En Sıcak Konular

DURMUŞ HOCAOĞLU
Konuk Yazar - Yeniçağ
DURMUŞ HOCAOĞLU
1 Ocak 1990

'İslâmcı-Liberal Koalisyonu' üzerine



Birkaç yazı üstüste analiz etmeye çalıştığım baş örtüsü mevzûunu nihâyete erdirip Vakıflar Kanunu üzerine yazmak niyetindeydim; çünkü hiç bitmeyen dertlerle boğuşan memleketimin başına, İktidâr’ın, baş örtüsü kargaşasından bilistifâde, bu kanunda yapacağı tâdilâtlar ile ocağımıza incir ağacı dikmeye hazırlandığı ap-açık. Ne var ki, İslâmcı aydınlar ile Liberal aydınlar arasında ânîden patlayıveren gerginlik ve Hükûmet’e verilen liberal desteğin kesilmeye yüztutması alâmetlerinin, beni, başörtüsü mes’elesi üzerinden, tekrar, bidâyetinden beri çok ciddiye aldığım  “Müslüman Kozmopolitanizmi” ne avdet etmeye icbâr ettiğini hissettim.
Haberler medyada hayli genişçe mâkes bulduğu için tafsîle hacet yok; kısacası, Liberaller,  “Baş örtüsü”  diye birinci dereceden ehemmiyetli bir dertlerinin olmadığını beyân ederek, öncelikle ve behemehâl halledilmesini gerekli gördükleri “diğer”  mes’elelerin yanında tâlî addettikleri bu mes’eleye ’takılıp kalan’ İktidar’ı samimiyetsizlikle itham etmekte ve bugüne kadar verdikleri desteği çekmeye, köprüleri atmaya hazır olduklarını göstermektedirler. İslâmcı câmiayı almış bir şaşkınlık, bir telâş, bir hüzün, bir hiddet ki tam ibretlik bir manzara; “dini bütün”  (?) münevverler dini noksan kankalarıyla ne yapacaklarını bilemez hâldeler; onları nankörlükle itham ediyorlar - meselâ Ali Bulaç’ın dediği gibi,  “sizi merkezci medyadan kovduklarında biz aldık bağrımıza bastık; şimdi bu yapılır mı?”  filân. Niçin yapılmasın ki ama? Bunun adı siyâset ve bunlar da liberal üstelik.
Neymiş Liberaller’in  “diğer” ve öncelikli mes’eleleri:  “Özgürlük”  denen şeyi sâdece baş örtüsü için değil herkes ve her kesim için savunmak,  “Kürt sorunu” nu ’ivedilikle’ halletmek v.s. Doğrusu kulağa hoş gelmiyor değil, ilk bakışta; ama ilk bakış yanıltıcı olabilir; şöyle, derin bir soluk alarak biraz daha müteemmilâne tefekkür etmekte fayda var. Niçin? Niçini şu: August Ferdinand Bebel (1840-1913),  “Bir burjuva sana yanaşmak isterse ona yakından bir iyice bak. Şâyet bir ay\-dın ise: O vakit bir kat daha yakından!” der; Bebel Türkiye’yi ve Türk(iye) liberallerini tanımış olsaydı, emînim ki, “Şâyet bahse mevzû olan, bir Türk(iye) liberali ise, o vakit iki kat yakından bak”  derdi. Derdi emînim; zîra, dünyada belki de en güvenilmez aydın (?) - “entellektüel” değil - zümresi bunlardır da ondan ve bu da, kendileri de pek bir matah olmayan İslâmcıların ilk teşhis hatâsı: Liberalizm’in bir haysiyeti var muhteremler; ’bizim’ (?) liberallerimizin ezici çoğunluğu liberal filân değil, mühimce bir kısmı  “dönme Marksist”  ve dahi Marksizm’den dönmek diye birşey yoktur ve yine dahi, ezkazâ ’dönmüş’ise de,  “liberal”  olamaz, olsa-olsa, ancak  “libertaryen”  olur; diğer bir kısmı da ABD’nin veya AB’nin maaşlı memuru gibi çalışan birtakım mazanne-i sû erbâbı ve bir başka kesimi ise her gücün önünde eğilen lâstik omurgalı yumuşakçagiller sınıfından kimesneler. İkinci hatâ da, Liberalizm ile Demokrasi’yi eşit ve eşdeğer zannetmek; aralarında yakın bağlar var, ama aynı şey değiller elbet de. Tabiatiyle, demokrasi ile alay eden, demokrasi oportünisti İslâmcı taîfesi için bu detay mühim sayılmaz; sayılmaz ama, pratik kaygusuyla da olsa, detayı ciddiye almak lâzım; çünki işin kökü orada yatmaktadır.
İmdi; hepsi iyi de, o zaman, acaba, niçin ve hangi zorlayıcı sâik, ’İslâmcı’aydınları işbu ’Liberal’ makulesi ile bir ittifak, hattâ bir koalisyon te’sîsine sevketmiş olabilir?
 Neydi İslam “ı yere-göğe koymayan, ’mü’mîn, mu’tekid, muvahhid, musallî’, Muhammed Mustafâ - Selât ve Selam O’na olsun - âşığı, O’nun ism-i şerifi geçtiğinde gözleri dolan, diline rekâket gelen, iki gözü iki çeşme - biraz da abartılı; ’salya-sümük’ gibi de denebilir meselâ - sulu zırtlak ağlayan kardeşlerimizin, çok ciddî bir kesimi - hattâ en mûteber olanları da diyebiliriz - “Allah-Kitap-Peygamber-Kıble tanımaz”, dinsiz-îmansız bu herîf-i nâşerifler ile ortak noktası?..



Bu yazı 285 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 2 Mart 2008 Kara Cuma
    • 29 Şubat 2008 İslâmcılık: Asâletten Zillete: (I)
    • 25 Şubat 2008 Ne Oldu da İslâmcılar Bu Kadar Dejenere Oldu?: II
    • 24 Şubat 2008 Ne Oldu da İslâmcılar Bu Kadar Dejenere Oldu?
    • 22 Şubat 2008 'İslâmcı-Liberal Koalisyonu' üzerine
    • 19 Şubat 2008 'Kültür Savaşı' ve 'Müslüman Kozmopolitanizmi'
    • 18 Şubat 2008 Kültür savaşçıları meydan okuyor

    Yazarlar

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    7,062 µs