En Sıcak Konular

Namık Kemal Zeybek
Konuk Yazar-Aygazete
Namık Kemal Zeybek
1 Ocak 1990

Türban mı? Nerede?



Neredeyse basınımızın tamamı konuyu 'türban' olarak adlandırıyor. Tartışmalar da bu kelime üzerinden yürütülüyor.
Geçenlerde değerli bir rektörümüz basın toplantısında görüşlerini açıklarken son hükmünü verdi.:
-Biz başörtüsüne karşı değiliz... Türbana karşıyız.
Sayın rektör kız öğrencilerin türban takarak üniversitelere girmesine karşıymış; başörtü olursa mesele yokmuş... O kadar çok 'türban, türban' denildi ki şimdi işin gerçeğini nasıl anlatabiliriz bilmem... Bu yazımı okuyan çokları da beni 'eski köye yeni adet' getirmekle suçlayabilirler. Ya da yerleşmiş tartışmaya yeni tanım...
Gerçekte ise, sadece kelimenin sözlükteki anlamını hatırlatmak istiyorum...
Son seçimlerde 'sağcılar şu partiye, solcular da bu partiye oy versin' diye dâhiyane bir propaganda tekniği keşfedilmişti ya... Ondan esinlenerek ben de diyorum ki: " Sağcılar Dil Kurumu'nun, solcular Dil Derneği'nin Türkçe sözlüğüne bir zahmet bakıversinler." Hani, Dil Kurumu sağcı Türkçeyi, Dil Derneği'nin de solcu Türkçeyi savunduğu söylenir ya...
Zahmete girmek istemeyenler için ben baktım. Olduğu gibi yüksek huzurlarınıza sunuyorum:
Önce Dil Kurumu'nun sözlüğü:
"Türban: İnce kumaştan yapılmış, başı sıkıca kavrayan bir tür baş örtüsü."
Sonra Dil Derneği sözlüğü:
"Türban: İnce kumaştan yapılmış, başı sıkıca kavrayan bir baş örtüsü."
Türban kelimesi dilimize Fransızca'dan girmiş. Çünkü türbanın kendisi de Fransa'dan girerek bir ara modalaşmış idi. Daha çok da Avrupai yaşama tarzını seven hanımlar arasında yaygın bir başlık olarak... Şimdilerde de tek tük türban takanlara rastlıyorum. Çok az da olsa örtünmek amacıyla da türbanı tercih edenler oluyor.
Üniversitelerde mi? Belki vardır ama ben rastlamadım.
- Peki o üniversiteye sokulmayan kız öğrencilerin başlarındaki ne?
- O işte başörtüsü...
- Ama bizim annelerimizin, ninelerimizin bağladığı gibi bağlamıyorlar.
- Başını örtmeyenler de annelerimizin ve ninelerimizin giydiği gibi giymiyorlar. Giyimler modernleşti. Bunun gibi başörtü bağlayan hanımlar da kendilerini daha alımlı gösterdiğini sandıkları başörtü türleri ve bağlama biçimleri geliştirdiler. Kimisi salt inancından, kimisi yakıştığını düşündüğünden, kimisi modaya uyduğundan, kimisi örtenlere baskıya tepki olarak, kimisi düzene karşı olduğundan başörtüsü kullanıyorlar... Kimisi üniversiteyi bitirince de başörtülerini koruyorlar, kimisi de açıyor. Bu işin ne büyütülecek yanı ne de yasaklanarak sağlanacak bir yararı var...
- Ama bu bir siyasi simge...
- Olsa ne olur, ama değil... Başörtülü öğrenciler içinde her parti taraftarları var. AKP'liler de, MHP'liler de, SP'liler de, BBP'liler de, DP'liler de, ANAP'lılar da, CHP'liler ve SHP'liler de var. Kiminde çok kiminde az ama var.
- Üniversitelerde başörtüsü yasağı kalkarsa kısa sürede başı açık kız öğrenci kalmaz, diyenler var.
- Yanılıyorlar... Geçmişte yıllarca yasak yoktu ama çoğunluğun başı açık kaldı.
- Peki sizce ne yapılmalı?
Bence insanların başlarının dışıyla uğraşmaktan vazgeçip, içini geliştirmeye bakılmalı. Üniversitelerimiz, insanlarımıza, olaylara, akıl ve bilim çizgisinden bakmayı öğretmeli. Hepimiz insan sevgisini ve farklılıkları hoşgörmeyi öğrenmeli ve öğretmeliyiz.
Bir de kelimelerin anlamlarını saptırmamalıyız. Türban, türbandır, başörtüsü başörtüsü...



Bu yazı 572 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 8 Şubat 2011 Mehmet Akif Arnavut mu?
    • 12 Ocak 2011 Nasıl Bir Türkiye?
    • 3 Ocak 2011 Kürt Sorunu mu? Kürtçe Meselesi mi?
    • 19 Aralık 2010 Yüce Kuran ve Çevirileri
    • 5 Aralık 2010 Kalkanın Ardındaki Planlar
    • 24 Kasım 2010 3997 Kitap Okuyan Adam
    • 19 Kasım 2010 Füze Kalkanı mı? Sakın ha!
    • 10 Kasım 2010 İranla Dost Olmayalım mı?
    • 31 Ekim 2010 TÜSİADın Adı Ne Olacak
    • 25 Ekim 2010 Düşünür ne düşünür yazar ne yazar
    • 19 Ekim 2010 Padişahlığı İsteyen Parti
    • 8 Ekim 2010 Maun Suresinin Anlamı
    • 17 Eylül 2010 Milli Birliğe açılalım
    • 30 Ağustos 2010 İslamda Tarikat
    • 25 Ağustos 2010 İslam Düşmanı,İslam Düşmanı değilmiş
    • 22 Ağustos 2010 Atatürk dindar bir insandı
    • 12 Ağustos 2010 Milli İrade ne ister?
    • 5 Ağustos 2010 Hangi Milliyetçilik?
    • 25 Temmuz 2010 Evet mi? Hayır mı?
    • 11 Haziran 2010 Cihat Kültürü ve İslamda Cihat

    Yazarlar

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    6,504 µs