletim adına teslim aldığım bu ödülün, bölgesel ve küresel ölçekte, insan hakları noktasındaki mücadelemizi teşvik edeceğinden emin olabilirsiniz. Bu vesileyle bölgesel ve küresel ölçekte işbirliğinin geliştirilmesi yönünde gösterdiği gayretlerden ötürü Libya Lideri Muammer Kaddafi'ye şükran ve takdirlerimi ifade etmek isterim. (CNN TÜRK,  30.11.2010)

Evet bu ödül sonradan onun insan hakları noktasındaki mücadelesini teşvik etti ve bu ödül çabuk unutuldu, ayrıca ödül verenin hayatına son verecek girişimlere de öncülük yaptırdı.

Kendi ülkelerinde barışı sağlayamayanlara barış ödülleri veriliyor !

 «Önce altımızı oyuyorlar sonra madalya takıyorlar» başlıklı haber «Dost maskesi, Finlandiya ve İngiltere'den sonra bu kez Hollanda'da.
AKP'nin balık hafızalı siyasetinin Türkiye'yi düşürdüğü son nokta... İktidarı döneminde üniter devlet, tek bayrak ve tek dili tartışmaya açan AKP, dünü anında unutan dış politikasıyla PKK'ya yardım ve yataklık eden ülkelerin verdiği devlet nişanı ve madalyalara kavuşuyor. Finlandiya ve İngiltere'nin ardından bu kez de bölücülüğe kucak açan ilk ülke olan Hollanda'dan gelen nişan muhalefeti isyan ettirdi.» ifadeleri 18.04.2012 tarihli Yeniçağ Gazetesi'nde yer aldı.
 
03 Haziran 2010 tarihli Yeniçağ Gazetesi'ndeki köşesindeki Sabahattin Önkibar'ın «Önce Yahudi cesaret madalyasını iade et Recep Bey!» başlıklı yazısına dikkatlerinizi çekiyorum. Bakın ne diyor : «Yahudi madalyası deyip geçmeyin; bu öyle sıradan bir şey değil. 104 yıldır sadece 10 kişiye verilmiş, Recep Bey 11. isim! Bugüne kadar madalyayı alanların tamamı Musevi önder, tek istisna Recep Bey!.. Niye acaba? Peki kim mi veriyor bu madalyayı! Siyonizmin Peygamberi Theodore Herzl'ın 1906'da kurduğu AJC (ABD) Yahudi Kongresi. Bu örgütün kuruluş amacı ve misyonunu mu sordunuz! Siyonizmi dünyaya hakim kılmak. İşte bu örgüt Yahudilere üstün hizmetlerinden ötürü tarihinde ilk defa Yahudi olmayan bir isme yani Recep Tayyip Erdoğan'a böyle bir şerefi (!) bahşediyor! Dikkat edin, İsrail'in 1948'deki kuruluşuna omuz veren ABD ve İngiliz devlet adamlarına bile verilmeyen bu madalya Recep Bey'e layık görülüyor! Tekrar tekrar dikkatinize sunuyorum; Dünyayı yönettikleri söylenen bu Yahudiler salak mıdır ki, gençliğini Siyonizme küfürle geçiren Recep Bey'e durduk yerde böyle bir ödülü versin!»
 
Sadi Somuncuoğlu ise Yeniçağ Gazetesi'nde yer alan 13.11.2010 tarihli ve  8 yıllık «AKP döneminde "ödül" rekoru» başlıklı yazısında :  «Bilindiği üzere, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'e Kraliçe 2. Elizabeth tarafından iki defa ödül verildi. Birincisi 15 Mayıs 2008'de takılan  "Büyük Şövalye/Büyük Haç"  nişanı, ikincisi ise 9 Kasım 2010'da Kraliyet Uluslararası İlişkiler Enstitüsü'nün (CFR'nin ikiz kardeşi olarak biliniyor) «Chatham House  "Yılın Devlet Adamı"  kristal ödülüydü».
Her iki olayla ilgili olarak kamuoyumuza Yeniçağ ve bir kısım basında sınırlı da olsa bazı bilgiler verilmişti. Bu anlamlı iki ödülün niçin verildiğine dair açıklanan gerekçelere dikkat çekmek ve okuyucularımıza birkaç soru yöneltmek istiyoruz.
"Büyük Şövalye Nişanı" ; İngiltere'ye önemli hizmetler yapmış, adeta  "adanmış kişilere"  takılıyor. Nişan üç kraliyet tacı ile  "üzerinde güneş batmayan İmparatorluk"  işaretini taşıyan güneş sembollerinden oluşmaktadır. "Yılın Devlet Adamı Kristal Ödülü"  verilmesinin gerekçesi ise, daha ayrıntılı ve uzun bir listeye dayanıyor (....) »
 
Yani hiçbir ödül sebepsiz ve boş yere verilmiyor. Bu güçler kendilerine ödül verilecekleri ABD'nin, Türkiye'yi de içine alan Ortadoğu'yu parçalama ve bölme projesi BOP'a eşbaşkanlık yapanları, bu projeye hiç tereddüt duymadan destek çıkanları, Türkiye'yi dönüştürmek isteyenlerin içlerinden seçmeleri ise oldukça düşündürücüdür. Türkiye'de Türk Milleti huzurlu değil, AKP hükümeti nereye el attıysa orayı çökertti. İnsan haklarına, insan onuruna saygı gösterildiğini söylemek de hiç mümkün değil. Adalet tartışmalı hâle dönüştürüldü. Türk Ordusu'nun karada, havada, denizde  güvenliği sağlayacak komuta kademesi çökertildi. Ordunun en üst düzeydeki bütün komutanları terörist diye tutuklandılar. Psikolojik harp vasıtalarının her çeşiti rahat rahat, hiç kimsenin engel olamayacağı biçimde AKP yöneticileri tarafından kullanılarak uygulanıyor.
 
Her kötülük, her olumsuzluk sizin ellerinizle şekilleniyor!
 
Türkiye kuşatma altında... ABD'nin Türkiye üzerinde yüzlerce askerî üssü var. Türk Ordusu'nu onlar şekillendiriyorlar. Türkiye karada, denizde, havada güvende değil... Boğazlarınızda, limanlarınızda, Karadeniz, Marmara, Ege, Akdeniz'de ve bütün kıyı şehirlerimizde, ülkenize her an için yapılabilecek tehlikelerle karşı karşıyasınız! Ölen çocuklarınıza artık şehit diyemeyeceğiniz, zihin, algı ve gaflet yapılanmasına girdiniz. Kur'an hükümlerine göre namazlarınız, niyazlarınız dahi geçerli olmayacak. Çünkü hür ve özgür olduğunuz artık tartışmalı halde.  Her an için şirke, günaha girebilecek bir kâlp şekillenmesi içerisinde ellerinizle açtığınız, oylarınızla seçtiğiniz, alkışlarınızla desteklediğiniz, gafletlerinizle ürettiğiniz problemlere, ölümlere, kargaşalıklara, bunalımlara kader diye geçiştirme noktasına itileceksiniz.
İddia edildiği gibi değil, amaç Türk ordusunu etkisizleştirmek : Bu sebeple casusluk suçlamalarıyla stratejik askeri bölgelere girilerek önemli bilgiler sorgulama bahanesiyle ayaklar altına düşürülüyor!
 
Ödüller emperyalistlerin emellerine hizmet edenlere veriliyor!
 
Bütün bunlara rağmen bu olumsuzluklara sebep olanlara «ödül verenlerin mutlaka bir maksatları olmalı!» diye düşünülmüyor!
En büyük ödül önce ALLAH'a (C.C.) kul olabilmek... Sonra Türk Milletinin kalplerinde, duygularında yer alacak şekilde hizmet yapanların manen aldıkları sevgi ödülleridir. Halbuki bunlar halktan korktukları ve koptukları için koruma ordularıyla halkın karşısına çıkabiliyorlar! Halktan korkanlar ise, tebessüm, saygı dahil, verilen hiçbir ödüle lâyık değillerdir.
 
Kendilerine verilen ödülleri reddeden onurlu insanlardan ders almak
 
1973 yılında Baba, The Godfather filmi ile 45.Oscar ödülüne layık görülen Marlon Brando ödülünü sinema sektörünün Kızılderililere karşı tutumunu protesto ederek reddetti.
 
Adı Le Duc Tho.... Vietnamlı politikacı, devrimci, general ve diplomat.. 1973 yılında Vietnam barışına yaptığı katkıdan dolayı ABD Dışişleri Bakanı Henry Kissinger ile birlikte Nobel barış ödülüne layık görüldü. Ama o ödülü reddetti ve almaya gitmedi.
 
RUSYA'nın Petersburg kentinde yaşayan 44 yaşındaki matematikçi Dr. Grigory Perelman'ın, 100 yıllık matematik problemini çözdüğü için verilen 1 milyon dolarlık ödülü elinin tersiyle itmesi ham ruhlara ders vermelidir.
23.03.2010 tarihli Yeniçağ Gazetesi'nde yer alan «para beni ilgilendirmiyor» diyen bilim adamıyla ilgili ifadelere bakın :
Karafatmaların istila ettiği küçük bir dairede oturan Perelman, gazetecilere kapı aralığından yaptığı açıklamada, parayı istemediğini belirterek, "Ben istediğimi aldım" dedi. 
ABD'deki Clay Mathematics Institute'nün, matematikçilerin kafasını yüzyıldır yoran Poincare Varsayımı problemini çözdüğü için ödüle layık görülen Perelman, 4 yıl önce de Uluslararası Matematik Birliği tarafından problemi çözdüğü için verilen ödülü, "Para, ün beni ilgilendirmiyor. Hayvanat bahçesindeki bir hayvan gibi sergilenmek istemiyorum" diyerek reddetmişti.
 
İçinde bulunduğumuz senenin başında Bosna-Hersek'in Banya Luka Başmüftüsü Edhem Çamciç de Sırp entitesinin Başkanı Milorad Dodik'in vereceği ödülü reddetti.
 
Yine içinde bulunduğumuz senenin başında Rusya'da yaşayan  Oscar ödüllü Azeri asıllı ünlü yönetmen Rüstem İbrahimbeyov,  Fransa'nın "inkar yasasına" tepki olarak Fransız Sanat Ödülü'nü reddetti.
 
Yapmadıkları işler
 
Sanat eseri üretmiyorlar, bilimsel çalışmaları yok, edebî roman, öykü, araştırma eserleri de yok…Dünya insanına ve Türk Milletine mutluluk, refah, huzur ve barış getirecek, insanları birbirleriyle kaynaştıracak projelere de öncülük yapmıyorlar.
 
Yaptıkları işler
 
Türkiye Cumhuriyeti Devletini oluşturan manevi bağları eritmek veya koparamak : Dil birliğini ortadan kaldırmak… Dinî kullanarak, İslâm'a aykırı bir şekilde hareket etmek, Haçlı seferlerine övgüler yağdırmak, milleti veya milletleri birbirlerine düşürmek. Mezhep, kültür ve etnik kışkırtıcılık yapmak…
 
Kendi emirlerinde omuz omuza çalışan Genel Kurmay Başkanı seviyesindeki asil komutanlara terörist damgası vurarak tutuklatmak ! Türk Silahlı Kuvvetleri mensuplarını, akla gelmeyecek, ahlâka sığmayacak yöntem, usul ve seviyede dünyaya rezil etmek ve küçük düşürmek…
 
Amerika öldürüyor, onlar amerika öldürdükçe duaları ile destek oluyorlar… Bu da yetmiyor, daha fazla Müslüman kanı akıtmaları için  ülke topraklarını hizmetlerine amade ederek, yeraltı zenginliklerini «maden arama bahanesiyle bölge halklarını çeşitli şekillerde zehirleyerek», «sağlıklarıyla, hayatlarıyla oynayarak» peşkeş çekerek emperyalizme, sömürücü güçlere hizmet ediyorlar…
 
Sadece 2008`deki tren kazalarında Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları (TCDD) istatistiklerine göre,  meydana gelen 386 kazada,
Türkiye'de 111 kişi öldü. Yani AKP yöneticileri Trürkiye'yi iyi yönetemiyorlar!
 
Kendi memurunun hakettiği emekli maaşını «bizi eleştiriyor, bize karşı» diye üç yıl geçmesine rağmen vermemekte direnenen bir anlayışa, hukuksuzluğa, kul ve insan haklarına saygılı olmayan bir zihniyete sahipler !
Kendi halklarıyla, kurumlarıyla, komşu ülkelerle kavgalı bir iktidarın yaptığı iki iş var : Biri satmak, diğeri hukuksuzluk…
 
Emperyalist ve işgalci güçlere eşbaşkan olanlarda vefa, dostluk, din, iman ve merhamet yoktur !
 
Amerika, işgal ve yeraltı zenginliklerini ele geçirmek için uzaklardan gelerek %99'ü sivil ; masum, günahsız, 2 milyon Müslüman'ı Irak'ta katlettiği zaman bu eylemlerin veya cinayetlerin adı barış ve demokrasi mücadelesi oldu…  Ama Beşar Esad kendi ülkesini savunduğu, dışarıda beslenen teröristlere karşı ülkesini koruduğu zaman diktatör ilân edildi.
 
İşte bir zamanlar kol kola girdiği, ellerinden ödül aldığı Muammer Kaddafi ve Beşar Esad'a karşı Recep Tayyip Erdoğan'ın dün ya da bugün sergiledikleri ortada. Dün birbirleriyle dost idiler, aralarından su sızmıyordu. Onların ellerinden ödül almaktan onur duyduğunu açıkladı. Bugün Recep Tayyip Erdoğan onların hayatlarıyla, gelecekleriyle, onurlarıyla oynama noktasına girdi. Ne demiştim ? : Emperyalist ve işgalci güçlere eşbaşkan olanlarda,  vefa,  dostluk, din, iman ve merhamet yoktur !
Suriye ile yapılan mücadeleler aslında Türkiye'yi bitirme ve parçalama mücadeleleridir, bu konu henüz toplumumuz tarafından farkedilmedi.
 
Bir konu daha var : Muammer Kaddafi ve Beşar Esad'la Recep Tayyip Erdoğan dost iken bu ilişkilere Amerika hiç sesini çıkartmamıştı! Daha sonra BOP çerçevesince Recep Tayyip Erdoğan'ı bunlarla mücadeleye sevkedildiği zaman da ha bire şöyle yap, böyle yap diye emirler yağdırıldı. Yani Amerika Türkiye Cumhuriyeti Devletini aşağılayıcı yöntemler uyguladığını, kendi seçtiği Recep Tayyip Erdoğan'a çift kişilik gösterterek dünyaya duyurdu. Bu bir emperyalist stratejiydi : Bir taraftan aşağılamak, diğer taraftan da Müslüman'ı Müslüman'a kırdırtmak!...
 
ALLAH (C.C.) aşkına biriniz ortaya çıkın da bunların yalan, asılsız olduğunu kanıtlayacak bir - iki açıklama yapın... bu mümkün mü? Asla!
Muammer Kaddafi'nin akıbetini gördünüz...
Suriye'ye karşı oluşturulan devşirme teröristleri silahlandıranlar, ülkemizde besleyenler, Suriye'de çoluk çocuk demeden hunharca, sinsice Müslüman avcılığı yaptırtanlar kimler? Besledikleri teröristler masum insanları katlettikçe, dünyaya Beşar Esat kendi halkını öldürüyor diye yaygarayı koparıyorlar. Sözümü tekrar ediyorum :  Emperyalist ve işgalci güçlere eşbaşkan olanlarda, vefa,  dostluk, din, iman ve merhamet yoktur !
 
AKP yöneticilerinin ve demokrasiden bahseden  Arap ülkelerinin yapacakları tek iş var : Dağıtın Türkiye'de barındırdığınız teröristleri, onları beslemekten, silahlandırmaktan vazgeçin... ondan sonra seyredin Suriye'de tek bir cinayet işlenecek mi?
 
Arap ülkelerinden bahsetmişken Katar'da Suudi Arabistan gibi Arap ülkelerinde  yaşanan insanlık dışı uygulamalara bakın. Müslüman ve iffetli  kadınların başlarına sudan sebeplerle toplu iğne ve raptiye batıran, at gibi kırbaçlatan bu ülkelerin demokrasiden bahsetmeye hiç hakları var mı?
 
Bırakalım oraları da biz Türkiye'ye bakalım : Türkiye'de demokrasi var mı? Birkaç gün önce Fransa'da Le Monde Gazetesi'ne Türkiye ile ilgili açıklama yapan 50 Batılı aydın gazetecinin feryatlarını işittiniz mi? Dünyada tutuklu gazetecilerin sayısı 157... Bunun 103'ü ise Türkiye'de tutuklu... Bu feryatlar Türkiye'de demokrasinin AKP eliyle katledildiğinin bir ifadesidir.
Recep Tayyip Erdoğan'ın karşısında ayağa kalkmadığı için insan onuru, adalet, hukuk çiğnenerek, keyfi bir şekilde insanlar uzun süre tutuklanmaktadırlar! Ki «bu onurlu subayın o hareketi» sonradan kendisine yaşatılanlarla anlamlı ve yerinde bir karar olduğunu tescillemiştir. Nefsi davranan, hukuksuzluğu kendilerine strateji haline getirmiş insanların karşılarında ayağa kalkmanın, saygılı olmanın Türk Silahlı Kuvvetleri mensupları olarak, rütbelerine, görevlerine, onurlarına ve kişiliklerine leke süreceğini önceden kavramış bir general olarak tarihe onun bu hali ışık olarak düşecektir! Kendisini yürekten kutluyoruz.
 
«Ülkene, milletine, tarihine, millî hassasiyetlerine ve Müslümanlara kötülük yap, kahramanlarını, gazetecilerini, yazarlarını, ilim adamlarını, subaylarını cezalandır... okullarını, hastanelerini, mahkemelerini kapat veya sat..., milletini hatıralarından kopart... Peygamberini hutbelerden, tarihî büyüklerini, Atatürk'ü, İsmet İnönü'yü ders kitaplarından çıkart... ülkemizde Ermeni soykırımı oldu diye dayat... Hiçbir şey yapamıyorsan, ülkende yaşatılacak bu olumsuzluklara destek ol...  sonra gel bizden ödülünü al!»
 
Ödül alma, ya da ödül verme yolları bunlar...
Kendileriyle ilgili soruşturma yapan hakim ve savcıları sürerek, görevlerinden alarak, cezalandırarak susturan AKP'li yöneticilerini eleştiren, soruşturan tek bir ödül kurumu (?!) gördünüz mü?
 
Hukukun, adalet müesseselerinin  bu vahim hali, eğitim kurumlarındaki çöküş; sağlık sistemindeki yozlaştırmalar;  denetlenemeyen,  bilim ve teknoloji dışında faaliyet gösteren TOKİ cinayetleri, Recep Tayyip Erdoğan isterse hemen serbest bırakılırlar söylemlerinin televizyonlarda yaygınlaştırıldığı hazin adalet yansımalarının kurgulayıcılarına bu sebeplerden dolayı ödüller veriliyor!
Emperyalist baskılarla oluşturulan bu haller İslam'ın yansıtılması değil, Türkiye'de İslâm'ın gönüllerde tüketilişinin bir resmidir. Çünkü bütün bunlara rağmen gaflet içerisinde, bu anlattıklarımı İslâm'a sığıştırarak AKP'ye ve Recep Tayyip Erdoğan'a hâlâ destek olanlar var!
Acilen gerçekleri ve bize yaşatılanları görün... Titreyin ve kendinize dönün!
 
Ankara, 10.07.2012
  
Selam ve sevgilerimle.
 
Üzeyir Lokman ÇAYCI 
Concepteur industriel - Architecte d'intérieur
İç Mimar – Endüstri Tasarımcısı
55, rue Louise Michel
78711 Mantes la Ville
FRANCE

http://www.artmajeur.com/serap/
 

illustration (Resim) :  Üzeyir Lokman ÇAYCI

 

 



Bu yazı 822 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 11 Mart 2016 Harem Konusu
    • 12 Şubat 2016 Ordu ve siyaset
    • 16 Ocak 2016 Muhalefet partileri nasıl şekillendirildi?
    • 31 Ekim 2015 Seçimler Ve Türkiyemiz
    • 3 Eylül 2015 Tilki
    • 22 Ağustos 2015 Öfkenin Bir Ucu
    • 25 Temmuz 2015 Ah Ahmet Vefik Paşa Ah!
    • 12 Temmuz 2015 AKP'li yöneticilerin suç ve günah işleme özgürlükleri
    • 8 Aralık 2014 Geçmişteki zulüm tezgahı bu kez AKP tarafından kuruldu!
    • 12 Kasım 2014 Eğitim Sisteminin Ve Ahlakın Çürütülmesi İçin
    • 9 Ağustos 2014 Kime oy vereceğiz ?
    • 25 Haziran 2014 Atatürkçesine
    • 20 Ocak 2014 Onu susturun!
    • 20 Aralık 2013 AKP yöneticileri ve dindar gençlik SAFSATALARI
    • 2 Aralık 2013 Aynadaki Adam
    • 19 Kasım 2013 İstanbul
    • 11 Kasım 2013 Atatürk Ve Ayhan Baran
    • 20 Ekim 2013 Evet Tayyip dünya lideri!
    • 30 Ağustos 2013 İstiklali olmayanın istikbali olamaz!
    • 3 Temmuz 2013 Hıyarname

    Yazarlar

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    10,390 µs