En Sıcak Konular

Yavuz Bülent Bakiler
Konuk Yazar-Türkiye
Yavuz Bülent Bakiler
15 Ocak 2012

Rauf Denktaştan dinlediklerim



Rauf Denktaş, dün, rahmet-i rahmana kavuştu. Yürekli devlet adamlarımızdan biriydi. 88 yıllık ömrü, büyük çilelerle, büyük hizmetlerle geçti. Gerçi iki defa, Kıbrıs Devlet Başkalığına seçildi ama Kıbrıs Türk’ü bir başka seçimde, onun yerine Marksist Leninist bir kimseyi de oturttu. Rauf Denktaş’ın ve milletimizin büyük hüsranlarından biri de herhalde budur. Rauf Denktaş’ı derin bir hürmetle ve rahmetle anarak, kendisinden dinlediklerimi burada özetlemek istiyorum: 
1976 yılında Ankara Televizyonunda çalışıyordum. Genel Müdür Prof. Dr. Şaban Karataş idi. Bana yeni bir vazife verdi: 
-”İslam Konferansının 7.’si bu sene İstanbul’da yapılacak Kıbrıs’a git! Kıbrıs’tan İslam Konferansına, başlıklı canlı bir program hazırla!” dedi. Nisan ayının ilk haftasında Kıbrıs’a gittim. Tabii olarak Rauf Denktaş’la da makamında görüştüm. Bana anlattıklarını olduğu gibi milletimize de duyurdum. Tesbitlerini ömrüm boyunca unutmayacağım. Siz de benim yerimde olsaydınız, büyük ürpertilerle dolup taşardınız. Merhum Denktaş diyordu ki: 
“... Kıbrıs çıkarmasının başından sonuna kadar Allah bizi korudu. Allah bizimle beraberdi. Kıbrıs Harekâtı, sabahın çok erken saatlerinde başladı. Yanıma Osman Örek’i alarak bizim kumandanlarımızın bulunduğu çadıra koştum. Çıkarma hakkında bize bilgi verdiler. Ayrılmak istediğimizde bizi arabamıza kadar uğurlamak istediler. Ben çadırdan ayrılmamaları için ısrar ettim. Fakat onların misafirseverlikleri ağır bastı. Birlikte arabamıza kadar yürüdük. Çadırdan 15-20 metre kadar ayrılmıştık ki, oraya bir havan topu isbet etti. Biz kumandanlara gitmeseydik veya onlar çadırda kalsalardı, harekâtın daha ilk saatinde, bütün kumanda heyetimizi kaybederek büyük bir felaketin içine düşecektik. 
Mücahitlerimizin bulunduğu bölgeye gitmek için Kumanda Merkezinden ayrıldık. Bir süre sonra, sağımızdan-solumuzdan, altımızdan üstümüzden kurşunlar geçmeye başladı. Aman ne oluyoruz? derken anladık ki, arabamız yanlışlıkla, Türk Birliğiyle Yunan Birliğinin savaş alanının tam ortasına girmiş. Yara almadan oradan da geçtik. Allah bizi korudu. Allah bizimle beraberdi. 
Bir süre yol aldıktan sonra, gördüm ki silahlı kuvvetlerimizin paraşüt birlikleri, yavaş yavaş Kıbrıs toprağına inmektedirler. Arabamızı durdurdum. Paraşütçülerimizle görüşmek, hal-hatır sormak istedim. Bir teğmen veya üsteğmen yere inmişti. Paraşütünü toplayıp yanına koymuştu. Arkadaşlarının inmesini bekliyordu. Onun yanına yaklaştım. Beni tanıdı ve tekmil verdi: 
-Bir şeye ihtiyacınız var mı? Size nasıl yardımcı olabiliriz? diye sordum 
-Hiçbir şeye ihtiyacımız yok. Bir endişe de duymuyoruz. Çok huzurluyuz. Çünkü bu ovada bizi, belki on bin, belki yüz bin şehidimiz, beyaz atlar üstünde, kar beyazı kıyafetleriyle karşıladılar! diye cevap verdi. Gözlerine dikkatle baktım. Acaba hayal mi görüyordu? Vehimli miydi? 
-Efendim dedi ben müsbet bilimler okudum. Gördüklerim katiyyen hayal değildi. On binlerce şehidimizi, sizi karşımda gördüğüm gibi gördüm. 
Rauf Denktaş dedi ki: Böyle durumlarda Radyoevinin yerini derhal değiştirmek lâzımmış. Çünkü jetlerimize, vuracakları hedefleri göstermek için radyo yayınlarının çok büyük önemi varmış. Biz bunu bilmiyorduk. Rum kuvvetleri, Radyoevimize bomba yağdırmışlar. Bir havan topu, çatısına düşmüş. Üçüncü ve ikinci katları delerek birinci kata inip orada kuzu gibi kalmış. Patlasaymış felaketimiz olacakmış. Patlamamış. Çünkü Allah bizimle beraberdi!..” 
Şimdi siz de, Rauf Denktaş’ın aziz ruhu için bir Fatiha okur musunuz! 


Bu yazı 379 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 30 Mart 2013 Allaha ısmarladık
    • 10 Mart 2013 Anıtkabir'de Kral Abdullah'ın gözyaşı
    • 4 Mart 2013 Hocalı'da Ermeni ve Rus vahşeti
    • 25 Şubat 2013 Ah Enver Ağabey!
    • 24 Şubat 2013 Sinoplu gençleri kim tahrik etti?
    • 18 Şubat 2013 Kemalizmin millet anlayışında dinin yeri yoktur
    • 4 Şubat 2013 Türk Olmak Şereftir
    • 21 Ocak 2013 Nazım Hikmet'e niçin saygı duyayım? -ll-
    • 14 Ocak 2013 A. Menderes'e tekme tokat dayak, Apo'ya renkli televizyon
    • 13 Ocak 2013 Terör biter mi dersiniz?
    • 31 Aralık 2012 Soner Yalçına Açık Mektup
    • 25 Kasım 2012 Turan Yazgan Hoca da...
    • 23 Ekim 2012 Fazıl Say cayırtısı
    • 21 Ekim 2012 MHP Devlet Bahçeli'yle büyümüyor, büyümeyecek!
    • 8 Ekim 2012 Atsız Şaman mıydı?
    • 1 Ekim 2012 Balyoz davasının hakimi ben olsaydım...
    • 9 Haziran 2012 Abdurrahim Karakoç (1932-2012)
    • 9 Nisan 2012 Ordumuzu siyasete bulaştırmamak
    • 1 Nisan 2012 Türk Ocakları 100 yaşında
    • 5 Mart 2012 Hocalı mitinginde bir yanlışımız

    Yazarlar

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    6,235 µs