En Sıcak Konular

Yavuz Bülent Bakiler
Konuk Yazar-Türkiye
Yavuz Bülent Bakiler
5 Şubat 2012

Yeni Tevfik Fikretlerimiz de var



İslamiyete göre, en büyük günahlardan biri, Allah’a Kur’an’a, Peygambere inanan birini kâfir diye suçlamaktır. Böyle hallerde suçlama geri döner ve suçlayan kimse kâfir durumuna düşer. Bu bakımdan çok dikkatli olmak, dinsizlik, Allahsızlık sıfatını kullanırken, kılı kırk yarmak gerekir. Ben, İslâmın bu güzel, bu doğru ölçüsünü bilerek yazıyorum: Tevfik Fikret, bizim pozitivist şartlarımızın başında geliyor. Yani o, dinsiz, imansız, kitapsız, Allahsız bir şairdir. Bu kanaatte oluşumun sebebi, şunun-bunun iddiası değildir, bizzat Tevfik Fikret’in kendi açıklamaları, kendi şiirleridir. Burada size onun 2 şiirinden kısaca örnekler vereceğim: Tarih-i kadim, Tarih-i kadime zeyl ve Halûk’un Amentüsü, onun çok meşhur şiirleri arasında. Kadim: eski, zeyl: ilâve, amentü: iman ettim demektir. Fikret, Tarih-i Kadim şiirinde, bir Bulgar, bir Moskof öfkesinden kırk bin batman daha ağır bir öfkeyle tarihimize saldırıyor ve diyor ki: 
“Her şeref yapma, her saadet piç/ Her şeyin iptidası, âhırı hiç/ Din şehit ister, âsûman kurban/ Her zaman, her tarafta kan, kan, kan/ Kahramanlık, esası kan vahşet/ Beldeler çiğne, ordular mahvet/ Kes, kopar, kır, sürükle, ez, yak, yık/ Ne aman bil, ne ah işit, ne yazık...” 
Tevfik Fikret, bizim ordularımıza, bizim komutanlarımıza böyle yumruk sıkarak diş gıcırdatıyordu. Fikret, Kur’an’dan “köhne kitap” diye bahsediyordu. “Fikirlere mezar olan Kur’an sahifelerinin yarınlarda yırtılacağını” iddia ediyordu. 
Mehmet Akif’in dindarlığıyla aklınca alay eden ve ona “Molla Sırat” diye sataşan Fikret, dinsizliğini alenen bağıra, bağıra yazıp çiziyordu. M. Akif’e diyordu ki: “Ben de âşıktım ezan nağmesine/ Bir de koşardım ki o Allah sesine/ Ben de tesbih elde dua ettim, oruç, namaz/ Hepsini hepsini yaptım boşu-boşuna/ Çünkü telkinlere aldanmıştım/ Kandığın şeylere ben de kanmıştım/ Bilmeden, görmeden iman ettim/ Nefsimi dinime kurban ettim/ Sevdim Allahı da peygamberi de/ O olay kaldı bugün hep geride/ Git ara kiliseyi, gez Kâbe’yi/ Dinle tekbiri işit çan sesini/ Göreceksin ki bütün boşluktur/ Umduğun beklediğin şey yoktur.../ 
Mehmet Akif’in Fikret’e ve Fikret gibilere verdiği cevap meşhurdur: 
“Serseri! Hiç birinin mesleği yok! meşrebi yok!/ Feylesof hepsi fakat, pek çoğunun mektebi yok!/ Şimdi Allah’a söver, sonra bırak bol para ver/ Hiç utanmaz, Protestanlara zangoçluk eder” 
Doğrusu Fikret, Protestanlara zangoçluk ederek çan çalmadı. Ama Sevgili oğlu Halûk, Amerika’ya giderek orada Protestan papazı oldu. Tevfik Fikret de 2. Abdülhamid Han’ı öldürmek isteyen Ermeni militanı Jorris’e: “Ey şanlı avcı tuzağını boşuna kurmadın/ Attın fakat yazık ki, yazıklar ki vurmadın” diye başlayan mısralarla alkışlayan bir gâfil, bir ruhsuz, bir köksüz adam olarak yaşadı ve yazdı. 
Şu son günlerde, Fransa Meclisinin Ermeniler lehine aldığı karar dolayısiyle bazı televizyon kanallarında açık oturumlar düzenleniyor. O programlarda yüzde yüz Ermeni ağzıyla konuşan Türkçe isimli yeni Tevfik Fikret’ler görüyorum. Bizim eğitim sistemimizin yetiştirdiği bu ruhsuz, bu beyinsiz, bu aşağılık insanlardan iğreniyorum. 
Demek ki T.Fikret gafleti ve ihaneti devam ediyor diyorum.


Bu yazı 704 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 30 Mart 2013 Allaha ısmarladık
    • 10 Mart 2013 Anıtkabir'de Kral Abdullah'ın gözyaşı
    • 4 Mart 2013 Hocalı'da Ermeni ve Rus vahşeti
    • 25 Şubat 2013 Ah Enver Ağabey!
    • 24 Şubat 2013 Sinoplu gençleri kim tahrik etti?
    • 18 Şubat 2013 Kemalizmin millet anlayışında dinin yeri yoktur
    • 4 Şubat 2013 Türk Olmak Şereftir
    • 21 Ocak 2013 Nazım Hikmet'e niçin saygı duyayım? -ll-
    • 14 Ocak 2013 A. Menderes'e tekme tokat dayak, Apo'ya renkli televizyon
    • 13 Ocak 2013 Terör biter mi dersiniz?
    • 31 Aralık 2012 Soner Yalçına Açık Mektup
    • 25 Kasım 2012 Turan Yazgan Hoca da...
    • 23 Ekim 2012 Fazıl Say cayırtısı
    • 21 Ekim 2012 MHP Devlet Bahçeli'yle büyümüyor, büyümeyecek!
    • 8 Ekim 2012 Atsız Şaman mıydı?
    • 1 Ekim 2012 Balyoz davasının hakimi ben olsaydım...
    • 9 Haziran 2012 Abdurrahim Karakoç (1932-2012)
    • 9 Nisan 2012 Ordumuzu siyasete bulaştırmamak
    • 1 Nisan 2012 Türk Ocakları 100 yaşında
    • 5 Mart 2012 Hocalı mitinginde bir yanlışımız

    Yazarlar

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    6,988 µs