En Sıcak Konular

Umut Bulut

Umut Günlüğü
Umut Bulut
11 Eylül 2011

''Erkek'' Bir Şair: Olcay Yazıcı



Tek başına girdiğiniz kavgalardan hiç sıyrık almadan çıktıysanız, ya kavgadan kaçmışsınız ya da yalan söylüyorsunuz. Her ikisi de erkekçe değil. Oysa yaralı  ve yenik ayrıldığınız her kavga size erkek bir isim kazandıracak adınız her anıldığında sizin için ‘hiç kavgadan kaçmadı ve bize hiç yalan söylemedi’ diyecekler. Bu anlamıyla da erkek adam olmak biraz zor mevzu…

Söylemeniz gereken yerde susma mecburiyetiniz, kar zarar hesaplarının ötesinde susturulmuş  öteye itilmiş kenara çekilmiş iseniz mevzu biraz daha zorlaşır sizin için. Doğru bildiklerinizin arkasında kaya gibi durduğunuz yerde herkes bu kayadan bir şeyler koparmaya başlar. Yel kayadan ne koparır demeyin sürte sürte aşındırır ki şaşar kalırsınız.  

Hemen hemen herkesin söylenmesi zor bir mevzuu var ya da olmuştur. Boğazımızda düğümlenen, dilimize kadar gelemeyen netameli mevzular mesela… Susması demesinden zor mevzular. İnsanın içini acıtan acıttıkça kanayan kabuk tutmaz yaralar gibi… Her işin bir yolu yordamı var ama nasıl söylesem diye düşünüp durursunuz kara kara…

Deli ile veli arasında ince bir çizgide yürüyordu. Delilikti bir anlamda yürüyen kalabalıklara durun bu cadde çıkmaz sokak demek. Akıntıya karşı kürek çekmek itiraz etmek isyan bayrağı açmak, ben zincir kabul etmem demek…

Sokağa şekil veren büyük delilerin büyük bağırmalarıdır. Patlayan bir şarapnel parçası  gibi sesi sokak ortasında patlatıp dalga dalga öfken ve hayalin sesini yükseltti. Hayalini sesini ve öfkesini bütün ihtişamıyla patlatıp giden bir büyük dev geçti/ göçtü bu dünyadan. Olcay Yazıcı…

Bütün kırılmış ve örselenmişliğine rağmen o erkek duruşundan zerre kadar taviz vermedi büyük şair. Yatağını arayan su gibi bir boşluk bulup kendi mecraında akmaya çalıştı. Sözünü söyledi ve kenara çekildi. Bakın beni ben ne büyük şairim diye ortalığı ayağa kaldırmak gibi bir ucuzluğa asla tenezzül etmedi. Söyleyecek bir sözü vardı ve sessizce söyleyip sessizce gitti.

Kimseye eyvallahı yoktu olmadığı için de hep sükut suikastına maruz bırakıldı. Titiz titiz çalıştığı yazılar, en esaslı cümleler yarım kaldı bir umut bir sevda bir hayal yarım kaldı. Beklediğimiz özlediğimiz o en erkek ses yarım kaldı. Yerli milli dindar bir entelektüelin sahneden zamansız çekilişi izahı ve kabulü zor bir mevzu…

Kalça darbeleriyle hali hayatında onu sahneden aşağı itenler nedense timsah gözyaşlarıyla yine sahnenin başköşesini doldurdular onun sahneden çekilmesini fırsat bilerek. Bütün yalnız bırakılmışlığı ve bütün iteklenmişliğiyle birlikte bir ruhu uyandırmak istiyordu bu topraklarda yerli milli erkek bir ruhu...

Kök bilgiden gök bilgiye harmanladığı bir hayali onu kendi toprağının kök toplayıcısı  yapmıştı. Bu kökler üzerinden yükseltilecek yeni bir müktesebat kazandırmak istedi bu topraklara. Yazıda ve şiirde estetiğin ve derinliği çığlığı bir yerinde yarım kaldı sustu tıkandı. Yaşasaydı da susacak ve yarım kalacaktı bu türkü, kendi deyimiyle küstah ve cahil bir muhit karşısında onun en büyük ıstırabı durması gereken doğru yerde durma mücadelesiydi. Yine kendi deyimiyle bu vücudu temiz bir şekilde musallaya taşımıştı bu kâfi…

Yara dolu bir adamdı  yaralarıyla birlikte çekildi gitti bu kalem savaşından. Çizgisinde kırığı olmayan bir adamın onurlu ve erkek duruşuydu onunki…

Karadeniz gibi sert ve hırçındı aniden parladı her lafın üzerine. Ne yaptıysa ona zaten bu erkekliğe bir şey sürmemek yaptı. Her lafı yutmadı yutkunmadı, ağzına ne geldiyse söyledi pervasızca. Satamadı gitti lafını nitekim bu pazar onun pazarı değildi. Heyhat Çingene pazarında mücevher satılmazmış…

İşte öyle bir adamdı Olcay Yazcı zahiri sade batını derin…

Bilemedin be Olcay Abi bu zamanda erkeklik zor mevzu…

 

 



Bu yazı 1,056 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 8 Ağustos 2016 Fetö/PDY Yahut Dilenci Mafyasının çöküşü
    • 4 Şubat 2015 Cübbeli Yahut Çelik Çekirdek
    • 1 Kasım 2014 Gavura gavur denmeyecek
    • 17 Nisan 2014 Karizmatik Lider Kıtlığı
    • 8 Nisan 2014 İmam Şafii Camii İçin Kitap Bağışı Talebi
    • 5 Aralık 2013 Cemaat: İtibar ve masumiyet aşınması
    • 21 Ekim 2013 F.G:Kutsal Sürgün yahut Cem Sultan Sendromu
    • 25 Mayıs 2013 “Diyanet ayıplı hadisleri ayıkladı!”
    • 12 Nisan 2013 Türk toplumunda Kürt nefreti
    • 16 Haziran 2012 Bir vicdan bayrağı: Bülent Yıldırım
    • 17 Mayıs 2012 Din ve Mehdi Tartışmalarına Mütevazı Bir Katkı
    • 7 Mayıs 2012 Tarihin Yatak Odası
    • 27 Mart 2012 Kurtlar Vadisinde neler oluyor?
    • 26 Şubat 2012 Erbakan hırsız mı?
    • 19 Şubat 2012 Genç imamlar rahatsız
    • 17 Ocak 2012 Baydı artık Şu Hrant muhabbeti
    • 15 Kasım 2011 ''Dünyanın Memesinden Din Bahanesiyle Süt Sağanlar''
    • 21 Ekim 2011 Top sakal bırakmak Firavun adetidir
    • 11 Eylül 2011 ''Erkek'' Bir Şair: Olcay Yazıcı
    • 18 Temmuz 2011 Yerleşmek/ yerlileşmek

    Yazarlar

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    7,498 µs