En Sıcak Konular

Aziz Dolu

Atabey
Aziz Dolu
26 Ocak 2012

Yeni Anayasa ve Türklük Tartışmaları



Yeni Anayasa ve Türklük Tartışmaları

Bugün Türkiye’nin siyasî fırkalarıyla (party/parti) ilgili olarak tarafsız gözle bir değerlendirme yapılacak olsa, nasıl bir sonuç çıkacağı ayan beyan (apaçık) ortadadır. Şöyle ki, bir siyasî fırkamız sâhil beldelerinde kadeh tokuşturup, sefa sürmekte… Bir siyasî fırkamız dağa çıkmış, eşkıyacılık oynamakta… Bir siyasî fırkamız İç Anadolu’ya kapanmış, âlem yapmakta… Ve bir siyasî fırkamız da iktidar olmanın verdiği sarhoşlukla, semah dönmekte… Bu ‘ahval ve şerait’ içinde yani hâlde ve şartlarda, millî meclisimizin çatısı altında birlik ve beraberlik nasıl sağlanabilir? Yahut sağlanır mı? Dahası yeni bir anayasa yazılır mı?

Muhalefetten kasıt nedir? Muhalefet demek, iktidara aday olmak demektir. Bu iddia ile meclisin kapısından girmelidir muhalifler. Bu da ancak projelerle, beyin fırtınaları ile olur. Aksi takdirde, bir zaman sonra “karakolda doğru söyler, mahkemede şaşar” türküsünü söylemek zorunda kalır ki; bu acınası durum, muhaliflerin mensup olduğu siyasî fırkanın meclisin dönerli kapısında dönmeye başladığının, dolayısı ile de erime sürecine girdiğinin bir belirtisidir. Ha bu arada Osman Zeki Yüksel Bey’i, nam-ı diğer ‘Serdengeçti’ üstâdımızı da hürmetle yâd edelim dostlar. Zira ülkemizin siyasî fırkalarını, siyasetçilerini çok iyi tahlil etmiş ve isabetli olduğu konusunda hiç şüphe duymadığımız “Döneklik meclisin kapısında başlıyor.” teşhisini ortaya koymuştur.

Sol’un proletarya masalı; İslâmcıların, soyu-sopu bir tarafa atan, hatta biraz da lâf ebeliğine (demagoji) kaçan “Müslüman’ız” kuruntusu vs. (ve sair) sürüyle olgu insanımızın dimağını (akıl) altüst etmiştir. Peki, ama hangi Müslüman? Sudanlı mı, Endonezyalı mı; Arap mı, Farisî mi? Yahut Amerikalı mı? Bu bağlamda azınlıktan (etnik) olma ve sair (diğer) dürtülerden yahut bilemediniz kıskançlıktan kaynaklanan birtakım kuruntularla, ‘Türk’ sözcüğünü mesele yapanların da artık akl-ı selim düşünmesinin zamanı gelmiş de geçmektedir. Zira ‘Türk’ sözcüğünün mesele yapılmasının mantıksızlığı ortadadır. Neden derseniz, ‘Osmanlı’ sözcüğünün yerine kullanılmış bir kavramdır da ondan. Muhtevası da (içerik) kültür birliği ve anayasal vatandaşlık ilkesine dayanır. Dil, din, ırk… gibi olgulara bakmadan, ‘millet’ olmayı esas alır. Bu milletin adı da ‘Türk Milleti’ olarak konmuştur. Yani ‘Osmanlı Milleti’ deyimi, yerini ‘Türk Milleti’ söylemine bırakmıştır. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin resmi görüşü Yörük, Türkmen, Kürt, Çerkez, Tatar, Zaza, Terekeme, Abdal, Gürcü… gibi boy adlarını; Hanefî, Şafiî, Caferî, Mevlevî, Alevî, Bektaşî, Nakşibendî… gibi dinî oluşumları; işçi, köylü, memur… gibi toplumsal katmanları; dahası Rum, Ermeni yahut Hıristiyan, Yahudi gibi ırkî veya dinî nitelikli sınıflandırmaları yok saymamakla birlikte, bunları bir ebru ahengi ile kaynaştıran ‘millet’ kavramını temel almıştır. Ve bu temel, anayasa ve kanunlarla da güvence altına alınmıştır. Tabi bu arada bazı kanunlarımızın arızası, yanlışlığı, boşluğu… olabilir. Hâliyle “Beşer, şaşar.” sözü boşuna söylenmemiştir. Ki dışarıdan alındığı için millî bünyemize uymuyor da olabilir. Bu durumda yapılması gereken kırıp-dökmeden, eğip-bükmeden; en güzel yasaları, en güzel kanunları ortaya koyma çabasını, azmini, becerisini… göstermeye çalışmak olmalıdır.

İlerleyen günlerde yeni anayasa tartışmalarının, mülâhazalarının ayyuka çıkacağı malûmunuzdur sanırım. Bu zaman zarfında siyasî fırkalarımıza hem büyük sorumluluk hem de büyük iş düşmektedir. Hâliyle muhalefet karakolundan, iktidar mahkemesine kadar kat’edilecek yol, geçirilecek süre iyi değerlendirilmeli; omurgalı bir siyaset icra edilmelidir. En önemlisi de, en kısa zamanda adam gibi bir anayasa hazırlanarak, bu büyük milletin hizmetine sunulmalıdır. Öyle, kapısına büyük yazmakla ne binalar ne de içindekiler büyür cancağızlar. Büyüklük, millete hizmet etmekle ölçülür. Türkiye Büyük Millet Meclisine adım atan zevat (kişiler) Türkiye’mizin, Büyük Milletimizin meclisi olma iddiasını, kaygısını yüreklerinde taşımalıdırlar. Zira gönül rahatlığının yolu halka hizmetten geçer. Halkın razı olduğundan, Hakk Teâlâ da razı olur vesselâm..  
Antalya–27.12.2009

Aziz Dolu Atabey
azizdolu.blogcu.com



Bu yazı 425 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 16 Temmuz 2017 Ömer Halisdemir
    • 5 Temmuz 2017 Musul; Nureddin Zengi'nin Yadig
    • 23 Mayıs 2017 Ra, Rab, Tanrı ve Türkler
    • 7 Mart 2017 Türkiyeyi Ve Dünyayı Anlamak
    • 14 Ocak 2017 Rainadan, Radikalizme
    • 1 Ocak 2017 İslam, İslamcılar ve Anarşizm
    • 22 Aralık 2016 Kurt Ulur, Vatan Kurtulur
    • 7 Aralık 2016 Şangay Bilmem Ne Kaçlısı
    • 20 Kasım 2016 Başkanlık Tartışmaları
    • 20 Kasım 2016 Fıratın İki Yakasını Bir Araya Getirmek
    • 7 Ekim 2016 Bir Meşrep Olarak Alevilik
    • 22 Eylül 2016 Piruz Dilenci; Güney Azerbaycanın Özgürlük Ateşini Harlayan Adam
    • 11 Eylül 2016 Bu da oldu; Atatürkün resmine sansür
    • 31 Ağustos 2016 Yüksekova İl Olmalı
    • 18 Ağustos 2016 Yapılandırma Ayarlarına Dönüş
    • 8 Temmuz 2016 Atatürk Türkiyesinden, Humeyninin İranına
    • 2 Temmuz 2016 Akıl ile vicdanın hasbıhali
    • 2 Temmuz 2016 Almanların Maskarası, Çerkezlerin Yüzkarası
    • 29 Mayıs 2016 Bir, Üç, Beş
    • 23 Mayıs 2016 Otizmliler, ille de AKP diyormuş

    Yazarlar

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    5,811 µs